"1. Hayatında biri var mı? Cevap 'Evet' ise o çok şanslı biri, kıymetini bilsin senin. Cevap 'Hayır' ise 2. soruya geç
2. Hayatında birinin olmasını ister misin? Cevap 'Evet' ise 3.soruya geç Cevap 'Hayır ise maalesef seninle yolumuz burada ayrılıyor.
3. Hayatında olmasını istediğin kişi, ben olabilir miyim? Cevap, 'Evet' ise merhaba, ben Aslı, soyadım şu. Telefon numaram bu. Şu şu sosyal medya hesaplarını kullanıyorum. Yaşım şu. Güvenilir birisi olduğunu hissediyorum ve bu gibi hislerimde de kolay kolay yanılmadığım için senden zarar gelmeyeceğinden eminim. Bu sebeple bu mektubu sana yazdım. Cevap Hayır ise sağlık olsun. Canın sağ olsun. Biz yine burada spor yapmaya, gülmeye, eğlenmeye devam ederiz."
Kendimi bütün ruhumla unutmanın uykusuna bırakmak istiyordum. Unutmam mümkün olsaydı, unutmak sürekli olsaydı, gözlerim kapansaydı da azar azar uykunun ötesine, mutlak hiçliğe gömülebilseydim, varlığımı artık hissedemez olacağım noktaya varsaydım, bir mürekkep damlasında, bir musiki ahenginde ya da renkli bir ışında erir giderdim ve sonunda dalgalar ve şekiller öyle büyürlerdi ki, hissedilemezin içinde silinir, yok olurlardı. O zaman dileğime kavuşurdum.
Nerden başlamalı! Çabuk çabuk kafamda kaynaşan düşünceler, hepsi şu dakikanın ürünü; ne günü var, ne saati, ne tarihi. Dünün bir olayı bana, bin yıl öncesinin bir olayından daha eski, daha önemsiz geliyor.