Bu kadar yürekten çağırma beni
Bir gece ansızın gelebilirim
Beni bekliyorsan, uyumamışsan
Sevinçten kapında ölebilirim
Belki de hayata yeni başlarım
İçimde küllenen kor alevlenir
Bakarsın hiç gitmem kölen olurum
Belki de seversin beni kim bilir
Kal dersen, dağlarca severim seni
Bir deniz olurum ayaklarında
Aşk bu özleyiş bu, hiç belli olmaz
Kalbim duruverir dudaklarında.
Ya da unuturum kim olduğumu
Hatırlamam belki adımı bile
Belki de çıldırır, deli olurum
Sana kavuşmanın heyecanıyla
Aşk bu, bilinir mi nereye varır
Ne durdurur özleyeni, seveni
Bakarsın ansızın gelebilirim
Bu kadar yürekten çağırma beni.
Ailenin ve arkadaşlarının ölümünü deneyimliyor ve maddenin ötesinde varlık olduğunu duyumluyorum. Bütün kültürlerde, insanların ruhsal aleme inandıklarını keşfediyorum. Bilimsel gözlemlerle eğitilmiş zihnim eleştirel sorular yöneltse bile, bunun gerçek olduğunu kalbim bana söylüyor.
"Seninle kaçmak için yalvarmayacağımı mı sanıyorsun? Kral görevim olabilir ama kalbim, Pae, sen neredeysen orada. Avuçlarının içinde, başparmağının ucunda. Eğer gidersen, seni takip ederim. Kalırsan, boyun eğerim. Çünkü benim için önemli olan tek parçama sahip olmadığın tek bir an bile olmadı. Seni sevmek beni önemli kıldı. Ve yeniden bir bütün olmanın özlemini çekiyorum."
"Kağıt üzerinde gerçekten bir şairi andırıyorsun ya da bir budalayı. Benim için
kendini mahvetmene izín vermeyeceğim."
"Mahvım olmanı istiyorum, unuttun mu?"