Avrupalılar sık sık Türkiye'nin kötü yönetildiğini, karışıklık içinde olduğunu söylüyorlar. Ancak, kanımca, yönetimleri övgüye değer. Zira Türkiye topal bacaklı birine benziyor. Her ne kadar müzmin hastalığı olduğu için Avrupalılar kadar hızlı yürüyemiyor ise de, ayaklarını bu derece ileriye sürüklemeye çalışması iyi bir şey olarak mütalaa edilmelidir.
Siyam heyeti başkanının Türkiye izlenimi·Kitabı okuyor
“Yazar kitabını besler, zayıf bölümlerini güçlendirir, korur, ama sonra kitap kendi büyür, yazarın mezarını belirler ve onu söylentilerden, bir süre de unutuluştan korur. Ama kendime dönecek olursam, ben kitabımı daha alçakgönüllü bir şekilde düşünüyordum; hattâ onu okuyacak olanları okurlarım olarak görmüyordum. Çünkü kanımca onlar benim değil, kendi kendilerinin okuru olacaklardı”
Fudayl şöyle derdi: “Yadırgadığın tüm devrin değişmesi de kardeşlerin müsâmahasızlığı da [ellerinle işlediğin] günahların sebebiyledir.”
Ve yine şöyle denmiştir: Haramdan rızık elde edilmesi, salih amel işlemede başarılı kılınmanın azlığındandır.
İbn Mes’ud (r.a.) şöyle derdi: Benim kanımca kul, -tövbenin, ilmin, itaat üzere istikametin bereketi olmasa- işlediği günahı nedeniyle önceden bildiği ilmi unutur. Her hâlükârda kula ne isabet etmişse o onun için hayırdır. Kendisine isabet eden genişlik ise bu ona Allah Teâlâ'nın kendisine şefkati ve lütfudur. Darlık ise; bu da Allah Teâlâ'dan kendisine imtihandır.
"İnsan doğduğu değil, doyduğu yerde yaşar" derler ya... Doğru değil bu.
Şöyle olmalı kanımca: İnsanlar, mutlu olacakları, kendilerini mutlu hissedecekleri yerde yaşamalılar.
Locke evlilik için rızamı istediğinde, seni eşi olarak kabul etmekten hoşlanacağını söylerken, perilerin değişken kişiler olduklarını da belirtmişti, malum; bu da kanımca, onun sadık bir koca olmayacağı anlamına geliyor. Jude’la cilveleştiğini ilk başta hiç anlatmadı ama biraz önce sorduğumda ‘fani duygular o kadar geçici ki o duygularla biraz oynamamak imkânsız’ dedi.