Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kant, dünyayı olduğu gibi bilemediğimizi, anlayışımızın sadece bizim yorumumuzla kısıtlı kaldığını söylemiştir. Objelerin gerçek doğalarının nasıl olduğunu bilmiyoruz. Sadece insanlara özgü algılarımızla o objeleri yorumluyoruz.
Örneğin insanlar dünyayı yarasalardan daha farklı deneyimler.
İnsanlar resimler görürken, yarasalar sonar sistemleriyle etraflarını inceler. İnsanlar renklerin ayrımına varır, köpeklerse dünyayı siyah beyaz görür.
Hiçbir deneyim diğerinden daha doğru değildir. Sadece farklıdır. Kimse mutlak gerçeğe sahip değildir, sadece mutlak gerçeğin kendilerine göre yorumlanmış haline sahiptir.
Groundwork of the Metaphysic of Morals (1 785) adlı eserinde Immanuel Kant, insanlara karşı ahlaklı davranış sergilemenin tek yolunun, onları kendi zenginliğimiz ve zaferlerimiz için bir "araç" olarak kullanmaktan değil, onlara "yalnızca kendileri oldukları için" değer vermekten geçtiğini anlatmıştır. Kant' a gönderme yapan Marx da şimdi burjuvaziyi suçluyor, burjuvazinin yeni bilimlerini, ekonomisini ve sergilediği "ahlaksızlığı" çok daha geniş bir alanda yerden yere vuruyordu.
Hegel’in Mantık kitabının başındaki Varlık kavramı gibi kavramlar yoğun ve şiddetli bir biçimde kavramsal-olmayanı ifade eder; Lask’ın ifadesiyle, kendilerinin ötesine işaret ederler.
Kapsamları gereği kendi kavramsallıklarından memnun değillerdir ama tam da kavramsallık sayesinde kavramsal-olmayanı kendi kapsamı olarak içerir, onu kendilerine benzetir ve dolayısıyla kendi içlerinde kapalı kalırlar.
Kavram fetişizminden, kavramların bu hallerinin bilincine vararak kurtulunabilir.Felsefi düşünüm, kavramsal olmayanı kavram aracılığıyla ele geçirir.Aksi takdirde, Kant’ın emri uyarınca kavramın içi boşalır, nihayetinde artık herhangi bir şeyin kavramı olmaz, dolayısıyla hükmünü kaybeder.
Bunun ayırdına varan, kavramın otarşisini(kendi kendine yetebilirliğini) iptal eden felsefe, gözlere indirilmiş perdeyi de çekip alır.
...
Kavram, diyalektik mantığın herhangi bir uğrağından farklı değildir.Kavramsallığın bu temayülünü değiştirmek, onu özdeş-olmayana yönlendirmek, negatif diyalektiğin mafsalıdır.
Kavrama içkin kavramsal-olmayan unsurun kurucu vasfının idraki, kavramın hiç düşünmeden yüklendiği özdeşlik zorlamasını çözer.
Bir anlam birliği olarak kavramın kendinde-varlık görüntüsünden sıyrılarak, kavramın kendi anlamı üzerine düşünmesi yönünde ilerlenir.