“Çocuğun bu metaneti orada bulunanların kalbini parçalıyordu. Zaten, bir felakete sükûn ve itidalle tahammül edenlerin manzarası, o felaket için ağlayıp çırpınanların manzarasından çok daha korkunç ve ezicidir. Kuru ve sabit gözlerin arkasında nasıl bir ateşin yandığı; yavaşça kalkıp inen göğsün içinde nelerin kaynadığı bilinmediği için, insan mütemadi bir ürkeklik ve tereddüt içinde üzülür…”
"Bazen geçmiş, şimdiki zaman ve gelecek öyle bir şekilde çarpışır ki, en beklenmedik sonuçları doğurabilir. Yarattıkları kaos, insanın hayatını yok etme gücüne sahiptir"
Demek ki aşk hırpalamadan, yıpratmadan, yormadan da yaşanabiliyordu. Fakat artık her şey kolayca elde edildiği gibi kolayca kaybetmeye de önayak oluyordu. Aradaki nesil farkı, bu dönüşümün temeliydi aslında. Zamanın döngüsü içinde değişen toplum ve insan; artan ihtiyaçlar, hırslar ve kaygılar karşısında kendini savunmaya
geçmiş, bu yeni düzene uyum çabası ise beraberinde hız, kolaycılık, kaos ve duygusal yozlaşmayı getirmişti. Bencillik en baskın karakter özelliğiydi, kimse kimseye değer vermiyordu artık.
*
Bir yanımız elimizle inşa ettiğimiz evde huzur içinde ölmek istiyor ; diğer yanımız ise delirmiş halde ,uyumlu olanı değil uyumsuzu tercih ediyor .
acıyı ve onun daha karanlık umutsuz gecesini seviyor ve hayatı başlangıcına götürecek ve evimizden kararmış temelleri dışında başka bir şey bırakmayacak bir karmaşa içinde ölmek istiyor.
Thanatos / Ölüm-Kaos Dürtüsü