Düğümler, istenildiği anda çözülmüyor. Bir söylemekle açılmıyor kapılar. Soracaklar, anlattıracaklar. 'Neden önce öyle diyordun da şimdi böyle?' diyecekler. Beni gene çileden çıkaracaklar sonunda. Yenilginin bile tadına varamıyor insan. Bütünüyle teslim olmanın keyfini süremiyor.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Özel bir örnek vermek gerekirse, dine itaate en etkili şekilde zorlayan öğreti parçası, cehennem ateşi tehdididir. Birçok çocuk ve hatta bazı yetişkinler, dini kurallara uymazlarsa ölümden sonra korkunç azaplar içinde yanacaklarına inanırlar. Bu, Orta Çağ boyunca ve hatta günümüzde bile büyük psikolojik acılara neden ollut olan dikkat çekici çirkinlikte bir ikna tekniğidir. Ancak son derece etkilidir. Adeta psikolojik telkin teknikleri konusunda derinlemesine eğitilmiş, sinsi ve hilekar din adamlarınca kasıtlı olarak planlanmıştır. Ancak eski papazların bu denli zeki olduklarından şüpheliyim. Çok daha olası olan şey, bilinçsiz memlerin, başarılı genlerin sergiledikleri sahte acımasızlık benzeri nitelikler yüzünden kendi hayatta kalımlarını garantilemiş olmalarıdır. Cehennem ateşi düşüncesi, oldukça basit bir şekilde, derin psikolojik etkisi nedeniyle kendi kendini sürekli kılıcıdır. Tanrı memi ile bağlantılı hale gelmiştir, çünkü her ikisi de birbirini güçlendirir ve mem havuzunda birbirlerinin hayatta kalabilmelerine yardımcı olurlar.
Dini mem kompleksinin bir başka üyesi inanç olarak adlandırılır. İnanç, kanıt olmadan körlemesine güvenmek demektir; hatta bazen karşıt kanıta rağmen güvenmektir. Şüpheci Tomas öyküsü, Tomas'ı takdir edelim diye anlatılmaz, aksine ona bakarak diğer havarileri takdir edebilelim diye anlatılır. Tomas kanıt talep etti ve bazı mem türleri için kanıt arama eğiliminden daha öldürücü bir şey olamaz. Diğer havariler, yani inançları kanıta ihtiyaç duymayacak kadar güçlü olan diğer havariler, bize, onları taklit edelim diye sunulurlar. Kör inanç memi, bireyin akılcı bir sorgulama yapma cesaretini kırmak şeklindeki basit bilinçaltı tedbirle kendi devamını güvenceye alır.
Kör inanç her şeyi haklı çıkarabilir. Bir adam farklı bir tanrıya inanıyorsa
Lice'de mimari yapılarda evlerin kapıları bile katırlara göre düşünülmüştü. Katırların, yükleriyle birlikte rahatlıkla içeriye girebilecekleri büyüklükte yapılırdı kapılar. Yağmurda, soğukta ve de dışarının meraklı gözlerinden kaçınmak için ihtiyaca göre düşünülmüş bir yapı tarzıydı eski Lice evleri.
Ne çıkar ben bir kapıyı açsam…
Açmasam ne çıkar? Çarpıp gitsem?
Ardındaki odalar çoktan yitmiş,
Kapılar yansa, ne çıkar…
Benim şu hayatta yaptığım en iyi ikinci iş;
-ki beni bilirsin kendimle ilgili çok hoş düşüncelerim yoktur
benim şu hayatta yaptığım en akıllıca iş;
Oltamın ucuna, uçurtma takıp
Gökyüzü avlamaktır.
Benim şu hayatta yaptığım en iyi sonuncu iş;
Kafamı duvarlara çarpıp çarpıp,
nihayet anlamaktır.
Diyeceğim o ki;
Kan revan bir ahmaklıktır…
Benim şu hayatta yaptığım en iyi üçüncü iş.
Ne çıkar sarsan yaramı ?
Sarmasan, öldürsen ne çıkar…
Ben çoktan tükürmüşüm ciğerimi.
Nefes olsan, ne çıkar…
Benim şu hayatta yaptığım en berbat doksansekizinci iş;
Almak seni. Çoğaltmak. Kendime katmaktır…
Benim şu hayatta yaptığım en berbat doksandokuzuncu iş;
Tutup seni düşlerime yakıştırmaktır…
Ne çıkar rüyalarıma girsen?..
Rüyalarımdan gitsen ne çıkar?