Sevgili Oğuzcuğum Atay
Eğer sen bu kitabı yazmamış olsaydın, bizler okumasaydık, okusaydık da anlamasaydık, anlamasak da okusaydık, ya da anlamış gibi yapsaydık, belli bir süre sonra anlayıp, bitmesini istemeyeceğimiz bir kitaptan haberdar olamayacaktık.
Atay'ın bu okuduğum tutunamayanlar dan sonra sonra ikinci kitabı. Bitti. Akıcı değildi. Bazı bölümleri çok açık ve net. Yaratıcı ve güçlü bir hayal gücüyle yazılmış olduğu ortada. Üşengeç olduğum ve yazma isteğimi yerine getiremediğim için Hep aklımdan şunu geçiririm '' keşke aklımızdan geçirdiğimiz şeyler için yanımızda yazıcı olsa da direkt çıktısını alsak''. Bu isteğim bir yazar tarafından yıllar önce düşünülüp yazıldığı için şaşkınım esasen. (dolaylı olarak)
Kitaptan biraz bahsetmek gerekirse Hikmet Benol kişilik bölünmesi yaşayan, mutsuz bir ailede büyüyen ve evlilikten de beklediğini bulamayan, sonrasında da sevgili Bilge ile de işleri sarpa saran, çokça yalnız ve çokça yorgun olduğunu dile getiren, içten içe yaşamak isteyen ancak yine içten içe ölümle yüzleşmek isteyen, yine bütün bu isteklere rağmen hayatı kafasında kurguladığı oyunlarla ve şahsına münhasır mizacı ile anlatan, oyunlarına Albayı da dahil eden baş karakter.
Kitabı sonuna doğru siz de anlıyorsunuz aslında bir oyunun içinde olduğunuzu. İstiyorsunuz ki yazar benimle yaşıt olsaydı ya da yaşayıp benim arkadaşım olsaydı da beraber iç dünyamızda birlikte oyun oynasaydık. Birlikte tutunamasaydık....