Kış soğuk olabilir ama çocuklarla birlikte her mevsim hep sıcacık…”
Bir sabah perdenizi açıyorsunuz ve karşınızda o büyüleyici, göz alabildiğine pamuk pamuk beyazlık…
Hangimiz çocukken bu manzarayı görüp de heyecanla dışarı fırlamadık ki?
Eminim bu duyguyu çoğumuz yaşamıştır
Kitapta, sabah camdan baktıklarında her yerin karla kaplandığını gören Yağmur ve Toprak’ın bitmek bilmeyen kar keyfine, kardan adam maceralarına ve kartopu oyunlarına ortak oluyoruz.
Eski kışların o saf neşesini çocuk kalbiyle hissettiren bu hikayede bir anne olarak en sevdiğim detaylardan biri de tatlı bir dille işlenen günlük rutinler oldu: "Yüz yıkamadan olmaz. Havlu ortaya atılmaz."
Hikaye, çocuklara karda oynamanın sınırsız eğlencesini sunarken, minik yaşam kurallarını da çok tatlı bir dille hatırlatıyor.
Siz kış mevsimini ve karı özleyenlerden misiniz?
Japonlar arasında "ayıp" diye bir şey vardır, görünür olanın iyi olmaması da bunlar arasındadır. Evin önünün temiz tutulması önemli, kirli bulunması ayıptır. Bahçenin de derli toplu ve bakımlı olması, ağaçların dışarı taşmaması gerekir. Başka ayıplar da vardır; mesela; iki arkadaş veya karı koca, bir başkasının görebileceği bir yerde el ele tutuşup yürümezler, rahat olup birbirini öpmezler. İşi bitirmemek de ayıptır.
Bir kimse elbisesinde dirhem miktarından fazla bir necislik bulsa ve kendisine ne zaman bulaştığını bilmese, ittifakla (bütün alimlerin ortak görüşüyle) geçmiş namazlarından hiçbirini iade etmez. Çünkü elbise göz önünde olan bir şeydir; sahibi veya başkası ona bir necislik bulaşsa bunu fark eder. O veya bir başkası bunu fark etmediyse, necisliğin hemen o anda bulaştığı anlaşılır. Kuyu ise böyle değildir; kuyu gözden uzak ve gizli olduğundan içinde ne olduğu (her an) bilinemez.