@okumacemberiolusturalim etkinliğimizde bu ayın beşinci kitabı @selyayincilik tan #intihardukkani oldu.
Karanlığın içinde parlayan bir tabela "İntihar Dükkanı". Son alışverişlerini yapan insanların uğrak yeri. Atalarından kalma bu dükkanda değerli müşterilerine son anlarında kullandıkları malzemeleri, "ölüm beni ırgalamaz" mümessilinden temin ederek onlara sunuyorlar. Oldukça değişik bir kitap. Türünde kararsız kaldım diyebilirim. Dükkanı işleten bir karı-koca ve isimleri bile karamsar, hayattan kopuk, depresif yetiştirilen üç çocuk. Ama üçüncü çocukları farklı, belki de sürprizden karanlığa doğan bir umut. Hem şaşırdığım, hem güldüğüm, zaman zaman "yok artık" dediğim yerler çok oldu. Bir kaç alıntı daha iyi açıklayacaktır merak edenler için.
"... kaç kez söylemek gerekiyor sana bunu? Buradan çıkan müşterilere 'görüşmek üzere' denmez, 'elveda' denir. Çünkü bir daha gelmeyecekler."
"... -geçen yılın istatistiklerini: her kırk dakikada bir intihar, yüz elli bin intihar girişimi, on iki bin ölü. Korkunç... - evet, korkunç. Ne kadar çok başaramayan var bu işi."
"... ben hazırladığım siyanüre ağzı serinletsin diye nane yaprağı katıyorum. Bunlar küçük ikramlarımız..."
"İnsan bir kez ölür ve bunun unutulmaz bir an olması gerekir."
"Kağıt torbanın bir yüzünde İntihar Dükkanı yazısı var. Öteki yüzünde ise şu yazı okunuyor : hayatta başarılı olamadınız mı? Bize gelin, ölümünüzü başaracaksınız!"
"Ölüm beni ırgalamaz mümessiline verilen bir sipariş : Bir koli kenevir istiyorum. Akşamları ben sarıyorum ipleri, insanlar el sanatları ürünleri seviyorlar. Siyanürde koyun, birde arsenikli toprak..."