Körlerin en kötüsü artık görmek istemeyen kördür.
10/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 03:38
Kötü olan gözlerin körleşmesi değil, kalplerin körleşmesi ve körlük bakmak ile görmek arasındadır. Daha da kötü olan gözler gördüğü halde kalplerin birbirini görmemesidir. Fiili olmasa da, ruhen veya kalben -ki kalp dediğimiz de aslında yine beynin düşünce, sezgi, süzgeç kabul veya ret süreçleridir- kör olduğumuz ya da kör olmayı seçtiğimiz bir çağda yaşıyoruz. Toplu olarak yaşamamızın sonucu olarak uymamız gereken kurallar, içinde bulunduğumuz koşullara uyum sağlamamız, kendimizi tekten ziyade çok olarak düşünmemiz sadece duyu organlarımıza mı bağlı? Bunlardan birini kaybedince biz biz olmaktan çıkıyor muyuz? Bide olanı yanımızdakinde yoksa onunla paylaşmayı mı seçiyoruz? Yıllar ilerleyip çağ atladıkça sağ duyumuzu daha mı çok kaybediyoruz? Oysa ki bir kişi düşündüğümüzün aksine dünyayı değiştirebilir. Kelebek etkisi misali.
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022132,2bin okunma
Puan vermedi·319 syf.··
2026 6. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 21:41
Derinden etkileyen bir kitap.. saat 03.09 arkada leyla the band çalıyor. “Gitme kaybedince daha çok seveceksin”. Felix gitti, kaybetti ve daha çok sevdi.. Çocukluğunda sevgisiz büyüyen Felix, Henriette’e bir merhemmiş gibi bağlandı. Henriette’nin aşkı kutsaldı onun için. Kayıp bir ruhtu o.. Henriette ise acılara göğüs germiş, inançlı, sadık bir kadındı. İnandığı değerlere olan sadakati, Felix’i uzaktan sevmesine ve onu bir dostu, evladı gibi görmesine sebep oldu. Tek isteği Felix’in kendini geliştirmesi ve aralarındaki aşka sadık kalmasıydı. Felix eğitimi ve işleri için Paris’e döndüğünde oyunu bozdu. Ruhsal aşka tatmini ona yetmedi. Tensel hazların tatminine yenik düştü. Arabella ile tensel bir bağ kurdu. Bunları duyan Henriette kederinden hastalandı ve çok geçmeden bu acıya yenilerek öldü. O vakitten sonra Felix pişmanlığı ve aşkı en acı hali ile yaşadı ve bunun zehrinden kurtulamadı. Acı dediğimiz şey bazı insanları olgunlaştırırken, bazı insanları hatalarla dolu birine dönüştürüyor. Henriette acıyla harmanlanmış, kendi doğrularını en net hali ile benimsemiş güçlü bir kadınken, Felix acılarla kaybetmiş kendini. Kendine uzak olan, herkese uzak olur.. Acılar, bahane edilmediğinde saygı duyulası olur.
Vadideki ZambakHonore de Balzac · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202553bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İncir Kuşları
Puan vermedi·328 syf.··
2024 4. kitabı
Kitap benim için dönüm noktam diyeceğim bir kitap oldu bu kitabı elime aldığımda sene 2014 idi ve ben 10 yaşında ufak bir çocuktum kitabın yarısına gelene kadar canımdan can gitti ve bana şükür ve minnet duygusunu çok güzel aşılayan bir eser oldu ben 2022 de tam 8 sene sonra bu kitabı şans eseri tekrar elime aldım ve yeniden aynı duygular ve daha büyük bir olgunluk ile okudum öncelikle kitapta geçen her şey yaşanmış bir Bosna Hersek hikayesi idir ve bu yüzden empati duygusunu çok üst seviye geliştirir. İnsanların sadece kimlikleri ve dinleri yüzünden yaşadıkları zulüm ise savaşın ne kadar yıkıcı olduğunu bir kez daha gösterir. Bu savaş yalnızca şehirleri değil, insanların hayatlarını, hayallerini ve sevdiklerini de nasıl yok ettiğini gözler önüne seriyor. İncir Kuşları, bana sadece bir hikâye anlatmadı; aynı zamanda barışın, özgürlüğün ve insan olmanın değerini hatırlattı. Bu yüzden benim için sıradan bir roman değil, yıllar geçse de etkisini kaybetmeyen ve her okunduğunda farklı duygular hissettiren çok özel bir eser olarak kalacak. "Özgürlüğün değeri,onu kaybedince daha iyi anlaşılır." "Acı,insanları birbirinden ayırdığı kadar birbirine de yaklaştırabilir." "Bazı yaralar yıllar geçse de kapanmaz,taşımayı öğreniriz." Ve son olarak kendimden bir alıntı ekleyeceğim;"10 yaşımda beni ağlatan bu kitap,yıllar sonra aynı satırlarla bu kez beni düşündürdü."
İncir KuşlarıSinan Akyüz · Alfa Yayınları · 202433,4bin okunma
Puan vermedi
Kuru Kız; adı bile olmayan, kendisine takılan bu lakapla yaşayan, kimsenin dikkatini çekmeden var olmaya çalışan bir kadın. Yalnızlığıyla baş başa bırakılmış, kim olduğu, ne istediği, nelerden hoşlandığı hiç merak edilmemiş kadınlardan sadece biri. Hayatın yükü daha küçücük yaşlarda omuzlarına bırakılmış, örselenmiş ve hep kenarda kalmış bir kız çocuğu. Onun bir adı yok; varlığı da sanki varla yok arasında bir yerde. Çevresindeki insanlar onun saf, hatta biraz akıldan yoksun olduğuna inanıyor. Bu durum ise Kuru Kız’ın işine geliyor; çünkü kimsenin ona yaklaşmamasını, hayatına müdahale etmemesini sağlıyor. İnsanlar ona kimi zaman acıyarak, kimi zaman da tiksinerek bakıyor. Daha küçük yaşlarda annesinin hastalanmasıyla ona bakmak zorunda kalıyor. Annesinin ölümünün ardından evin tüm sorumluluğunu üstleniyor. Sonrasında babasının geçirdiği kaza nedeniyle yıllarca onun bakımını da üstlenmek zorunda kalıyor. Babası da öldüğünde, hayatta kardeşinden başka kimsesi kalmıyor. Ancak onu da kaybedince yapayalnız bir yaşamın içinde buluyor kendini. Kuru Kız, yıllar boyunca başkaları konuşabilsin diye kendi sesini kısmış, kendi varlığını yok saymış bir kadın. Hiç duyulmamış, hiç görülmemiş biri. Çünkü kadınsanız, yaşınız kaç olursa olsun, hayatın yükü bir şekilde omuzlarınıza bırakılıyor. Yazar da bu gerçeği az ama etkili cümlelerle anlatıyor; söylemek istediklerini yalın bir dille, doğrudan okurun kalbine ulaştırıyor. Kitap, görünmez kılınan kadınların, sessizce taşınan yüklerin ve duyulmayan hayatların hikâyesi. Kuru Kız’ın yaşadıkları, sadece ona ait değil; birçok kadının hayatından izler taşıyor. “Aptal olmak üzücüydü ama aptal görünmek özgürlüktü…”
Kuru KızAyfer Tunç · Can Yayınları · 20237,9bin okunma
7/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 23:01
​ Meliha Çiftçi - Ve İnsan Kaybedince Anladı ​ "İnsanoğlu 'Bittim!' dediği an, Rabbi 'Yettim kulum!' diyordu."           ​Ve İnsan Kaybedince Anladı. Ne kadar doğru değil mi? Hiçbir şeyin kıymetini kaybetmeden anlamıyoruz. Hırpalıyoruz, kırıyoruz, döküyoruz; ancak bu kadar hoyrat davrandıklarımız elimizden gidince farkına varabiliyoruz. Peki, son pişmanlık fayda eder mi?       ​Yazarın Seven Sevdiğini Söylesin kitabında kısa da olsa karşımıza çıkan Zehra'nın hayatına bu kez yakından şahitlik ediyoruz.      ​Kızını trafik kazasında kaybeden, gözlerini ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde açan, vicdanının sesinden kurtulmaya çalışan ve eşinin bu süreçte onu yalnız bırakmasıyla acısına acı eklenen Zehra...      ​İnsan görmediği, bilmediği, öğrenemediği sevgiyi bir başkasına nasıl gösterir? Zehra da gösteremiyor; ne kızına ne eşine. Ama an geliyor, yaşadıkları ve yaptıkları yüreğine büyük bir taş gibi oturuyor. Okurken Zehra'nın acısını adeta yüreğimde taşıdım. İlk kitaptan tanıdığım Elif ve Ömer'e yeniden denk gelmek ise beni ayrıca mutlu etti.      ​Seven, sevdiğini kaybetmeden, iş işten geçmeden söylesin. Hatta kendimize bir iyilik yapalım; bu satırları okuyan kıymetli insanlar, yarın geç olmadan şimdiden sarılsın sevdiklerine.      ​Sevmek şifa, tebessüm sadaka, sarılmak ise en büyük ilaçtır... Eee, ne duruyorsunuz? Haydi, şifalanalım!     ​Kitapla ve sevgiyle kalın...
Ve İnsan Kaybedince AnladıMeliha Çiftçi Alver · Mavi Kuş Medya Yayınları · 20252 okunma
10/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2026 26. kitabı
Sömürge altındaki Hindistan'da başlayan hikaye dokuz yaşındaki Mary'nin odağından anlatılıyor. Mary zengin bir ailenin istenmeyen çocuğu olarak dünyaya gelen; ailesi tarafından sevgisiz ve ilgisiz bırakılan ama dadıları tarafından her istediği yapılan bir çocuk. Bütün bunların sonucunda şımarık, bencil ve kimi zaman da şiddete meyilli olarak büyümüş. Ailesini salgın hastalıktan kaybedince eniştesinin yanına, İngiltere’nin uçsuz bucaksız fundalık arazilerinden birinde yer alan Misselthwaite Malikânesi'ne yerleştirilir. Kapıları kilitli olan yüz odası, geceleri duyulan tekinsiz ağlama sesleri ve duvarla çevrilmiş, kilitli kapılar ardında saklı bahçeleriyle tuhaf bir yerdir burası. Burada kendisi gibi, uşakları tarafından el üstünde tutulan ama hiç gerçek bir sevgi görmemiş kuzeni Colin ile tanışır. Hiç bilmediği bir yerde, hiç tanımadığı insanların içinde Mary'nin başına neler gelecek, acaba ne maceralar yaşayacak? Sevgisiz büyümüş olan iki çocuğun, sevgi verildiğinde iyileştiğini anlatan sıcacık bir hikaye. Yalnızlık ve sevgisizlik kitapta öyle bir şekilde aktarılıyor ki bir yandan üzülüyor bir yandan da gülümsüyorsunuz. Hiç bilmediği duyguları keşfeden çocukların hikayesi bu kitap. Film izler gibi okutuyor, su gibi akıyor hikaye. Kaç yaşında olursanız olun kesinlikle okuyun.
Edebiyat
Gizli BahçeFrances Hodgson Burnett · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202111,7bin okunma