İçten içe hoşlanıyor mu tiksiniyor mu acaba
“Delikanlı etrafında olup bitenlerin farkında değildi. Başı, kollarıyla sardığı dizlerine dayalı, devamlı bir düşünceye dalmıştı; daha sesini bile işitmediğim zavallı yavrucak.
Gözleri kapalı olan genç rahip okşamanın farkında değilmiş gibi görünüyordu. Ama içten içe hoşlandığını sanıyordum; temiz bir biçimde ya da başka türlü, herhalde hoşlanıyordu, çünkü duygulu bir köpek yavrusundan daha uysal görünüyordu. Bu acayiplik de ne olsa gerekti? Bir baba şefkatinin belirtisi mi?”
Varlık Yayınları
“Genç keşiş etrafında olup bitenlere kendini kapayarak, başını dizlerinin arasına almış, sürekli bir meditasyon hâlinde oturuyordu: Henüz sesini bile duymadığım zavallı küçük adam.
Genç keşiş bu okşamalar karşısında gözlerini kapayarak umursamaz davranıyordu. Ama öyle tahmin ediyorum ki içten içe tiksiniyordu; nasıl bilemiyorum, ama tiksiniyordu, çünkü hiç itiraz etmiyordu, duygusal küçük bir köpek gibi itaatkâr davranıyordu. Bu tuhaf davranışın altında ne saklıydı? Bir baba şefkati göstergesi mi?”
Cem Yayınevi
Sayfa 178 - Varlık Yayınları (Yaşar Nabi Nayır), Cem Yayınevi (Zeynep Uysal)·Kitabı okudu
Varoluş sorununu çözmenin birçok yolundan
biri de, bize uzaktan güzel ve esrarengiz görünmüş olan kişilere yeterince yaklaşıp hiçbir sırları, hiçbir güzellikleri olmadığını
anlamaktır; sağlığı korumanın seçilebilecek çeşitli yollarından biri budur; pek tavsiye edilen bir yol olmayabilir ama yine de hayatımızı sürdürmemizi ve en iyisine ulaştığımıza ve en iyisinin pek matah olmadığına bizi ikna etmek suretiyle, hiçbir özlem duymamamıza imkân tanıdığından ölüme boyun eğmemizi sağlayan bir dinginlik verir bize.
En büyük hayaliniz, size hakaret etmiş olan adamı küçük düşürmektir. Ama ülke değiştirir ve bir daha adını bile duymazsanız, düşmanınız sonunda gözünüzdeki bütün önemi
kaybedecektir.
Kaptan tam kendisine yakışır bir jest yaptı, mavi kabanının yakası sanki onu boğuyormuş gibi hafifçe çenesini kaldırdı. Sonra da, kutsiyeti saygısızlığa uğramış bir firavun mezarının lanetli homurtusuyla açılan kapıyı itti. Kapıların dili olsaydı bu gıcırtı şunları söylerdi: "İsterseniz buyurun, günah benden gitti." İçeriye girdik.