• 188 syf.
    ·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
    Dostoyevski'nin şu ana kadar okuduğum tüm eserleri müthişti benim için. İnsan psikolojisini mükemmel yansıtıyor. İlk romanı olan İnsancıklar'dan sonra yazdığı ikinci eseri Öteki. Bana biraz da Suç ve Ceza romanından Raskolnikov'un ruh halini hatırlattı..
    Memur olan Golyadkin'in içinde ki benle, bilinç altında ki ikinci Golyadkin'le (Öteki) çatışmalarını okuyoruz. Aslında kendinden nefret ediyor, bilinç altında ki Goldyadkin'i kıskanıyor, ikinci Golyadkin olmak istiyor. Eser birçok kişiligi barındırıyor. Okurken olduğunuz ben'i ve olmak istediğiniz "öteki" yi sorguluyorsunuz. Kendinizi karakter arayışı içerisinde buluyorsunuz
    İnsan aradığı her şeyi kolay ya da zor bir şekilde buluyor ama kendini bir türlü bulamıyor. Herkesin bilinç altında Öteki'deki gibi olmak istediği, içten içe nefret beslediği, karaladığı ama aslında olmak istediği bir karakter yatıyor olabilir. Bu ruh halleri çok tehlikelidir. Yaşamı, hayatımızı zorlaştırır. Hakikati bulmak, hayatı insanları sevmek için önce kendimizi tanımamız, sevmemiz gerekir.
  • 400 syf.
    İnanılmaz tatlı bir kitaptı. Marilla ve Matthew kardeşler çiftlikte kendilerine yardımcı olması için bir erkek çocuk evlat edinmeye karar verirler. Ama bir yanlışlık sonucu evlerine kızıl saçları, iri gözleri, muhteşem bir hayal gücü ve susmak bilmeyen çenesiyle evlerine neşe getiren Anne'yi alırlar. Soğuk, neşesiz evlerine adeta bir güneş gibi doğar Anne. Kitabın en duygusal, insanın içini acıtan bölümü Anne'nin erkek çocuk olmadığı için istenmediğini anlaması ve gözyaşlarına boğulmasıydı.

    Anne muhteşem bir çocuk, tanıştığı herkese kendini sevdiren, büyük fikirleri olduğu için büyük laflar etmesi gerektiğini düşünen, doğanın güzelliklerini taktir edebilen, hem sevinci hem hüznü dibine kadar yaşayabilen bir kız. Fikirlerinde herkes kendisinden bir şeyler bulabilir. Bazı insanları sevmek çok kolaydır hiç uğraşmanız gerekmez. Ama bazı insanları sevmek zorunda olduğunuzu kendimize sık sık hatırlatmanız gerekir yoksa unuturuz diyor. O kadar haklı ki.. Tek kelimeyle bayıldım. Günlük yaşam içinde, hayatın neşesi, mücadelesi ve hüznü karakterlerle birlikte yaşayacağınız muhteşem bir serinin ilk kitabı. Devamını sabırsızlıkla bekleyeceğim.
  • Kendini sevmek mi ?
    .
    Herkesin dilinde son zamanlarda ‘ kendini sev ‘ ‘ kendini sev ‘
    Öyle canının istediğini yapmakla, ona buna sınır koymakla, kendini sevemez insan.
    Kendini sevmek zordur her insana nasip olmaz.
    Çünkü insan tanıdığını sevebilir.
    Hangimiz tanımadığımız şeyi sevebildik ?
    O yüzden kendini tanımakla başlar kendini sevmek.
    Tek bir bedeli vardır; ağır yüzleşme!
    İşte kendini tanımak önce cesaret ister
    Gidersin geçmişe, her anı ve her olayı tekrar gözden geçirip, anlayıp, yüzleşip kabullenmek gerekir.
    Yani her yaşını bilip, tanıyıp şimdiye getirmek gibi.
    Peki hazır mı insan her halini sevebilmeye?
    Önce yüzleşip sonra kabul edebilmeye.
    Bununda tek yolu geçmişindeki insanlarla bağını ya koparmak ya da yenilmek.
    Çünkü gerçek sevgi, iyileştirir, geliştirir, değer katar, ait hissettirir. Peki kendini böyle sevebilir misin ?
    Kendine o hassasiyeti, nizamı, anlayışı, sabrı gösterebilecek mi?
    Eğer öyleyse neden olmasın?
    Neden insan kendine sarılmasın?
    Neden olmuşu kabul edip yaşamasın ?
    Tek bir cevap geliyor ; cesaret !
    Sevmek cesaret ister.
    Kendini sevebilenler, kaygılarının yerine cesaret koyabilenlerdir.
    Ne dersin ?
    Dediğin gibi , kendini sevebilir misin ?
    Aşkım Kapışmak
  • Çünkü kendimizi severken sevdiğimiz şey, sevilmeye layık olan ben’lerimizdir. Bizim sevdiğimiz şey, sevilme durumu yada umududur. Sevgiye layık nesneler olmak, bu şekilde kabul
    edilmek ve bu kabulün kanıtına sahip olmak demektir.

    Kısacası: Kendini sevebilmek için sevilmek gerekir. Sevginin reddi -sevilmeye layık nesne statüsünün reddi- kendinden nefreti doğurur. Kendini sevmek başkalarının bize sunduğu sevgiden yola çıkarak oluşur. İkame edici şeyler kullanılsa bile, bunlar bu aşkın hileli dahi olsa kopyaları olmalıdır. Kendimizi sevmeye başlayabilmemiz için öncelikle başkaları bizi sevmelidir.
    Zygmunt Bauman
    Sayfa 114 - Versus Kitap
  • Mutlu olabilmek için insanın önce kendisini sevmesi gerekir. Kendini sevmek derken tavan yapmış bir egoyla kendini beğenmeyi kastetmiyorum. Kendini sevmek kendisi ile barış içerisinde olmak demektir. Bunun için insanın kendini tanıması gerekir. Kendini tanımak insanın kendisi hakkında her şeyi, en gizli yönlerini kabullenmesi, en zor şeyleri bilmesi demektir."
  • 126 syf.
    ·Beğendi·9/10
    Bu kitap sevme konusunda bazı önemli şeylerin farkına varmama yardımcı oldu. Okudukça kendimi keşfettim. Ben kesinlikle tavsiye ederim. Hafif bir şekilde konulardan bahsetmek istiyorum. Yazdığım şeylerin çoğunluğu çıkardığım notlar diyebiliriz. :)
    Hayatımız boyunca seveceğimiz ve bir ömür mutlu olacağımız kişinin öyle pat diye hayatımıza gireceğini ve hep o ilk seferki heyecan ile sevecegimizi sanırız. Aslında asıl marifet o girişte değildir. Devamını nasıl getirdiğinizdir. Sevebilmek bir sanattır ve bir sanatı öğrenmenin ve o sanatta ustalaşmanın de e tabi ki bazı yöntemleri vardır. Sevmek de tıpkı resim çizmek, odun yontmak gibi emek isteyen bir sanattır. Herhangi bir sanatta ustalaşmanın yolları vardır. Bunlar öncelikle disiplin, yoğunlaşma, sabır ve yapacağınız sanata olan eksiksiz bir ilgi gereksinimidir.
    Sevgi deyince bu kitap sadece
    ● cinsel sevgiden bahsediyor değil, içerisinde
    ● kardeşlik sevgisi, -Derken sadece kardeşimize duyduğumuz sevgi değil. Bu ailemizden biri olduğu için en kolayıdır. Bütün insanlığı sevmektir bu bahsettiğimiz.-
    ● anne sevgisi, - Anne sevgisi kazanılmaz, koşulsuzdur. Onun seni sevmesi için sadece onun evladı olman yeterlidir. Anne çocuğa bir tek hayatta kalma isteğini değil, yaşama sevincini aşılar. Küçükken şefkat göstermekle sevmek arasında fark vardır. Anne, çocuğu ondan ayrıldıktan sonra da sevmeyi sürdürebilirse gerçekten sevgiden söz edebiliriz. Baba sevgisine gelince o anne sevgisi gibi koşulsuz değildir. Kazanmak kurallara uymalı, babanın sevgisini haketmelisin. Bunun iyi yanı baba sevgisini kaybetsen de tekrar kazanabilirsin fakat anne için aynı şey söylenemez. Anne sevgisi varsa vardır yitirilmişse elde bir şey gelmez.
    ● kendini sevme, kendisini sevemeyen kimseyi sevemez kısaca.
    ● tanrı sevgisi, daha çok baba sevgisine benzer. Kazanmak için bizim bazı kurallara uymamız gerekir.
    Yazar bunları detaylı bir şekilde açıkladıktan sonra farklı örnekler üzerinden annenin ve babanın davranış şekillerinin ilerde çocuğun sevme biçimini, sevdiği insanları nasıl seçtiğini, nasıl insanlarla daha mutlu olabileceğini anlatıyor. Bu bölümü baya ilginç buldum. Örnekler içerisinde kendimi bulmaktan az da olsa korktum açıkçası. :)
    Son olarak incelemeyi bir alıntı ile kapatmak istiyorum. İyi günler dilerim.
    "Sevmek bir eylemdir edilgen bir duygu değil. Bir şeyin "içinde olmaktır" bir şeye "kapılmak" değil. En genel biçimiyle sevmenin etken yapısı, sevmenin al­mak değil öncelikle vermek olduğu biçiminde tanımla­nabilir."