Bâyezid-i Bistâmî şöyle demiştir:
Bir adamın keramet olarak havada bağdaş kurup oturduğunu bile görseniz, onun hâline aldanmayın! Allah'ın emir ve yasaklarına tam uyup uymadığını bilip görmeden, onun bu tür hallerine itibar etmeyin!
Henüz çoğumuz hayatın özünü anlayamayarak havada saadet,kuyu dibinde cennet arayan,birbirimizden keramet bekleyen,boş şeylere kapılan,vaatlere aldanan saf kimseleriz.
Tarzlar başkalaştı.İnsanın mayası hep o maya…Kötüler daha kurnazlaştı.Birbirine zarar verme ilerledi.Fenalık büyüdü.
"Ey Allah'ım! Bize istikamet bahşet,
Dünyada doğruluk gibi mutluluk olmaz. "
"Dosdoğru ol, elde etmek istersen keramet
Ki istikametten iyi, hiç keramet olmaz."
Mücadele yaşamının kritik anlarında hızır gibi yetişen kadınları unutamıyordu bir türlü. Kadın milletini böylesine hassas, fedakar ve aziz kılan neydi acaba? Onların yaratılış hamurlarının, mayalarının bileşiminde nasıl bir zenginlik, bir büyü ve keramet vardı acaba?