Hz.Zeyneb validemizin Peygamber hanesine sultan olmadan önce de başlattığı bir gelenek vardı. El emegi, göz nuru ile bir şeyler yapar, onları pazarda sattırır ve elde ettiği paranın tek kuruşuna dokunmadan infak ederdi. Bugün hanımlarımızın kermes dedikleri şey var ya onun Asr-ı Saâdet'teki halidir bu. Bazen de deri tabaklardı, bu çok zor ve ağır bir iştir ama Allah yolunda infak etmenin mutluluğuna erdiği için bu annemiz, bir an olsun bundan geri durmaz, sürekli bir şekilde bu infaklarını, hayırlarını devam ettirirdi. O, bu güzel özelliğinden dolayı, "Ümmü'l-Mesâkin/ Miskinlerin Annesi" diye anılırdı.
Sayfa 38·Kitabı okuyor
Din
Reklam
"Bence herkes katlabilmeli,' dedim. "Herkes icin vani. Dişli'yi başlatan her kimse onun lider istediğini düşünmüyorum. Bir kız kermes veya onun gibi bir șey yapmak istiyorsa öyIece... yapabilmeli."
Sayfa 150·Kitabı okudu
Kariyer uğruna Anneden mahrum yetişen çocuklar :(
Her ne kadar itiraf etmese de çocukların okul gezilerine, yıl sonu kermes lerine, dans gösterilerine, doğum günü partilerine, tatillerine katılamamak aslında ona çok zor geliyordu. Bütün bu anların asla geri gelmeyeceğinin farkındaydı ve buna çok üzülüyordu. Çalışan annelerin yaşadıkları o suçluluk duygusunu gayet iyi biliyordu.
Alıntı
Şölenlerimiz, kokteyllerimiz, gecelerimiz, gezmelerimiz karnımızı da ruhumuzu da doldurmadan çoğalarak geçer gider. Haftalarımızı doldursun istediğimiz bu geçici kermes havası, yaşamaya değer bir hayat sürmüyor olmanın sıkıntısını besler ve sonunda bir muhasebe defterinin acınası tekdüzeliğine dönüşür: "Bizi düğünlerin, ziyafetlerin debedebeli hayatlarından daha fazla mutluluktan uzaklaştıran başka bir yol herhalde yoktur çünkü sefil varlığımızı bir eğlence, zevk ve haz silsilesine dönüştürme peşinde bir hayal kırıklığından diğerine savruluruz, bunların mecburen peşi sıra gelecek olan, bu dünyada birbirimize söylediğimiz yalanları saymıyorum bile" diye yazar Schopenhauer.
"Çıtçıtçıya iki çay!" diye Kahveci Mestan'a bağıran Çıtçıtçı Alptekin’in ağzı kulaklarındaydı nedense… Pişmiş kelle gibi sırıtarak yüzünü bana çevirdi, "Hayırlı işler Muhterem Abim; bu hafta sağlam döşedi boruyu İdman Ocağı" dedi. Futbol tutkunu Alptekin’in küçük yaşlardan beri kendini ait hissettiği mahalle takımı İdman Ocağı… Sözüm ona bu sezon süper amatör kümeye çıkma hesabı yapıyormuş. Bir önceki kumarbaz başkan yüzünden kasa tamtakırmış. Genç yeteneklerin bir bir yuvadan uçmalarını önlemek maksadıyla mahallede kermes tertipleyecekmiş Alptekin ve yönetim kurulundaki arkadaşları. Tüm bunları yağlı poğaçasından aldığı iki ısırık arasında anlatmayı başarmıştı.
Theseus Yayınevi·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Reklam