Puan vermedi·399 syf.·
2026 10. kitabı
Genel olarak anılar, özellikle de tarihteki önemli olaylar ve kişiler hakkındaki kişisel anlatılara şüpheyle yaklaşılır.  Gerek zaman faktörü gerekse anlatıcinin abartı,  kafa karışıklığı gibi anlasilabilecek birtakım tutumları olabileceginden dolayı. Açıkçası kitabı begendigimi söyleyemeyeceğim. Benim bunca zaman yaptığım okumalardan vardığım sonuç şudur ki, Atatürk bir toplum mühendisidir. Toplumu ve okuma-araştırmalarından elde ettiği verileri harmanlayip uygulamaya koymayı bilmiştir. Tüm bunları belirli bir bilinç ve hedef dahilinde yapmıştır: Türkiye Cumhuriyeti 'ni ileri uluslar seviyesine çıkarmak için. Ancak anılarda Atatürk keyfiyet düşkünü , sinirli,  huysuz , kibirli, içkiyi merkezde tutan, o çok iyi bildiğimiz otokontrol yetisinden uzak olarak lanse edilmiş. Cemal Granda -kendi deyimiyle- bir uşak olarak her olaya tanık, her olayın icinde... Bir şeyhle ilgili şu bölüm çok dikkat çekiciydi: Atatürk, Harbiye'de öğrenciyken hafta tatillerinde Beykoz'da Yûşa Efendi Dergâhı'nın Şeyhine konuk gider, Şeyh te O'na ve beraber gelen öbür gençlere okulu bırakmamalarını, okuyup büyük adam olmalarını öğütlermiş. Atatürk bunu hiç unutmamış. Boğaz'dan her geçişimizde başını Beykoz'un üstündeki Dergâha doğru çevirerek eski anıları tazeler ve bize: — Eğer bize Şeyh Hazretleri okuma aşkı vermeseydi, halimiz nice olurdu? der dururdu. Açıkçası bu bölüm bana hiç inandirici gelmedi. Atatürk 'ün seyhler, şıhlarla ilgili düşüncelerini biliyoruz. Kişisel hayat ( doğru olduğunu kabul etsek bile) ihlali söz konusu birçok yerde. Yok efendim Ataturk Lüsyen Hanım 'i öpmüş,  yok efendim Rum bir kadınla dans etmiş,  yok Armstrong' un yazdıklarını okuyunca "Ona kesin Latife bilgi vermiştir," demiş. Doğru olup olmadığı bir yana gereksiz ve magazine varan ifadeler söz
1000k
Atatürk'ün Uşağının Gizli DefteriCemal Granda · Kent Kitap · 2010492 okunma
Keyfiyet Hanım, Roman İncelemesi
10/10
·120 syf.··
2026 12. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Nisan 2026 16:25
Keyfiyet Hanım romanında olay ve kişiler, Türkçenin o muazzam gücünü sergilemek için kurulmuş birer sahne gibi. Elbette roman çok kuvvetli bir olay örgüsüne, sürükleyici bir anlatıma, sahici karakterlere sahip. Romanın asıl kahramanı Keyfiyet değil de yazarın elinde yeniden canlanan Türkçemiz. Kitabı okurken kendinizi Türkçenin estetik kıvrımları arasında bir yolculuk yaparken bulacaksınız. Kadriye Gencer okuru dilin saf gücüyle büyülüyor. "Karısı ezanını kaybetmiş bir minare gibi duruyordu öyle." Kitapta yer alan bu cümle bile, romanın sadece bir hikaye anlatmadığını, aynı zamanda Türkçenin imkanlarını zorlayan bir dil işçiliğine sahip olduğunu kanıtlıyor bize. Yazarın dili ne kadar katmanlı ve incelikliyse, araya serpiştirdiği ironi de o denli ferahlatıcı. Bu durum, metnin bir yük gibi omza binmesini engelliyor; aksine okurun damağında 'şekerli bir esinti' bırakıyor. Dilin yoğunluğu, ironinin zekasıyla birleşince okuma süreci bir mecburiyetten çıkıp bir keyfe dönüşüyor. Yazar, Türkçeyi bir müze eseri gibi sergilemek yerine, onu ironiyle oyunbaz bir hale getiriyor. Kelimelerin o görkemli duruşu, yazarın muzip yaklaşımıyla birleştiğinde her cümle, içinde hem kadim bir dilin ağırlığını hem de bir çocuğun şeker yerken duyduğu o ilk elden mutluluğu barındırıyor. Okur, o dil şöleninin tadını çıkarırken, birden kendini bu devasa yapının temelindeki o saf aşkla yüz yüze buluyor. Keyfiyet Hanım'ın yaşam boyu kaskatı ördüğü ve büründüğü zırh, aşkın ve gerçekliğin çarpmasıyla birden çatırdamaya başlıyor. Keyfiyet’in kabuğunu kırması, bir teslimiyet değil; aksine kendi içindeki o 'ham' ve 'öz' insana ulaşma çabasıdır aynı zamanda. Topuzu dağıldığında veya o lekesiz ayakkabıları çamura değdiğinde, aslında ruhu ilk kez nefes almaya başlıyor. Keyfiyet
Keyfiyet HanımKadriye Gencer · Banliyö Kitap · 202517 okunma
Reklam
Hophopname
Puan vermedi·200 syf.··
Beğendi
·
2026 53. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 19 Mart 2026 21:32
Hophopname esas olarak hiciv şiirlerinden oluşuyor. Mirzə Ələkbər Sabir bu eserde dönemin bütün kusurlarını cahilliği, ikiyüzlülüğü, din adı altında yapılan sömürüyü, geri kalmışlığı, kadın haklarının çiğnenmesini, eğitim düşmanlığını, rüşvetçiliği ve feodal kalıntıları acımasız, keskin ve bazen zalim bir mizahla ifşa ediyor. Kitabın adı, şairin kendisi tarafından kullanılan takma adlardan biri olan "Hophop" kelimesinden gelir.Sabir, şiirlerini çeşitli takma isimlerle (mahlaslarla) yayımlardı ve en çok kullandığı, tanınmasını sağlayan isimlerden biri "Hophop" idi. Bu takma ad, şairin mizahî, alaycı ve hoplayan zıplayan (hoplayıp zıplayan gibi sıçrayan, yerinde duramayan, eleştirel) üslubunu yansıtan bir lakaptı. Sunuş bölümünden kısa bir alıntı Mirza Elekber Sabir, İslam dünyasında halkın topladığı bağış ile heykeli dikilen ilk büyük adam. Bu keyfiyet bile onun ne olduğunu anlatmaya kadirdir. Mirza Elekber Sabir gibi bir halk dehasını ortaya çıkarmıştır. Kısa ömrü içinde doğduğu Şamahı'yı, ardından da Azerbaycan'ın tümünü, İran, Türkiye ve Orta Asya'nın ufuklarını onun şiirleri kaplamıştır. Şiirleri, Doğu Türkistan'dan Balkanlar'a kadar herkesin dilinde terennüm edilmiştir. Sadece Türkçede değil, Fars dilini konuşanlar ve Ermeniler arasında da tekrarlanagelmiştir. O, Ortadoğu modernleşmesinin tipik öncülerinden biridir. Dünkü Şark gibi bugünkü Şark ve yarınki Şark onu hep baştacı edecek, çünkü ele aldığı sorunlar aktüel olmaktan çok insan toplumlarına aittir. Galiba onu hep canlı kılan da bu tarafıdır. İlber Ortaylı Kitapta bulunan ülkemizde bir çok sanatçının seslendirdiği korkirem #299662623 şiiri Mustafa Özarslan yorumuyla... youtu.be/49TsZMA-8bM?si=...
Dünya Klasikleri
HophopnameMirzə Ələkbər Sabir · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2016479 okunma
9/10
·464 syf.·
2026 9. kitabı
"Yerli yersiz cümlelerin hikayesi nedir ve nasıl ortaya çıktı ?" Yerli: "yerinde olan", "uygun" Yersiz: "yeri olmayan", "uygunsuz" anlamlarını taşır. N.Bekiroğlunun, sağda solda kalmış cümlelerini bir araya toplaması ile başlayan, daha sonra kitaplarından da derlediği, okuduğu kısımlara yer vermesi ile devam eden serüven "Yerli Yersiz Cümleler"e uzanmaktadır. "Yersiz Cümleler" kısmına belki de ilk kez bu kadar şahit olmak, yazar ile yakınlık kurmak, tanımak, samimiyet köprüsünü aralıyor olmak, okuyucu olarak merak uyandıran kısımlarında açığa çıkmasını sağlamış diyebilirim. "Yerli Cümleler" tarafına gelecek olursak, Nazan Bekiroğlu'nun kitaplarını tekrar okuyormuş gibi olma hissiyatını geçirdiği söylenebilir. Nar Ağacı, Cam Irmağı Taş Gemi, Yûsuf ile Züleyha, İsimle Ateş Arasında, Kelime Defteri gibi kitaplarından bolca alıntı görmeniz mümkün. "Yerli Yersiz Cümleler" kitabını okuyacaklara nacizane tavsiyem, diğer kitapları okuduktan sonra bu kitabı okursanız satırlar size ayrı bir keyfiyet verecektir. N.Bekiroğlunun, kırılganlığı, naifliği, zarafeti, hayata bakışı, duruşunun kitaplarına bu kadar sirayet etmesi,kendini saydam bir şekilde ayan beyan ortaya koyuşu, onda bitmek tükenmek bilmez Karadeniz sevgisi bende hep hayranlık uyandırmıştır. "Yersiz Cümleler" kısmı da aslında tam da bu noktalardan oluşmakta. Kitapların ve yazarın dünyasından esintiler sunan kitabı okumanızı tavsiye ederken, Hayyam'dan dizelerle bitirmek isterim: Varlığın sırları saklı senden benden Bir düğüm ki ne sen çözebilirsin ne ben Bizimki perde arkasında dedikodu Bir indi mi perde ne sen kalırsın ne ben Hayyam
Yerli Yersiz CümlelerNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 20171,650 okunma
Keyfiyet Hanım
10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2025 00:00
Bu kitabı okurken hikayenin bazı yerlerinde kendinizle karşılaşıyorsunuz . Kişiler tanıdık olduğu kadar özgün de. Karakter çeşitliliği ve bunların analiz derinliği idealdi. Bir de yazarımızın ilginç bir tarzı var. Kitabın isminden anlayacağınız üzere alışıldığın dışında isimler kullanıyor. Genelde Türk ve dünya klasikleri okuyan biri olarak bu farklılık hoşuma gitti. Alışıldığın dışında olan tek şey isimler değil. Özgün benzetme ve betimlemeleri yüzünüzü güldürüyor. Sürükleyici bir kurgusu var, okumanızı öneririm.
Duygu ve Düşünce
Keyfiyet HanımKadriye Gencer · Banliyö Kitap · 202517 okunma
10/10
·159 syf.··
Beğendi
·
2025 616. kitabı
Şeytanizme Rağmen İslami Uyanış: Mehmed Alagaş'ın Tevhidî Bakış Açısıyla Bir Mücadele Manifestosu Giriş: Yazar ve Eserin BağlamıMehmed Alagaş, 1953 yılında İzmir'in Basmane semtinde, mütevazı bir aile ortamında dünyaya gelmiş bir düşünür ve davetçidir. Babasının işçi maaşı ve annesinin tutumlu ev idaresi sayesinde ailesi açlık çekmemiş, ancak zorlu bir geçim mücadelesi vermiştir. Gençlik yıllarında "cahiliye dönemi" olarak nitelendirdiği bir süreç yaşamış, ancak 1980'li yıllarda Kur'an-ı Kerim üzerine yoğun araştırmalar yaparak tevhidî bir uyanışa kavuşmuştur. Bu uyanış, onu İslami camiada etkili bir figür haline getirmiş; 1980'lerin ortalarında beş yıl boyunca yayımlanan İnsan Dergisi'ni kurmuş ve bu dergi aracılığıyla Kur'an merkezli bir düşünce dünyasını yaymıştır. Alagaş, 2021 yılında 68 yaşında, aort damarındaki yırtık nedeniyle vefat etmiştir; geride bıraktığı eserler, güzel bir Müslüman olmanın yollarını Kur'an'da arayan ve bu gerçekleri paylaşan bir kulun izlerini taşır. Yazarın diğer önemli eserleri arasında Tevhid ve Şirk, Kadının Onuru, Dünden Bugüne Şeytan ve Dostları gibi kitaplar yer alır; toplamda 35'ten fazla yayını bulunmaktadır.Şeytanizme Rağmen İslami Uyanış, Alagaş'ın 1999 yılında İnsan Dergisi Yayınları'ndan yayımlanan eserlerinden biridir (ilk baskı 2000). 160 sayfalık bu kitap, karton kapak ve 3. hamur kağıtla basılmış, . Kitap, 20. yüzyılın ikinci yarısında gözlenen İslami uyanışın arka planında yatan şeytani hesapları deşifre etmeyi amaçlar. Yazar, bazı bölümlerin daha önce İnsan dergisinde yayımlanmış olduğunu belirterek, okuyucularını şaşırtan ve öfkelendiren bu içerikleri Kur'an-ı Kerim'in açık beyanlarına dayandırır. Temel tez, şu cümlede özetlenir: "Bildiğimiz ve iman ettiğimiz gerçek ise beşer kaynaklı hiçbir sözün ilahi kelamı
Edebiyat
Şeytanizme Rağmen İslami UyanışMehmed Alagaş · İnsan Dergisi Yayınları · 199960 okunma
Reklam
Reklam