10/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 10 Şubat 2026 23:37
Kesinlikle Spoiler içerir! İlk kez okuyuşumda, kitabı yazarı için okumuştum. İkinci okuyuşumda ise yazarı kitabı için sevdiğimi fark ettim. Bir kitabı açtığımda, içimde sadece ona ait bir his oluşturması, yalnızca onu anımsatacak ibarelerin bulunması benim için o kitabı özel kılmaya yeterli sayılabilecek kriterler. Bu noktada Marwolaeth, Kuutamo, Rhawador'un anlamları ve hikâyeleri veya gümüş kalp şekilli madalyon, Karaçam ve zorlu badireler üzerine kurulmuş geniş bir aileyi sayabilirim. Ay ışığı, ölüm ve Gezbeden. Hikayeyi destekleyişleri ve anlamlandırmaları. Her birinin ana karakterimizin üzerinde ki bütünleyici parçaları. Karakterlerin, olduğu kişileri, geçmişleriyle eritip okura pürüzsüz bir şekilde sunulması. Yolun başında Eira'nın kendisini ve dünyayı zerre bilmiyor olması. Nos'un onaylanmayı en çok istediği kişi tarafından anlaşılamamasının verdiği sessizliği. Marlo'nun altın yüreğinin paslanmasını, yaptığı sayısız iyiliklerle engellemeye çalışması. Oysa bilmez mi ki altın ne paslanır ne de solar. Bast'ın annesinin kanını avuç içlerinde daima görebilmesi için yaptırdığı kara dövmesi. Maça'nın sırf uzun isimleri söyleyemeyip karıştırmasından dolayı henüz küçücük olmasına rağmen yediği sayısız dayaklar sonucu herkesin isimlerini kısaltıp seslenmesi ve daha nicesi...Tüm bunlar hikayeyi dolduran ve sağlamlaştıran yalnızca bir kaç ufak detay. Yazım dilinin kuvveti. Öncelikle, ben bir paragrafı okuduğumda onu hangi yazarın yazmış olduğunu bilebilmem bana keyif verir. Herhangi birisi tarafından yazılan veya yazılabilen değil, o yazmış diyebilmek. Gecenin yaşlanması, her şeyin dönüp dolaşıp toprağa ulaşacağı veya ağaçların ketumluğu gibi ifadeler. Tek tek hepsini yazmayı ne kadar istesemde kısa tutmaya çalışacağım. O yazar; yağmuru, bulutların veda için toplanıp,
Gümüş Yürek 3D. N. Archeron · Guardian Yayınları · 2025301 okunma
Zamana Hakim Olma İdeali
10/10
·382 syf.··
Beğendi
·
2024 46. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2024 16:21
Bence Tanpınar'ın en özgün romanı bu. Teorik bir mesele biraz uçuk kaçık bir tarzda uygulamaya dökülmeye çalışılmış, saatlerle, zamanın farkında olmak ve zamana hakim olmakla ilgili bir iş tasarlanmış, bu yüzden de sıradışı bir roman. Romanın ilk yarısında Hayri İrdal ve onun etkilendiği çevre ön plandayken ikinci yarısında daha çok Saatleri Ayarlama Enstitüsü'ndeki bölümler, yapılar, işçi ve idareci konumları, görev dağılımları ve Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nün mimarisinin nasıl tasarlanacağı işleniyor. Bir iş, fonksiyonunu kendi mi yaratır? sorusuna etkili bir cevap alacağınız bir roman. Elbette bu cevapta işte çalışanların ve işi kuranın etkisi çok çok büyük. Saatleri Ayarlama Enstitüsü bir "Toplum"dur. Bir toplum da bireyleri ona baş koymadığı sürece ilerleyemez. Halit Ayarcı bir ideale sonuna kada tutundu, canla başla hevesle o ideali kuşattı, geliştirdi. Ancak temeli ne kadar sağlamdı? Sordu mu bu soruyu kendine? Bilinmez. Hayri İrdal ona bu ihtimali çok kez ima etti. Ancak Halit idealist ve inatçı adamdı. Devam etti. Halk her zaman onun fikirlerini destekleyecek miydi? Sordu mu bu soruyu kendine? Sadece herkes ona tümüyle inansın istedi. Bu da daha baştan, hayata bir sıfır yenilgiyle başlamaktı. ROMANIN ÇERÇEVESİ: Olaylar Hayri İrdal'in etrafında dönüyor. Hayri İrdal'ın geçmişinden geleceğine özellikle de etkilendiği kişiliklerin hayatlarını kendi gözünden aktarmasını okuyoruz kitap boyunca. Hayri, hayatının birçok döneminde bu insanlar sayesinde farklı alanlara merak salıyor. Onu okurken başkalarının yaşayışlarından kendimize ne kadar çok şey katabileceğimizi düşündüm. Zira Hayri İrdal bunu azami seviyede başarmış birisi. Başkalarını ne kadar analiz ediyor, onlardan ne çok şey öğreniyor ve başkalarının ellerinde şekillendirilmeye çok açık, yumuşak bir hamur
Edebiyat & Roman
Saatleri Ayarlama EnstitüsüAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 202353bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Uch og'ayni — Erix Mariya Remark
8/10
·441 syf.··
Beğendi
·
2023 7. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 17 Kasım 2023 07:34
Asar nomidan, bir qarashda uch o'rtoqning qandaydir sarguzashtlari haqidadek tasavvur beradigan ushbu kitob, aslida o'ylaganingizdan kengroq mavzu - muhabbat haqida. Va men qo'rqmasdan, sevgi mavzusida o'qigan eng tabiiy, sof, samimiy asarim shu bo'ldi, deya olaman. Asarda ikki sodda qalbning topishishi, birlashishi va yuksalishi judayam chiroyli tarzda tasvirlangan. Undan tashqari, do'stlik, siyosat, yo'qchilik, urush kabi bir qator mavzular ham qalamga olingan. Remark asarlarida doim uchratadigan manzaramiz - urushdan keyingi hayot, odamlarning yo'qsil turmushi, qabriston, mehribon foxishalar va bitmas-tuganmas ichkilik) Asar bosh qahramonlari Robbi va Patning bir-biriga bo'lgan munosabati, bularni mosligini ko'rib, havasim keldi. 500 sahifa davomida biron marta hijillashib qolishmadi, doim bir-birini ma'qullab-qo'lladi. Har narsani bizdek murakkablashtirish o'rniga oddiy qaradi va sevgidan ham ortiqroq tuyg'ularni yashashdi. Buni nima deb nomlashni bilmayman, lekin ularni orasidagi munosabatni sevgi deyish, ularni kamsitishdek eshitilyapti menga. Bu muhabbatdan boshqacharoq narsa. Faqat shuning uchungina yashasang arziydigan narsa. Kitob yozilishi jihatidan yengil o'qiladigan va sizni hissiyotlar domiga tortadigan, kezi kelganda quvontirib, kuldirib, kezi kelganda ko'zingizdan yosh oqizoladigan xilidan. Nafaqat Remark ijodidagi eng sevimli kitobim, balki umumiy, eng eng sevimli kitobim bo'lmish Martin Iden bilan teng pog'onaga chiqdi bu asar. Uch kundan keyin bu asar muhokamasi bor, shu sababdan qisqa vaqtda tugatdim, lekin keyinroq albatta qayta o'qiyman. Quyida kitobdagi menga eng ko'p yoqqan jumlalarni yig'dim: Hech narsani yuragingga yaqin olma, - derdi Kester. - Yaqin olsang, o'sha narsani asrab olmoqchi bo'lasan. Bu dunyoda hech narsani mangu asrab
Üç ArkadaşErich Maria Remarque · Altın Kitaplar Yayınevi · 1961313 okunma
SİBA NE TENÊ JINA KURD E. SİBA REXNEYA HELBESTA ROMAMTİK E Jİ
7/10
·50 syf.··
Beğendi
·
2022 11. kitabı
Tilusma Sîbayê hê vê hevoka pêşgotinê a A.Bedir va destpê dike. "Ew helbesta ku bêhna jineke jê nayê, ew helbest nîvrih e, bê kezî ye." (7)       Sîba wek her jineke Kurd ser xwe ye . Bi hêz, bi aqil û zanaye. Bi serê xwe, xwe serê xwe û bi xwe ye. Nixuriya vê xakê ye xwe. Dante ye xwediyê segê sê serî mîna zarokekî ye hîn.      Sîba ne tenê jina Kurde heman demê de Sylvia Plath a helbestkarê Emerîkî ye û jinê Afrîkaya reşike jî . Çawa ku nivîskar divê "nixuriya vê xakêye"(23). Dibe ku ji bo wî bedena xwe kindir asê dike, xwe dixe gorî jinê cîhanê. Xwîner him dibe "ez" a, him jî dibe "min" a Sîba ye. Serdan pê dibe Sîba.         Nivîskar sazka xwe li ser xwezayê bi amûrê mîtolojiye ava dike. Hin caran hespê hesinî dibezine. Hin caran dikeve nav dewlemendiya xwezaya ziman. Pênase ji çandê hatine wergirtî ye " Nacebire... naceribe.... Hestiyên tenêtiyê naçe bîrê. Tevneke di bin kirkût de ye tu." Nivîskar bêtir ser hêstan disekine û kar anîna sê noqteya va hêst bêtir kûr di ke. Mirov dibe Sîba û bedena xwe kindir asê dike. Siba Ulku Bingöl
Helbesta Kurdî
SibaUlku Bingöl · Na Yayınları · 20155 okunma
6/10
·516 syf.··
2021 66. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 23 Kasım 2021 12:13
Filmini ilk çıktığı zamanlar -severek- izlemiştim. Görüntüleri zihnimden silinmeye başlayınca kitabı okumaya niyetliydim ama artık okuyayım dediğimde de kardeşimle izleyecek film bulamayıp geçen gün tekrar izlemiş oldum. Bu yüzden okurken film ile de kıyaslama yaptım. Filmi aradan yine zaman geçince bir daha izleyebilirim ama kitabı bir daha okuyacağımı düşünmüyorum. Kitapta da filmde de ayrı ayrı sevdiğim kısımlar vardı. Filmin senaristi de Ernest Cline olduğu için övgüler de yergiler de her şekilde ona gidiyor. Neyse gelelim kitaba. Yazar 80 yapımlarına dair büyük bir bilgi birikimine sahipti ve bunu da OASIS'in mucidi James Halliday'in hayranlığı üzerinden göstermiş. Bu durum bir süre sonra beni boğmaya başladı. Çünkü kitabın her sayfası bu göndermelerle doluyken ben bunları anlamıyordum. Bu yüzden "Vay be" demek ya da nostaljik hissetmek yerine sıkıldım. 2043 de geçen sanal gerçeklik ile ilgili bir bilim-kurgu okurken 70-80lerin Amerika ve Japonya yapımlarını replik replik bilmediğim için havalı olmayan cahil kimse ilan edilmek benim için kitap adına bir eksi oldu. Bunlarla gerçekten ilgili kişiler eminim zevk almıştır/alacaktır. Sorunun bir diğer noktası da sadece benim bunları anlamamam değil. Karakterleri bu göndermelerden ayırt edemedim. Karakterlerin kişilikleri bu eski yapımlardaki kurgu karakterlerle çok bütünleşmişti. En basitinden Art3mis içecek sipariş ediyor, bilmem hangi yapımdaki hangi karakterin sevdiği içecekmiş de bu Parzival'e göre inanılmaz havalıymış da bu Art3mis de nasıl bir kızmış böyle de bilmem ne. OASIS'te gördüğümüz tüm dünyalar, oyunlar, robotlar artık aklınıza ne gelirse yine bu eski yapımlardandı. Sırf James Halliday seviyor diye bu ana karakterlerin de bunları paha biçilmez bulması garipti. Bir kere olsun ben sevmiyorum ama Halliday
BaşlatErnest Cline · Dex Yayınevi · 2018843 okunma