…Elimi mendilimle sarmama karşın, saptaki dikenler avucumu delik deşik ettmişti; öylesine zorlu bir saptı ki, sırf lif lif parçalara ayırana dek beş dakika mücadele ettim. Sonunda çiçeği koparmayı başardığımda sapı neredeyse püskül püskül olmuş, çiçeğin de deminki güzelliği, tazeliği uçup gitmişti. Ayrıca bu kaba, çirkin haliyle, güzelim kır çiçeklerinden oluşan zarif demetime de hiç yakışmamıştı. Yerinde ne güzel duran çiçeği canından ettiğime üzüldüm ve demetten çıkarıp attım.” Ne olağanüstü bir yaşam gücü bu.” diye düşündüm…
tesaduf seni onume cikarmasaydi, gene ayni sekilde, fakat her seyden habersiz, yasayip gidecektim. sen bana dunyada baska bir hayatin da mevcut oldugunu, benim bir de ruhum bulundugunu ögrettin.
vur umudunu kalabalık ağaçlara
yorumla beslenen dallara
köpürerek akan sulara
kır çiçeği kokusuyla aygınlaşan dağlara
kurcala yaşamanın gizemli torbasını
ekmeğin ve terin kardeşliğini kıskan
sana toprağı ve aşkı öğretecek
hayat denen anneye koş
Hiç olmazsa bir kere gel
Aşkımızın mezarına
Ne gül ne zambak
Kır çiçeği yeter de artar beni anmaya
Bir dolu ümit bir dolu inanç
Hepsi uçtu gitti havaya
Ben yaşıyorum, içim öldü
Çünkü onu gömdüm toprağa