📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İstanbul'un fatihi Sultan Mehmed sadece
askerî başarılarıyla değil aynı zamanda sanatın ve bilimin hamisi olarak da bilinmektedir. Arapça, Yunanca ve Latince bilen Fatih, büyük bir kitap koleksiyoneri olarak Doğu ve Batı’daki, antik ve güncel olmak üzere eline geçen bütün kitapları biriktirmiştir. Yunan ve Roma tarihine olan ilgisi, güzel sanatlara olan düşkünlüğü ve hem Doğu hem de Batı sanatının geleneklerine hâkimiyeti onun görsel zihin dünyasına eklektik bir şekil veren faktörler olmuştur.
Kitap, Gökçay'ın Harbiye son sınıf öğrencisiyken katıldığı savaşa ilişkin olarak yazdıklarını içeren Çatalca Cephesi'nden daha çok, Birinci Dünya Savaşı'nda Teğmen olarak görev aldığı Doğu/Kafkas Cephesi anılarına ayrılmıştır. Özellikle de Sarıkamış harekâtını tasvir eden sayfalar ilginç ve dramatiktir:
HAYRE GORÇAY
BİR TÜRK'Ün
HATIRAT İNTİKAMI
"Bir gün gene tâlimle meşgüldüm. Yanıma bir er gelerek, karlar altında bâzı cesetlerin görüldüğünü haber verdi. Haberi kayıtsızlıkla karşılayamazdım. Gidip vaziyeti tetkik ettim. Bir de ne göreyim? Bunlar, köprücük vazifesini gören bir geçitte bir kış evvel şehit düşmüş askerlerimizin cesetleri değil mi? Vakit geçirmeden, cesetlerin toplanmasını emrettim. Bilir misiniz kaç ceset toplandı? Tam 88...
Şurasını da ilave edeyim: 1914 yılında hayata gözlerini kapayan şehit kahramanların, 1915 yılında karlar altından çıkarıldıktan sonra, üzerlerinden çıkarılan elbiseleri birliğimize getirildi. Bunların tevzi ve taksimi sırasında, 'Sana çok, bana az düştü; bana daha yenisi, bana daha eskisi isabet etti' gibi tatsız tartışmalar oldu. Yâni ölü elbiselerini bile paylaşamayacak kadar kötü durumda idik."