11. Peron

Gökhan Duman
Tahmini Okuma Süresi:
7 sa. 15 dk.
Sayfa Sayısı:
256
Basım Tarihi:
Şubat 2024
İlk Yayın Tarihi:
Mart 2018
Yayınevi:
Everest Yayınları
ISBN:
9786253690434
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·256 syf.··
2025 15. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Ağustos 2025 18:46
Her sayfasını heyecanla biraz da korkuyla çevirdim sayfaların insanlarımıza nasıl davranmışlar merakıyla. Misafir işçi olunca bandoyla çiçekle karşılanan insanlar, geri gönderilirken yüzlerine bile bakılmamış. Sosyolojik bir sürü konuyu içeriyor kitap. Öngörülemeyen sorunlar, karşı çıkılamayan kurallar, duvar gibi soğuk yasalar. Yıllar önce bunları yaşayan insanlardaki travmaları düşünmeyi bile kaldıramıyorken o insanlar bunları yaşamışlar. Şu an üçüncü dördüncü nesiller, büyüklerine teşekkür mü etmeli, keşke gelmeseydiniz mi demeli, herkesin kendi fikri. Bunlarla birlikte kitabın dili de akıcıydı ve yazılışından mıdır olaylardan mı bilmiyorum ama her bir sayfa ayrı ayrı hafızama kazındı.
11. PeronGökhan Duman · Everest Yayınları · 2024444 okunma
8/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2023 119. kitabı
Yeni bir kitabı daha övmekten beter edene kadar şimdilik bu. Cuma günü yazarla program yapacağımız için önceden bilgi edineyim diye elime alıp aynı günün gecesinde "bitmeseydi keşke yahu" dediğim kitaptır kendisi. Tabi sevdiğimiz bir şeyi gereğinden fazla övmekle de biliniriz ülkece, o ayrı, ama yani hak ediyor. Şöyle ki: Mevzu, 30 Ekim 1961 ile 1973 arasındaki zamanda geçiyor. Daha öncesi de var tabi. Alamancı olmaya aday yüz binlerce Anadolulu, Sirkeci Tren Garı'na gelmeden evvel neydi, neden gitme kararı aldı, nasıl cesaret etti, hadi etti diyelim yolculukta neler yaşandı, neler hissedildi. Gibi soruların da izi sürülüyor. 73'teki krizle bir anda hedef tahtasına oturtulan "konuk işçiler" kaşla göz arasında nasıl "yabancılar", "göçmenler" oldu? İbrahim karakteri üzerinden ilerleyen ama İbrahim'den çok daha fazla ilgi çekici olan diğer detaylarıyla 11. Peron, diasporanın farklı farklı pencerelerden görüntüsünü sunuyor. Sosyolog musun? İçeride göçün sosyolojisine dair envai çeşit veri var. Tarihçi misin? Sebep sonucun, olmuş olanın ve olacak olanın dünya kadar anlatısı var. Hiçbir değilim, dümdüz okurum mu diyorsun? Dümdüz oku. Anlatım, üslup, akıcılık gırla. İbrahim gibi hissettiği oluyor insanın. İrtibat bürosuna gidiyor, çıplak muayeneye katlanıyor, ilk trenle beş günlük yola katlanıyorsun. Koca Almanya beklerken gri renkli, savaş sonrası perişanlık izleriyle dolu Almanya görüyorsun. Ortasından ikiye bir duvarla ayrılmış Almanya. Hatta, bugünkü Almanya olmasını o gün Anadolu'dan, Fas'tan, Yunanistan, İspanya gibi ülkelere kadar birçok yerden gelerek bantların akmasını sağlayanlara borçlu olan Almanya. O süreci yaşıyorsun ister istemez. Çocukların iki ayrı ülke arasında sıkışıyor, kimlik bunalımı yaşıyor, eğitimleri mahvoluyor, ebeveyn ilgisinden muaf kalıyor ve
11. PeronGökhan Duman · Vadi Yayınları · 2018444 okunma
Empatik bir perspektif..
Puan vermedi·
Mültecilerin göç sonrası yaşamış oldukları duygu ve hissiyatı bize sunan güzide bir çalışma, her hali yaşamak elbette imkansız ama hissetmek ve içselleştirmek bizim elimizde...
Edebiyat
11. PeronGökhan Duman · Vadi Yayınları · 2018444 okunma
10/10
·38 syf.··
Beğendi
·
2018 25. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2018 23:29
Dedem, Almanya’ya giden ilk Türklerden. Annem 5 yaşındaymış. Bir sabah elinde bir valizle sessiz sedasız çıkmış ve gitmiş. Annem kapı arkasından sessizce ağlatarak gidişini izlemiş. Dedem iki sene boyunca gelmemiş. İki sene sonra yine bir sabah ansızın çıkıp gelmiş. Ev bayram yerine dönmüş. Dört hafta sonra bu sefer, ananemi de alıp gurbete düşmüşler. Beş evladını da ananem beş farklı akrabasına emanet etmiş. Kardeşler birbirlerini görebilmek için evden kaçarlarmış, dayak yerlermiş. Evde hizmetçi olarak kullanılmışlar. Yine bir izin de ( gurbetçilerin tatil için kullandıkları kelimedir izin) çocuklarını da alıp götürmüşler. Annem 12 dayımda 14 yaşında fabrika işçisi olarak çalışmaya başlamış. Şimdi olsa Avrupa ayaklanır çocuk işçi çalıştırmak suçtur diye. Ama en kötü şartlarda kendi işlerinde çalıştırmayı ihmal etmemişler. 1984 yılında Annem hariç tüm ailesi Trabzon’a kesin dönüş yapmışlar. Annem, babam ve Biz 5 kardeş Almanya’da kalmaya devam etmişiz. Neler gördük neler geçirdik. Türk düşmanlığından dolayı ailemiz param parça oldu. 6 kardeşiz. Üçümüz akrabalarımızın yanına Trabzon’a gönderildik. Bir umut işte kesin dönüş yapmak için. Üç kardeşimiz de anne babamızın yanında kaldı. Annem yatağına üç yastık daha koyarmış. Biri Sinem, biri Emre diğeri de Serhat olurmuş. Göz yaşlarını akıtırmış o yastığa. Tam 7 sene böyle geçer. 7 koca sene biz de evlat olarak ayrı ayrı göz yaşı döktük. Karanlıkta annemin babamın silüeti belirirdi. Göz yaşlarım sel olurdu. Ah Gurbet! Ah Almanya! Ne ocaklar yaktın ne ocaklar yıktın. Almanya da ki Türklerin nam-ı diğer Almancıları bir nebze anlamak için okuyun ve okutun. Az bile yazılmış. O emekçi vatandaşlarımızın nasıl kazandıklarını, kazandıklarını kendileri harcamadan nasıl ailelerine gönderdiklerini, akraba taalukatı gözüyle nasıl
11. PeronGökhan Duman · Vadi Yayınları · 2018444 okunma
10/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2018 92. kitabı
Gökhan Duman'ın ''11. Peron'' kitabı 18 yıl Almanya'nın Essen şehrinde yaşamış bir Gurbetçinin hikayesini anlatıyor. Bende bir Gurbetçi çocuğu olarak kitap da kendimi buldum...Yaşadıklarımı anlatsam 'vay be' dersiniz...Ama bir gün kitabımda yer vereceğim...Gökhan Duman'ın bir röportaj linkini paylaştım ve aşağıda kitabından alıntı: En çok ağlatan… “O zaman tek firma vardı, o götürüyordu cenazemizi memlekete. Ama hafta sonu kapalıydı. Biz de ne yapalım, inşallah hafta içi ölürüz diyorduk.” En çok güldüren… “Eşime ben İsveç’e gidiyorum dedim. O da bana çok geç kalma dedi. Bazen civar köylere oduna giderdik, yine öyle sanmış, ne bilsin garibim.” En çok şaşırtan… “Düğünden 1 ay sonra gittim gurbete. Ama hasretlik zor geldi, bıraktım. Öyle erken döndüm ki eşime yazdığım mektup bile benden sonra geldi.” Araf’ta bir hayatı anlatan en dokunaklı cümle… “İki ülkede birden yaşıyorum: Sabah evden çıkarken aslında Türkiye’den çıkıyorum. Okuldayken Almanya’dayım. Ve akşam yine memlekete dönmüş oluyorum.” gercekhayat.com.tr/roportaj/insall...
11. PeronGökhan Duman · Vadi Yayınları · 2018444 okunma
10/10
·200 syf.··
2018 47. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 03 Temmuz 2018 18:22
Kitabı bitirince bir boşlukta çivili kaldım adeta. Nasıl denir? Hayatım gözlerimin önünden film şeridi gibi gelip geçti... O Anadolu’nun bağrından kopup, yabancı damgası yiyip yerli işçiden daha çok çalışıp daha az maaş alanlardan biri de benim babamdı. “Heim”larda 8 kişilik odalarda kalan, bayram namazlarına gitmek için kilometrelerce camii arayan, o teyiplerinde türküler dinleyen, köydeki anama, anasına, babasına mektup yazıp fotoğrafını yollayıp, “bu cansız hayalimi duvara asın” diyerek unutmamayı tenbihleyen de benim babam.. Yıllarca ağır işçi olarak çalışan, o işte belini sakatlayıp, bir günde çıkışını verip, acımayan “meister” lerine, yıllar sonra “beni harcadılar “ diye durgunlaşan da benim babam.. Arbeitsamt ( İş yardım kurumundan) yardım almayı gururuna yediremeyip kendi işini kuran onurlu babam. Ve “Biz” o Getto! sokaklarında büyüyen, ırkçılığı her köşede hisseden, türk mahallelerinde oynayan yabancı çocuklar. Peşimize köpeklerini salan Naziler! Okulda sayım yapılınca adımız geçtiğinde “kafalara bakın burada mı değil mi anlarız” diyen ırkçı alman öğretmenleri.. ... Ve şimdi Almanya’da türklerin başarısı, azmi, eğitimleri ile doktor, öğretmen, avukat v.b daha nice başarılara imza atan gençlerimiz ile dolu. Ekonomiye büyük katkı sağlayan iş adamları, esnaflar. Kısaca, bize muhtaç bir Almanya..
11. PeronGökhan Duman · Vadi Yayınları · 2018444 okunma
bir göç hikayesi..
Puan vermedi·200 syf.··
2021 12. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Aralık 2021 20:30
11. Peron; 1961 yılında Almanya’nın işçi kabulüyle birlikte hayallerle, umutlarla Anadolu’dan göç edenlerin, kendi dışında her şeyi bırakıp gidenlerin hikâyesi… Bu kendi dışında söylemi sadece fiziken gitme anlamında anlaşılması daha doğru olacaktır çünkü onlar aslında sadece fiziken gittiler ve memleketlerini bavullarının içinde taşıyarak gittiler o bavul buram buram memleket kokusuyla doludur ve gurbette onların en önemli tesellisidir, dönme umududur. Yazar bu kitapta yeni, bilinmeyen bir yolculuğu konu edinmiş olup bu bilinmeyen yolculuğun getirmiş olduğu zorlu süreçleri bizzat oraya gidip bu zorlu süreçlerden geçen göçmen işçi ve ailelerinin yaşadıklarını onların anlatımıyla desteklemektedir ve bu yeni hayatlarının fotoğraflarla desteklenmiş olması da kitabın güçlü bir diğer yönüdür. Kitap tüm bu süreçleri gidenler, kalanlar ve gittikleri yer olarak gurbet çerçevesinde ve bu göç hikâyesini, gidenlerin ve kalanların anlatımıyla, onların dilinden sade, anlaşılır bir şekilde okuyucuya sunmaktadır. Göçmenliğin her yönünü okuyucuya aktaran yazar, aslında göçmenliğin anlaşılması açısından da önemlidir ve göçmenliğin aslında ne kadar zor olduğunu, anlatıldığı kadar kolay olmadığını da anlamamıza ve bu konuda empati yapabilmemize de olanak sağladığını düşünüyorum. Genel olarak Almanya’ya olan bir göç hikâyesi olan 11. Peron, göçmen işçilerin orada yaşadıkları zorlukları, yoksulluktan dolayı çok ağır şartlara katlanmak zorunda kaldıklarını, saldırılara maruz kalmalarını, nasıl dışlandıklarını, nasıl değersizleştirildiklerini yani her yönüyle nasıl ötekileştirildiklerini anlatan: Sirkeci’den Münih’e olan hüzünlü bir yolculuk…
11. PeronGökhan Duman · Vadi Yayınları · 2018444 okunma
9/10
·200 syf.·
2022 1. kitabı
Bu kitap Sin Edebiyat'tan hediye olarak geldi ve geldikten kısa süre içerisinde okuma fırsatım oldu. 1961 yılında bir anlaşma ile başlayan hepimizin az çok bildiği, hakkında bir şeyler duyduğu Almanya'ya işçi göçleri kitabın konusunu oluşturuyor. 2. Dünya Savaşı'ndan sonra birçok vatandaşını kaybeden, sanayisi ve diğer birçok üretim kolu zarar gören Almanya, ağır sanayide, maden ocaklarında ve üretim bantlarında çalışacak büyük bir iş gücü ihtiyacındadır. Fakat ülke içerisinde bu ihtiyacı karşılayacak insan gücü yoktur. Bu sebeple, daha sonra çevresindeki başka ülkelerin de aynı şekilde iş gücü elde edeceği; başka ülkelerden işçi talebi anlaşmaları yapılır. Türkiye, Yunanistan, İtalya gibi ülkelerden ilerleyen zamanlarda 4 buçuk milyona ulaşacak göçmen işçi Almanya'ya gider. Sirkeci Münih arasında bazı zamanlar günde 2 tren kalkar. Gidenlerin çoğu ne işte çalışacağını bile bilmeden, ilk başta belirlenen 2 yıl sonra geri dönüş süresi kadar kalacaklarını düşünüyorlar. Elbette 2 yıl sonunda henüz ihtiyaç tamamlanmamış ve sanayi patronları daha fazla işçi istemektedir. İşçi göçü hızlandırılır. Ve Türk işçilerin daha çalışkan, daha güvenilir olduğunu fark eden Alman yetkililer özellikle Türk işçilerin gelmesini talep eder. Bu süreçte çok da insani olmasa da diğer ülke göçmen işçileriyle yurtlarda kalırlar. Ardından işçilerin ailelerinin de taşınmasına olanak tanıyan bir yasa çıkarılır, işçiler ailelerini de getirir. Çoğu aile, çiftlerin biri gece diğeri gündüz vardiyasında çalıştığı için doğru düzgün aynı zaman diliminde bir arada olamaz bile. Ekonomik krizin baş göstermeye başladığı 1973 yılında Alman halkının bazı kesimleri kendi işsizlikleri ve yoksullukları için göçmen işçileri suçlar. Halbuki Almanya'nın en ağır, kirli ve vatandaşların çalışmak istemediği işlerde
Göç Hikayesi
11. PeronGökhan Duman · Vadi Yayınları · 2018444 okunma
Göç Hikayesi
10/10
·200 syf.··
2023 10. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 09 Nisan 2023 01:29
Bazı kitaplar vardır okur kaldırırsınız rafa, aradan zaman geçer gözünüze ilişir .Kapağını kaldırmadan zihninizde saniye hızıyla ne anlatıyordu,nasıldı demeye kalmadan kitabı okurken yakalayan o his yakalar. Olayları, akışı, karakterleri unutmuş olabilirsiniz ama sizi yakalayan o hissi nerde görseniz tanırsınız. 11.Peron bu hissi uyandıran bir kitap benim için.Fotoğraflarla, resmi kayıtlarla,arşivden anılarla,alıntılarla yer yer kurguyla karışık bölümleriyle işçilerin umutlarına,özlemlerine,eşitsizliklere, ayrımcılıklara ,gurbete,memleket hasretine dair elle tutulur bir anlatı.
11. PeronGökhan Duman · Vadi Yayınları · 2018444 okunma
10/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2020 55. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Aralık 2020 22:52
11. PERON BİR YANI MEMLEKET BİR YANI GURBET adlı bu eseri kaleme alan yazar Gökhan Duman'ı tebrik ediyorum çünkü eseri Almanya'ya işçi olarak giden ilk kafilelerin yaşadığı zorlukları öyle canlı işlemiş ki sanki dil bilmeden, yol bilmeden o sokaklarda ben garip kalmışım gibi hissettim. Birbirini hiç tanımayan insanlar Sirkeci - Münih treni içinde duygularını, özlemlerini, ekmeklerini paylaşarak sessiz sözlerle daha vatanlarından çıkmadan üzerlerine çöken gurbetin yükünü paylaşmaya başlıyorlar... "Misafir işçi" olarak karşılanan gurbetçiler gün geçtikce "Auslander" (Yabancı) olarak anılmaya, özellikle Türklerin çalışkanlığı ile övünen iş verenler ve Alman Hükümeti konu haklara gelince bahaneler bulmaya başlasa da, ekonomilerinin ileri gidişine etken olan Türkleri hem ellerinde tutmaya hem de sayıları arttıkça kesin dönüşleri için teşvik verip geri dönmeleri ni sağlıyorlar... Orada 'Yabancı' burada 'Almancı' olarak görülen, Almanya'da farklı zorluklar burada her izinde maddi anlamda soyulan, çabuk unutulan ilk gurbetçiler... Duygulanarak okudum zira benim rahmetli babam da o ilk gidenlerdendi. Her yaşanan zorlukta onu da bunları yaşadığı bilinci ile okuduğum için çok etkilendim. Umarım yazar diğer kuşakların yaşadıklarını da yazar...
11. PeronGökhan Duman · Vadi Yayınları · 2018444 okunma

Yazar Hakkında

Gökhan DumanYazar · 3 kitap
1983 yılında Tokat’ta doğdu. 16 yıldır Ankara’da yaşıyor. Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bilimi bölümlerinde eğitim aldı. Diaspora, göç, göçmenlik üzerine çalışmalar yürütüyor. Fotoğrafçılık, arşivcilik ve sosyal medya konularıyla ilgileniyor. 2016 yılında yayınlanan "Göçüp Kalanlar" kitabının editörlüğünü yürüttü.