"Sonuçta insan yaşadığından daha uzun süre ölü kalıyor." (Wulf Dorn )
Merhabalar..
On altı yaşındaki Nikka hastanede gözlerini açtığında olanlara inanamaz, en yakın arkadaşı Zoe ile bir partide eğlenirken, birden saldırıya uğradığı ve yirmi bir dakika boyunca ölü kaldığı gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalır. Üstelik arkadaşı kaybolmuştur. Nikka bu yirmi bir dakika boyunca karanlık bir tünelde zayıf bir ışığa doğru ilerlemiştir ve kendisine korku dolu gözlerle bakan Zoe'yi görmüştür. Onu geri getirmek için herşeyi göze almıştır. Ama kısa süre sonra öte taraftan yanında tekinsiz bir ruhu da getirdiğini fark edecektir.
Öncelikle 21 beklentimin çok çok aşağısında kalan bir kitap oldu. Kitapta bayağı boş sayfalar, yazıların büyük puntoyla basılması değişik geldi bana. Sanki sayfa sayısını artırmak istermiş gibi. Sayfalar o kadar boşluk olmasaydı tahminen kitap, 350 sayfada da tutulabilirdi. Ayrıca bu kadar kapsamlı bir konunun, ince detaylara girilmeden sürüncemede kalması beni hayal kırıklığına uğrattı. Bir de bu yazar Wulf Dorn olunca doruklarda bir roman beklediğim su götürmez. Nedense bu kitap yazarın çıraklık eseri gibi olmuş, sanki yeni değilde Psikiyatrist den, Oyunbaz dan, Travma dan, Karabasan dan, Hain Yüreğim den, Fobi den, Şizofren den çok çok önce yazılmış gibi. Wulf Dorn'un okuduğum 7 kitabından sonra bu bana klasik fantastik dizi gibi geldi.
Dil ve anlatımı açık, sade, dolaysızdı. Sürükleyiciliği ve merak unsuru hiç düşmeyen bir tempoda gittiği için az da olsa beğendiğimi söyleyebilirim. Bir de ters köşesiyle tabiki.. Öldükten sonra yaşam var mı? Ruh nereye gider? Ölüme yakın deneyim yaşayanlar gerçekten tünelin ucundaki o ışığı görebilir mi? Ruh bedenden ayrıldıktan sonra geride kalanların ne yaptığını gözlemleyebilir mi? Ölümden dönenlerin deneyimleri
21; yalın ve akıcı anlatımı, merak uyandıran kurgusu, kişilerarası ilişkileri, kayıp ve yas süreçlerini, ölüm olgusunu irdeleyen konusu ile kolay okunan ve akıp giden bir yapıya sahip. Ancak gizemli olayların çözümünün tesadüfi idrak süreçlerine dayandırılması, heyecan olgusunun eksik olması, mistik süreçlerin ön planda işlenmesi sebebi ile okumaktan keyif alsam da favori Wulf Dorn kitaplarım arasına girmediğini söyleyebilirim. Ölüme dair sorgulamaların, anlam verme ihtiyacının ön planda olması dikkat çeken özelliklerinden.
16 yaşındaki Nikka, arkadaşı Zoe ile katıldığı Cadılar Bayramı partisinde bilincini kaybeder.Gözlerini açtığı hastanede; 21 dakika süresince kalp ve beyin fonksiyonlarının durduğunu öğrenir. Partiye birlikte katıldığı arkadaşı Zoe ise kayıptır. Nikka'nın kimseye söylemediği, inanılır bulmadığı şey ise ölü olduğu 21 dakika sürecinde karanlık bir tünel'de yolunu bulmaya çalışması ve tünelin sonunda Zoe'yi dehşet içinde otururken görmesidir. Neyin gerçek, neyin zihninin bir oyunu olduğu sorgulamaları içinde iyileşmeye çalışırken ölümden yalnız dönmediğini,Tünel'de karşılaştığı bir ruhla beraber geldiğini keşfeder. Nikka, yaşadığı bu durumu netleştirmek, arkadaşı Zoe'yi bulmak ve gördüğünü sandığı olgulara anlam vermek için; bilinmezliğin ve belirsizliğin sınırlarında korkuları ile yüzleşmek üzere harekete geçer.
Zihinde görselleştirmeyi sağlayan, olay örgüsünün içine çeken üslubu ve başarılı hikaye anlatıcılığı ile ne yazsa okuyacağım yazarların başında gelen Wulf Dorn'un Psikiyatrist, Oyunbaz ve Şizofreni kitaplarını daha çok beğensem de, nasıl bittiğini anlamadığım, zihin yormayan, keyifli bir okuma süreci geçirdim.
Alman yazarın okuduğum 7 kitabından sonra son kitabı ocak 2019 da piyasaya sürüldü fakat çevrilip Türkiye’de piyasaya çıktığını bir hafta önce görüp fiyatına bile aldırmadan (500 lira) aldım. Verilen parayı hakeden bir kitap, annem “idareli oku” dese de bir çırpıda bitti. Henüz tanışmadıysanız bir an önce Wulf Dorn Wulf Dorn ile tanışın derim ;)
Kitaba onyargi ile başladım. Okuyanlar pek sıcak yorumlar yapmamıştı. Fakat benim icin 4 saatte bitirdiğim, soluk soluğa okuduğum harika bir kitap oldu.
Yazarın bu sefer hikayesi genç karakterler biraz da fantastik tarzında olmuştu. Beni bir nebze tereddütte bıraksa da okuduğum da bambaşka bir hisle kaldım. Okuyun....
Wulf Dorn'un Psikiyatrist kitabı muazzamdı. Oyunbaz kitabını unuttum bile. 21 de zamanımı aldı götürdü...boşu boşuna.
Kitapla ilgili söyleyebileceğim en güzel şey, kapağı. İkinci güzel şey, yazarın anlatımının sorunsuz olması, ama yaratma gücünün de en azından bu kitap için çok da gayret sarfetmediğini söyleyebiliriz. Çok da yeni şeyler yok kitapta. İlgi çekiciliği de ilk müsabaka sonunda kaybolup gidiyor. Geriye israf edilen zaman, ödediğimize üzünülen paralar, ve alınması gereken dersler kalıyor. Bu yaşta hâlâ ders alabiliyoruz. Yaşasın ön yaşlılık dönemim. Bu arada bende hâlâ hatırı olan Fatma Barbarosoğlu'nun kitabı beni bekliyor. Ancak öncelikle John Boyne'un müthiş güzel kaleminin tadını bir kez daha almam gerek. hazır saat akşam sekiz, izleyecek dizi yok, çay hazır, mutlaka bir yarım saat okumam şart. Wulf Dorn'u da eğer ömür varsa ancak uzun zaman sonra belki kapısı çalınabilecek eski bir arkadaş olarak kenara yazalım...selamlarımla...
Ne yazsa okurum dediğim yazarlardan. Kitabı beğenen de olmuş beğenmeyen de. Yazar bize hem dostluk bağının gücünü anlatmaya çalışmış hem de ölüm ve ölümden sonra ki hayatın var olup olmadığına değinmiş. Ölüm ile yaşam arasındaki o ince çizgi de neler olabiliri anlatmış.
Nikka ve arkadaşının başına gelen korkunç olayın ardından , Nikka'nın kalbinin tam 21 dakika durması sonucu , o boşlukta yaşadığı gizemli geçiti okuyoruz başlarda. Peki ama Nikka bunları yaşarken arkadaşı Zoe nerededir ?
Zoe 'nin kaybına mı odaklanalım yoksa Nikka 'nın hayal ile gerçek arasında yaşadıklarına mı ?
Tünelin karşısında Zoe , Nikka'ya korkmuş bir şekilde bakıyor
Bu ne demekti. Ölü mü yoksa diri mi ?
Bu yaşadıkları ona ne anlatmak istiyor?
Herkes için bu hissedilen halüsinasyon olarak görülürken , Nikka bunların gerçek olduğunun peşindedir ve bir an olsun vazgeçmiyordur.
Ama bir şey olur ve arkadaşı bulunur . Eee o zaman neydi bu yaşananlar , amaç neydi ?
Okurken ne gizemini ne de akıcılığını kesmiyor. Sayfaları değiştirirken o merak hep içinizde oluyor. Devam kitabı var sanırım ve kim bilir ne zaman çıkar , oturup bekleyeceğiz . Verda Rnçbr güzel bir okuma oldu canımla
Yazarın kalemini çok severim ama bu kitabını diğerlerinin bir tık altında buldum. Ölümden sonraki hayata farklı bakış açısıyla yanaşılmış aynı zamanda mistik olaylar içeriyor. Nikka'nın arkadaşını bulma mücadelesi güzeldi hele ki havuz planını hiç beklemiyordum. Olaylar da güzel bağlanmıştı genel olarak başarılı bir psikolojik gerilim kitabı. Devam kitabı kaç yıl sonra çıkar bilmiyorum ama merakla bekleyeceğim.
An itibariyle yazarın bütün kitaplarını okumuş bulunmaktayım.
Wulf Dorn “ne yazsa okurum” yazarlarımdan biri kesinlikle. Tüm kitaplarında inanılmaz bir akıcılık var. Çok detay verse de, bazı yerleri çok uzatsa da kitapları inanılmaz hızlı okunuyor bence.
Gelelim 21’e..
Yazarın 8 kitabı arasında en az beğendiklerimden biri oldu ama ona rağmen bu kitabı kısa sürede okuyup bitirdim. Yine aşırı akıcıydı.
Konu ve akış olarak diğer kitaplarından farklı buldum ama 21’i. Beklentimin altında kaldı açıkçası. Korku/gerilim okumak istiyordum çünkü, öyle olmadı. Sonu da tatmin etmedi. Ama diyorum ya: “ne yazsa okurum”
KONU:
Nikka ve arkadaşı Zoe bir partiye katılır.
Nikka gözlerini hastane odasında açar ve 21 dakika ölü kaldığını öğrenir. Zoe ise kayıptır. Nikka, bu 21 dakika boyunca karanlık bir tünelde olduğunu ve Zoe’yi gördüğünü iddia eder.
Herkese selamlar
Wulf Dorn 'nun kaleminden; " 21 " kitabı ile geldim.
Yazarın bütün kitaplarını severek okuyan biri olarak '21' kitabı 2019 yılında yayınlanmış olmasına rağmen Türkçe'ye yeni çevrildiği zaman, belki ucuzlar ümidiyle beklemiştim. Ama günümüz şartlarında ne ucuz ki kitap fiyatları ucuzlasın!!!
Neyse uzun lafın kısası dayanamayıp hemen satın aldım. Ve okumaya başladım. Aslında güya arkadaş ile birlikte okuyorduk ama ben dayanamayıp ondan hızlı okuyup bir çırpıda kitabı bitirdim :))
Kısaca kitaba gelirsek; 16 yaşındaki Nikka, arkadaşı Zoe ile katıldığı Cadılar Bayramı partisinde bilincini kaybeder. Gözlerini açtığı hastanede; 21 dakika süresince kalp ve beyin fonksiyonlarının durduğunu öğrenir. Partiye birlikte katıldığı arkadaşı Zoe ise kayıptır. Nikka'nın kimseye söylemediği, inanılır bulmadığı şey ise ölü olduğu 21 dakika sürecinde karanlık bir tünelde yolunu bulmaya çalışması ve tünelin sonunda Zoe'yi dehşet içinde otururken görmesidir.
Herkes bunun bir halüsinasyon olduğunu düşünsede en yakın arkadaşının yardımına ihtiyacı olduğuna inanan Nikka onu geri getirmek için her şeyi göze almaya hazırdır.
Neyin gerçek, neyin zihninin bir oyunu olduğu sorgulamaları içinde iyileşmeye çalışırken ölümden yalnız dönmediğini keşfeder..
Wulf Dorn, olay örgüsünün içine çeken üslubu ve başarılı hikaye anlatıcılığı ile türünde ne yazsa okurum dediğim yazarlardan bir tanesi. Yazarın diğer bütün kitaplarını severek okumuş biri olarak, 21 kitabını okumanızı tavsiye ederim. Başlamanız ile bitirmeniz bir olacak :))
Kitabın kısa özetidir ; "Arkadaşlık daha güçlüdür."
Kitap ile kalın...
Nikka hayatta olmadığın20 dakşka boyunca karanlık bir tüneldr zayıf bir ışığa doğru ilerlemişti.........bu adam Hiç şaşırtmıyor okuyun okutun bütün kitaplarını
20 Nisan 1969 yılında Almanya'da dünyaya gelmiştir. Muhabir olarak başladığı yazın yaşamına kısa öyküler yazarak devam etmiştir. Kısa zamanda korku-gerilim türünde ses getiren eserler yazmıştır. Wulf, on iki yaşında kısa öyküler yazmaya başladı ve ilk yayınını on altı yaşında yerel bir gazetede yaptı. Sonraki yıllarda gazete, dergi ve antolojilerde öyküleri yayımlandı.
Tam zamanlı bir yazar olmadan önce Wulf, bir psikiyatri terapisti ve klinik araştırmacı olarak çalıştı. Yirmi yıl boyunca zihinsel engelli insanlara mesleki rehabilitasyon ve iş koçluğu yaptı.
Wulf Dorn, Jan Forstner, Mark Behrendt, Doro Beck, Simon Strode, Robert Winter gibi karakterler yarattı. Psikolojik gerilim romanları uluslararası en çok satanlar haline geldi ve ona En İyi Uluslararası Roman dalında Fransız Prix Polar da dahil olmak üzere pek çok ödül kazandırdı.
Ekim 2009'da, ilk gerilim romanı TRIGGER, büyük bir başarı elde etti; psikiyatrist Ellen Roth'un büyüleyici hikayesi birçok dile çevrildi ve dünya çapında bir milyondan fazla sattı.
Wulf, yazılarının yanı sıra David Bowie, Mario Puzo, David Lynch, Francis Ford Coppola ve Jack the Ripper'ın metinlerini Almanca'ya çevirmiştir.
Aynı zamanda sesli kitap anlatıcısıdır ve Iris Berben, Anna Thalbach, Bibiana Beglau, Ekkehardt Belle, Benno Fürmann ve Alman punk efsanesi Bela B gibi oyuncularla sahne okumaları yapmıştır.
Wulf ve eşi Anita, Güney Almanya'da yaşıyorlar.