C.R. Maturin olarak da bilinen İrlandalı bir Protestan din adamı ve Gotik oyunların ve romanların yazarı Charles Robert Maturin'in en tanınmış eseri 'Gezgin Melmoth' dan oldukça etkilenen Balzac bu hikayenin devamı gibi 'Aklanmış Melmoth' u yazar. Gotik bir eser havasını da verir.
Şeytanla anlaşma, şatafat ve lüks hayat için ruhunu şeytana satma, zengin olma hırsı derken, bu hastalıklı duyguların pek çok kişiye sirayet ettiğini okuyoruz.
Önsözde alntılanmış Baudelaire'nin dediği gibi
"Hiç ama hiç uyumayan, yolundan sapmayan ve hızır gibi verilen emri uygulayan bir hastalıktır."
Aklanmış MelmothHonore de Balzac · Üç Nokta Yayınları · 202069 okunma
Honore de Balzac
Fransız Yazar edebiyatın gerçekliğin en büyük temsilcisidir..
"Fikirleri yaymanın en iyi yolunun yazı olduğuna inanan Balzac, düşüncelerinin okuyucuların zihnine ulaşması içinde bu eserinde tarih boyunca çok sevilen bir temayı fantastik bir anlatımla oluşturmayı seçmiştir: Şeytan ve insan
. Yaratmış olduğu ve toplumun bir aynasıolan ‘İnsanlık Komedyası' ismini verdiği evreninde bizlere iki binden fazla sevilen, nefret edilen karakter, binlercetoplum tablosu bırakabilmeyi başarmış, insanı olduğu gibi göstermiş bir dâhidir. ‘İnsanlık Komedyası' hem aklınışığını hem de fantastiğin karanlığını yansıtan bir eserdir." Aklanmış Melmoth
İnsan ne kadar kıtap okusada büyük yazarlara arda buluşmanın tadı keyfi bir başka dıye düşünüyorum. Aramızda kalsın kısacık olan yormayan kitaplarda favorim ewtt
..
Keyifli okumalar dilerim
"Eğer Şeytan ruhunu istiyorsa, Tanrı’nınkine eş bir kudret karşılığında onu vermez misin?
#melmoth Maturin’in İngiltere’de doğmuş bir karakteri olmasına rağmen bu kitapta #paris de gezinmektedir.
Gözü doymayan insan evladının daha çok para, hırs, şatafat, lüks için ruhunu satarak #şeytan ile yaptığı anlaşmadır #aklanmışmelmoth ‘un özeti.
Tuhaf olansa bu anlaşmaya pek çok kişinin imza atacak olmasıdır.( ne kadar şaşırtıcı değil mi?)
Şeytanın hiç mi suçu yok?
Avını bekleyen avcı bu hastalığın sirayeti için hiç yorulmadan cennet hakkını satabilen yeni ruh bulabiliyor kendisine ve #balzac ‘ın kısa metni bunu oldukça iyi bir şekilde aktarıyor okuruna.
Yeryüzünde şeytanlar cirit atıyor.
Aklanmış MelmothHonore de Balzac · Üç Nokta Yayınları · 202069 okunma
Balzac aşırı realist bir dille okuyucuya bu sorunun cevabını vermeye çalışmış.Castanier adlı bir kalpazanın tek derdi küçük metresini de alıp paraları kaçırmak,İtalya'ya kaçıp hayatının sonuna kadar zengin yaşamak.Bir gün John Melmoth adında bir İngiliz ile karşılaşıyor(başka bir eserde ruhunu şeytana satmış bir adam bu)
Melmoth resmen onun aklını okuyunca Castanier onda doğaüstü bir şeyler olduğuna ikna oluyor.Melmoth,Castanier'in zenginlik istediğini bildiğini ve çok yüklü bir miktar karşılığında ruhunu şeytana satıp satmayacağını soruyor.Castanier elbette ki bunu kabul ediyor,karşılığında Melmoth'un laneti ona geçiyor.Castanier Tanrı ve Şeytan'a eş bir kudrete sahip oluyor.Her şeyi biliyor.Evrenin sırlarına vakıf oluyor.Duyuları açılıyor,geleceği görüyor,insanların akıllarını okuyor,zaman ve mekan kavramı kayboluyor.Sınırsız zenginlik ve güce sahip oluyor Yani tam istediği gibi ama bu onu mutlu ediyor mu?
Castanier aşırı çabuk tüketilen ve sadece geçici bir mutluluk sağlayan dünyevi hazlardan çok çabuk sıkılıyor ve korkunç bir boşluğa düşüyor.Artık bir motivasyonu kalmıyor.Bir hedef koyamıyor çünkü istediği şeye istediği anda sahip oluyor ve bunun bir lanet olduğunu anlıyor.Bu hazları ben antidepresanların sağladığı öfori etkisine çok benzetiyorum.İlk başta sahte bir mutluluk veriyor ama kanınızdan çekildikten sonra kendinizi korkunç bir boşlukta hissediyorsunuz.Castanier kendisindeki bu laneti çok yüklü bir para karşılığında bir notere devrediyor ve günah çıkartarak acılar içinde ölüyor.
Balzac burda şeytan dediği şeyin açgözlülük,insanın yaradılışından beri başının belası güç istenci ve para hırsı olduğu mesajını ve bunların önünde sonunda mutsuzluk getireceğini söylüyor.
Aklanmış MelmothHonore de Balzac · Üç Nokta Yayınları · 202069 okunma
Otobus molasinda cok da beklenti icinde olmadan alip okudum. Balzac'in yazdıklarını merak ettiğin için almıştım ve övülmeyi hakettiğini gördüm. Kitap kısa olmasına rağmen bence çok etkileyici. Bununla beraber fazla realist analizler var ve bu da okuyucuyu yer yer karamsarlığa sürüklüyor.
Aklanmış MelmothHonore de Balzac · Maviçatı Yayınları · 202169 okunma
İnsanların lükse ne kadar aç olduklarını bu kitap ile görebiliyorsunuz. Para, hırs, güç, çıkar ve ruhu şeytana satma gibi konulara değinilmiş felsefi bir kitap.
Aklanmış MelmothHonore de Balzac · Mavi Çatı Yayınları · 069 okunma
Honoré de Balzac (asıl ismi Honore Balssa; 20 Mayıs 1799, Tours - 18 Ağustos 1850), Fransız yazar.
Hayatı
Asıl adı Honore Balssa'dır. Ancak ismini Balzac olarak değiştirmiş ve soyluluk ifade eden De’ öntakısını eklemiştir. Köy kökenli bir ailenin çocuğudur. Babası tüccardır. 6 yıl Vendome'da College des Oratoriens'te öğrenim gördü. Napolyon'un devrilmesinden sonra ailesi Paris'e taşındı. Burada 2 yıl daha okula gitti. 3 yıl bir avukatın yanında çalıştı. Ama küçük yaşlardan beri edebiyata gösterdiği eğilim ağır bastı. Trajedi türünü denediği 1819'da yazılmış "Cromwell" başarı kazanamayınca romana yöneldi. Para kazanmak için tarihsel, mizahi ve gotik romanlar yazdı. Bunları değişik adlarla yazdı. Basımcılık, yayıncılık, hatta dökümcülük yaptı. Başarılı olamayınca tekrar edebiyata döndü. Edebiyat hayatında çok başarılı eserler sundu. Birçok ülkede sayılan romanları ve kitapları çok büyük ilgi gördü ve tepkileri üstüne topladı. Edebiyatta başarılı olan Balzac hayatının sonuna kadar edebiyatla uğraştı.
Edebiyat kariyeri
1829'da yazdığı "Les Chouans" isimli tarihi roman tanınmasını sağladı. Bu eser Türkçeye (Köylü İsyanı 1974 ve Şuanlar 1977 olarak) çevrildi. 1824-1834 arasında yayıncılarından aldığı parayla bohem bir yaşam sürdü. 1829-1831 arasında yergici gazetelere yazılar yazdı. 1830’lardan sonra bir toplum tarihi yazmak amacıyla, eski ve yeni romanlarını üç bölüm altında toplamaya karar verdi. Örf ve âdet incelemeleri, felsefi incelemeler ve çözümleyici incelemeler. Bu tasarı 1834-1837 arasında 12 cilt olarak gerçekleşti. 1840’ta bu yapıtların hepsine Dante'yi anımsatan bir başlık koydu: "İnsanlık Komedisi". 1842-1848 arasında 17 ciltlik bir baskı yapıldı. 1869-1876 arasında da 24 cilt olarak yayınlandı. Eserlerinde aynı kahramanlara tekrar tekrar yer verme düşüncesini geliştirdi. Bunu gerçekçiliğin baş romanı kabul edilen ve 1834'te yayınlanan "Goriot Baba"da uyguladı. 1836 ve 1837'de İtalya gezisine çıktı. 1828'de Versailles yakınlarında pahalı bir ev yaptırdı. Borç sorunu nedeniyle Passy'de bir eve yerleşti (Bugün Balzac müzesi). Para kazanmak için tiyatroda başarısız denemeler yaptı. Edebiyatçılar Derneği başkanı olarak yazar haklarıyla ilgili girişimlerde bulundu.
1847'de Polonya'da sevgilisi Eveline Hanska'nın şatosunda kaldı. 1850'de Eveline ile evlendi Paris'e döndüler. Birkaç ay sonra yaşamını yitirdi. Geride 85’i tamamlanmış, 50’si taslak halinde eser bıraktı. Romanda gerçekçilik ve doğalcılık akımlarının yaratıcısı olarak kabul edilir. Mantıksal bir sıra izleyen olayların her şeyi gören bir gözlemcinin ağzından anlatıldığı, kahramanların tutarlı bir biçimde sunulduğu, kuralları belli "klasik roman tekniğini" Balzac'ın kurduğu benimsenir. Olağanüstü bir gözlem yeteneği ve güçlü bir hafızası vardı. Kendisini başka insanların yerine koyup onların duygularını paylaşmayı biliyordu. Eserlerinde nedenselliği ve arka plan ile karakterler arasındaki ilişkiyi açıklamakta ustadır. Bütün bu özellikleriyle "romanın Shakespeare'i sayılır.
1789’la başlayan ve uzun bir süreç alan Fransız Devrimi sırasında gelişen toplumsal değişimi anlatan; çatışmaları, iyiyi kötüyü ortaya koyan, Cumhuriyetçiler ve Kraliyetçiler’in 1830’da ülkeyi bırakıp gitmek zorunda kalan X. Charles’e dek yaptıkları kanlı kansız tüm çekişmeyi özellikle göz önüne seren, bireylerin bu çatışmadaki ulu düşüncelerin altında aslında kendi çıkarlarını nice korumaya çalıştıklarını betimleyen; sevgi, güç gibi evrensel konuları tüm çıplaklığı ve eleştirel bir yaklaşımla inceleyen; günümüz okuruna sıkıcı gelebilecek ama öncelikle Fransa ve demokrasiyi algılayabilmekte yardımcı olması bakımından tüm dünya için önemli bir Roman yazardır. Fransız Devrimi’nin geçmişsel belgesidir kitapları.
İnsalık Güldürüsü, yazarın 1830’da kendi yapıtlarını toplamaya başladığı bir üst yapıttır. Şu anda emin değiliz ama belkide 1830’da Kraliyetçiler’in yenilgisini perçimleyen sürgünden sonra devrimdeki ulu düşüncelerin bir yalan olduğunu düşünerek böyle bir yola gitti.