Akvaryumdaki Tiyatro Gülümseten Öyküler

8,6/10  (7 Oy) · 
15 okunma  · 
6 beğeni  · 
658 gösterim
Behiç Ak'tan bir "gülümseten öykü" daha. Acaba akvaryumdan dışarıyı seyretmeyi hiç denediniz mi?

Toroslar'ın eteğindeki Balıklı Köy'de tertemiz bir göl vardı. Gölün balıklarını köy halkı öyle severdi ki, her evde bir akvaryum kurulmuştu. Gölün suları yükselmeye başladığında, nasılsa alçalır deyip hiç oralı olmadılar. Çünkü hepsi de, "gökten düşen" yönetmenin çekeceği filmle ve senaryodaki rolleriyle ilgileniyorlardı son günlerde. Doğal yaşam özlemiyle Balıklı'ya yerleşen İngilizler'den biriyse, yönetmenin kafasını iyice karıştırmıştı. Aralarında bir tek küçük Zühtü, göl sularının köyü kaplamaması için çözüm arayıp duruyordu...

Küçük büyük her yaştan okuru etkileyen usta sanatçı Behiç Ak, "gülümseten öyküler"inin sekizincisinde, doğal yaşama saygıya, insanı kalıplara sokan kent yaşamına dikkat çekiyor. Okurlarını bu kez "cennet"ten bir köşe olarak tanımladığı bir dağ köyündeki çok renkli yaşama konuk eden yazar, seyredenle seyredilenin çelişkisini tartışırken marka çılgınlığını ve modern kent yaşamını da eleştiriyor. Sanatçının özgün renkli desenleriyle canlanan, mitoloji ve halk kahramanlarıyla zenginleşen eğlenceli kitap, çocukları sorunlara yaratıcı çözümler geliştirmeye özendiriyor.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    2011
  • Sayfa Sayısı:
    114
  • ISBN:
    9789944717885
  • Yayınevi:
    Günışığı Kitaplığı
  • Kitabın Türü:
Fadime Uzunkaya 
02 May 22:07 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Resimlemesiyle, akıcı diliyle, konusuyla gayet ilgi çekici bir öykü. İçerisinde birçok güzel mesaj barındıran mutlaka okullarda da okunması tavsiye edilmesi gerekenler listesinde bulunmalı. Ayrıca yaşınız kaç olursa olsun hiç sıkılmadan bir solukta okuyabilirsiniz.

Kitaptan 1 Alıntı

Fadime Uzunkaya 
02 May 22:29 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 7/10 puan

Martin'in Mektubundan
Ağaçların özgürce gelişmesine izin verdiklerini öğrenince çok şaşırdım. Dalları budandıkça ağaçların hafızalarını kaybettiğine inanıyorlar. "Ağaçları budarsan, dallar ne yöne doğru büyümeleri gerektiğini unutur. Karman çorman olur, dolanır ve birbirlerini boğarlar." diye düşünüyorlar. Bu yüzden köyün okulunun penceresinden girmiş ağaç dalını bile kesmemişler. Dalı görsen şaşarsın; öğretmenin masasının üzerinden geçerek karatahtaya doğru uzanmış. Kimse ona dokunmuyor. Sanırsın tahtaya bir şeyler yazacak. Ağacın ismi de var: 'Yeşilim'! Sınıftaki öğrencilerden biri o! Numara bile vermişler. Ağaçlara da insan gibi davranıyorlar. Önceleri tuhaf geliyordu, ama artık alıştım. Köyün yaşlı çınarına şapka çıkararak selam veren bir köylü gördüğümde şaşırmıyorum artık.

Akvaryumdaki  Tiyatro, Behiç Ak (Sayfa 18 - Günışığı Kitaplığı)Akvaryumdaki Tiyatro, Behiç Ak (Sayfa 18 - Günışığı Kitaplığı)