Alın Teri

8,3/10  (8 Oy) · 
27 okunma  · 
7 beğeni  · 
632 gösterim
Ben işçi sınıfı içinde doğdum. Coşku, hırs ve ülkü denen şeyleri çok genç yaşlarda keşfettim. Bu tutkuları dindirebilmek çocukluk yaşamımın en temel sorunu oldu.

Gemilerde tayfalık, limanlarda hamallık yaptım; konserve fabrikalarında, daha başka fabrikalarda ve çamaşırhanelerde çalıştım; ot biçtim, halı temizledim, cam siliciliği yaptım. Ama hiçbir zaman emeğimin tam karşılığını alamadım. Bundan böyle ölesiye çalışmayacağım. Eğer bir daha ölesiye çalışırsam, gerekenden bir damla fazlasını yaparsam: Allah belamı versin!
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Mart 2013
  • Sayfa Sayısı:
    170
  • ISBN:
    9786055205706
  • Çeviri:
    Şemsettin Yeltekin
  • Yayınevi:
    Araf Yayınları
  • Kitabın Türü:
Halil Korkut 
25 May 12:26 · Kitabı okudu · 4 günde · 8/10 puan

Jack London'ın beş adet hikayesinin derlendiği bir kitaptır bu. Birinci ve kitaba başlık veren Alın Teri hikayesinde; çocuk yaşlarından itibaren dokuma fabrikasında çalışan Johnny’nin hikâyesi anlatılıyor. Johnny yıllardır makinelerle haşır neşir olduğundan sonradan zihni ve insanlığı da makine çarkları gibi dönmeye başlıyor derken sürpriz bir final... İkinci hikaye yani Meksikalı hikayesinde ise, genç boksör Rivera'nın maçlarının aslında kutsal bir amacı vardır ve bu hikayede kısmen de olsa Birleşik Devletler siyaseti eleştirisi yapılıyor. Bir Kalem Pirzola başlıklı üçüncü hikayede ise emektâr boksörümüzün düştüğü zor maddi durumlara dem vuruluyor; bu ve Meksikalı hikayelerinde okuyucu bir noktadan sonra Tv'de boks maçı izliyormuş kadar heyecanlasa da diğer taraftan duygulu ve öğretici hikayelerdir de bunlar... İnsan haysiyetinin sınırlarını ölçen son iki hikâyemiz de yazarın uzun romanlarından alınan kesitlerden oluşuyor. Bu yöntem yayınevinin etikliğine şüphe düşürüyor bence. En azından bir açıklama kısmı yazılıp durum izah olunsaydı, bu tarzları belki meşrûluk kazanabilirdi. Sevdiğim Oda Yayınları'na yakıştıramadım bu durumu. Son cümlelerim ağır bir eleştiri gibi görünse de bunlar yayınevine yöneliktir. Bu hikayeleri okumak, okuyucuya farklı deneyimler kazandıracaktır. Tavsiye ediyorum...

Kitaptan 9 Alıntı

İşçi - Jack London
"Ben işçi sınıfı içinde doğdum.
Coşku, hırs ve ülkü denen şeyleri çok genç yaşlarda keşfettim.
Bu tutkuları dindirebilmek çocukluk yaşamımın en temel sorunu oldu.

Gemilerde tayfalık, limanlarda hamallık yaptım;
konserve fabrikalarında, daha başka fabrikalarda ve
çamaşırhanelerde çalıştım; ot biçtim, halı temizledim, cam siliciliği yaptım.
Ama hiçbir zaman emeğimin tam karşılığını alamadım.
Aşırı çalışma beni hasta etti. Ömrüm boyunca gövdemle hayvan gibi çalıştım
ve ne denli çok çalıştıysam toplumsal çukurun dibine o denli fazla yaklaştım.

Bundan böyle ölesiye çalışmayacağım.
Eğer bir daha ölesiye çalışırsam, gerekenden bir damla fazlasını yaparsam:
Allah belamı versin!"

Alın Teri, Jack LondonAlın Teri, Jack London

Sana şunu söyleyeyim ki, şuracıkta saatlerce ve saatlerce hiç bir şey yapmadan öylece oturup kalmanın tadına doyum olmuyor. Daha önce hiç böyle mutlu olmadım. Zamanım olmamıştı buna. Ha babam de babam hareket halindeydim. Mutlu olmanın yolu bu değil. Artık hiçbir şey yapmayacağım. Yalnızca oturacağım, yine oturacağım, dinleneceğim, yine dinleneceğim, daha sonra biraz daha dinleneceğim.

Alın Teri, Jack London (Sayfa 39)Alın Teri, Jack London (Sayfa 39)
Halil Korkut 
21 Haz 10:26 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Ama ah havadar bir odada. her gece kar gibi çarşaflar serili bir yatağın sizleri beklediği sevgili, çıtkırıldım, etli kanlı insanlar... başınızdan geçmemişse, Londra sokaklarında sabahlamanın ne çileli bir şey olduğunu nasıl anlatabilirim sizlere? İnanın bana, başınızı sokacak bir yer bulamadan. o sokaklarda bir kez olsun sürtmek zorunda kalsanız, doğu yönünde tan yerinin ağardığını belirten o solgun ışığı görünceye dek binlerce yüzyılın geçtiğini sanır, soğuktan tir tir titreyip hıçkıra hıçkıra ağlarken vücudunuzda her bir kasın sızım sızım sızladığını duyar, böyle olup da hâlâ yaşayabildiğinize siz kendiniz bile şaşarsınız. Bir sıranın üstüne oturup da şöyle bir soluk alayım deseniz ve yorgunluktan kan çanağına dönmüş gözleriniz farkında “olmaksızın kapanıverse, o anda yanınızda bitiveren bir polis memuru sizi dürterek uyaracak ve dediğim dedik bir sesle “haydi yaylan bakalım' diye kestirip atacaktır. Dinlenmesine dinlenebilirsiniz bir sıraya oturup, parmakla sayılacak kadar azdır bu sıralar, birbirlerine de epeyce uzaktır; ama eğer dinlenmek, uyumak anlamına geliyorsa, işte o zaman kalkmalı ve yorgunluktan iler tutar yanı kalmamış vücudunuzu bitmek tükenmek bilmeyen sokak aralarında sürüklemelisiniz. Her nasılsa gözden kaçmış bir kuytu köşe ya da karanlık bir kapı ağzı bulup da umutsuz bir uyanıklıkla uzanacak olsanız...

Alın Teri, Jack LondonAlın Teri, Jack London
Halil Korkut 
21 Haz 10:27 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Adalet değirmeni teklemeden işliyor, adam öğütmeyi sürdürüyordu. Eh, ne de olsa sabahın daha karganın bokunu yemediği bir saatiydi ve Sayın Yargıcın kahvaltı etmediği düşünülürse, elini çabuk tutması doğaldı!

Alın Teri, Jack LondonAlın Teri, Jack London
Halil Korkut 
21 Haz 10:25 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Üstelik bu gece. kadınlı erkekli otuz beş bin evsiz barksız insan var Londra kentinde. Ama lütfen, sakın ha yatağa girdiğiniz zaman aklınıza getirmeyin bunu; eğer olmak zorunda olduğunuz kadar yufka yürekli bir kimseyseniz, rahat yatağınızda her zamanki gibi mışıl mışıl uyuyamayabilirsiniz. Altmışlık, yetmişlik, seksenlik insanlar vardır, yaşlı başlı insanlar; kötü beslenmişlerdir, bir deri bir kemiktirler; onlar günün doğuşunu dinlenmiş ve capcanlı olarak selamlayamazlar; gece, tüm acımasızlığıyla üzerlerine yeniden çökünceye dek, ekmek kabukları ardında gün boyunca çılgınca koşacaklardır ve beş gün beş gece sürecektir bu çile... Ah. sevgili, yufka yürekli, etli-kanlı insanlar. bilmem ki nasıl anlatsam bunu sizlere?

Alın Teri, Jack LondonAlın Teri, Jack London
Halil Korkut 
21 Haz 10:23 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Bunların hepsi de aynı bokun soyuydu. Hepsi de nefret dolu yabancılardı, haksızlıkta birbirlerinden aşağı kalır yanları yoktu. Bu ölüm kalım anında bile zihninde birtakım görüntüler belirdi: Çölün ortasından geçen demiryolu, Meksikalı ve Amerikalı polisler, hapishaneler, paçavralar içindeki halk... Rio Blanco grevinden sonraki yaşamın tiksinti verici yürekler acısı görünümleri... Sonra onurlu ve kanlı devrim fırtınasının tüm bu pis görüntüleri ülkeden silip süpürdüğünü gördü. İşte önündeydi silahlar. Önünde duran nefret ettiği suratların her biri birer tüfekti. Tüfekler uğruna dövüşüyordu o. Tüm tüfeklerle bütünleşmişti. Devrimdi o. Bütün Meksika için dövüşüyordu.

Alın Teri, Jack LondonAlın Teri, Jack London
Halil Korkut 
21 Haz 10:25 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Sümük, tükürük ve balgamla kaplı yıvış yıvış kaldırımdan portakal ve elma kabukları, üzüm salkımları topluyor ve bunları yiyorlardı. içindeki taneyi yemek için yeşil erik çekirdeklerini dişleri arasında kırıyorlardı. Bezelye tanesi büyüklüğünde ekmek kırıntıları, pislikten kapkara kesilmiş elma koçanları topluyorlardı, öyle ki, bunlara elma koçanı demeye bin tanık isterdi; her iki adam da bunları atıyordu ağızlarına ve sonra çiğniyor, yutuyorlardı; ve bu olay, Tanrının 1902 yılının 20 Ağustos tarihinde, saat akşam altı ile yedi arasında, dünyanın en büyük, en varlıklı ve en güçlü imparatorluğunun yüreğinde oluyordu.

Alın Teri, Jack LondonAlın Teri, Jack London
Halil Korkut 
21 Haz 10:24 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Ve bu iki adam konuşuyordu. Deli filan değildiler, yalnızca yaşlıydılar. Yedikleri çerçöp yüzünden bağırsakları iğrenç kokular salan bu iki adam, kanlı bir devrimden söz ediyordu. Anarşistlerin, fanatiklerin, delilerinkine benziyordu konuşmaları. Kim kınayabilir, kim sorumlu tutabilirdi onları? Oysa ben üç öğün yemek yemiştim o gün; istersem yan gelip yatabileceğim bir yatağım vardı; oraya uzanır, şeylerin başkalaşımı, gelişimi ve evrimi konusunda, toplumsal felsefem konusunda, kafa patlatabilirdim; uzun sözün kısası, ya onlarla birlikte böyle abuk subuk laflar edecek ya da çenemi tutacaktım. Zavallı budalalar! Bilmiyorlardı ki devrimleri yaratanlar onların hamurundan değildir. Ve onlar kısa bir süre sonra cızlamı çekip toprak olduklarında, Poplar Düşkünler Yurdu'na gitmek üzere Mile End Road boyunca yürüyen ve balgamlı, sümüklü kaldırımlardaki süprüntüleri gövdeye indiren başka zavallılar da kanlı devrimlerden dem vuracaklardı.

Alın Teri, Jack LondonAlın Teri, Jack London