Adı:
Anlaşma
Baskı tarihi:
Kasım 2012
Sayfa sayısı:
528
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756006993
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Pact
Çeviri:
Cihat Taşçıoğlu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
April Yayıncılık
'Söylenecek bir şey kalmamıştı.

Kollarını ona dolayan kızın hayatının her evresini gözünün önüne getirebiliyordu; beş yaşında daha sarışın, on bir yaşında hızla boy atıyor, on üç yaşında elleri erkeksi.
Mehtap, çekik gözlerinde yansıyarak yuvarlanıyordu gökyüzünde.
Kız onun teninin kokusunu içine çekti ve "Seni seviyorum," dedi.
Genç adam onu o kadar usulca öptü ki kız bunu hayal ettiğini sandı; gözlerine bakmak için biraz geri çekildi.
Ve silah patladı.'

Harte ve Gold aileleri on sekiz yıl boyunca yan yana evlerde yaşadı. Aile pikniklerinden en mahrem sırlara kadar her şeyi
paylaştılar. Çocukları Chris ve Emily'nin yakınlaşması da bu nedenle sürpriz olmadı, hatta arzu edildi. Birbirini neredeyse
doğdukları günden beri tanıyan, hiç ayrılmayan liseli iki genç, ailelerinin gurur tablosunda el ele gülümsüyordu; ikisi de
başarılı, ikisi de popüler, ikisi de pırıl pırıl.
Ama bir gece yarısı çalan telefonla her şey degişti; Emily başından vurulmuştu, Chris olay yerindeki tek kişiydi ve silahta
kendisi için de bir kurşun oldugunu söylüyordu...

İnsan, aile, dostluk, aşk...

Siz olsanız ne yapardınız?

"Picoult yarattığı karakterlere bürünmekte akılalmaz bir yetenek sergiliyor."
-New York Times-

"Hiçbir romancı sayfaları Jodi Picoult'tan daha etkileyici çevirtemiyor."
-USA Today-

"Picoult kestirilemez bir ihtişamla yazıyor."
-Stephen King-

"Picoult'nun ne kadar iyi yazdığını abartmak zor."
-Financial Times-
528 syf.
Yazarın ilk okuduğum kitabı. Ancak iyi ki tanışmışım bu yazarla dedirtti bana. . Her ne kadar aşk romanı olarak adlandırılsa da polisiye ve psikolojik olarak da düşündürecek ve etkileyecektir. Doğdukları andan itibaren birlikte büyüyerek arkadaşlık sonrası sevgili olan daha sonrasında da sevgili olan Harte ve Gold ailelerinin çocuklarından birisinin intihar kararını uygulaması sonucu erkeğin katil olarak yargılandığı romanda en beğenerek okuduğum mahkeme sürecinin anlatıldığı bölümlerdi. Sonunu merak ederek büyük bir keyifle aldığınıza ve okuduğunuza pişman olmayacaksınız. Bol kitaplı günler...
528 syf.
·5 günde·7/10
Emily ve Chris bebeklikten beri birbirini tanıyan komşu evlerde büyümüş iki çocuktur...Ergenlik döneminde aralarındaki etkileşim onları yakınlaştırır ve sonunda hamile kalan Emily bu durumu Chris'e açıklamak yerine intiharı seçer ...Ama intihar mı? Yoksa öldürülme mi muallağından çıkamadığımız kitapta yazar gerçekten etkileyici bir dil kullanmış.Özellikle ergenlik döneminde çocukları olanların okumasını öneririm.Keyifli okumalar
528 syf.
·Puan vermedi
Picoult'un okuduğum ilk kitabı ve henüz bitirdiğim bu kitapta olay insanı hiç sıkmadan, oldukça özgün cümleler ve tasvirlerle anlatılıyor, gerçeği insanların aslında görmek istediği şekilde yorumladığı üzerinde oldukça duruluyor, gerçeğin insandan insana nasıl da değiştiğini gösteriyor bize. Bir seferde bitirilebilecek, ve sonrasında üzerine düşündürecek bir kitap.
528 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10
Bu yazarın okuduğum ilk kitabıydı üslup olarak da konu olarak da iyi bir kitaptı okumaya pek düşkün olmayanları bile kolayca etkisi altına alabilecek bir kitap . Yazarın farklı karakterdeki kahramanları işleyişi çok isabetli . Ben okurken çok keyif aldım okuyabilirsiniz .:)
528 syf.
·Beğendi·10/10
Kitaba bayıldım! Yazarın tarzı çok hoşuma gitti. Şöyle bir örnek vereyim. Mesela kitapta akşam üzeri telefonla yapılan bir görüşmeden söz edilir diyelim ki. İşte ertesi sabah bir buluşma gerçekleşecektir. Yazar buluşma öncesi geçen saatleri didikler. Uyuyamadı, kalktı tv izledi. Şuraya gitti, bunu yaptı, bunu etti gibilerinden detaylı bir gece okuruz ya. İşte yazarın bu kitabında böyle şeyler yok. Direk olaya geçiyor. Akşam telefon görüşmesi ertesi günün buluşmasıyla noktalanıyor. Bir sonraki cümlede buluşmayı okuyorsunuz. Yazarın bu özelliğine bayıldım. Kitap sade diliyle insanı yormuyor. Elime alıp başından kalkmamak için fırsat kolladığım bir kitap oldu. Daha 100. sayfa civarı kitap bitecek diye üzülmeye başladım desem yalan olmaz. Sonlara doğru da çok hüzünlendirdi beni. Nasıl yazmışsa yazar, içimde de hep bir şüphe bıraktı sağ olsun :)
Bu kadının kitapları matematiksel bir örgü içinde akıyor. İlk başlarda kişiler ve karakterler algılanmakta zorlansada kitabın ortalarına doğru taşlar bir bir yerine oturuyor ve hayatınızda bir daha asla unutamayacağınız kurgusal kişiliklerle karşılaşıyor başmabaşka duygulara yelken açıyorsunuz. beklenmedik bir sonu beklenemdik bir şeeilde tasvir eden harika bir kitap
528 syf.
·14 günde
Anlaşma Jodi Piccoult ile beni ilk kez tanıştıran kitap oldu. Bu nedenle cümle yapılarının basit olmasının sebebinin yazardan mı yoksa çevirmenden mi kaynaklandığını bilemiyorum.
Spoiler içerir
Doğdukları andan itibaren birbirlerini tanıyan Emily ve Chris'in hayat hikayelerini hem günümüzde hem de geçmişe giderek ikili olay örgüsü şeklinde anlatmış yazar. Kitap Emily'nin ölümü ile başlıyor ve bu ölümün bir cinayet mi yoksa bir intihar mı olduğu çözülmeye çalışılıyor ancak son sayfalara gelene kadar hatta kitabın sonunu okuduktan sonra bile hangisi olduğuna kesin karar verebilmek çok güç. Okuyanın vicdani duygularına göre yoruma açık bir final yapıyor. Eserin dilini ilk başlarda çok yavan bulmama rağmen mahkeme salonunda geçen konuşmalarda, sorgulamalarda Piccoult hukukçu kimliğini çok profesyonelce ortaya koymuş. Avukat Jordan karakteri kitapta en başarılı betimlenen karakter olmasının yanı sıra şimdiye kadar okuduğum avukat karakterler içinde beni en çok etkileyen ve kendine inandıran karakterdi. Kitapta sorguladığım bir diğer şey ise ana tema olan Chris ve Emily'nin birbirlerini olan sevgisi. Bir taraf her zaman daha fazla sever ama Chris'in Emily'e duyduğu sevgi kadar sarsılmaz bir sevgiye rastlanabilir mi? Bilemiyorum...
528 syf.
·7/10
Cinayet-intihar ikileminde bir düğümü çözmek üzerine kurulu bir kitap. Okurken meraktan ölmedim, bir sonraki sayfada neler olacak diye heyecanlanmadım belki ama kesinlikle kötü bir kitap değil. Duygu geçişleri ve olay örgüsü güzel kurgulanmış. Yürekleri hoplatacak bir gerilim örneği değil belki ama annelik içgüdüsü ve gençlik buhranları ve bu örgüde yaşanan çatışmalar güzel işlenmiş.
528 syf.
·8 günde·8/10
'Söylenecek bir şey kalmamıştı. Kollarını ona dolayan kızın hayatının her evresini gözünün önüne getirebiliyordu; beş yaşında daha sarışın, on bir yaşında hızla boy atıyor, on üç yaşında elleri erkeksi. Mehtap, çekik gözlerinde yansıyarak yuvarlanıyordu gökyüzünde. Kız onun teninin kokusunu içine çekti ve "Seni seviyorum" dedi. Genç adam onu o kadar usulca öptü ki kız bunu hayal ettiğini sandı; gözlerine bakmak için biraz geri çekildi. Ve silah patladı...'

Emily'nin bir silahla vurulup hayatını kaybetmesiyle başlıyor kitap... Olay bir atlıkarınca üzerinde geçiyor. Olay sırasında Emily'nin yanında tek bir kişi var, o da Chris. Yan yana evlerde, doğdukları andan itibaren bir arada büyüdüğü, büyüdükçe masum duygularının aşka dönüştüğü Chris... Hayatta bir tek ona aşk duymuş olan Chris...

Emily'in ölümü ile tutuklanan ve yargı süresince yaşadığı şok nedeniyle çok yıpratıcı olmasına rağmen Chris'in o gece yaşananları hatırlama çabasına, geride bıraktıkları ailelerinin dostluklarının paramparça oluşuna tanık oluyoruz. Bir solukta okunan romanda son sayfaya kadar cinayet mi yoksa intihar mı ikilemi yaşatan Jodi Picoult her zaman olduğu gibi konuyu herkesin ağzından, kendi bakış açılarıyla aktarmakta çok başarılı. Romanlarında aile ilişkilerini daima ön planda tutan Picoult, bu defa da "çocuğunuzu ne kadar tanıyorsunuz" sorusunu gündeme getiriyor.
528 syf.
·Beğendi·6/10
Okuduğum diğer Jodi PİCOULT kitaplarından birkaç ilmek eksik bulsam da hikayenin beni cezbetme yüzdesine bağlıyorum bu durumu.Beraber büyüyen biri kız biri erkek iki çocuğun ve iki ailenin çocuklarına ve birbirlerine dair derin yaşanmışlıkları,keyifle okunur.
Birisine bütün benliğini, bütün kalbini verip başka hiçbir şeyinin kalmadığını ve yine de karşındakinin gereksinimlerini karşılayamadığını fark etmek nasıl bir şey, biliyor musun?
Kendimi şu anda görebiliyorum. On yıl sonra nerede olmak istediğimi de görebiliyorum. Ama burdan oraya nasıl gideceğimi bilemiyorum.
''Seni en çok üzen ne?
''Onu seviyordum, ben bunu unutamıyorum. Ve herkesin nasıl unutabildiğini anlamıyorum.''
'' Benim olmadığım her şeydi Emily. Ben de onun olmadığı her şeydim. Emily aklınıza gelecek her şeyin resmini yapabilirdi; bense düz çizgi bile çizemem. Sporla arası iyi değildi, bense o konuda hep başarılıydım. Eli elime uyuyordu.''
"Sen ruhundaki yarayı görmüyorsun diye ruhunun acı çekmesi beklenemez. Ruh sürekli yaralanır ama iyileşir."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Anlaşma
Baskı tarihi:
Kasım 2012
Sayfa sayısı:
528
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756006993
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Pact
Çeviri:
Cihat Taşçıoğlu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
April Yayıncılık
'Söylenecek bir şey kalmamıştı.

Kollarını ona dolayan kızın hayatının her evresini gözünün önüne getirebiliyordu; beş yaşında daha sarışın, on bir yaşında hızla boy atıyor, on üç yaşında elleri erkeksi.
Mehtap, çekik gözlerinde yansıyarak yuvarlanıyordu gökyüzünde.
Kız onun teninin kokusunu içine çekti ve "Seni seviyorum," dedi.
Genç adam onu o kadar usulca öptü ki kız bunu hayal ettiğini sandı; gözlerine bakmak için biraz geri çekildi.
Ve silah patladı.'

Harte ve Gold aileleri on sekiz yıl boyunca yan yana evlerde yaşadı. Aile pikniklerinden en mahrem sırlara kadar her şeyi
paylaştılar. Çocukları Chris ve Emily'nin yakınlaşması da bu nedenle sürpriz olmadı, hatta arzu edildi. Birbirini neredeyse
doğdukları günden beri tanıyan, hiç ayrılmayan liseli iki genç, ailelerinin gurur tablosunda el ele gülümsüyordu; ikisi de
başarılı, ikisi de popüler, ikisi de pırıl pırıl.
Ama bir gece yarısı çalan telefonla her şey degişti; Emily başından vurulmuştu, Chris olay yerindeki tek kişiydi ve silahta
kendisi için de bir kurşun oldugunu söylüyordu...

İnsan, aile, dostluk, aşk...

Siz olsanız ne yapardınız?

"Picoult yarattığı karakterlere bürünmekte akılalmaz bir yetenek sergiliyor."
-New York Times-

"Hiçbir romancı sayfaları Jodi Picoult'tan daha etkileyici çevirtemiyor."
-USA Today-

"Picoult kestirilemez bir ihtişamla yazıyor."
-Stephen King-

"Picoult'nun ne kadar iyi yazdığını abartmak zor."
-Financial Times-

Kitabı okuyanlar 83 okur

  • Ayşe Nur Bozgül
  • filiz çetin
  • Sevtuğ Çay
  • Nora
  • Ebru Çelik
  • a
  • Melda Acet
  • Murat Yorulmaz
  • Hermonie
  • Duygu Demircioğlu

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%27.8
25-34 Yaş
%36.1
35-44 Yaş
%19.4
45-54 Yaş
%16.7
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%93.2
Erkek
%6.8

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%26.9 (7)
9
%30.8 (8)
8
%23.1 (6)
7
%7.7 (2)
6
%7.7 (2)
5
%3.8 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0