Tahmini Okuma Süresi:
3 sa. 36 dk.
Sayfa Sayısı:
127
Basım Tarihi:
13 Ocak 2021
İlk Yayın Tarihi:
2007
Yayınevi:
Kapra Yayıncılık
ISBN:
9786257751711
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

4/10
·127 syf.··
2025 104. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 26 Ekim 2025 03:15
Açıkçası bu kitabı okurken ben çok sıkıldım. Halid Ziya’nın dilini, anlatım tarzını elbette önemsiyorum ama Aşka Dair beni içine çekemedi. Kitap, aşk, yalnızlık, ölüm, delilik gibi temaları işleyen kısa hikâyelerden oluşuyor ama çoğu hikâye bana eksik, yarım kalmış gibi geldi. Anlatım çok ağır ilerliyor, bazen bir sayfada dakikalarca aynı duygunun etrafında dönülüyor. “Tamam, anladık, devam edelim artık” dediğim çok yer oldu. Bazı öykülerde güzel fikirler var, hatta sonları yer yer etkileyici ama genel olarak bu kadar yavaş ve klasik bir üsluba artık tahammül etmek zor. Kısacık kitap olmasına rağmen bitirmek zaman aldı çünkü akıcı değil. Belki edebi yönü güçlü, dili zarif ama ben o duyguyu hissedemedim. Daha çok, “okuyayım da bitsin” havasında geçti.
Öykü
Aşka DairHalid Ziya Uşaklıgil · Kapra Yayıncılık · 2021339 okunma
1/10
·128 syf.·
2022 197. kitabı
Aşka DairAşka Dair Halid Ziya UşaklıgilHalid Ziya Uşaklıgil Modern Türk romancılığının önemli isimlerinden biri olarak anılan Halid Ziya Uşaklıgil, 1935 yılında yayımlanan Aşka Dair adlı eserinde pesimist bir dünya görüşü etrafında şekillenen insan hayatlarını konu edinir. Ancak bu karamsar atmosfer, zaman zaman derinlikten çok tekrar hissi uyandıran bir melankoliye dönüşür. Aşk, yalnızlık, delilik, yoksulluk ve ölüm gibi ağır temalar, karakterlerin iç dünyalarına yapılan yolculuklarla işlenmeye çalışılsa da, bu yolculuklar çoğu yerde yüzeysel kalır ve okurda beklenen duygusal etkiyi tam anlamıyla oluşturamaz. Karakterler, genellikle umutsuzluk ve çaresizlik içinde bocalayan, pasif ve silik kişilikler olarak karşımıza çıkar. Aşk, bir kurtuluş kapısı olmaktan ziyade, sürekli hayal kırıklığı ve yıkımla sonuçlanan bir duygu olarak sunulur. Ancak bu yaklaşım, insan ruhunun karmaşıklığını derinlemesine yansıtmak yerine, tekdüze bir karamsarlık hissi yaratır. Yazarın insan psikolojisine odaklanma çabası, yer yer tekrar eden iç monologlar ve ağır anlatım nedeniyle etkisini kaybeder. Halid Ziya’nın kendine özgü dili, edebî açıdan güçlü olmakla birlikte, günümüz okuru için oldukça ağır ve yer yer yorucu bir yapıya sahiptir. Uzun cümleler ve yoğun betimlemeler, hikâyelerin akıcılığını zayıflatır. Kurgu açısından da birçok hikâyede beklenmedik sonlar hedeflense de, bu sonlar çoğu zaman çarpıcı olmaktan ziyade tahmin edilebilir ya da duygusal açıdan zayıf kalır. İlk basımından yıllar sonra hâlâ okunuyor olması, eserin edebiyat tarihindeki yerinden kaynaklansa da, Aşka Dair günümüz okuru için her yönüyle tatmin edici bir okuma deneyimi sunmaz. Yazarın kendi hatıralarından izler taşıması, metinlere samimiyet katmak yerine, yer yer kişisel duyguların tekrarına dönüşür. Eser, güçlü bir edebî mirasa sahip olmasına rağmen,
Edebiyat
Aşka DairHalid Ziya Uşaklıgil · Karbon Kitaplar · 2020339 okunma
Puan vermedi·151 syf.··
2026 20. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 23 Mart 2026 21:22
Tek bir hikayenin monotonluğundan haz alamıyor musunuz? Hikayeler size çok tahmin edilebilir gibi mi geliyor? Benzer hikayler duymaktan sıkıldınız mı? Aşkı iki kişi arasındaki cinsel çekimden fazlası olarak mı görüyorsunuz? Alın size sevginin, aşkın ve daha pek çok duygunun dibine kadar yaşandığı hikaykerle dolu bir eser. Hatta bizim toprağımızdan, bizim insanımızdan, Türk edebiyatından bir eser. Bütün bu artılarına rapmen hala elinize alıp okumadıysanız bunu sizin çekingenliğinze yorarım. Kitap oldukça hoş. Hikaykerin her birinde bir parça buluyorsunuz; insanığa dair, kendinize dair, duygulara dair bir parça. Bir hikayede aşkın cisimsizliğini, öbür hikayede zamansızlığı, bir başkasında ön görülmez gelecekteki tebesümü hissediyorsunuz. Hikayeleri okurken iki çeşit son vardır biri son nokta, ötekisi ise kafanızın içinde sayfalardan ileri uzanan bir son. Ben en çok bunu seviyorum. Bana hayalimde yaşatacağım hikayler verdiği için yazarımıza teşekkür ederim. İncelemem incelemeye benzemiyor pek. Kabul ediyorum. Ama kitabın bıraktığı hissi kitabın kendisine olan bakışıma tercih ediyorum. Somut varlığını herkes okuyunca anlar. Yazarın üslubu, hikayenin sayısı, hangi hikayede ne anlatığı... gibi detaylar kitapta mevcut zaten. Peki ya bana bıraktığı anlık hissini ben yazmadan nerden bileceksiniz? Öznel olarak paylaşabileceğim tek budur.
Aşka DairHalid Ziya Uşaklıgil · Karbon Kitaplar · 2020339 okunma
10/10
·144 syf.·
2021 78. kitabı
Aşka Dair/Halid Ziya Uşaklıgil/Kapra Yayınları/127 Sayfa. Kitap; Aşka Dair, Ayin-i Şikem, Zerrin'in hikayesi, Bir Hazin Hatıra, Bir Cinnet Sahnesi, Raziye Kadın, Dört Yaprak, Bir Başlangıcın Sonu, Küçük Hamal, Bir Çevirme Denemesi (Halid Ziya'nın Yunus Nadi'ye yazdığı mektup ve H.F. Ozansoy'un Halid Ziya'yı Türk dilini kullandığıyla ilgili övgü yazısı), Son Tablo, Fransız şair ve yazar Thédore de Banville'den çevrilen Kadın Şikayeti, Fransız şair ve roman yazarı André Theuriet'den çevrilen Mavi Kelebekler, Geçmişin Arasında, Fatma'nın Evi, Fena Bir Gece, İçecek Su, Sanat Heyecanı başlıkları altında birbirinden güzel, çoğu dramatik ve hüzünlü sonla biten hikayelerden oluşuyor. Anlatım tarzı ve dili diğer kitaplarına göre çok sade ve yalın, bu da okumayı daha zevkli bir hale getiriyor. Benim en çok etkilendiğim hikaye, akıl hastanesindeki bir baba ve oğulun sahnesi ve anlatıcının tesadüf eseri tekrar oğulla karşılaşıp akîbetlerini aktardığı Bir Cinnet Sahnesi isimli hikaye oldu.
Aşka DairHalid Ziya Uşaklıgil · Özgür Yayınları · 2007339 okunma
Türk Edebiyatı Eserleri
9/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2021 14. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Mart 2021 17:31
17 kısa hikayeden oluşmuş bir roman... Türk Edebiyatı'nın iyi ve sevdiğim yazarlarından olan Halid Ziya'yı okumak her zaman huzur ve keyif verici... İçerisinde "Son Levha" isimli hikaye bizzat yazarın kendisi tarafından Atatürk'ün Türk Harf Devrimi gerçekleşince sadeleştirilmiş ve geleceğin çocuklarının o günü anlamaları sağlaması açısından öncülük etmiştir.
Roman
Aşka DairHalid Ziya Uşaklıgil · İnkılap Kitabevi · 2020339 okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2024 16. kitabı
Edebi yönü çok güçlü ve zerafet dolu bir eser. Halit Ziya Uşaklıgil’in tabiri caizse yumuşacık kadife sesiyle okuyanı büyüleyen bir şaheser.Bu aşk bazen insan bazen yemek bazen de hayvana dair olabiliyor
Hayata Dair
Aşka DairHalid Ziya Uşaklıgil · Özgür Yayınları · 2007339 okunma
4/10
·151 syf.··
2023 20. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Şubat 2023 21:09
Daha evvelki zamanlarda okuduğum Halid Ziya'nın birbirinden bağımsız karışık öykülerinden oluşan kitabı gibi bu kitap da karışık öykülerden oluşuyor. Fakat bazı hikayeler belli bir yerden sonra o kadar derin ve akıcı olmayan şekilde yazılmış ki kitabın bu kadar bilinmemesine şaşırmadım.
Aşka DairHalid Ziya Uşaklıgil · Karbon Kitaplar · 2020339 okunma

Yazar Hakkında

Halid Ziya UşaklıgilYazar · 62 kitap
Halid Ziya Uşaklıgil, Servet-i Fünûn ve cumhuriyet dönemi Türk romancı ve yazardır. Bazı edebi yazılarını Hazine-i Evrak dergisinde Mehmet Halit Ziyaeddin adıyla yayımlamıştır. Servet-i Fünun edebiyatının en büyük nesir ustası kabul edilir. İlk büyük Türk romanı olarak kabul görmüş Aşk-ı Memnu'nun yazarıdır. Aynı zamanda Osmanlı İmparatorluğu'nun Sultan Reşat devri Mabeyn Başkatibi (1909-1912), ve Ayan Meclisi üyesidir. İstanbul'un Eyüp semtinde doğdu. Babası halı tüccarı Halil Efendi, Uşak'tan İzmir'e göçmüş varlıklı bir ailedendi. Halit Ziya, o sırada İstanbul'a yerleşmiş olan Halil Efendi ile Behiye Hanım'ın üçüncü çocuğu olarak dünyaya geldi. Mahalle mektebindeki ilk eğitiminin ardından Fatih Askeri Rüştiyesi'ne devam etti. 93 Harbi'nin başlaması ile Halil Efendi'nin işleri bozulunca aile, İzmir'e yerleşti ve Halit Ziya öğrenimini İzmir Rüştiyesi'nde sürdürdü. Ardından İzmir'de Ermeni Katolik rahiplerinin çocukları için kurulmuş yatılı bir okula devam ederek Fransızcasını geliştirdi; Fransız edebiyatını yakından tanıdı. Fransızca çeviri denemeleri yaptıktan sonra henüz öğrenci iken ilk yazılarını yayımlamaya başladı. Önce İzmir çevresinde kendini tanıttı. Bazı edebi yazılarını İstanbul'da Hazine-i Evrak adlı önemli bir dergide "Mehmet Halid" adıyla yayımladı. Son sınıfta iken okuldan ayrıldı, babasının kâtibi olarak iş yaşamına başladı. Aynı yıl, Bıçakçızade Hakkı ve Tevfik Nevzat adlı arkadaşlarıyla Nevruz adlı bir dergi yayımlamaya girişti. 10 sayı kadar yayın hayatında bulunan ve İzmir'in ilk edebiyat dergisi olan bu dergide çeviri şiir ve hikâyeler, mensur şiirler, bilimsel yazılar yayımladı. Babasının yanındaki işi edebiyat merakı ile bağdaştıramadığından farklı bir iş aradı. İstanbul'a giderek hariciyeci olmak için başvurdu; başvurusu kabul edilmeyince İzmir'e döndü. İstanbul'da bulunduğu süre içinde Fransız edebiyat tarihi ile ilgili olarak uzun süredir yazmak istediği kitabı yazdı. Garbdan Şarka Seyyale-i Edebiye: Fransa Edebiyatının Numune ve Tarihi adlı kitabı 1885'te 84 sayfa olarak basıldı. Bu eser, onun basılan ilk kitabıdır ve Türkçede basılmış ilk Fransız edebiyatı tarihi olma özelliği taşır. İzmir'e döndükten sonra İzmir Rüştiyesi'nde Fransızca öğretmenliği yaptı, öğretmenliğe devam ederken Osmanlı Bankası'nda çalışmaya başladı. İzmir İdadisi'nin açılmasından sonra öğretmenliğe bu okulda devam etti; Fransızcanın yanısıra Türk edebiyatı dersleri verdi. Milli mücadele döneminde genellikle Ahmet Cevdet’in İkdam Gazetesi’ne yazılar gönderdi. Çoğunlukla dil ve edebiyatla ilgili yazılar yazdı. Cumhuriyet döneminde kendisini tamamen edebiyata verdi. Cumhuriyetin ilk yıllarında devletin şekillenmesini uzaktan izledi ve fazla eser vermedi. 1930’larda yazı hayatına büyük bir canlılıkla döndü. Cumhuriyet ve Son Posta gazetelerinde yazıları yayımlandı. Özellikle hatıra tarzında yazılarıyla edebiyat dünyasında aktüel bir isim haline geldi. Dil devrimi’ne gönülden inanan yazarın I. Türk Dili Kurultayı’nda (26 Eylül 1932) sunduğu, Türkçenin geçirdiği evreleri ve dil sevgisini sanatkârane bir üslûpla dile getiren bildiri çok ses getirdi.[3] Bazı eserlerini sadeleştirdi ve Latin harfleriyle yeniden yayımladı. 1937’de Tiran elçiliğinde görevli oğlu Halil Vedat’ın 33 yaşında intihar etmesi üzerine büyük bir yasa girdi. Acısını, yazmakla hafifletmeyi seçti. Her türlü tedaviyi reddettiği uzun bir hastalığın ardından 27 Mart 1945’te öldü. Bakırköy mezarlığında oğlu Halil Vedat’ın yanına gömüldü.