Barış Çöreği

Fakir Baykurt
Tahmini Okuma Süresi:
4 sa. 32 dk.
Sayfa Sayısı:
160
Basım Tarihi:
Aralık 2015
İlk Yayın Tarihi:
1982
Yayınevi:
Literatür Yayıncılık
ISBN:
9789750407130
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·160 syf.··
Beğendi
·
2019 99. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2019 00:04
Anladım ki Fakir Baykurt'u okumakta çok geç kalmışım. Neyse geç olsun güç olmasın diyerek yolumuza devam ederiz. Bu eser Almanya'ya çalışmaya giden gurbetçilerin, özellikle de iki kültür arasında sıkışıp kalmış Türk çocuklarının anlatımları ile küçük hikayelerden oluşuyor. Biz de küçükken sanırdık ki Alamancılar ne sükseli falan filan. Hiç de öyle değilmiş işin aslı. Sen git pis işlerde zorluklarla çalış, yurda döndüğünde ise kimseye bir şey çaktırma, ballandırarak anlat oraları, belki de borçla aldığın hediyeleri bol keseden dağıt, cakandan geçilmesin. Bir nesil ise kültür şoku nedeniyle kaybolsun arada.
Barış ÇöreğiFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 2015170 okunma
8/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2021 21. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 27 Temmuz 2021 12:50
Her zamanki doğal üslubu, samimi anlatım ve durum , olay ve kişilere gerçekçi yaklaşımıyla alışageldiğimiz tarzıyla bir Fakir Baykurt eseri. Eser, kitap adında da geçen Barış Çöreği adlı öykü dahil olmak üzere 10-15 kadar öyküden oluşuyor. Öyküler, geçim sağlamak endişesi ile, zamanında avrupaya yolu düşmüş ve orada yaşayan gurbetçi insanların hikayelerinden oluşuyor ve anlatım genel olarak evin en küçük çocuğu kızı, oğlu şeklinde bir anlatıcının diliyle anlatılıyor. Sıkılmadan okuyabileceğimiz ve bilmediğimiz yahut önyargıdan olduğumuz yaşantılar hakkında bişeyler öğrenebileceğimiz güzel bir eser. Kitap notuyla bitirelim ; '' Fakir Baykurt, öykülerinde köy yaşamının sertliği, yoksulluk, cahillik, taassup, batıl inanç, sömürü gibi sorunları ele alarak köylünün maddi ve manevi dünyasını toplumsalcı ve gerçekçi bir bakıştan işliyor. Gözlemlerden, canlı tanıklıklardan yola çıkan yazar, günlük konuşma dilini öyküye taşıyarak zaman zaman mizahi bir dil kullanıyor; bürokrasinin çarkları arasında sıkışan ama içinde de bir umudu barındıran "sıradan insanı", yaşadığı yerin atmosferiyle birlikte çarpıcı bir biçimde betimliyor. ''
Barış ÇöreğiFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 2015170 okunma
8/10
·
Beğendi
#okudumbitti #fakirbaykurt #barışçöreği Bir Fakir Baykurt öykülerinin sonuna daha gelmiş olmakla beraber okumanın verdiği haz bir başka diyorum. Fakir Baykurt un anadoluyu anlatan romanlarından ziyade bu kitapta Almanya ya çalışmaya giden göçmenlerin yaşadıkları zorluklar anlatılmış. Hani Türkiye de diyorduk ya Alamancı onlar işte anlatılanlar. Mutlaka birilerimizin amcası, dayısı, bir akrabası gitmiştir çalışmaya, hani gelirken alaman çikolatası, hediyeleri getirmiştir. Çocukluk ya bir özenti doğmuştur... Hiç te öyle değilmiş yaban ellerde yaban olmak..... Kendi kültürünü taşıyamadığın, çalışmak, para kazanmak için göçtüğün Alamanya nın diğer yüzünü anlatmış Fakir Baykurt.... Çektikleri rezillik, yaşadıkları zorluklar Alamancıların..... Her kitabı farklıdır Fakir Baykurt un... Her defasında farklı bir konuyu ele almış aynı etkiyi yaratmaz hepsi.... Ben seviyorum kendisini....
Barış ÇöreğiFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 2015170 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2024 68. kitabı
FAKİR BAYKURT-BARIŞ ÇÖREĞİ . . . Merhabalar bugün sizlere öykü kitabı ile geldim. Kitabımız 22 öyküden oluşuyor.1970-1980 yılları arasında Almanya'ya işçi olarak giden aileler ve çocukların hikayesini konu almaktadır. Her öyküde geçim sıkıntısı çeken Türklerin Almanya'ya Hollanda'ya giderken ki yaşanılan sorunlar.Geçim sıkıntısı çeken aileler,yolları bir şekilde Almanya'ya düşmüş,bilmedileri bir şehir,bilmedikleri bir dil,çocukların herşeye rağmen büyümek zorunda kalışları,çekilen rezillikler,para uğruna yaşanılan zorluklar,o kültüre uyum sağlamak ne kadar da zor içlerinde yaşamış oldukları yalnızlık ve hüznü iliklerine kadar hissediyorlar. O "gurbetçi" kelimesinin zorluğunu oraya gidince daha iyi anlıyorlar. . . . Daha yaşım kaç benim?Sanki elliye merdiven dayadım,içim dert dolu! Kavuşmamız bu baharda olmadı kaldı gelecek bahara. Olursa el beğenir,ölürse yer beğenir. Suyun dibi değil üstü bozdu bizi!Yaktın bizi hayat! Gönlün sığdığı yere köy sığar!Tatlılık olunca yerler genişler. Evlenirken açık olmayan baht,başka zaman açık olsa da işe yaramazmış. Dinine değer vermeyen toplumlar çöker.
Barış ÇöreğiFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 2015170 okunma
Almanya Acı Vatan
7/10
·160 syf.··
2023 21. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Şubat 2023 10:56
23 kısa hikâyeden oluşmakta olan kitap genelinde Almanya'ya çalışmaya giden Türklerin hayatları üzerine 1979 - 1981 yılları arasında yazılmış, ilk defa 1982 yılında basılmış. Yazarın okuduğum ikinci kitabı, kalemini severek okuduğum için diğer eserlerini de fırsat buldukça okumayı planlıyorum.
Türk Edebiyatı
Barış ÇöreğiFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 2015170 okunma
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2025 81. kitabı
Barış çöreği Fakir Baykurt Türü: öykü Sayfa sayısı : 160 Yazarımız öykülerinde has bir üslup ile halkı anlayıp kelimlerin süslü diliyle gurbetin yolcularını anlatıyor. Aslında bir çok öykülerinde Almanya geçiyor. Çalışan insanları, hayatını zorluklara mücadele eden gurbet yolcularını : öykülerinde titizlikle kaleme alıp okuyucuya sunmuştur. Birkaç alıntı : parayla mutluluk olmaz. İnsan dediğin kısmetini kendi çıkarır. Gönlünün sığdığı yere köy sığar. Her şeyin çaresi bulunur. Çaresi bulunmayan bir ölüm. Babam sekiz kat yere gelince teker teker hepimizi öperdi. 02.10.2025
Edebiyat
Barış ÇöreğiFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 2015170 okunma
...oradan itilmiş burada basacak yer bulamamış(sf:152)
Puan vermedi·160 syf.··
2025 39. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Ekim 2025 16:14
Fakir Baykurt, okumuş olmak için geç kaldıklarımdan maalesef. Tarafsız bir gözle dönemi tüm yönleri, tüm gerçeği ve tüm çıplaklığıyla anlatan güzide yazarlardan. Kitabın konusu Türkiye'den Almanya'ya göç etmiş işçi çocuklarının yaşadıkları. Kabul görmeme, Alman da,Türk de olamama,anlaşılamama, sıkışmışlık...Göçün; salt dil üzerinden değil, kültür, coğrafya, eğitim, cinsiyet, işçilik, inanç sistemi, aidiyet kavramlarıyla ele alınması, anlatımı, gerçekliği kitabı okunması gerekenlerden kılıyor ilgilisi için elbette.Günümüzde mülteci karşıtlığı ve özellikle etnik kimlik üzerinden ayrımcılığa tanık olduğumuz gerçekliği kitabı ayrıca güncel kılıyor.Umarım bu eser çok kişiyi sağaltır.
Edebiyat
Barış ÇöreğiFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 2015170 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2021 17. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 13 Mart 2021 19:15
Bu kitabı mesleğe yeni başlamış genç bir öğretmen arkadaşım hediye etmişti. Uzun süredir de kitaplığımdaydı. Hem ona olan vefa borcumu ödemek hem de geçen gün yaptığım 'Fağkir' gafımı Fakir Baykurt'a manen affettirmek adına kitaba başladım. Kitap Almanya'ya işçi olarak gitmiş ailelerin çocuklarını anlatıyor. Çocukların nice hayaller kurarak gittikleri Almanya'da başlarına gelen olayları anlatışlarını, yabancı bir memlekette 'yaban' olmayı yazar, çok güzel hissettirmiş. Oldukça yalın, sade bir anlatımı var. Hikayelerde çocukların ve ailelerin yetiştikleri kültür ile karşılaştıkları kültür arasında yaşadıkları çatışma, çocukların gözünden anlatılmış. Etkileyici bir kitaptı. Bahsettiğim konulara ilgi duyuyorsanız #tavsiyemdir
Barış ÇöreğiFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 2015170 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2020 65. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 12 Ekim 2020 18:53
Merhaba kitapseverler, daha önce niyetlenmiş fakat okuma fırsatım olmamıştı ilk defa Fakir Baykurt ile tanıştım ve ilk kitabını okudum. Keşke daha önce okusaydım diye düşündüm. Hayatı ızdırap ve çile ile geçen yazarların eserleri bana daha samimi gelir hep. Barış Çöreği, Almanya'ya çalışmaya giden gurbetçilerin, özellikle de iki kültür arasında sıkışıp kalmış Türk çocuklarının anlatımları ile küçük hikayelerden oluşuyor. Okurken sanki tanıdık birileri çıkarsa şaşırmayın. Ha şu köyde, şu aile diyebilirsiniz. Biz de küçükken sanırdık ki Alamancılar şaşalı falan bir hayatları var. Hiç de öyle değilmiş işin aslı. Davulun sesi dışardan hoş gelirmiş demek içerden değil. Sen git yaban elde en ağır işlerde zorluklarla çalış, yurda döndüğünde ise kimseye bir şey çaktırma, ballandırarak anlat oraları, belki de borçla aldığın hediyeleri bol keseden dağıt, cakandan geçilmesin. Hikayelerde bu iki kutuplu hayatın feryadını görüyorsunuz. Bir nesil ise kültür şoku nedeniyle kaybolsun arada. Aslında ne Almanlara kendilerini beğendirebildiler ne aslına sadık kalabildiler Yazar, gurbetçilerin yaşam hikayesine örnekler sunuyor. Keyifli okumalar dilerim. Kitap okuyun kitapla kalın
Edebiyat
Barış ÇöreğiFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 2015170 okunma
8/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2019 15. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 08 Şubat 2019 00:21
Almanya'ya göç eden türklerin yaşadığı zorlukları akıcı dille anlatmış. Çocukların dünyası,  kültürel çatışma,  empati, emeğin yalnızlığın, yokluğun  ve hasret içersinde geçen yaşamlara bir bakış. Fakir Baykurt'tan yine harika bir eser.
Barış ÇöreğiFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 2015170 okunma

Yazar Hakkında

Fakir BaykurtYazar · 55 kitap
Fakir Baykurt (Asıl adı Tahir'dir) Türk yazar, sendikacıdır. Çocukluğu Fakir Baykurt (Asıl adı Tahir'dir) Burdur'un Yeşilova ilçesine bağlı Akçaköy'de doğdu, Doğum tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber şu sözleri ile 1929 yılında haziran ortası olduğu varsayılmaktadır; "1929 doğumlu olduğum doğru. Ay, gün bilinmiyordu. Anamla konuştuk. Köyde orak mevsimi. Tarlada sancılanıp eve gelmiş. Haziran ortasıdır..." Tahir Baykurt'un annesinin adı Elif ve babasının adı Veli'dir. Doğduğunda ona savaşlarda vurulup geri dönmeyen Amcasının adı olan Tahir adı verilir. Tahir 1936 yılında Akçaköy İlkokulu'na başlar ve iki yıl sonra babasını kaybeder. Babasının ölümünden sonra dayısı Osman Erdoğuş tarafından Balıkesir iline bağlı Burhaniye köyüne götürülür ve orada dayısının yanında dokumacılık yapmaya başlar. II. Dünya Savaşı'nın başlaması ile dayısı askere alınır ve Tahir Akçaköy'e dönerek okula devam etme imkânı bulur. 1942 yılında ağır bir sıtma geçirir bu dönem aynı zamanda şiir yazmaya başladığı dönemdir. Köy Enstitüsü yılları İlkokulu bitirdikten sonra Isparta Gönen Köy Enstitüsü'ne yazılır. Köy enstitüsü yıllarında özellikle şiire olan ilgisi artar, kendini okumaya verir. Bu dönemde özellikle Türkçe'ye çevrilen klasikleri okur. Fakir Baykurt Köy enstitüsündeki yıllarını ve kendisine kazandırdıklarını şu şekilde anlatmıştır; "...Köy enstitüsü benim için olağanüstü bir fırsat oldu. İlkokulu bitirdikten sonra gidebileceğim başka hiçbir okul yoktu. Ailemin gücü yetmezdi. Ben okumak istiyordum enstitü benim gibi köy çocuklarını çağırıyordu..." "...Klasiklerin en iyi okuru enstitülü gençlerdi. Ceplerimizi ona göre yaptırırdık, kitap sığsın. Kız arkadaşlarımız koyun kuzu gütmeye giderken, torbaya azıkla birlikte kitap da katardı..." Bu yıllarda Bursa Cezaevi'nde olan Nazım Hikmet'in şiirleri ise gizli gizli yayılmaktadır. Tahir Baykurt da bu dönem Nazım Hikmet'in şiirlerini bulur ve gizli gizli okumaya başlar. "...Kitaplıkta Nazım Hikmet'in kitapları yoktu. Yasaklandığını öğrenince Çivril'in bir köyüne gidip onları buldum. Nazım'ın yedi kitabını kendi yaptığım defterlere kitap harfleri ile yazıp defalarca okudum." Köy enstitüsü yıllarında ilk şiiri Fesleğen Kolum Eskişehir'de çıkan Türke Doğru dergisinde çıkar. Edebiyata olan ilgisinden dolayı enstitüde de kitaplığın yönetimine seçilir ve daha fazla okuma fırsatı bulur. 1947 yılında Köy Enstitüleri ve Kaynak Dergisi'nde şiirleri çıkar ve bu yıllarda önce şiirlerinde daha sonra tüm yazılarında Fakir Baykurt adını kullanmaya başlar. Köy enstitüleri üzerindeki baskıların artması ile birlikte tüm enstitülere daha baskıcı yönetimler atanmaya başlar. Bu dönemde enstitüler daha önceki bir çok özelliğini yitirmeye başlarken eski öğrencilerin yaşam alışkanlıkları da bu yeni yönetimlerce sorun olmaya başlar. Fakir Baykurt da yeni atanan müdürle sorunlar yaşar ve defalarca kovuşturmaya maruz kalır. Ancak 1947 yılında Köy enstitüsünü başarı ile bitirir ve Yeşilova'nın Kavacık Köyü'ne öğretmen olarak atanır. Öğretmenlik ve yazarlık yılları 1951 yılında ölene kadar birlikte olacağı Muzaffer Hanım'la evlenir. Bu yıl ayrıca körbağırsağı patlar ve iki kez amelliyat olur. Öğretmenliği Dereköy'e aktarılır. Üzerindeki baskılar devam eder, savcılıkça evine baskın yapılır ve koğuşturma geçirir. 1953 yılında Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümü’ne girer ve bir sene sonra bu sefer Gayret Dergisi'nde çıkan bir yazısı nedeni ile yargılanır. 1955 yılında Gazi Enstitüsü'nü de başarı ile bitirirerek Hafik'de açılan ortaokula atanır. Aynı yıl ilk kitabı olan Çilli yayınlanır. 1957 yılında askere alınır ve Ankara Piyade Yedek Subay Ortaokulu'na öğretmen olarak atanır. İlk kızı Işık da bu yıl dünyaya gelir. 1958 yılında ilk romanı Yılanların Öcü Cumhuriyet Gazetesi'nin açtığı Yunus Nadi Roman Ödülleri'nde birinci olur. Ancak roman nedeni ile hem Baykurt hem Cumhuriyet koğuşturma geçirir. Baykurt bu dönemden sonra Cumhuriyet Gazetesi'nde yazmaya başlar. Askerlikten sonra Şavşat Ortaokulu'na öğretmen olarak atanır ve ikinci kızı Sönmez dünyaya gelir. Yılanların Öcü adlı romanı da Remzi Kitapevi tarafından basılır. Ardından Köy ve Eğitim Yayınları tarafından Efendilik Savaşı adlı kitabı yayımlanır. Cumhuriyet'teki bazı yazıları yüzünden öğretmenlikten alınıp Ankara'da Milli Eğitim Bakanlığı Yapı İşleri Bölümü'nde görevlendirilir. Sürüp giden yazıları ve Yılanların Öcü romanı yüzünden Bakanlık buyruğuna alınarak cezalandırılır. Altı ay açıkta kaldıktan sonra 27 Mayıs 1960'da Ankara İlköğretim müfettişliğine atanır ve aynı yıl Efkar Tepesi adlı kitabı basılır. 1961 yılında yazarın Yılanların Öcü adlı romanı tiyatroya ve filme uyarlanır. Tiyatro gösterimi yasaklanır, film ise ancak Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel'in konuya el koyması ile gösterime girer ancak filmin gösterimi sırasında olaylar çıkar. Bu yıl ayrıca yazarın Onuncu Köy, Karın Ağrısı, Irazca'nın Dirliği kitapları yayımlanır. Bir sene sonra yazarın oğlu Tonguç dünyaya gelir. Baykurt Amerika'ya giderek, Bloomington'daki Indiana Üniversitesi'nde göze kulağa hitap eden ders araçları ve yetişkinler için yazma öğrenimi görür. 1963 yılında yurda dönerek Ankara İlköğretim müfettişliği görevini sürdürür. Onuncu Köy Bulgarca'ya çevrilir ve kitapları Bulgaristan'da Türkçe olarak da basılır. Yılanların Öcü ile Irazca'nın Dirliği de Almanya'da, "Die Racheder Schlangen" adıyla basılır. Yılanların Öcü Rusça'ya çevrilir. Türkiye Öğretmenler Sendikası 1965 yılında TÖS'ün kuruluşuna katılır ve genel başkan seçilir. 1966 yılında İlköğretim müfettişliğinden uzaklaştırılarak yeni kurulan Milli Folklor Enstitüsü'nde uzman olarak atanır. Kaplumbağalar ve Amerikan Sargısı romanları yayımlanır. 1967 yılında Onuncu Köy adlı eseri de Rusça'ya çevrilir. Yazıları ve TÖS'teki çalışmaları yüzünden sık sık kovuşturma geçiren Baykurt Gaziantep'in Fevzipaşa bucağına sürülür. TÖS "Devrimci Eğitim Şurası"nı düzenler. Bir yıl sonra da TÖS "Büyük Eğitim Yürüyüşü"nü bir sene sonra da "Genel Öğretmen Boykotu"nu düzenler. Bu faaliyetlerinden sonra tekrar görevden alınarak bakanlık emrine alınır ancak Danıştay kararı ile görevine geri döner. 1970 yılında Fevzipaşa'dan Ankara'ya Ortadoğu Teknik Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Yayın Müdürlüğü görevine getirilir. Anadolu Garajı ve Tırpan kitapları yayımlanır. Tırpan ve Sınırdaki Ölü ile TRT Ödülleri'ni kazanır. Ardından Onbinlerce Kağnı adlı kitabı yayımlanır. Sıkıyönetim yılları 1971'de ordunun yönetime el koyması ile başlayan sıkıyönetim döneminde Baykurt iki kere gözaltına alınır. Aynı yıl Tırpan ile Türk Dil Kurumu Ödülü'nü kazanır. Kitaplarının yeni basımları yapılırken yazar askeri tutukevinden Ankara Merkez Cezaevi'ne aktarılır. 1973 yılında Can Parası ve Köygöçüren basılır. Baykurt'un yurt dışına çıkışı da yasaklanmıştır. 1974 yılında İçerdeki Oğul basılır. Keklik romanını yazar. Can Parası ile Sait Faik Ödülü'nü kazanır. Askeri Yargıtay'da TÖS Davası'ndan beraat eter. Sınırdaki Ölü ve Keklik kitap olarak basılır. 1976 yılında Sakarca basılır. Emeklilik Yılları Sosyal Sigortalar Kurumu'ndan emekli olan Baykurt Madaralı Roman Ödülü'nün kuruluşuna yardımcı olur. 1977 yılında İsveç'te öğretmen yetiştirme çalışmalarına katılır ve Yayla romanı basılır. Frankfurt Uluslar arası Kitap Fuarı'na katılır ve Almanya, Hollanda ve İsviçre'ye geziler yapar, göçmen işçilerle iletişim kurar. 1978 Yılında Sakarca sahneye uyarlanarak İstanbul Şehir Tiyatroları'nca oynanır. Kara Ahmet Destanı ile Orhan Kemal Ödülü'nü kazanır ve Kültür Bakanlığı'na danışman olur. 1979 yılında Tırpan adlı eseri de tiyatroya uyarlanır. Devlet Tiyatrosu tarafından İzmir, Ankara ve Antalya'da oynanır. Baykurt, göçmen işçi konusunu incelemek üzere tekrar Almanya'ya gider. Duisburg şehrinde yaşamaya başlar. Yandım Ali kitap olarak basılır. Bu dönemde ODTÜ'de öğrenci olan oğlu Tonguç da tutuklanır. 1980 yılında Tırpan İstanbul Şehir Tiyatroları'nca da sahneye konulur ve iki mevsim oynanır. Tırpan'dan ötürü Baykurt ve Taner Barlas, "Avni Dilligil En Başarılı Yazar" ödülü kazanırlar. Suna Pekuysal da "En Başarılı Oyuncu" seçilir. Rur Havzası'nda Türk işçi çocukları için başlatılan RAA programında görev alır ve bir İngiltere gezisi yapar. Kızı Işık da bu yıl tutuklanır. Baykurt, Taner Barlas ve oyunda rol alan sanatçılar "İsmet Küntay Ödülü" kazanırlar. Tırpan'daki oyunu nedeniyle Suna Pekuysal "Ulvi Uraz Ödülü"nü kazanır. 1981'de "Sakarca" İsveç'te çizgi film yapılır ve Macarca'ya da çevrilir. DDR'de bir inceleme gezisi yapar. Öyküleri Gürcistan'da da kitap olarak basılır. "Kaplumbağalar" filminin senaryo çalışmalarına katılmak üzere İsviçre'nin Neuchatel şehrine gider. Almanya'daki göçmen işçilerin yaşamını konu alan öyküleri "Gece Vardiyası" adıyla basılır. İşçi çocuklarının yaşamını dile getiren öyküleri de "Barış Çöreği" adıyla basılır. Kitaptan yapılan seçmeler Almanya ve Hollanda'da iki dilli olarak yayımlanır. 1983 yılında "Yüksek Fırınlar" kitap olarak basılır. Oğlu Tonguç'la birlikte Sovyetler Birliği gezisi yapar. Moskova, Bakü, Batum ve Leningrad şehirlerine ve Yasnaya Poliana'ya giderek Tolstoy'un Yurtluğu'nu ziyaret eder. 1984 yılında Berlin Senatosu Çocuk Yazını Ödülü'nü kazanır. Gece Vardiyası ve Kara Ahmet Destanı Almanca, Yılanların Öcü ile Irazca'nın Dirliği Bulgarca basılır. Türkiye'de "Barış Derneği İkinci Davası"nda sanık olarak aranır. 1985 yılında Gece Vardiyası ile Alman Endüstri Birliği BDI'nin Yazın Ödülü'nü alır. Dünya Güzeli ve Saka Kuşları adlı Kitapları Türkçe ve Almanca olarak basılır. 1986 yılında Duisburg'ta öğretmenliğe başlar ve yurt dışında oluşan Türkiye Aydınlarıyla Dayanıma Girişimi'nin yönetiminde görev alır. "Duisburg Treni" adlı eseri basılır. Kopenhag'ta Dünya Barış Kongresi'ne katılır aynı yıl Koca Ren basılır. 1987 yılında Keklik romanı 20 öyküsüyle birlikte Rusça’ya çevrilip basılır. Londra’ya bir gezi yaparak Highgate’te Karl Marx’ın gömütünü ziyaret eder. Aynı yıl aralarında birçok yabancı dile çevrilen kitabının da bulunduğu 19 kitabı Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Aziz Nesin, Halikarnas Balıkçısı, Mihail Şolohov, Ernest Hemingway, İvan Gonçarov, Tolstoy, Gogol, Panait Istrati gibi yazarlarla beraber gerekçe göstermeden yasaklanır. Aynı yıl Sakarca adlı eseri de Hollandaca ve Almanca olarak basılır. Türkiye – Yunanistan Dostluk Gelişimi’nin Avrupa’da kuruluşunda görev alır. Tiflis’te İlaya Cavcavadze’nin 150’nci doğum yıldönümü konferansına katılır. 1988 yılında İçerdeki Oğul’u oyun olarak tekrar yazar. A. Çetinkaya ile birlikte Fridan Halvaşi’nin şiirlerini Türkçe’ye çevirir; Kitap Eninde Sonunda adıyla Almanya’da basılır. 1989 yılında Kuru Ekmek romanını yazar. İçerdeki Oğul, Amersfoort Halk Tiyatrosu’nda oynanır. Şiirleri de Bir uzun yol adıyla basılır. Moskova’ya yeni bir gezi yaparak Nâzım Hikmet’in evinde ve arşivinde çalışır. Baykurt ders vermeyi Pestalozzi Okulu’nda sürdürür. Şiirleri Hollanda’da “Vuurdoorns – Ateşdikenleri” adıyla basılır. 1991 yılında Ortaokul öğrencileri için, “KALEM – Schreiber” dergisini çıkarmaya başlar aynı yıl boynundan bir ameliyat geçirir. 1992 yılında, bugün Literaturcafé Fakir Baykurt adıyla varlığını sürdüren Duisburg Edebiyat Kahvesi'ni kurar. Bir Uzun Yol’un Almanca’sı “Ein langer Weg” adıyla çıkar. Yazar bu yıl bir de Çin gezisi ertesi yıl da Avustralya gezisi yapar. 1995 yılında Almanya’da öğretmenlik yaptığı çalıştığı Pestalozzi Okulu’ndan emekliye ayrılır. Öykü Kitabı bizim İnce Kızlar basılır ve 7 kitaptan oluşan Özyaşam öyküsünü bititir. 10 Mart'ta Devlet Tiyatroları Opera ve Balesi Yardımlaşma Vakfı tarafından “Fakir Baykurt’a Saygı Gecesi” düzenlenir. Bu yıl Yarım Ekmek romanı da yayımlanır. 1998 yılında Telli Yol öykü kitabı ile birlikte, “Özyaşam” dizisinin ilk cildi “Özüm Çocuktur” yayımlanır. Gezi yazılarının bir bölümünü Dünyanın Öte Ucu (Avustralya Gezi İzlenimleri) adıyla yayımlanır. Benli Yazılar deneme kitabıyla birlikte “Özyaşam” dizisinin ikinci ve üçüncü ciltleri (Köy Enstitülü Delikanlı; Kavacık Köyünün Öğretmeni) çıkar. 1999 Nisan genel seçimlerinde Özgürlük ve Dayanışma Partisi İzmir milletvekili Adayı olur. 11 Ekim 1999 Pazartesi günü tedavi gördüğü Almanya’da Essen Üniversitesi Kliniği’nde pankreas kanserine yenik düşerek ölmüştür.