Beşinci Mevsim

·
Okunma
·
Beğeni
·
521
Gösterim
Adı:
Beşinci Mevsim
Baskı tarihi:
2017
Sayfa sayısı:
492
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050946598
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dex Yayınevi
Bir hikâyenin bitişi bir diğerinin başlangıcıdır. İnsanlar ölür. Kadim usüller gelip geçer. Yeni cemiyetler doğar. “Dünyanın sonu geldi,” genelde bir yalandır çünkü gezegen olduğu yerde durur. Ama bu kez, dünyanın sonu böyle gelecek. Nihai olarak...



İşte size bir ülke. Her ülke gibi sıradan. Ama bu toprak parçası çok kıpırdanıyor ve ona Sükûnet adını vermişler. Sessiz ve acılı bir ironi ülkesi.

Son, Sükûnet’in bir şehrinde başlıyor: Yerkürenin en kadim ve göz kamaştıran şehri. Adı Yumenes ve bir zamanlar bir imparatorluğun kalbiydi. Ne yazık ki imparatorluk ilk günlerinin ihtişamını kaybetti. Her imparatorluğun başına geldiği gibi. Ve bu sonda, üç kadın. Kocası tarafından oğlu öldürülen ve kızı kaçırılan bir anne... Essun. Toprağı duyan bir İmparatorluk Orojeni... Syenite. Bir Muhafız’ın eline düşen özel bir kız çocuğu... Damaya.



Ve belki de yüzyıllar sürecek bir deprem.



İşte böyle başladı. Dinle. Öğren. Dünya böyle değişti.



“Sıradışı ve olağanüstü bir karmaşa.”

New York Times



(Tanıtım Bülteninden)
492 syf.
·18 günde·8/10
Nereden başlasam, bu kitabı nasıl anlatsam bilemedim. Tek bildiğim hiçbir şey bilmediğim . Kitaba başladığımızda direkt konuya giriyoruz o yüzden benim için takip etmesi başlarda biraz zor oldu. Genel anlamda sorularımıza hiçbir şekilde cevap alamıyoruz, bulamıyoruz. Herhalde 2. Ve 3. kitapta bu cevapları bulacağız. Tabi çevrilirse…

DEX yayınları bu kitapta çok özensiz davranmış. Kitaba başlamadan önce okuduğum birçok yorumda da belirtilmişti. Fazla yazım yanlışı var bu da okurken doğal olarak akıcılığı bozuyor.

Fakat bu kitapta yazarın yarattığı dünya tek kelimeyle ‘özgün’. Kitap bana biraz Brandon Sanderson’ın ‘Sissoylu’ serisini anımsattı. Bu seriyi sevenlerin bu kitabı beğenebileceğini düşünüyorum.

İnşallah 2. ve 3. kitap çıkar ve sorularımız cevapsız kalmaz. Bu arada hiç epik fantastik okumadıysanız ya da başlamak istiyorsanız bu kitabı tavsiye etmem ama bu tür okumayı sevenler için sorun olacağını düşünmüyorum.
492 syf.
·10/10
Ateş gibi kitap. Düştüğü yeri yakar. Dün gece sabaha kadar kırık fay hatlarıyla falan uğraştım rüyamda. O derece. Bir fantezi kitabı nasıl benzersiz olur, hayal gücü nasıl kullanılır, okuyucunun merakı nasıl sürekli diri tutulur, okuyucu hikayeye nasıl dahil edilir -bir parçası yapılır ders niteliğinde bir eser bu.

Jemisin öyle bir evren yaratmış ki bunu düşünebilmesine bile hayran kalıyorsunuz. Hikayeyi tüketmeniz için de bu yeterli oluyor zaten. Ve bu yaratılan evren önünüze hazır bir şekilde sunulmuyor, karakterlerin tecrübelerinden siz koparıp alıyorsunuz. Karakterlere değinmem gerekirse, (bundan bahsetmek çok riskli aslında- okuyanlar anlayacak) tabii ki toplum dışında kalmış ve anlaşılmamış karakterler. Sırf siyahi olduğu için bazı yazarımsılar tarafından dışlanan bir kadının yazmış olduğu bir hikayeyi okuyoruz sonuçta değil mi?

Çok abes olacak belki ama Brandon Sanderson'un yanına N.K. Jemisin'i de ekleyin. Jemisin'in yarattığı dünya böylesine benzersiz olduğu için zihnim sürekli 'elimde Sissoylu'nun muadili var' diye alarm durumundaydı. Saygı duruşunda okudum kitabı. Bir de yaratılan dünya dolayısı ile sürekli gökten kül yağması da bu bağı güçlendiriyordu. Sissoylu'nun ilk cümlesini hatırlayalım;

"Gökten kül yağıyordu."
492 syf.
·Puan vermedi
Ay’ın birçok ilginç özelliği (karanlık tarafını biz görmediğimiz için karanlık dememiz gibi) barındırdığı malumunuzdur ama taşıdığı adlar kadar tuhafı yok sanırım. Her kratere, her tepeye ve her düzlüğe biz dünyalılar türlü türlü isimler taktık: Yılan Denizi, Yaratıcılık Denizi, Bulutlar Denizi, Köpük Denizi, Düşler Denizi, Fırtınalar Okyanusu, İyilik Gölü, Keder Gölü, Lüks Göl, Ölüm Gölü, Nefret Gölü, Azınlık Gölü, Yalnızlık Gölü, Düşler Gölü, Zaman Gölü, Salgın Bataklığı, Uyku Bataklığı… (3) Sonra fazla hayal kurduk deyip “Düşler Denizi” isminden vazgeçtik ve yerine “Küçük Deniz, Bilinmeyen Deniz, Yeni Deniz,” diye adlar taktık. Demem o ki tek bir su buharını bulundurmayan Ay’a bunu yakıştıramadık ve onun için en azından sözcüklerin ironisini kullanıp denizler, göller ve bataklıklar yarattık.

Jemisin de gerçekten kurguya geçerken -kitabının daha ilk sayfalarında- depremlerle sarsıntıların, patlayan dağlarla volkanların, kül bulutlarıyla asit yağmurlarının eksik olmadığı ülkesine “Sükûnet” ismini vererek benzer sözcük ironisini kullanıyor ki bunun Beşinci Mevsim’de en sevdiğim yön olduğunu söylemek istiyorum.

Mustafa İzmirli

İncelemenin tamamı için: https://kayiprihtim.com/...e-baska-seyler-daha/
492 syf.
·Puan vermedi
Üç kadın üç hayat. Mekan sürekli jeolojik hareketlerle yeniden yeniden şekillenen sükunet adlı diyar, topluluklar sistemi 5.mevsimleri atlatabilmek üzerine kurmuş. Kımıl kımıl toprağı felaket yaratabilecek depremlerden koruyan özellikli insanlar var vs vs (fazla şpoylır olmasın tadı kaçmasın) Güzel kitap, Ursula le guin kadar olamasa da farklı yaşam alanları farklı yaşam formları yaratmış, Özgür irade kavramını sorgulamış (meşaj kaygısı da var !) üç kadın üç hayat nasıl kesiştiği kitabın sonunda, okuyun. ( ikinci kitabı da bekliyoruz artık) #nkjemisin #beşincimevsim
492 syf.
·2 günde·1/10
NE OKUDUM BEN Ya ):
.
Hayatım da okuduğum gerzekçe yazılmış ikinci kitaptı.
Konu karman çorman, zaman kavramı birbirine girmiş, bir dipten bir ortadan bir sondan anlatım var. Ve ve ana karakterlerden biri kişilik bölünmesi gibi bir şey yaşıyor.
.
Bilimkurgu mu, fantastik mi okudum belli değil. Hah kıtalar coğrafyasıyla yer kabuğu magma falan bunlarda vardı :(
.
Kasvetli bir hikayede olduğunu söylemeden geçmeyeyim. Boşa para vermeyin
Başkalarının inanacağı biçimde gülümseyebilmek bir sanat işiydi. Gözleri dahil etmek önemliydi yoksa insanlar onlardan nefret ettiğinizi anlardı.
N. K. Jemisin
Sayfa 12 - Dex Kitap

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Beşinci Mevsim
Baskı tarihi:
2017
Sayfa sayısı:
492
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050946598
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dex Yayınevi
Bir hikâyenin bitişi bir diğerinin başlangıcıdır. İnsanlar ölür. Kadim usüller gelip geçer. Yeni cemiyetler doğar. “Dünyanın sonu geldi,” genelde bir yalandır çünkü gezegen olduğu yerde durur. Ama bu kez, dünyanın sonu böyle gelecek. Nihai olarak...



İşte size bir ülke. Her ülke gibi sıradan. Ama bu toprak parçası çok kıpırdanıyor ve ona Sükûnet adını vermişler. Sessiz ve acılı bir ironi ülkesi.

Son, Sükûnet’in bir şehrinde başlıyor: Yerkürenin en kadim ve göz kamaştıran şehri. Adı Yumenes ve bir zamanlar bir imparatorluğun kalbiydi. Ne yazık ki imparatorluk ilk günlerinin ihtişamını kaybetti. Her imparatorluğun başına geldiği gibi. Ve bu sonda, üç kadın. Kocası tarafından oğlu öldürülen ve kızı kaçırılan bir anne... Essun. Toprağı duyan bir İmparatorluk Orojeni... Syenite. Bir Muhafız’ın eline düşen özel bir kız çocuğu... Damaya.



Ve belki de yüzyıllar sürecek bir deprem.



İşte böyle başladı. Dinle. Öğren. Dünya böyle değişti.



“Sıradışı ve olağanüstü bir karmaşa.”

New York Times



(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 9 okur

  • Murat çelik
  • Mahsun
  • Fk
  • Meral
  • Ertuğrul Kürşad EBELEK
  • Gülcan Bülbül
  • Kayıp Rıhtım
  • Sercan Vatansever
  • gül sam

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%20 (1)
9
%20 (1)
8
%20 (1)
7
%20 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%20 (1)