Beyaz Muhafız

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.778
Gösterim
Adı:
Beyaz Muhafız
Baskı tarihi:
Ocak 2021
Sayfa sayısı:
428
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786254444050
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sms Yayınları
Baskılar:
Beyaz Muhafız
Beyaz Muhafız
Beyaz Muhafız
Bulgakov’un genç bir doktor olarak iç savaşın dehşetiyle ilgili yaşadığı kişisel deneyimlerini yakından izleyen Beyaz Muhafız; devrimden sonra kargaşa ve boğucu bir belirsizlik dönemi olan 1918 yılında Bolşeviklerin, Sosyalistlerin ve Almanların kontrol etmek için savaştıkları Kiev’de geçiyor. Mihail Bulgakov’un “Turbin Günleri” adıyla tiyatroya da uyarlanan bu yarı otobiyografik romanı, devrim ve yeni bir rejimle uzlaşmaya zorlanan bir Rus ailesi olan Turbinlerin hikâyesini ve savaşın orta sınıflar üzerindeki etkisini anlatıyor.
368 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10 puan
(Süpriz bozmayan ipucu içerir)

BEYAZ MUHAFIZLAR=HARBİYELİLER
(Kitaptaki tanımı)

"1918 yılı sona ererken tehlike tehditi hızla yaklaşıyordu.Duvarların yıkılacağı, dehşete düşmüş şahinin Çar'ın kolundan havalanacağı, bronz lambadaki ışığın söneceği ve Yüzbaşının Kızı'nın sobada yanacağı günler geliyordu.Her ne kadar vefat etmiş anneleri çocuklarına "Yaşamaya devam edin."demiş olsa da onların kaderinde acı ve ölüm vardı."...diye başlıyor kitap ve en baştan herşeyi özetliyor.

Bulgakov'un okuduğum ilk eseri olmasına rağmen, diğer kitaplarında kullandığı söylenen gayri ciddi ve hicivli üslubunu bu kitapta fazla göremedim.Acaba kitaba çok fazla kapıldığımdan ben mi farkedemedim diye düşünürken, Bulgakov'un bu kitapta hicv yapmadığını ifade eden bir sözünü buldum.
"Rusya Devrimi'nin üzerine hicivli sözler söylemek imkansız.Zaten devrim, sosyalizmin; bolsevizm de marksizmin hicvedilmesidir."

Öncelikle, daha çok devrim öncesi ortamı betimleyen ve devrimin gerekliliğini ifade eden Gorki'nin
kitaplarından sonra, devrim sonrası oluşan karışıklığı anlatan bu kitap, olaylara farklı bir yönden bakmamı sağladı.Bu konuyla ilgili yandaş ve muhalif yazarların eserlerini okumadan yorum yapmanın fazlasıyla eksik olacağını anlamış oldum.

Beyaz Muhafız "Komunist kahraman içermediği gerekçesiyle" yasaklanmış bir kitapmış.
"Marksist kurama göre komunist toplumda sanatçılar, toplumun ulaştığı düzeyi açıklayıp kutlamak zorundadırlar, bunu yapmayanlar hoş görülmez, dolayısıyla bastırılır."

Peki neler var bu kitapta?

Birbirlerine muhalefet görünüp, kapalı kapılar ardında topraklarını birbirine satan ve kendi çıkarlarını korumak için ilk fırsatta kaçan siyasiler...Savaşın ortasında karargah ihanetine maruz kalıp ne yapacağını şaşıran askerler, en hayati kararları kendi başlarına almak durumunda kalan generaller...Olayları önceden sezip ülkeden kaçanlar, veya umursamayıp her gelene alkış tutan yığınlar...Sehirlerinin içinde ve dışında neler oldugundan bihaber, ama kulaktan dolma bilgilerle, kendi insanlarına karşı nedensiz bir nefret içinde olan, onları aşağılayan insanlar... Daha neler neler...Yasaklanması için bunlardan birinden bile bahsetmek yeterli olsa gerek.

Kitabın bir yerinde Tolstoy'un Savaş ve Barış'ından övgüyle bahsedilir ve bu eserin başarısı Tolstoy'un bir topçu subayı olmasına bağlanır. Bu kitap da bir doktorun gözünden yazılmış bir iç savaş kitabi.

Okuduğum ilk eseri olduğu için diğer eserleriyle bir karşılaştırma yapamıyorum. Ama yaşananların gerçekliği eseri yeterince çarpıcı yapıyor. Sadece nacizane tavsiyem öncesinde "Devrim Öncesi ve Sonrası Ukrayna" konulu tarihi bir araştırma yapılırsa daha verimli bir okuma gerçekleştirilebilir.

Peki bu kitaptan neler ögrendim?
Farklı dillerde de olsa, hep benzer tanımlanan "savaş" gerçeği...
Siyasiler tarafından kimi zaman bir satranç oyunu, kimi zaman da sonucu zaten belli olan, ama başka hesapların gerçekleştirilmesi için bilerek oluşturulan bir ortam iken, savaşanlar için amaç "Yüreğindeki ve yuvasındaki barışı korumaktı.Bu amaçla savaşa gidiyorlardı.Gerçek bilinseydi ,birinin savaşmak için tek gerekçesi bu olurdu."

Yüreğindeki ve yuvasındaki barışı korumak...

Kesinlikle okunmaya değer bir kitap.Iyi okumalar dilerim..:)
368 syf.
·12 günde·Beğendi·9/10 puan
Bulgakov, hayal ve gerçeğin iç içe geçtiği şaşırtıcı, büyülü hikayeleri ve insanın kırılma anlarında hissettiklerini görünür kılması ile çok özgün ve etkileyici bir dile sahip benim için… Hani nasıl Dostoyevski insanın, belki kendinin bile farkedip tanımlayamadığı duygularını müthiş yazım diliyle gözümüzün önünde canlandırıyorsa, Bulgakov da bir benzerini insanın geçirdiği hayal kırıklıklarını, krizleri ve yoksunlukları tarif ederken yapıyor. Nitekim ilk büyük eseri olan “Beyaz Muhafız”da da insanın içine huzur veren bir aile ortamının tümüyle kontrolleri dışında cereyan eden saçma bir iç savaşın etkisi ile yavaş yavaş çözülmesini anlatırken, bizi bu çaresizliğin, ama bir yandan hep var olan umudun bir parçası yapıyor.

Roman, babalarını yıllar önce kaybetmiş Turbin ailesinin 3 genç ferdinin, annelerinin ölümünün hemen ardından, aniden gelen iç savaşın ortasında sürüklenmelerini ve hayata tutunma çabalarını anlatıyor bize. Mekan Kiev, zaman tarihin en büyük kırılma anlarından biri, 1918-19 yılları. Yüzyıllar boyu koca Rus İmparatorluğu’nun değerli bir parçası olan Kiev, peşi sıra gelen haberlerle çalkalanır önce: 1. Dünya Savaşı’nda Almanlar’a karşı başarı ile savaşan Rus orduları 1917’de Çar ve ailesinin Bolşeviklerce öldürülmesinin ardından sahipsiz kalır ve dağılır, askerler ellerinde silahlar, evlerine dönerler. Aslında savaşı kazanan taraftadırlar, ama ringden erken çekilmişlerdir; toplumda bunun yarattığı büyük bir moral bozukluğu vardır. Dünya, İmparatorlukların peşi sıra yıkıldığı bu dönemde yeni yönetim arayışları peşindedir; Fransız devriminin “özgürlük, eşitlik, kardeşlik” mesajı ve takip eden ulusalcılık akımından etkilenen Petliura sürgünde Ukrayna bayrağı altında ulusu birleştirmeye çalışırken Çar’ı deviren ve Moskova’yı ele geçiren, ama halk arasında henüz pek tanınmayan Bolşevikler’in ayak sesleri giderek daha çok yaklaşır.

Bu ortamda çok ama çok azınlıkta kalan, ancak bu acınası durumlarını farketmeyen bir grup vardır: Beyaz Ruslar. Çarlık döneminde İmparator’a sadakatle yetişmiş ve çoğunluğu askeri okullarda okumuş bu varlıklı, iyi eğitimli gençler ne Petliura’yı, ne de ta Moskova’daki Bolşevikler’i ciddiye alırlar. Onlar Çar’ın eski bir komutanı olan Ataman’ın etrafında, üstelik savaşta öldürmeye çalıştıkları Alman’ların kanatlarının altında -halkta ne kadar nefret uyandırdıklarını fark etmeksizin-, İmparatorluğu yeniden ayağa kaldırma hayalleri içindedirler. Halktan o derece kopukturlar ki, ancak Petliura arkasında büyük ordusu ve halk desteği ile şehirde göründüğünde tatlı rüyalarından uyanırlar. Yazarın sözleri ile ”şehir yirminci yüzyılda bir daha tekrar etmesi pek olası görülmeyen doğa dışı, garip bir hayat” yaşar.

Kitabın dipnotunda, Kiev’de hikayenin geçtiği ev ve mekanların Bulgakov’un gençliğinde yaşadığı yerler, Turbin ailesinin kendi ailesi, Aleksey Turbin’in ise kendisi olduğuna dair detaylı bir inceleme var. Tam da romandaki Aleksey gibi çarlık ideolojisi ile yetişmiş iyi eğitimli bir doktor olan Bulgakov’un 1. Dünya Savaşı’nda cephede yaşadıklarını, geçirdiği tifüs nöbetlerinin ve yıkılan ideolojisinin ardından yaşadığı hayal kırıklıklarının izlerini kitapta takip etmek mümkün. Vize almasını ve ailesinin peşi sıra Paris’e gitmesini engelleyen, böylece onu Komünist Moskova’da Stalin ve ekibinin çizmeleri altında ezilmeye mahkum eden tifüsten romanında bahsettiği kısımdaki öfkesi ve rüyalarındaki hesaplaşmaları da takdire şayan örneğin. Şaheseri “Usta ile Margarita”da da olduğu gibi 1900lerin başındaki o siyasi karmaşanın, benzeri az görülmüş katliam, acı ve yıkımların ve en önemlisi değerlerini korumaya çalışan bireyin çaresizliğinin yarattığı “delilik”i gözümüze sokarak yine etkilemiş bizi.

Turbin ailesinin bu hikayesinin Stalin’in beğenisini kazandığı için yazarımızı Sibirya’ya sürülmekten kurtardığını, ancak Moskova’da -sansür ve takipler ile- ölene kadar süren çileli bir hapis hayatına mahkum ettiğini de not olarak düşmeliyim incelememi bitirmeden önce. Yani kendi hayat hikayesi sayesinde hayatta kalmış, ama aynı nedenle yaşarken cehennemi görmüştür Bulgakov.

Şaşkınlığın, hayal kırıklığının ve çaresizliğin bu dik duruşlu hikayesini ben beğendim, sizlere de tavsiye ederim.
368 syf.
·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
“Bütün güzellikler çatlaktan sızdı” Bu çok mu olağanüstü bir betimleme? Bulgakov bu betimlemeyi döndüre döndüre kullanmış! Ha bir de “Yüzbaşının kızı” ile Puşkin’in reklamını bu kadar yapmasına gerek var mıydı? Puşkin’e hayranlığını biraz kendine saklasaydı ve okurun gözüne sokmasaydı...
Bulgakov bu eserinde Dostoyevski’ye de bir jest yapmış... “Yerde, Dostoyevski’nin açılmamış bir kitabı duruyordu” cümlesiyle...
Victor Hugo’nun, “Sefiller”inin de reklamını yapmış!
368 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10 puan
Mihail Bulgakov yada kendi ev sahibinin ve koca bir ülkenin dediği gibi Mitya. Neredeyse bütün kitaplarını okuduğum bir çok Rus yazarından bir tanesi. Hayran kalarak okuduğum bir yazar olmasına rağmen onu bir an önce tüketmekten hep kaçındım ve azar azar okumayı tercih ettim onu. Her kitabını okumayı uzattıkça uzattım ve hep tekrar tekrar defalarca okudum. Eşsiz kelimesine tam anlamıyla uyabilecek kadar farklı ve kendine özgü bir yazardır.
Bulgakov'un ilk kitabı olmasına rağmen benim okuduğum son kitabıdır. İlk önce Genç bir doktorun anılarıyla başlamış ve bu kitaptan yıllar öncede Üstat ve Margarita'yı okumuştum. Bu son okuduğum Bulgakov kitabı onun ilk eseri olmasına rağmen enfesti, eşsizdi. Özellikle bu kitabında onun gibi eşsiz olan Aytmatov ve İvo Andriç'in kitaplarını okurkenki o farklı hazzı tattım. Benzer olan tat; bunu nasıl açıklarım bilmiyorum birbirinden farklı ama aynı oranda bir hazzı yaşadım neredeyse farklı kitaplarda. Bu kitapta dönemin en acı dolu kan ve ölüm dolu zamanlarını o denli güçlü bir betimleme ile dile getirmiş ki kahramanların ruh haline bürünmek çok hızlı gerçekleşiyor. Acıklı ve ürkütücü ancak heyecanla merakla ve hayranlıkla okur geçiyor bu kitabın sayfalarını. Ben her zamanki gibi hayran kaldım sizde lütfen ona hakettiği değeri verin.
" Her şey bir gün sona erecek: çekilen cileler , yaşanan acılar, kan, açlık ve ölümcül hastalıklar. Kılıç da bir gün bu dünyadan yok olup gidecek fakat varlığımızın ve eylemlerimizin gölgesi yeryüzünden silindikten sonra bile yıldızlar aynen kalacak. Bunu bilmeyen tek insan bile yoktur. O halde neden gözlerimizi o yıldızlara çevirmiyoruz? Neden?"
368 syf.
·9/10 puan
Siyasi kaos ve iç çatışmaların yaşandığı 1918 yılının Ukrayna’sını ve Kiev’i anlatan, aynı zamanda Bulgakov’dan biyografik izler taşıyan bir roman.
Kiev’deki iç çatışmalarla dağılan Turbin ailesinin bireylerinin hayattaki beklentilerive savaşa karşı tutumlarının gerçekçi ve psikolojik derinliklerle anlatılan romanda , okuyucu da yaşanılan olayların atmosferine çekiliyor.
Romanda; Savaş, ölüm, yaralanmalar, tedavi süreçleri, ölümle yüzleşme anları fazlaca detaylı anlatılması ile Bulgakov’un yazarlıktan önceki mesleği doktorluğunun izlerini taşımakta.
Edebi dili ile tıp dilinin harmanlandığı Beyaz Muhafız aynı zamanda Bulgakov’un Moskova’da tiyatrolaştırılıp yüzlerce kez sahnelendiği bir oyun aynı zamanda.
368 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10 puan
Ukrayna'da meydana gelen iç savaşın getirdiği ölümler , yarattığı bunalım , kaotik ortam Türbin ailesinin gözünden anlatılmış.

Çok iyi bir savaş portresi sunmuş Bulgakov bize. Savaş ve Barış kitabını andırır nitelikte. Ukrayna'nın bağımsızlık mücadelesinin simgesi ve binlerce Yahudiyi katleden Simon Petlyura'ya parantez açıp , araştırmak lazım kitaba anlam katmak açısından.

Ukrayna'da bu iç savaş milyonlarca insani ölüme götürmüş , belirsizlik ortamı yaratmıştır. Kitap bize bunları harika bir şekilde aktarmıştır. Dramatik olaylara fazlasıyla yer verilmiştir. Bulgakov benim için özel bir yazar , bu kitabı da kendisini yine benim nazarımda daha özel hissettirmiştir.
368 syf.
·49 günde·10/10 puan
yazarın döneminin siyasi durumunu göz önüne alarak yazdığı kitaplarındandır . olayları ve karakterlerin ruh hallerini tasviri çok başarılıdır . yazarın çoğu kitabındaki karanlık tablo bu kitap içinde mevcuttur . sovyet devrim döneminin kazanan taraf anlatımlı bakış açısıdan uzaktır . dönemin insanlarının içinde bulundukları zor durumu yaratan etmenleri çok iyi bir şekilde tasvir eder.
337 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Mihail Bulgakov kitaplariyla yeni tanistigim harika bir yazar. Ne yazikki yanlis bir zamanda Rusya’nin en karisik donemlerinde yasamis ve ne yazikki Stalin’in zalimliginden nasibini fazlasiyla almis, tum kitaplari ve oyunlari kaldirilip, birdaha yazmasi yasaklanan, caresizlige, yalnizliga, mutsuzluga ve yoksulluga itilmis bir yazar. Rus edebiyati ve dunya cok sey kaybetti. Kimbilir ne guzel seyler yazacakti okuyacagimiz, Bize neler katacakti kimbilir.. cok uzgunum. Beyaz Muhafiz gercek bir hikayedir.
368 syf.
·5 günde·6/10 puan
İkisi erkek biri kız, üç kardeşin hikayesi... İç savaş halindeki bir ülkenin hikâyesi... Beyaz Ruslar'ın hikayesi... Bulgakov'un hikayelerini her ne kadar sevsem de -arka arkaya kapalı atmosferde geçen romanlar okuyunca- biraz sıkıldığımı söylemek zorundayım. Beyaz Muhafız'ın Bulgakov'un ilk romanı olmasının bunda payı var mıdır bilemiyorum, bunu öğrenmek için de sene bitmeden yazarın en merak ettiğim eseri olan Usta ile Margarita'yı okumayı planlıyorum. =)
Onu öldüreceklerdi, çünkü peşindeki adamlar ilk ve ikinci seferde ıskalamış olabilirlerdi, fakat üçüncü sefer onu vuracaklardı. Üçüncüden kaçış yoktur.
Bu, insanlığın tarihi kadar eski bir kuraldır.
Mihail Bulgakov
Sayfa 207 - Ezr Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Beyaz Muhafız
Baskı tarihi:
Ocak 2021
Sayfa sayısı:
428
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786254444050
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sms Yayınları
Baskılar:
Beyaz Muhafız
Beyaz Muhafız
Beyaz Muhafız
Bulgakov’un genç bir doktor olarak iç savaşın dehşetiyle ilgili yaşadığı kişisel deneyimlerini yakından izleyen Beyaz Muhafız; devrimden sonra kargaşa ve boğucu bir belirsizlik dönemi olan 1918 yılında Bolşeviklerin, Sosyalistlerin ve Almanların kontrol etmek için savaştıkları Kiev’de geçiyor. Mihail Bulgakov’un “Turbin Günleri” adıyla tiyatroya da uyarlanan bu yarı otobiyografik romanı, devrim ve yeni bir rejimle uzlaşmaya zorlanan bir Rus ailesi olan Turbinlerin hikâyesini ve savaşın orta sınıflar üzerindeki etkisini anlatıyor.

Kitabı okuyanlar 57 okur

  • SOYSAL Yayın Grubu
  • Deniz

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%3.3 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0