Bizi Neden Terk Ettin Sayın Başkan?

·
Okunma
·
Beğeni
·
268
Gösterim
Adı:
Bizi Neden Terk Ettin Sayın Başkan?
Baskı tarihi:
2005
Sayfa sayısı:
119
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755394572
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Monsieur le Président, pourquoi nous as-tu abandonnés?
Çeviri:
Işıl Özcan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Krizin eşiğinde bulunan büyük bir şirketin zirvesindeki yönetici ansızın sırra kadem basarsa ne olur? Personel, öğretmeni ortada görünmeyen bir sınıfa mı döner? Peki, başsız kalan bir yetişkinler ordusu böyle bir durumda nasıl davranır?

Romanın “danışman” unvanlı anlatıcısı söz konusu şirkette beş gün boyunca, insan ilişkilerini ve personelin ruhsal durumunu incelemekle görevlendirilmiştir. Şirketlere personelle yönetim arasındaki iş ilişkilerini iyileştirme konusunda hizmet veren özel bir birim için çalışan bu kişinin asli görevi yetki sahiplerinin işini kolaylaştırmak ve astlarının yönetime boyun eğişlerini daha katlanılır hale getirmektir. Görevi çerçevesinde çalışanlarla teker teker görüşmeler yapan “danışman”, bu sırada hiç beklemediği tuhaf gerçeklerle yüz yüze gelirken, kendisini tam bir kaos ortamında bulacaktır.

Üstelik kendisine bu görevi veren Başkan esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolmuştur. Başkan diye biri yok mudur yoksa? Şirketi çekip çeviren onun hayaleti, çalışanların üzerinde süzülen gölgesi olabilir mi? Zaten yazarın roman boyunca “anonim” bıraktığı bu zatı muhterem, emrinde çalışanların bile doğru dürüst tanımadığı bir kişi değil midir?

Danışmanın, raporlarında dile getirdiği karmaşa ortamı, daha derinde yatan, gündelik hayata sinmiş, iyice kanıksanmış olduğu için artık dikkat bile çekmeyen bir karmaşanın karanlık yüzüdür ancak.
Aynı zamanda psikolog olan François Vigouroux, günümüz dünyasının belki de en önemli yarasına parmak basıyor: Bizler birer birey miyiz, yoksa dönen bir çarkın önemsiz dişlileri mi? Başsız kaldığımızda dağılmaya, yok olmaya mahkûm muyuz? Hem nefret ettiğimiz hem de onsuz olamadığımız bir otorite mutlaka gerekli mi bize?

İş dünyasına ironik bir bakış atan bu roman, eminiz ki herkese iyi gelecek.
Okumayı bitirip de kitabın kapağını kapattığım anda kendi kendime sorgulamaya başladığım şey: Ben bu kitabı neden aldım, nerden aldım, niye aldım? Çünkü; keşke almasaymışım.


Asıl ismi ‘‘Monsieur le Président, pourquoi nous as-tu abandonnés?’’ olan kitap Türkçeye ‘’Bizi Neden Terk Ettin Sayın Başkan’’ olarak bire bir çevrilmiş. Uzaktan bakınca bu isim, kitap hakkında çeşitli beklentilere sürüklüyor insanı ama kitabın anlatımı için aynı sürükleyiciliğe sahip olduğunu söyleyemeyeceğim. 120 sayfayı okumak bir günümü aldı, son sayfayı okuduğumda üzerimden büyük bir yük kalktı. Sonuç: Hiçbir yere varmayan bir kitabı okuyup bitirmiş oldum.


Kitap büyük bir endüstri şirketinin patronunun, yani Sayın Başkan’ın, bir haftalık süre zarfında ortadan kaybolması üzerine gelişen olayları anlatır. Tam o sırada başkanın daha önceden şirketteki çalışanlara danışma yapması için görevlendirdiği Danışman şirkete gelir. Ortada başkanın kaybolması gibi büyük bir sorun varken danışmanın gelmesi şirket çalışanlarınca gereksiz bir durum olarak algılanır ve hatta bu düşünce bazı çalışanlar tarafından açıkça dile getirilir. Kitap daha çok bu danışmanın başkana, onun yokluğu sırasında şirkette gelişen olayları rapor ettiği ancak zamanla rapor olmaktan çıkıp önce başkana yazılmış bir mektup daha sonra da danışmanın günlüğü haline gelen metinlerden oluşur. Bunun yanında ara ara danışmanın babası le ilgili anılarına, şirkete geldiği ilk gün hoşlanmaya başladığı bilişim uzmanı Myriam’a dair hislerine ve danışma yaptığı kişilerle ilgili gözlemlerine yer verilir.


Kitapta ilgimi çeken tek nokta şirket hayatı ile ilgili gerçekçi bilgiler vermesiydi. Şirket yaşamının katı kuralları, çalışanların birbirine karşı tutumları, yükselmek için fırsat kollamalar belirgin şekilde aktarılmış. Ancak iş yaşamında henüz etkin şekilde rol almadığımdan olsa gerek bu anlatılanlar bana çok da hitap etmedi.


Kitabın yazarı François Vigouroux’un ekonomi eğitimi almış bir psikolog ve sosyolog olduğu göz önüne alındığında şirket yaşamını anlatan bir kitapta nasıl bu kadar çok psikolojik ve sosyolojik tahlil olabileceği sorusu anlam kazanıyor. Bu tahliller çok yerinde olmakla birlikte konu şirket yaşamı ile bağdaştırılınca sıkıcı olması kaçınılmaz hale geliyor. Bu sebeple okurken beni fazlasıyla bunalttığını söyleyebilirim.


Sonuç olarak bir günlük de olsa zaman harcamaya değmeyecek bir kitap!
Bilinen tüm âlemlerin en gerçekçisi olma iddiasında olan şirketler âlemi, aynı zamanda boş kelimelerin ve bilgin baykuş misali beylik sözlerin de en fazlarını ister. Eksiksiz kaliteden, mükemmeliyetten, sıfır hatadan, kesintisiz gelişmeden, daimi iyileştirmeden bahseder: En ünlü felsefecileri ve fizikçileri kıskançlıktan çatlatacak saltlıkta kavramlar.
Başkan kaybolmuştu. insanlarda tuhaf düşler uyandıran bir boşluk meydana gelmişti. Hocanın aniden ortadan yok olduğu bir sınıftaki çocuklar gibiydiler. Hepsi de birer yetişkin gibi davranmak istediğinden, doğal olarak bağıramıyor, masaların üzerine çıkamıyor, tahtaya saçma sapan şeyler çiziktiremiyorlardı. Normal davranmayı sürdürmek ve dizginleyemedikleri, kendilerine yasak olan, itiraf edemedikleri, aynı zamanda otoritenin gözlerinin önünde çöktüğüne tanık olan her insanın içini kaplayan o muhteşem mutluluğu bastırmak -çok güç de olsa!- gerekliydi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bizi Neden Terk Ettin Sayın Başkan?
Baskı tarihi:
2005
Sayfa sayısı:
119
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755394572
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Monsieur le Président, pourquoi nous as-tu abandonnés?
Çeviri:
Işıl Özcan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Krizin eşiğinde bulunan büyük bir şirketin zirvesindeki yönetici ansızın sırra kadem basarsa ne olur? Personel, öğretmeni ortada görünmeyen bir sınıfa mı döner? Peki, başsız kalan bir yetişkinler ordusu böyle bir durumda nasıl davranır?

Romanın “danışman” unvanlı anlatıcısı söz konusu şirkette beş gün boyunca, insan ilişkilerini ve personelin ruhsal durumunu incelemekle görevlendirilmiştir. Şirketlere personelle yönetim arasındaki iş ilişkilerini iyileştirme konusunda hizmet veren özel bir birim için çalışan bu kişinin asli görevi yetki sahiplerinin işini kolaylaştırmak ve astlarının yönetime boyun eğişlerini daha katlanılır hale getirmektir. Görevi çerçevesinde çalışanlarla teker teker görüşmeler yapan “danışman”, bu sırada hiç beklemediği tuhaf gerçeklerle yüz yüze gelirken, kendisini tam bir kaos ortamında bulacaktır.

Üstelik kendisine bu görevi veren Başkan esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolmuştur. Başkan diye biri yok mudur yoksa? Şirketi çekip çeviren onun hayaleti, çalışanların üzerinde süzülen gölgesi olabilir mi? Zaten yazarın roman boyunca “anonim” bıraktığı bu zatı muhterem, emrinde çalışanların bile doğru dürüst tanımadığı bir kişi değil midir?

Danışmanın, raporlarında dile getirdiği karmaşa ortamı, daha derinde yatan, gündelik hayata sinmiş, iyice kanıksanmış olduğu için artık dikkat bile çekmeyen bir karmaşanın karanlık yüzüdür ancak.
Aynı zamanda psikolog olan François Vigouroux, günümüz dünyasının belki de en önemli yarasına parmak basıyor: Bizler birer birey miyiz, yoksa dönen bir çarkın önemsiz dişlileri mi? Başsız kaldığımızda dağılmaya, yok olmaya mahkûm muyuz? Hem nefret ettiğimiz hem de onsuz olamadığımız bir otorite mutlaka gerekli mi bize?

İş dünyasına ironik bir bakış atan bu roman, eminiz ki herkese iyi gelecek.

Kitabı okuyanlar 8 okur

  • Yunus TOPCU
  • arya
  • Cahit Aktag
  • Tuğba Kuyoğlu
  • •••MERVE•••
  • Sena
  • bhmflzf ( Mehmet )
  • Esragnmt

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%100 (1)