Kitap, Osmanlı’nın çöküşünün sebeplerini bizlere ince analizlerle veriyor. Dönemin duraklamasını, gerilemesini ve çöküşünü muazzam bir şekilde bağlıyor. Tarihseverler için tavsiye edilir.
BuhranlarımızSaid Halim Paşa · Pınar Yayınları · 2022145 okunma
Ben bir kitabı genelde bir kez okurum ama bu kitap öyle kitaplardan değil. Yazar Sait Halim Paşa zaten devrinin entelektüel insanlarından ve aynı zamanda hem doğu hem batıda yaşayıp iki tarafın da eğitimini kendince nitelendirip değerlendirmiş bir kişi. Her Türk gencinin mefkure amacıyla okuması ve istikbalde rehber edinmesi gereken bir kitap diye yorumluyorum.
Said Halim Paşa 1913-1916 yılları arasında sadrazamlık yapmış İkinci Meşrutiyet Dönemi’nin fikir ve devlet adamlarından biridir. Tarihin en buhranlı döneminde devlet için çalışmış, İslamcılık akımının önde gelen temsilcilerindendir. Buhranlarımız Said Halim Paşa’nın denemelerinin bir araya toplanıp kitap haline getirilmiş bir eserdir. Eserde Said Halim Paşa’nın dönemin siyasi, sosyal vb. tanık olduğu sorunlar hakkında gözlemlerini ve bu sorunlara karşı kendi çözümlemelerini açıklayıcı bir dille anlatmaktadır. Kitaptaki bölümler üzerinden gidecek olursak:
MEŞRUTİYET
1876 yılında getirilen anayasa devlet temsilcisi olan görevlilerin padişaha denk güce getirilmesi amacıyla halk için düzenlenen bir girişimdir. Padişahın yetkisini kısıtlamakta, keyfi karar alması engellemektedir. Anayasa değişimi başta yenilikleriyle iyi gözükse de otoriter yönetimin sesini kısmış, devlet kademeleri kontrol edilemez hale gelmiştir. Anayasanın Batılı toplumların yasasının bir kopyası olmasından kaynaklı, ülkelerin siyasi ve sosyolojik farklılıklarından dolayı ihtiyaç duyulan yeniliklerin de farklı olması gerektiği gözden kaçmış yapılan yeniliklerin sorunlar oluşturmasına sebebiyet vermiştir.
MUKALLİTLİKLERİMİZ
Mukallit kelime anlamı olarak taklit demektir. Her toplumun kendine özgü kültürü, düşüncesi, ihtiyaçları vardır. Sosyolojinin olma sebeplerinden biri de bu farklılıklardır aslında. Osmanlı Batılılaşma hareketini yanlış işlemesi aslında bu mukallitlik durumdan kaynaklanmaktadır. Siyasi alanda birbirine neredeyse düşman partiler üzerinden yükselme hedefi belirlemesi oldukça boş bir umuttur. Ne Batı’nın siyasi geçmişi ne de Osmanlı’nın siyasi geçmişi birbirine denktir. Osmanlı yapı itibariyle birden çok ırk ve mezhebin bir arada olduğu toplum olmasından kaynaklı Batı’da yaşanılan gibi
Said Halim Paşa 1913 - 1916 yıllarında Sadrazamlık yapmış İkinci Meşrutiyet döneminin önemli devlet adamlarından biridir. Kendisi aynı zamanda bir fikir insanı olup eserler kaleme almıştır. Buhranlarımız adı ile basılmış olan bu kitap Said Halim Paşanın yedi kitabını içermektedir. Kitapların içeriği genel itibariyle dönemin memleket sorunlarına ait İslâmî bir bakış ile yazılmış yazılardır.
Said Halim Paşa 1863 Kahire doğumludur. Babası vezir Halim Paşa ve dedesi ise eski Mısır valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa'dır. Kendisi Birinci dünya savaşından sonra ülke dışına çıkmak zorunda kaldı ve 6 Aralık 1921 de Roma yakınlarında bulunan evinin önünde bir Ermeni komitacısının saldırısı sonucunda öldü. Cenazesi İstanbul'a getirildi ve Sultan Mahmut Türbesi bahçesinde yatan babasının yanına defnedildi.
Celal Nuri Bey, Said Halim Paşa için şu sözleri söylemiştir: “Said Halim Paşa, evvelâ Müslüman, saniyen (ikinci olarak) Türk, salisen (üçüncü olarak) Osmanlı'dır.“ Sayfa 25
1. Kitap: Meşrutiyet
Bu bölümde Sultan Abdülhamid dönemi, İttihat ve Terakki ve Kanuni Esasi ile birlikte İkinci Meşrutiyet konu ediliyor. Oldukça güzel bilgilerle dolu bir bölüm. Bu bölümden unutulmaz bir alıntı:
“Ne yazık, şurası unutuluyor ki, bir idare yalnız bir adamın veya bir partinin değil, bütün bir neslin eseridir.“ Sayfa 69
2. Kitap: Mukallitliklerimiz
Yani taklitçiliklerimiz. Biz de kâğıt üzerinde değil gerçekte demokratik bir yönetim anlayışı vardı. Ta ilk Türk devletlerinden beri. Hükümdar hiçbir zaman her şeye tam bir salâhiyyet sahibi değildi. Avrupa ise demokrasiyi dün buldu. İşte Said Halim Paşa bu bölümde Batı taklidi siyasî değişikliğimizi ispat ederek eleştiriyor.
3. Kitap: Fikri Buhranımız
Geçmiş manevi değerlerimizi görmezden gelerek milli değerlerimizi körü körüne bırakıp batı
BuhranlarımızSaid Halim Paşa · Tercüman Yayınları · 1970145 okunma
Yazar Mısır Sultanı Kavalalı Mehmed Ali Paşa'nın oğullarından Prens Said Halim Paşa'dır. Kitap Osmanlı Devleti'nde yaşanan gelişmeleri aktarmaktadır. Özellikle fikri yaşamı ve akımları ele almaktadır. Yazara göre aydınlar batıyı anlamamış veya yanlış anlamış olduğu dünya görüşünü Osmanlı toplumuna yanlış aktarmışlardır. Bu bir bakıma günümüz ifadesi ile toplum mühendisliği yapmak olmuştur. Ancak bunu yaparken toplumun yaşantısına dinine inancına kültürüne aykırı olarak hareket etmişlerdir. Yazar tüm bunları eleştirel bir bakış ile almıştır. Ayrıca yaptığı tespitlerle de Osmanlı toplumunun neden geri kaldığını nasıl yükseleceğini ifade etmiştir. En nihayetinde yazar iyi bir müslümanda olması gerekenleri de bir bir anlatmıştır. Tabi bunu iyi bir Türk müslüman iyi bir Arap müslüman iyi bir Hintli müslüman gibi tanımlamalarla yapmıştır.
Güzel kitap. Osmanlı toplum yapısına eleştirel bir bakış sunmaktadır. Keyifli okumalar...
Bir kitabı daha okurken, ilk bölümünü henüz bitirmiş iken, hakkında bir şeyler yazma ihtiyacı duymuş olmak; Bu demektir ki, bu kitabı yavaş yavaş sindirerek ve gerekirse bir daha bir daha okumalıyım....
Meşrutiyet hakkında yazılan ilk bölümü okuduğumda, bugüne kadar hiç bir yazarda okumadığım bir değerlendirme ile karşılaştım. Ve maalesef ülkemizde yazılanların çoğunun taraflı ve kurgulanarak yazıldığını bir kez daha görmek beni çok fazla üzüyor.
Tarihî kişiliklerin yazdıklarında, çoğunlukla dönemlerinde yaşananlar anlatılırken daha çok bir savunma niteliğinde anlatım söz konusudur. Gerçekçi bir tahlil göremeyiz. Said Halim Paşa, sadece "Meşrutiyet" bölümünde yazdıkları ile bile tam bir on puanı hak ediyor...
Tarihi gerçek şudur ki, gerek alimlerimiz, gerek bize rehberlik etmek, fikirlerimizi aydınlatmak vazifesi ile mükellef olanlar, batıda ilim ve fen yolunda vuku bulan sür'atli tekâmülü takip edememişlerdir. İlim ve fennin bize meçhul kalması ise milli tekamülümüzü durdurmuş ve bizi diğer cihan devletlerine nispetle geri bir duruma indirmiştir."
BuhranlarımızSaid Halim Paşa · Tercüman Yayınları · 1970145 okunma
Okumuş olduğum #Buhranlarımız kitabını Bursa daki sahaflarda kitap araştırması yaparken sahafın tavsiyesi üzerine aldım. Buradan kendisine çok teşekkür ederim. İyi ki tavsiye etmiş ve iyi ki de satın almışım. "Buhranlarımız" kitabı kütüphanemdeki en değerli kitaplarım arasında yerini aldı.
Millet ve ümmet olarak neden, nasıl ve kimlerin mücadeleleri ile Garbın gerisinde kaldık, çok iyi analiz edilip, kaleme alınmış.
BuhranlarımızSaid Halim Paşa · Tercüman Yayınları · 1970145 okunma
Said Halim Paşa, çoğu kişi belki yalısından ismine aşinadır.
İttihat ve Terakki Cemiyeti'nde yer almış islamcılık fikrini savunan, Osmanlı devlet adamı. 2. Meşrutiyet Dönemi sadrazamlıkta yapmış, devletin birçok mevkisinde de yer almış. Dönemi ve fikirlerini, kendi görüş açısını anlatmış. Tarihi kaynak olarakta görülebilir. Kendisi yurtdışında ermeniler tarafından öldürülen Osmanlılardan biri ayrıca.
Okunmalı.
BuhranlarımızSaid Halim Paşa · Tercüman Yayınları · 1970145 okunma
Kitabın ilk kısımlarında zamanın şartlarını yakından görebilme imkanı sunan kıymetli büyüğümüz meseleleri kısmen anlayabilmiş ve anlayabildiği ile anlatmış, fakat zaman anlattıklarının bir kısmının yerinde bir kısmının yersiz olduğunu kanıtlamış ve bunu yapmaya devam etmektedir.
Sait Halim Paşa, 11 Haziran 1913 - 14 Şubat 1917 tarihleri arasında, fiili gücün İttihat ve Terakki ve özellikle de Talat Paşa - Enver Paşa - Cemal Paşa üçlüsü elinde olduğu bir dönemde sadrazamlık yapmış bir Osmanlı devlet adamıdır.rnrn1863 yılında Kahirede doğmuştur. Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşanın dört oğlundan biri olan Mehmet Abdülhalim Paşanın oğludur. Sait Halim Paşa ilk ve orta tahsilini Kahirede özel olarak yapmış, Arapça, Farsça, İngilizce ve Fransızca öğrenmiştir. Daha sonra İsviçrede beş yıl siyasal bilgiler öğrenimi görmüştür.rnrn1888de Mîr-i Mîran rütbesi ile ve Mecîdî nişanı ile Şûra-yı Devlet (Danıştay) âzâsı olmuştur. Kendisine, 1889da II. ve 1892de I. rütbe Osmânî ve 1899da murassa Mecîdî nişanı, 1900de de Rumeli Beylerbeyi pâyesi verilmiştir. 1908de ise bulunduğu Şûrâ-yı Devlet âzâlığından kadro dışı bırakılmış, ancak aynı dönemde Belediye genel seçimlerinde Yeniköy belediye dairesi reisliğine tayin olunmuştur. Daha sonra ise Cemiyet-i Umumiye-i Belediye ikinci reisliği, 1908de de Âyân Meclisi âzâlığı yapmıştır. 23 Ocak 1912-23 Temmuz 1912 tarihlerinde Şura-yı Devlet reisliği de kendisine verilmiştir.rnrnSait Halim Paşa 1912de reislikten çekilmiştir. Bu sırada İttihat ve Terakki Cemiyetinin genel sekreterliğine seçilmiş, Mahmut Şevket Paşanın sadrazamlığı sırasında 1913de de 2. defa Şûrâ-yı Devlet reisliğine ve üç gün sonra Hariciye Nezaretine (Dışişleri Bakanlığına) atanmıştır. Mahmut Şevket Paşanın şehit edilmesinden sonra 1913de Sadrazamlığa (Başbakanlığa) ile getirilmiştir.rnrnSait Halim Paşa, 1913 Eylülünde, Bulgarlarla Edirnenin Osmanlı devletinde kalması ve Meriç nehri hudut olmak üzere sulh imzalanması hizmeti sebebi ile Padişah tarafından İmtiyaz Nişanı ile onurlandırılmıştır.rnSait Halim Paşanın mezarırnrnOsmanlı Devleti 1914 yılında tarafsızlığının ihlal edilmesi nedeni ile I. Dünya Savaşına katıldı. Bu süreçte Almanya sefiri Baron Wangenheim ile Yeniköyde Sait Halim Paşa Yalısında ittifak anlaşması imza edilmiştir. 1915te Hariciye Nazırlığından, 1917de Sadrazamlıktan çekilmiştir (yerine Talat Paşa geçmiştir).rnrn1919 Mart ayında harp ilanı sırasındaki bazı kabine azaları ve Sait Halim Paşa tutuklanmış, Paşa, diğer milletvekilleri ile beraber tahliye olunduktan sonra Romaya gitmiştir. 6 Aralık 1921de bir Salı günü akşamı araba ile evinin kapısına geldiği sırada Ermeni komitacısının silahlı saldırısına uğrayarak hayatını kaybetmiştir. Naşı İstanbula getirilmiş ve 30 Aralık 1921 günü Yeniköydeki yalısından alınarak büyük törenle II. Mahmut Türbesinin bahçesine defnedilmiştir.