Tahmini Okuma Süresi:
3 sa. 10 dk.
Sayfa Sayısı:
112
Basım Tarihi:
10 Ekim 2006
İlk Yayın Tarihi:
1961
Yayınevi:
Özgür Yayınları
ISBN:
9789754472219
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·112 syf.··
2021 25. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Ekim 2021 18:55
Feministlerin okuması tavsiye edilmez! Gerçekten konusunu hiç beğenmedim. Mediha'nın okumuş, kendini geliştirmiş bir kız olmasına karşın 'iyi, masum' adı altında katlandığı şeyler mide bulandırıcı.
ÇaresazHalide Edib Adıvar · Özgür Yayınları · 20061,440 okunma
2/10
·112 syf.··
2020 86. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 27 Ekim 2020 19:12
Kadınların değersiz, hep geri planda kaldığı hikayeleri okumak içimi acıtıyor. Çaresaz yani Mediha 'da bunlardan biri. Herkesin derdine çare bulan, devacı ama kendine derman olamamış bir muallime. Hakim Münir ile imam nikahı kıymaya razı oluyor sırf Münir' in annesi üzülmesin diye. Münir de duygularının esiri. Bir öyle bir böyle çapkının biri. Gün geliyor Şehnaz adında bir paşa kızına abayı yakıyor. Kız resmi nikah olmadan evlenmiyor. Münir bu meseleyi Çaresaz'a açıyor. Çaresaz da kabul ediyor. Ne değişik bir ilişki. Ama onların ki karı koca ilişkisinden çok ruh eşi, kardeşlik gibi. Ama durumlar değişir mi bunu okuyarak öğrenebilirsiniz. İyi okumalar:)
1000Kitap
ÇaresazHalide Edib Adıvar · Özgür Yayınları · 20061,440 okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2022 89. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2022 22:06
Bazı akşamlar kendimi çocuklarıma kitap okuyamayacak kadar yorgun hissettiğimde, onların gönülleri olsun diye bir hikaye uyduruveriyorum kafadan. Kitabı bitirdiğimde yüzüm, benim uydurma hikayem bittiğinde çocuklarımın aldığı yüz ifadesini aldı. Halide Edip gibi bir yazara göre fazla sade ve özensiz bir kalem ve gereksiz boş bir hikaye...
ÇaresazHalide Edib Adıvar · Özgür Yayınları · 20061,440 okunma
spoiler var sinir krizi geçirmeyin söylüyorum şimdiden
7/10
·112 syf.·
2021 14. kitabı
Genel bir özet geçersem kitap bir erkeğin elindekini değerini bilmeyip aç gözlülük yapıp daha sonra kaybedince nasıl üç buçuk attığıyla alakalı. Şaşırdım mı hayır. Genelleme yapmak istemiyorum ama artık böyle olduklarını düşünüyorum çaresazda bi yandan bu tezimi güçlendirip bi yandan beni sinir krizine soktu ben olsam asla affetmezdim. Asla diyorum çünkü affedilecek bir yanı yok maymun iştahlı insanlardan nefret ederim off o kadar çok nefret kustum ki bu inceleme beni sinirlendirir sjajsjsjaksj ha edebiyatımız için önemli bir kitap tabi ki de Halide edip adıvarın her görüşüne katılmasam da çok değerli bir kişilik sırf o yüzden bile okunur.
Edebiyat
ÇaresazHalide Edib Adıvar · Özgür Yayınları · 20061,440 okunma
En kötü Halide Edip Kalemi !
Puan vermedi·112 syf.··
2024 2. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 19 Nisan 2024 16:26
Yazmaya yıllarını vermiş bir yazarı henüz daha çömezken yermek istemezdim ama akıcılık ve üslüp rezalet. En bilinenden "Ateşten Gömlek"i okumuşsanız bile Halide Edip'in anlatış tarzına hakim olursunuz. Bu kitaba önyargımı rafa kaldırarak başladım ama kitap kapağında yazar ismini görmezseniz inanmayacağınız türden bir kalem olmuş. Durumu yazarın o anki psikolojisine vermek istesem de kendimi ikna edememiş olurum. "Münir çok sevdiği öğretmen Çaresaz'ı imam nikahına alır ve bedenen aşık olduğu Şehnaz'ı kuma getirir. En son Şehnaz Münir'i boşar ve Münir Çaresaz'la yaşamaya devam eder" cümlesi 100 sayfada bize sunulmuş. Kitaptan alabileceğimiz şeyler de var tabiki: O yıllara özgü cahillik sınırını ve değişik konumlardaki insanların bakış açılarını tespit edebilirsiniz. Kullanımdan atılmış birçok kelime var, kelime dağarcığınızı çokça genişleteceğinden eminim göz gezdirmeniz menfaatinize olacaktır. Ama bana kalırsa yalnızca bu iki amaç için okumayın sesli kitabı her ne kadar tavsiye etmesem de sesli kitap bu kitap için güzel bir tercih olacaktır. (Yer yer kaba ağır yorumlarım oldu ama olabildiğince en dürüst şekilde aktarmak istedim bunun için özür diliyorum, özellikle kudretli bir yazara karşı)
Halide Edip Adıvar
ÇaresazHalide Edib Adıvar · Özgür Yayınları · 20061,440 okunma
Çaresaz
Puan vermedi·112 syf.··
2022 22. kitabı
Annesini kaybetmiş bir kız çocuğu ile başlıyor hikâye. Babası zamanla alkolü kendisine eş biliyor. Mediha'yı yani Çaresaz'ı ilk okula yazdırıyor. Her neyse aradan yıllar geçiyor, Çaresaz artık bir öğretmen. Küçük bir odada kendi hâlinde yaşayan,çevre tarafından çok sevilen bir kız. Birgün bir konağın önünden geçerken bir genç görüyor. Selamlaşıyorlar ve tanışıyorlar. Zaten Mediha'yı mahalleli tanıyor. Çocuk kızı hemen annesi ile tanıştırıyor. Kadın Çaresaz'a bayılıyor. Onu hep yanında istiyor. Gel zaman git zaman artık oraya taşınıyor kızcağız. Zamanla hasta kadın ile arasında büyük bir bağ oluşuyor. Tabi orada yaşadığı için genç delikanlı Münir ile de yakınlaşıyor. Çok iyi iki dost oluyorlar. Yine birgün Münir'in arkadaşı Selçuk; neden evlenmediğini soruyor. Dini nikâh kıyılıyor. Ama delikanlı kendisinden emin değil. Çaresaz'la anlaşarak evleniyor. Birgün onu terk edebilecek olma ihtimalini açıkça belirtiyor. Kız kabul ediyor. Zaman geçiyor gidiyor. Çaresaz sevilen bir öğretmen olduğundan iyi de para kazanıyor. Her neyse birgün Münir, bir topluluktayken onu görüyor. O dediğim kişi, zamanla aşık olacağı,kanının deliler gibi kaynayacağı ve babasına gidip isteyeceği kadın; Şehnaz. Önce annesinin rızasını alması gerekiyor. tabi o rızayı ancak Çaresaz alabiliyor. İçi acı dolu olsa da, Münir ile arasındaki dostluğa ihanet etmiyor. Onun mutlu olmasını istiyor ve kararına saygı duyuyor. Takılacak yüzüğün parasına kadar Çaresaz ödüyor. Münir her ne kadar borç olduğunu söylese de... Evleniyorlar. Şehnaz hamile kalıyor. İlk çocuğu amelîyat ile alıyorlar. Aradan 2 yıl geçiyor tekrar gebe kalıyor ve bu defa doğum yapacağı kesin. Ama yaşlı kadın doğumdan birkaç ay önce vefat ediyor. Şehnaz bundan mütevellit,Çaresaz'ın evden gitmesini istiyor. Zaten her şey berbat. Çocuğu onun
Edebiyat
ÇaresazHalide Edib Adıvar · Özgür Yayınları · 20061,440 okunma
7/10
·112 syf.··
2023 8. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 09 Mart 2023 23:42
Yazar dönemin aşk hayatını, resmi ve imam nikahı, özellikle kadın-erkek ilişkisi ekseninde kaleme aldığı kısa ve sürükleyici bir kitap. Ama şunu da söylemeliyim ki açıkcası ana karakterlerin bazı hallerine, hareketlerine, tavırlarına bir anlam veremedim. Yani genel itibariyle eserin hikayesinde oturmayan, kafaları kurcalayan bişeyler vardı.
ÇaresazHalide Edib Adıvar · Özgür Yayınları · 20061,440 okunma
7/10
·112 syf.·
2019 17. kitabı
Halide Edib Adıvar'dan  okuduğum ilk kitaptı. Yazarın diğer eserlerine göre kısa ve daha geri planda kalmış. Bilinen diğer eserlerinin aksine kadın-erkek ilişkileri, günümüzde bile hala bir problem olan dini nikah-resmi nikah gibi konuları ele alıyor. Asıl adı Mediha olan, fedakar, yardımsever adeta bir iyilik meleği olan Çaresaz, mum gibi bir kadın aslında. Işığıyla çevresini aydınlatırken kendini de yakıp tüketiyor. Bakımın üstlendiği ihtiyarın oğlu olan Münir ile evlenir. Çaresaz'ın taşıdığı bu üstün karaktere karşılık Münir ise bencil ve tabiri caizse maymun iştahlı bir adam. Çaresaz ile 'ruh evliliği' yaptığı gibi bir saçmalığı öne sürerek imam nikahı yapmakla yetinir ardından Şehnaz adlı bir paşa kızına aşık olur. Şehnaz, resmi nikah şartıyla Münir ile evlenmeyi kabul eder. Münir, bu konuyu Çaresaz'a açar. İyilik meleği Çaresaz, tabi ki bunu da kabul eder. Çaresaz'a yüklenen bu iyilik kavramı açıkçası pek gerçekçi durmuyor.  Bir insan yardımsever ya da fedakar olabilir ama Çaresaz'ın karakteri ve tahammül ettikleri bu kadar da olmaz dedirtti. Yine de bir şans verilmeli, okuduğunuzda pişman olmayacağınız bir eser.
ÇaresazHalide Edib Adıvar · Özgür Yayınları · 20061,440 okunma
7/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2022 31. kitabı
1961 yılında yayınlanmış bu kitaptaki kadın-erkek ilişkilerine bakarak bugün ülkenin bir gram ileri gitmediğini görmek üzücü. Okuyan herkesin sinir olduğu karakterler. Erkek: İki eşli biri asli biri yedekte , ne olur ne olmaz diye Kadın: Okumuş yazmış kültürlü ama olsun buna da şükür modunda Genişlik hat safhada
ÇaresazHalide Edib Adıvar · Özgür Yayınları · 20061,440 okunma
Hayatımızdaki "Çaresazlara" selam olsun :))
5/10
·88 syf.··
2023 133. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 10 Kasım 2023 15:08
Kısacık bir kitap ama sinirlerim için etkili oldu. Kitabı okurken biran "yok artık" deyip sinirle telefona atacakken bir dakika ya sanki bana biraz benziyor bu dedim ve elimi sakince indirdim. :DD Kitabın konusuna gelelim asıl adı "Mediha" olan tanıdığı tanımadığı herkesin yardımına koşan adeta iyilik perisi olan kızımıza "Çaresaz" (çare bulan) diye seslenir herkes. Çaresaz küçük yaşta anne ve babasını kaybetmiş komşularının yardımıyla okuyup öğretmen olmuştur. ( Allah herkese böyle komşu versin gerçi karşılık olarak evi aldılar ama neyse :d ) Yaşadığı mahallede Münir diye bir hakim ile tanışır. Münir tifoya yakalanıp yataklara düşünce Çaresaz onlara taşınır ona ve annesine bakmaya başlar, çalışıp evlerini geçindirir. Böylece birkaç yıl geçer ve sonunda Münir arkadaşının da uyarısı ile Çaresaz' a dini nikah kıyar sebep ise resmi nikahta boşanmak zor diye. Evlenmelerine rağmen herkes normal hayatına devam eder ee tabi Münir durur mu daha güzel birini görünce aşık olur. Şehnaz denilen bu kız ile evlenir ve hepsi birlikte aynı evde yaşamaya devam ederler. Çaresaz durumu olduğu gibi kabul eder ordan gidemez çünkü Münir' in annesi onu çok sever ve ayrıca ilk günden beri böyle bir şey olacağını bildiğinden bunu kabullenmiştir. Yanlış bir deyim olmasın ama " Bir koltuğa iki karpuz sığmaz." derler bir evde iki kadın nasıl olsun Şehnaz Çaresaz' ı kıskanır sevildiği için ve Münir de pişman olur. Münir' in annesi ölünce Çaresaz ordan ayrılır ama Münir de onun peşini bırakmaz ve Şehnaz' dan çocuğu olmasına rağmen boşanır Çaresaz ile yaşar. Ne okudum ben böyle anlamadım bu kitapta sevdiğim tek şey kahramanlar dürüst şöyle ki: Çaresaz "alık olduğunu" Münir ise " bel üstü aşkla belaltı isteği birbirine karıştırdığını" söyler bence ikiside çok haklı. :DD Neyse çok kınamamak lazım
ÇaresazHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 20111,440 okunma

Yazar Hakkında

Halide Edib AdıvarYazar · 45 kitap
Halide Edib Adıvar (Osmanlıca: خالده اديب اديوار; d. 1882 veya 1884 - 9 Ocak 1964), Türk yazar, siyasetçi, akademisyen, öğretmen. Halide Onbaşı olarak da bilinir. Halide Edib, 1919 yılında İstanbul halkını ülkenin işgaline karşı harekete geçirmek için yaptığı konuşmaları ile zihinlerde yer etmiş usta bir hatiptir. Kurtuluş Savaşı’nda cephede Mustafa Kemal’in yanında görev yapmış bir sivil olmasına rağmen rütbe alarak savaş kahramanı sayılmıştır. Savaş yıllarında Anadolu Ajansı’nın kurulmasında rol alarak gazetecilik de yapmıştır. II. Meşrutiyet’in ilanı ile birlikte yazarlığa başlayan Halide Edib; yazdığı yirmi bir roman, dört hikâye kitabı, iki tiyatro eseri ve çeşitli incelemeleriyle Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemleri Türk edebiyatının en çok eser veren yazarlarındandır. Sinekli Bakkal adlı romanı, en bilinen eseridir. Eserlerinde kadının eğitilmesine ve toplum içindeki konumuna özellikle yer vermiş, yazıları ile kadın hakları savunuculuğu yapmıştır. Birçok kitabı sinemaya ve televizyon dizilerine uyarlanmıştır. 1926 yılından itibaren yurt dışında yaşadığı 14 sene boyunca verdiği konferanslar ve İngilizce olarak kaleme aldığı eserler sayesinde zamanının dış ülkelerde en çok tanınan Türk yazarı olmuştur. İstanbul Üniversitesi’nde edebiyat profesörü olan Halide Edib, İngiliz Filoloji Kürsüsü Başkanlığı yapmış bir akademisyen; 1950’de girdiği TBMM’de ise milletvekilliği yapmış bir siyasetçidir. I. TBMM hükûmetinde sağlık bakanı olan Adnan Adıvar’ın eşidir. Çocukluk ve öğrencilik yılları 1882 yılında Beşiktaş, İstanbul'da doğdu. Babası, II. Abdülhamit devrinde Ceyb-i Hümayun (Padişah Hazinesi) kâtipliği, Yanya ve Bursa Reji Müdürlüğü yapan[1] Mehmet Edib Bey, annesi Fatma Berifem Hanım'dır. Annesini küçük yaşta veremden kaybetti. Evde özel dersler alarak ilköğrenimini tamamladı. Yedi yaşında iken yaşını büyüterek girdiği Üsküdar Amerikan Kız Koleji'nden bir öğrencinin jurnali üzerine bir sene sonra padişah II. Abdülhamit'in iradesi ile uzaklaştırıldı[3] ve evde özel ders görmeye başladı. İngilizce öğrenirken çevirdiği kitap 1897’de basıldı. Bu, Amerikalı çocuk kitapları yazarı Jacob Abbott'un "Ana" adlı eseri idi. 1899 yılında bu çeviri nedeniyle II. Abdülhamit tarafından Şefkat Nişanı ile ödüllendirildi. Daha sonra kolejin yüksek sınıfına geri dönerek İngilizce ve Fransızca öğrenmeye başlayan Halide Edib, Üsküdar Amerikan Kız Koleji'nden lisans derecesi alan ilk Müslüman kadın olmuştur. İlk evliliği ve çocukları Halide Edib, kolejin son sınıfında iken matematik öğretmeni olan Salih Zeki Bey ile okuldan mezun olduğu yıl evlendi. Eşi rasathane müdürü olduğu için evleri hep rasathane içinde oldu ve bu yaşam ona sıkıcı geldi. Evliliğinin ilk yıllarında eşine Kamus-ı Riyaziyat adlı eserini yazmada yardımcı oldu, ünlü İngiliz matematikçilerin yaşam öykülerini Türkçeye çevirdi. Birkaç Sherlock Holmes hikâyesinin de çevirisini yaptı. Fransız yazar Emile Zola’nın yapıtlarına büyük ilgi duymaya başladı. Daha sonra ilgisi Shakespeare’e yöneldi ve Hamlet adlı yapıtının çevirisini yaptı. 1903 yılında ilk oğlu Ayetullah, bundan on altı ay sonra da ikinci oğlu Hasan Hikmetullah Togo dünyaya geldi. 1905 yılında gerçekleşen Japon-Rus Savaşı'nda Batı uygarlığının bir parçası sayılan Rusya'yı Japonların yenmesinin verdiği sevinçle oğluna Japon Deniz Kuvvetleri Komutanı Amiral Togo Heihachiro'nun ismini vermişti. II. Meşrutiyet'in ilan edildiği 1908 yılı Halide Edib’in hayatında bir dönüm noktası oldu. 1908'de gazetelerde kadın haklarıyla ilgili yazılar yazmaya başladı. İlk yazısı Tevfik Fikret'in çıkardığı Tanin'de yayımlandı. Başlangıçta, -eşinin isminden ötürü- yazılarında Halide Salih imzasını kullandı. Yazıları, Osmanlı içerisindeki muhafazakâr çevrelerin tepkisini çekti. 31 Mart Ayaklanması sırasında öldürülme endişesiyle kısa süre için iki oğluyla Mısır'a gitti. Oradan İngiltere’ye giderek kadın hakları konusundaki yazıları nedeniyle kendisini tanıyan İngiliz gazeteci Isabelle Fry’ın evinde konuk oldu. İngiltere’ye gidişi o dönemde kadın-erkek eşitliği konusunda sürüp giden tartışmalara tanık olmasına, Bertrand Russell gibi fikir adamlarıyla tanışmasına vesile oldu. 1909'da İstanbul'a geri döndü, siyasi içerikli yazıların yanı sıra edebi yazılar da yayımlamaya başladı. Heyyula ve Raik'in Annesi adlı romanları basıldı. Bu arada kız öğretmen okullarında öğretmenlik ile vakıf okullarında müfettişlik görevlerinde bulundu. İleride yazacağı Sinekli Bakkal adlı ünlü romanı, bu görevler gereği İstanbul’un eski ve arka mahallelerini tanıması sayesinde ortaya çıkmıştı. Eşi Salih Zeki Bey'in ikinci bir kadınla evlenmek istemesi üzerine ondan 1910 yılında boşandı ve artık yazılarında Halide Salih yerine Halide Edib adını kullanmaya başladı. Aynı yıl Seviyye Talip romanını yayımladı. Bu roman, bir kadının kocasını terk ederek sevdiği erkekle yaşayışını anlatır ve feminist bir eser olarak değerlendirilir. Basıldığı dönemde birçok eleştiriye maruz kalmıştır. Halide Edib, 1911 yılında ikinci kez İngiltere'ye gidip kısa bir süre orada bulundu. Yurda döndüğünde Balkan Savaşı başlamıştı. Balkan Savaşı yılları Balkan Savaşı yıllarında kadınlar toplum yaşamında daha aktif rol almaya başlamışlardı. Halide Edib de bu yıllarda Teali-i Nisvan Cemiyeti’nin (Kadınları Yükseltme Derneği) kurucuları arasında yer aldı ve yardım işlerinde çalıştı. Bu dönemde genç yaşta ölen arkadaşı ressam Müfide Kadri'nin hayatından esinlenerek Son Eseri adlı aşk romanını kaleme aldı. Öğretmenlik mesleğinin içinde olduğundan eğitim ile ilgili bir kitap yazmaya yöneldi ve Amerikalı düşünür ve eğitimci Herman Harrell Horne'un "The Psychological Principle of Education" (Eğitimin Psikolojik Temeli) adlı eserinden yararlanarak Talim ve Edebiyat adlı kitabı yazdı. Aynı dönemde Türk Ocağı içinde Ziya Gökalp, Yusuf Akçura, Ahmet Ağaoğlu, Hamdullah Suphi gibi yazarlarla tanıştı. Bu kişilerle dostluğu sonucu Turancılık fikrini benimseyen Halide Edib, bu düşüncenin etkisiyle Yeni Turan adlı eserini yazdı. 1911'de Harap Mabetler ve Handan isimli romanları yayımlandı. I. Dünya Savaşı yılları Balkan Savaşları 1913’te sona ermişti. Öğretmenlikten istifa eden Halide Edib, Kız Mektepleri Umumi Müfettişliği görevine getirildi. I. Dünya Savaşı başladığında bu görevdeydi. 1916'da Cemal Paşa'nın daveti üzerine okul açmak üzere Lübnan ve Suriye'ye gitti. Arap eyaletlerinde iki kız okulu ve bir yetimhane açtı. Orada bulunduğu sırada babasına verdiği vekâlet ile Bursa’da, aile doktorları Adnan Adıvar ile nikâhları kıyıldı. Lübnan’da iken Kenan Çobanları adlı 3 perdelik operanın librettosunu yayımladı, eseri Vedi Sebra besteledi. Yusuf Peygamber ve kardeşlerini konu alan bu eser, o yıllarda savaş koşullarına rağmen yetimhane öğrencileri tarafından 13 defa sahneye kondu. Türk ordularının Lübnan ve Suriye'yi boşaltması üzerine 4 Mart 1918’de İstanbul'a döndü. Yazar, hayatının buraya kadar olan bölümünü Mor Salkımlı Ev adlı kitabında anlatmıştır. Millî Mücadele yılları ve ABD mandası tezi Halide Edib, İstanbul'a döndükten sonra Darülfünun'da Batı edebiyatı okutmaya başladı. Türk Ocakları'nda çalıştı. Rusya'daki Narodnikler (Halka Doğru) hareketinden esinlendi ve Türk Ocakları içindeki küçük bir grubun Anadolu'ya uygarlık götürmek amacıyla kurduğu Köycüler Cemiyeti'nin reisi oldu. İzmir'in işgalinden sonra "millî mücadele" en önemli işi hâline geldi. Karakol adlı gizli örgüte girerek Anadolu’ya silah kaçırma işinde rol aldı. Vakit Gazetesi'nin sürekli yazarı, M. Zekeriya ve eşi Sabiha Hanım'ın çıkarttıkları Büyük Mecmua'nın başyazarı oldu. Millî Mücadele taraftarı aydınların bir kısmı işgalcilere karşı ABD ile işbirliği yapma düşüncesindeydi. Halide Edib bu düşüncedeki Refik Halit, Ahmet Emin, Yunus Nadi, Ali Kemal, Celal Nuri gibi aydınlarla 14 Ocak 1919'da Wilson Prensipleri Cemiyeti'nin kurucuları arasında yer aldı. Cemiyet, iki ay sonra kapandı. Halide Hanım, Amerikan mandası tezini Sivas Kongresi hazırlıklarını sürdürmekte olan Millî Mücadele'nin önderi Mustafa Kemal'e yazdığı 10 Ağustos 1919 tarihli bir mektupla açıkladı. Ancak bu tez kongrede uzun uzun tartışılacak ve reddedilecekti. Yıllar sonra Mustafa Kemal Nutuk adlı eserinde "Amerikan Mandası için Propogandalar" başlığı altında Arif Bey, Selahattin Bey, Ali Fuat Paşa ile telgraf görüşmeleri yanında Halide Edib'in mektubuna da yer vermiş ve mandaterliği eleştirmiştir. Yıllar sonra Halide Edib Türkiye'ye geri döndüğünde verdiği bir röportajında Millî Mücadele için "Mustafa Kemal Paşa haklıymış!" demiştir. İstanbul mitingleri ve idam kararı 15 Mayıs 1919 günü İzmir’i Yunanların işgal etmesi üzerine İstanbul’da ardı ardına protesto mitingleri düzenlenmekteydi. İyi bir hatip olan Halide Edib, 19 Mayıs 1919 günü Asri Kadınlar Birliği’nin düzenlediği ve kadın hatiplerin de konuşmacı olduğu ilk açık hava mitingi olan Fatih Mitingi’nde kürsüye çıkan ilk konuşmacıydı, attığı nutuk ile belleklerde büyük iz bıraktı. 20 Mayıs’ta Üsküdar mitingi, 22 Mayıs’ta Kadıköy mitingine katıldı. Bunları Halide Edib’in başkahramanı haline geldiği Sultanahmet mitingi izledi. Önceden hazırlanmadan ve yazmadan yaptığı konuşmada sarf ettiği “Milletler dostumuz, hükûmetler düşmanımızdır.” cümlesi bir vecize halini aldı. İngilizler İstanbul’u 16 Mart 1920’de işgal ettiler. Hakkında idam emri çıkardıkları ilk kişiler arasında Halide Edib ve eşi Dr. Adnan da vardı. 24 Mayıs’ta padişah tarafından onaylanan kararda idama mahkûm edilen ilk 6 kişi Mustafa Kemal, Kara Vasıf, Ali Fuat Paşa, Ahmet Rüstem, Dr. Adnan ve Halide Edib idi. Anadolu'da mücadele Haklarında idam kararı çıkmadan önce Halide Edib, eşi ile birlikte İstanbul’dan ayrılıp Ankara’daki Millî Mücadele’ye katılmıştı. Çocuklarını İstanbul’da yatılı okulda bırakarak 19 Mart 1920 günü Adnan Bey ile at sırtında yola çıkan Halide Hanım, Geyve’ye ulaştıktan sonra buluştukları Yunus Nadi Bey ile birlikte trene binip Ankara’ya gitmiş ve 2 Nisan 1920 günü Ankara’ya varmıştı. Halide Edib, Ankara’da Kalaba'daki (Keçiören) karargâhta görev aldı. Ankara yolunda iken Akhisar İstasyonu’nda Yunus Nadi Bey ile birlikte kararlaştırdıkları gibi Anadolu Ajansı isimli bir haber ajansının kurulması Mustafa Kemal Paşa'dan onay görünce ajans için çalışmaya başladı. Ajansın muhabiri, yazarı, yöneticisi, ayak işlerine bakanı olarak çalışıyordu. Haber derleyip Millî Mücadele’ye ilişkin bilgileri telgrafı olan yerlere telgrafla iletmek, olmayan yerlerde cami avlusuna afiş olarak yapıştırılmalarını sağlamak, Avrupa basınını takip edip Batılı gazetecilerle iletişim kurmak, Mustafa Kemal'in yabancı gazetecilerle görüşmesini sağlamak, bu görüşmelerde tercümanlık yapmak, Yunus Nadi Bey'in çıkardığı Hâkimiyet-i Milliye gazetesine yardımcı olmak ve Mustafa Kemal'in diğer yazı işleri ile ilgilenmek Halide Edib'in yürüttüğü işlerdi. 1921’de Ankara Kızılay başkanı oldu. Aynı yılın Haziran ayında Eskişehir Kızılay’da hasta bakıcılık yaptı. Ağustos’ta orduya katılma isteğini Mustafa Kemal’e telgrafla iletti ve cephe karargâhında görevlendirildi. Sakarya Savaşı sırasında onbaşı oldu. Yunanların halka verdiği zararları incelemek ve raporlamakla sorumlu Tetkik-i Mezalim Komisyonu’nda görevlendirildi. Vurun Kahpeye adlı romanının konusu bu dönemde oluştu. Türk'ün Ateşle İmtihanı (1922) adlı anı kitabı, Ateşten Gömlek (1922), Kalp Ağrısı (1924), Zeyno'nun Oğlu adlı romanlarında Kurtuluş Savaşı'nın değişik yönlerini gerçekçi biçimde dile getirebilmesini savaştaki deneyimlerine borçludur. Savaş boyunca cephe karargâhında görev yapan Halide Edib, Dumlupınar Meydan Muharebesi’nden sonra ordu ile İzmir’e gitti. İzmir’e yürüyüş sırasında rütbesi başçavuşluğa yükseldi. Savaştaki yararlılıklarından ötürü İstiklal Madalyası ile ödüllendirildi. Kurtuluş Savaşı sonrası Kurtuluş Savaşı, Türk ordusunun zaferiyle sonuçlandıktan sonra Ankara'ya döndü. Eşi, Dışişleri Bakanlığı'nın İstanbul temsilciliği ile görevlendirilince birlikte İstanbul'a gittiler. Anılarının buraya kadar olan kısmını Türk'ün Ateşle İmtihanı adlı eserinde anlatmıştır. Halide Edib, cumhuriyetin ilanından sonra Akşam, Vakit ve İkdam gazetelerinde yazdı. Bu arada Cumhuriyet Halk Fırkası ve Mustafa Kemal Paşa ile siyasi fikir ayrılıkları yaşadı. Eşi Adnan Adıvar'ın Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kuruluşunda yer alması sonucu iktidar çevresinden uzaklaştılar. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kapatılıp Takrir-i Sükun kanununun kabul edilmesiyle tek parti dönemi başlayınca, kocası Adnan Adıvar ile birlikte Türkiye'den ayrılmak zorunda kalarak İngiltere'ye gitti. 1939 yılına kadar 14 yıl boyunca yurt dışında yaşadı. Bu sürenin 4 yılı İngiltere'de, 10 yılı da Fransa'da geçti. Halide Edib, yurt dışında yaşadığı dönemde kitap yazmayı sürdürdüğü gibi Türk kültürünü dünya kamuoyuna tanıtmak amacıyla pek çok yerde konferanslar verdi. İngiltere'de Cambridge, Oxford; Fransa'da Sorbonne üniversitelerinde konuşmacı oldu. İki defa Amerika Birleşik Devletleri'ne, bir defa da Hindistan'a davet edilerek gitti. 1928 yılında ABD'ye ilk gidişinde Williamstown Siyaset Enstitüsü'nde yuvarlak masa konferansına başkanlık yapan ilk kadın olarak büyük ilgi çekti. Artık ABD'de yaşamakta olan oğullarını, Anadolu'da Millî Mücadele'ye katılmak için onlardan ayrılışından 9 yıl sonra ilk defa bu gezi sırasında tekrar görebildi. 1932 yılında Columbia Üniversitesi College Of Barnard'dan gelen çağrı üzerine ikinci kez ABD'ye gitti ve ilk gidişindeki gibi seri konferanslarla ülkeyi dolaştı. Yale, Illinois, Michigan üniversitelerinde konferanslar verdi. Bu konferansların sonucu olarak Türkiye Batıya Bakıyor adlı eseri ortaya çıktı. 1935 yılında İslam üniversitesi Jamia Milia'yı kurmak için açılan kampanyaya katılmak üzere Hindistan'a çağrıldığında Delhi, Kalküta, Benares, Haydarabad, Aligarh, Lahor ve Peşaver üniversitelerinde dersler verdi. Konferanslarını bir kitapta topladı, ayrıca Hindistan izlenimlerini içeren bir kitap yazdı. 1936 yılında en ünlü eseri olan Sinekli Bakkal’ın İngilizce orijinali "The Daughter of the Clown" yayımlandı. Roman aynı yıl Türkçe olarak Haber gazetesinde tefrika edildi. Bu eser 1943 yılında CHP Ödülü’nü aldı ve Türkiye’de en çok baskı yapan roman oldu. 1939'da İstanbul'a döndü ve 1940 yılında İstanbul Üniversitesi'nde İngiliz Filolojisi kürsüsünü kurmakla görevlendirildi, kürsünün 10 yıl başkanlığını yürüttü. Shakespeare hakkında verdiği açılış dersi büyük yankı uyandırdı. 1950 yılında Demokrat Parti listesinden İzmir milletvekili olarak TBMM'ye girdi ve bağımsız milletvekili olarak görev aldı. 5 Ocak 1954 günü Cumhuriyet Gazetesi'nde Siyasi Vedaname başlıklı bir yazı yayımlayarak bu görevinden ayrıldı ve tekrar üniversitede görev aldı. 1955'te eşi Adnan Bey'in kaybı ile sarsıldı. Halide Edib Adıvar, 9 Ocak 1964 tarihinde İstanbul'da 80 yaşındayken böbrek yetmezliği nedeniyle yaşamını yitirdi. Cenazesi, Merkezefendi Mezarlığı’na defnedildi. Sanatı Hemen her eserinde anlatı türünü benimseyen Halide Edib Adıvar, en çok Ateşten Gömlek (1922), Vurun Kahpeye (1923-1924) ve Sinekli Bakkal (1936) adlı romanlarıyla tanınır ve Cumhuriyet dönemi edebiyatında gerçekçi roman geleneğinin öncülerinden biri olarak kabul edilir. Eserleri genellikle içerik bakımından üç grupta incelenmiştir: Kadın meselelerini ele alan ve eğitilmiş kadının toplumdaki yerini arayan eserleri, Millî Mücadele dönemini anlatan eserleri ve şahsiyetleri, içinde bulundukları geniş toplumla birlikte ele alan romanları. İngiliz romanı geleneklerine uygun yapıtlarında Türk toplumunun geçirdiği evrimi, bu evrim sürecindeki çatışmaları, kendi deneyim ve gözlemlerine dayanarak sergilemiştir. Olaylar ve kişiler çoğunlukla birbirinin devamı özelliği taşıdığı için ırmak roman olarak nitelendirilebilir. Kadın psikolojisini derinliğine işlediği romanlarında, ideal kadın tipleri yaratmaya çalışan Halide Edib, romanlarını sade bir dil ve üslupla kaleme almıştır. Eserleri Roman Heyulâ (1909) Raik’in Annesi (1909) Seviyye Talip (1910) Handan (1912) Son Eseri (1913) Yeni Turan (1913) Mev'ud Hüküm (1918) Ateşten Gömlek (1923) Vurun Kahpeye (1923) Kalp Ağrısı (1924) Zeyno'nun Oğlu (1928) Sinekli Bakkal (1936) Yolpalas Cinayeti (1937) Tatarcık (1939) Sonsuz Panayır (1946) Döner Ayna (1954) Akile Hanım Sokağı (1958) Kerim Usta'nın Oğlu (1958) Sevda Sokağı Komedyası (1959) Çaresaz (1961) Hayat Parçaları (1963) Hikâye Harap Mabetler (1911) Dağa Çıkan Kurt (1922) İzmir'den Bursa'ya (1963) Kubbede Kalan Hoş Seda (1974) Anı Türkün Ateşle İmtihanı (1962) Mor Salkımlı Ev (1963) Oyun Kenan Çobanları (1916) Maske ve Ruh (1945)