Cumhuriyet Efsaneleri

·
Okunma
·
Beğeni
·
1307
Gösterim
Adı:
Cumhuriyet Efsaneleri
Baskı tarihi:
Mayıs 2014
Sayfa sayısı:
320
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050816556
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
"Türkiye'de 1923 yılından itibaren yürürlüğe konulan programın adını koyuyorum: Osmanlısızlaştırmak. Elinizdeki kitap, ülkemizde 1918-23 yıllarında ama daha kesin olarak 1924'ten sonra adım adım sahneye konulan bu Osmanlısızlaştırma politikasının tersine çevrilmesini, yani Yeniden Osmanlılaştırma yöneliminin altını çizilmesini ama en önemlisi de aslında birer barbarlık ürünü olan bin yıllık alfabenin unutturulması veya sanat eserlerinin kazınıp yıkılması gibi eylemlerin nasıl da el çabukluğu marifetle başarıymış gibi sunulabildiğini tespit etmeği amaçlıyor."
-Mustafa Armağan-

1918 Osmanlı Devleti'nin yenildiği yıldır. Gerçi Alman İmparatorluğu, Avusturya-Macaristan çifte tacı ve Bulgaristan da bizimle beraber yenilmişti ama hiçbirinin anavatan toprakları işgal edilmemiş, yalnızca -Weimar'da olduğu gibi- ağır ekonomik ve askerî yaptırımlarla cezalandırılmışlardı. Yalnızca Osmanlı Devleti'nin anavatan toprakları ve başkenti işgal edilmiş ve yönetim merkezi İstanbul ele geçirilmişti. Neden?

1918'in bu manzarası ne kadar hazin ise sonrasındaki siyasi ve askerî gelişmeler de o kadar hazindi. Osmanlı Devleti'ni tarihe postalamak ve bir daha bu topraklarda böyle tehlikeli bir oluşuma meydan vermemek için onu barışa zorlayacak bir Yunan savaşı planlandı ama bütün tehditlere rağmen Sevr'i Osmanlı Sultanı Vahdettin'e imzalatmak mümkün olmadı. Barışa yanaşmamasının cezasını da anlaşmayı başka bir kadroyla yaparak kendisini devre dışı bırakarak verdiler zaten; sonra da yurt dışına kaçırarak… Neden?

Böylece Sultan'sız ve devletsiz kalan millet bu defa Ankara hükümetiyle bir devlet olabilmek için Lozan kapılarında İtilaf devletlerinin merhametine muhtaç hâle gelecek, uluslararası camiada tanınması karşılığında feragat, rıza ve tavizler istenecek ve Lozan'da bunlar fazlasıyla verildikten sonra başka sözler de istenecekti. Bir daha bu topraklarda Osmanlı'nın lafı geçmeyecek, Hilafet'inden Medeni Kanun'una, Ayasofya'sından alfabesine, kılık kıyafetinden laikliğine kadar garanti kapsamına giren temel hususlarda mutabık kalındıktan sonra Cumhuriyet'in ilanına izin verilecekti. Neden?

Mustafa Armağan'dan sıkı bir yakın tarih hesaplaşması daha: Cumhuriyet Efsaneleri.
(Tanıtım Bülteninden)
320 syf.
·9 günde·Beğendi
Kitap bazı kesimin hoşuna gitmeyecektir lakin anlattıklarını belgelerle olsun görsel ve diğer kitaplarla olsun kanıtlamış. İçeriği güzeldi. Farklı konuları başlıklar halinde zaman çizgisi içinde yazmış. Bazı alıntılar eklemek istedim ama konu Mustafa Armağan ve bu kitap olunca açıkçası tartışma yaratmak istemedim. Ama 223-227 ve 210 numaralı sayfalar ayrı bir güzeldi(hepsi gibi).
Okumanızı tavsiye ederim...
320 syf.
·25 günde·Beğendi·8/10
Bu kitabı okumak yürek ister. Bildiğimizi sandığımız, tabulaşmış empoze bilgi, kişi ve kurumlar kanıt ve referanslarıyla doğru şekilde önümüze sunuluyor. İnsan bu kadar haksızlığa uğrayan Ecdad’a ve değerlerine üzülmek, içi acımak bir yana duyduğu öfkeyi içine gömüp Allah’a haval ederken buluyor kendini yozlaşma meretine karşı. Çok başarılı buldum, herkesin okumasını dileyeceğim bir kitap.
320 syf.
·8/10
'Yalan' Tarihe dair önemli nitelikte olan bir kitap. Okuduğunuz zaman; savunduğunuz birçok şey, zihninizden temizlenebilir. Bu evrensel, tamamen tarafsız bir bakış açısıyla gerçekleşebilir. İkinci kez okunmak üzerimde kitaplığımda.
320 syf.
·Puan vermedi
Tek kelimeyle HA Rİ KA bir kitap. Yalan yanlış bildiğimiz bütün bilgiler aslı astarıyla beraber bu kitapta. Kitabı okuduktan sonra aklınızda bir tane bile şüphe kalmaz doğrumu yalnmı diye. O kadar iyi ve harika bir kitap ki her gördüğüm insana öneriyorum okuyun muhakkak
320 syf.
Insan, daha önce sana okutturulup zihnine yer ettirilen cumhuriyet palavralarını duyup ardından bu kitabı okuduğunda ister istemez kişiye büyük bir durgunluk veriyor. Mustafa Armağan yine yaptı yapacağını ve Cumhuriyetin efsanelerini tarihin tozlu sayfalarından çıkarıp önümüze sürdü..
320 syf.
·6 günde·10/10
Bu kitabi okurken nasil bilinc altimizla oynandigini nasil kandirildigimizi sorgulamaya basliyorsunuz bu kadar saf olamayiz diyorsunuz ama ne yazikki uzulerek okuyacaginizi düşündüğüm bir kitap gozleri olup gormekten aciz insanlarin hosuna gitmeyecek bir kitap bu kitapta yazılanlarin elbet bir gun tarih kitaplarimizda da tum gercekliklerini yazilmasi temenisiyle... eger fanatik degilseniz sorgulamaktan ve gercekleri duymak ogrenmek istiyorsaniz mukemmel bir kitap Mustafa armağan cok cesur bir kalem her kitabi ayri bir cesaretle yazilmis
320 syf.
·5/10
Her sayfasında Atatürk ve cumhuriyet karşıtlığı barındırıyor. Belli bir kesimin hoşuna gidecek, belli bir kesim için de paçavra niteliği taşıyacak bir kitap.
320 syf.
Kitap 2014 yılındaki ilk basımı almışım! Acaba uzun bir zaman geçmesine rağmen herhangi bir basım yapmadı mı?
İçerisindeki yer yer eleştiriler doğru ancak ifade ve savunma şekli yeterli düzeyde değil. Kaynak belirtme şeklini tam anlayamadım. Akademik seviyede değil. Herhangi bir üniversitede derse yardımcı olacak, bilgi seviyesi yüksek bir kişini faydalanacağı bir kitap değil.
Daha önce de Mustafa Armağan'ın kitaplarında gülücük görmüştüm! Anlattığı konuları savunma şekli anı, hatıra üzerinden gitmesi alışagelmiş.
Tarih yazım şekillerinden olan hikayeci tarih geleneği taşımaktan başka bir değeri olmayan kitap.
Birilerini eleştirebiliriz sistemleri eleştirebilirz ya da tabuları evet ancak bu şekilde değil. Kaynaklar içerisinde baktığınızda ilginç olan şey Cumhuriyet Döneminde isim yapmış kaynak değeri taşıyan kaç eser var kitabı okuyacaklara incelemelerini tavsiye ediyorum.
Kaynak olarak kendi yazdığı kitabı vermek, ya da bakın burada demek kaçamak bir ifade biçimidir. Meclis zabıtlarını vereceksen tam linki ver madem oradan alıp okudun bizlerde direk okuyalım.
Osmanlıca gerçek belgeye ulaştım diyerek laf kalabalığı yaparak sunduğu belgenin zamanına bakılarak imzaların taşıdığı değer zıt.
Okurken birçok cümle, ifade ve paragrafların yanlarına soru işareti koydum.
Gerçekleri kimse saklamıyor artık bu zihniyetten uzak duralım. Her yerde ulaşılabilecek belge ve kaynaklara gidebilir okuyabilirsiniz. Yapıcı eleştiri taşımalı.
Tarih okuyan biri olarak Cumhuriyet döneminde yaşanan onlarca yanlış bilgi mevcut doğrudur. Ancak bunları gerçek akademik düzeyde okunmalı.
Kanaat notu: 2/10
Türkiye'de 1923 yılından itibaren yürürlüğe konulan programın adını koyuyorum:Osmanlısızlaştırmak.
Türkiye darbelere rağmen zamanla eski Türkiye olmaktan hızla uzaklaştı, devlet dışı dinamikler kuvvetlendikçe mağdurların sesleri daha fazla duyulur ve temsil edilir oldu. Kendine güveni gelen ülke 'Kimim ben?' sorusuna ancak o yasaklanmış, karanlık alana girerek cevap bulabileceğini gördü ve 1953 bir dönüş yılı oldu, 1999 ise ikinci dönüş yılı...
Derken zincirlerinin farkına vardı, bir ikisinden de kurtuldu. Artık Reottomanizasyon, yani Yeniden Osmanlılaştırma dönemi başlamış oldu.
Ramazan ve Kurban bayramlarının Cumhuriyet döneminde de (ufak bir tereddütten sonra) resmi tatil olarak kabul edilmesine karşılık aynı şekilde resmi tatil olan Mevlid Kandili, nedense yeni rejimin bünyesinden tatile çıkarılmıştır.
Bir devlet düşünün, savaşa 2,5 milyon kilometrekarelik yüzölçümüyle giriyor, savaşı kaybediyor ve 770 bin kilometrekarelik bölümünü, yani yaklaşık dörtte birini kurtarabiliyor ve 'Vatanımı kurtardım' diye zafer çığlıkları atıyor. Peki geriye kalan dörtte üçlük toprak 'gavur toprağı' mıydı ki, elden gittiğine bunca sevindin?
Halbuki başta Mustafa Kemal Paşa olmak üzere Cumhuriyeti kuran kadronun tamamı bu sözde 'gavur toprakları' nda dünyaya gözlerini açtılar, alın teri, göz nuru döktüler, okuyup yetiştiler, görev yaptılar, dağlarında türkülerini söylediler, derelerinden kana kana su içtiler ve en önemlisi de uğrunda yıllar boyu 'düşmanlarla' savaştılar.
Lakin işgal edilen toprakların geri alınması için parmaklarını dahi kımıldatmadıkları gibi Misak-ı Milli'nin ilk maddesinde zikri geçen Mondros Mütarekesi sınırlarının 'içinde ve dışında' kalan Osmanlı-İslam çoğunluğunun hukukunu korumaktan da vazgeçtiler;hatta metinden 'dışında' kelimesini Cumhuriyet devrinde gizlice çıkararak sadece 'içinde' yi bıraktılar, böylece Milli Yemin'i dahi tahrif ettiler, değiştirdiler.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Cumhuriyet Efsaneleri
Baskı tarihi:
Mayıs 2014
Sayfa sayısı:
320
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050816556
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
"Türkiye'de 1923 yılından itibaren yürürlüğe konulan programın adını koyuyorum: Osmanlısızlaştırmak. Elinizdeki kitap, ülkemizde 1918-23 yıllarında ama daha kesin olarak 1924'ten sonra adım adım sahneye konulan bu Osmanlısızlaştırma politikasının tersine çevrilmesini, yani Yeniden Osmanlılaştırma yöneliminin altını çizilmesini ama en önemlisi de aslında birer barbarlık ürünü olan bin yıllık alfabenin unutturulması veya sanat eserlerinin kazınıp yıkılması gibi eylemlerin nasıl da el çabukluğu marifetle başarıymış gibi sunulabildiğini tespit etmeği amaçlıyor."
-Mustafa Armağan-

1918 Osmanlı Devleti'nin yenildiği yıldır. Gerçi Alman İmparatorluğu, Avusturya-Macaristan çifte tacı ve Bulgaristan da bizimle beraber yenilmişti ama hiçbirinin anavatan toprakları işgal edilmemiş, yalnızca -Weimar'da olduğu gibi- ağır ekonomik ve askerî yaptırımlarla cezalandırılmışlardı. Yalnızca Osmanlı Devleti'nin anavatan toprakları ve başkenti işgal edilmiş ve yönetim merkezi İstanbul ele geçirilmişti. Neden?

1918'in bu manzarası ne kadar hazin ise sonrasındaki siyasi ve askerî gelişmeler de o kadar hazindi. Osmanlı Devleti'ni tarihe postalamak ve bir daha bu topraklarda böyle tehlikeli bir oluşuma meydan vermemek için onu barışa zorlayacak bir Yunan savaşı planlandı ama bütün tehditlere rağmen Sevr'i Osmanlı Sultanı Vahdettin'e imzalatmak mümkün olmadı. Barışa yanaşmamasının cezasını da anlaşmayı başka bir kadroyla yaparak kendisini devre dışı bırakarak verdiler zaten; sonra da yurt dışına kaçırarak… Neden?

Böylece Sultan'sız ve devletsiz kalan millet bu defa Ankara hükümetiyle bir devlet olabilmek için Lozan kapılarında İtilaf devletlerinin merhametine muhtaç hâle gelecek, uluslararası camiada tanınması karşılığında feragat, rıza ve tavizler istenecek ve Lozan'da bunlar fazlasıyla verildikten sonra başka sözler de istenecekti. Bir daha bu topraklarda Osmanlı'nın lafı geçmeyecek, Hilafet'inden Medeni Kanun'una, Ayasofya'sından alfabesine, kılık kıyafetinden laikliğine kadar garanti kapsamına giren temel hususlarda mutabık kalındıktan sonra Cumhuriyet'in ilanına izin verilecekti. Neden?

Mustafa Armağan'dan sıkı bir yakın tarih hesaplaşması daha: Cumhuriyet Efsaneleri.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 86 okur

  • Burak Can
  • Murad
  • PORTRE
  • Murad
  • Yavuz Selim Akkoç
  • Mustafa
  • Sezer Kartal
  • f_d
  • Emir Develi
  • ERTUĞRUL KARA

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.8
14-17 Yaş
%14.3
18-24 Yaş
%19
25-34 Yaş
%33.3
35-44 Yaş
%23.8
45-54 Yaş
%4.8
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%25
Erkek
%75

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%21.4 (6)
9
%0
8
%25 (7)
7
%14.3 (4)
6
%7.1 (2)
5
%7.1 (2)
4
%0
3
%0
2
%7.1 (2)
1
%17.9 (5)