Damağası

Kemal Tahir
Tahmini Okuma Süresi:
10 sa. 5 dk.
Sayfa Sayısı:
356
Basım Tarihi:
Ekim 2020
İlk Yayın Tarihi:
1977
Yayınevi:
İthaki Yayınları
ISBN:
9786257913973
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·356 syf.··
Beğendi
·
2025 62. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 15 Aralık 2025 17:32
Damağası Bitti. Kemal Tahir kaleminden kan damlatmış yine. Çok alıntıyı paylaşmadım. sinir bozucu inciti, bölümler çok, birazda cesaret edemedim. "Ben Kemal Tahir kadar cesur değilim.." Kitabı okuyanlar beni anlayacaktır.. Kitap 2. Dünya savaşı yıllarında Çorum cezaevinde bir gazetecinin notlarından oluşuyor. Dönemin siyasi ve politik ortamı ve Anadolu insanının sosyal, kültürel, etnik antropolojisi, mahkumların konuştuğu o muhteşem İç Anadolu şivesi. Mahkum, gardiyan, müdür, ilişkileri. Düşünce suçluları ile adi suçlular arasındaki diyaloglar dostluklar. Yazar usta Edebiyat tekniğini hapishane koşulları ve Anadolu insanının yaşamıyla bütünleştirmiş... Tavsiye edermiyim Kemal Tahir okuyun demek benim haddim değil. sadece kardaşlarıma şunu deyivereyim. (Kitapta okuduğum ve hayran kaldığım İç Anadolu şivesidir bu :)))) ) Kemal Tahir i okumayan, kendine ben okurum demesin.... Damağası romanına kendimce tüm kitabı kapsayan anafikir alıntıyla veda ediyorum. "Gözden ırak gönülden ırak... Başkaca, yaban yerde kim kime olduğundan padişahın şehzadesi olsa, mahpusun parası pul, karısı dul sayılır. Damağası Kemal Tahir sayfa 213 İthaki yayınları...
DamağasıKemal Tahir · İthaki Yayınları · 2020207 okunma
Puan vermedi·356 syf.··
2023 185. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Aralık 2023 00:00
17.12.2023 Kitabın adı: Damağası Yazarın adı: Kemal Tahir Sayfa sayısı: 360 Yazarımızın cezaevi yıllarında tutmaya başladığı ve ölümüne yakın zamanlara kadar üzerinde çalıştığı notlardan oluşan bu kitabımızda cezaevi yaşamını kırsal kesim insanının küçük ama entrikalarla kırılmalarla dolu yaşamını ele alırken. Orta Anadolu insanını koşulları içinde bütün derinliği ile işler köy insanının dramını ele alırken ona sadece bakmakla yetinmez onu çözmeye anlamaya çalışır oluşturduğu alabildiğine canlı karakterlerin üzerinden bir Anadolu insanı panoraması çizer . kitabımız bir bütün olarak birbirini tamamlayan yeniden ele alan üç çalışmadan oluşuyor yazarımızın daha yayımlanmadan tartışmalar yaratmış notları\ müsveddeleri yıllar sonra yeniden okuruyla buluşmuştur.
DamağasıKemal Tahir · İthaki Yayınları · 2020207 okunma
8/10
·356 syf.··
Beğendi
·
2025 30. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2025 20:11
Kemal Tahir’in Damağası isimli eseri, Anadolu’nun kırsal yaşamını ve toplumsal yapısını derinlemesine işleyen güçlü bir roman. 1969’da yayımlanan eser, köylülüğün kaderi, eşkıyalık ve devlet-fert ilişkilerini realist bir bakışla ele alıyor. Tahir’in zengin dili ve karakter odaklı anlatımı, dönemin sosyal çelişkilerini çarpıcı şekilde yansıtıyor. Yoğun ve düşündürücü; Türk edebiyatında klasik bir durak.
DamağasıKemal Tahir · İthaki Yayınları · 2020207 okunma
Şahsi Değerlendirmem
9/10
·356 syf.··
Beğendi
·
2023 1. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 10 Nisan 2023 22:42
Kemal Tahir Damağası Öncelikle Kemal TAHİR ve eserleri hakkında inceleme yazabilmekten çok uzak olduğumu düşünüyorum. Buradaki değerlendirmem benim şuanki okurluk seviyemin ve muhakeme gücümün ileri yıllarla kıyaslanabilmesi için yazılı hale getirilme çabasından ibarettir. Kemal TAHİR ile üniversite talebeliğimin ilk yıllarında tanışmıştım. Bir büyüğümüz vesile olmuştu. Yorgun Savaşçı ile başlayan tanışıklığımız üstadımın tavsiye serileri ile devam etmişti. Hatta Kemal TAHİR konusunda bir yerden sonra bakmışım ki boynuz olmuşum da kulağı geçmişim. Üstadım ile aramdaki bu boynuz kulak ilişkisi boynuz olduğum için mi bana bu kadar cazip gelmişti bilemiyorum ve ayrı bir tartışma konusudur. Her neyse benim için dönüm noktalarından birisi olmuştur Kemal Tahir. Her incelemede evvela varsa yazar ve eserleri ile olan muhabbetimi anlatmaya çalışırım ki metni okuyanlar beni eleştirirken bu fikir ve duygularımı da hesaba katabilsinler. Obskürantist birisi olmamak için çabalıyorum. Cemil MERİÇ, Kemal TAHİR'i Yaşar KEMAL'den daha büyük romancı olarak görür ve bunu açıkça ifade eder. Ona göre Yaşar, saz çalmaya devam ederek iyi bir ozan olabilirdi. Kemal Tahir ise Türk Romanı'nı dünya romanları arasına sokacak kabiliyette tıpkı kendisi gibi keşfedilememiş bir yazardı. Benim içinse iki Kemal'in yeri ayrıdır. Çok farklıdırlar ve birbirlerinin alternatifi olamazlar. Hal böyle iken Kemal TAHİR ve eseri hakkında detaylı konuşabiliriz. Kemal TAHİR, gerçekçi bir yazar. Onun için realist derler bilenler. Hakları da vardır. Diğer romanlarında da Kemal TAHİR'in Malatya, Çorum ve Çankırı cezaevlerindeki tecrübelerini, edindiği deneyimleri görüyoruz. Ancak diğer kitaplarında, özellikle serilerinde yazarımızın ele aldığı konunun etrafında mahpus Kemal TAHİR'i görürken bu DAMAĞASI'nda ana konu
Kemal Tahir
DamağasıKemal Tahir · İthaki Yayınları · 2020207 okunma
9/10
·356 syf.··
2023 3. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 05 Şubat 2023 09:21
Farklı yörelerden ve farklı mekanlardan bir kez daha aktarıyor yazar bizlere anadolunun bitmek bilmez gerçeklerini. Bu sefer kendi gözlemlerinden ziyade anılarını da aktarıyor. İnsanların bu Anadolu coğrafyasında değişmediğini görebiliyoruz. Batının ahlaksızlığı diyorlar ya hani, bizim kendi ahlaksızlık ve entrikalarımızdan onlara pek sıra gelebilecek gibi gözükmüyor.
DamağasıKemal Tahir · İthaki Yayınları · 2020207 okunma
8/10
·390 syf.··
Beğendi
·
2016 51. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2016 12:58
Kemal Tahir Türk Edebiyatının en üretken roman yazarlarından birisidir. Türk toplumunun temel yapısını oluşturan Türk köylüsünün sorunlarını anlamaya çalışmış; edindiği bilgilere de biraz mizah katarak biz okuyuculara aktarmıştır. Kemal Tahir'in ‘’Dam Ağası’’ romanı yazarın, Çorum Cezaevi’ne sürgün edilişi ve Cezaevi günlerini anlattığı romanıdır. Roman üç bölümden oluşmaktadır. Her bölüm kitabın bir taslağı niteliğinde. yani ilk düzeltme, ikinci düzeltme ve yapılabilen son düzeltme. bir nevi bir romanın oluşturulma süreci olarak ele alındığını görürsünüz. Yazar romanda kendisini, Cezaevindeki mahkumların verdiği isimle ‘'Kitaplı Casus’' olarak anlatmaktadır. Yazar ayrıca kendisi de uzun süre cezaevlerinde yattığı için Cezaevlerinin çalışma koşullarını, mahkumların cezaevi yaşam koşullarını, derinlemesine inceleme imkanı bulur. Yazar Cezaevi yaşamını ve kırsal kesim insanının küçük ama entrikalarla ve kırılmalarla dolu yaşamını mizahi olarak ele alırken, ona sadece bakmakla yetinmez, onu çözmeye ve anlamaya çalışır. Oluşturduğu, alabildiğine canlı karakterlerin üzerinden bir Anadolu insanı panoraması çizer. Sıkılmadan okuyabileceğiniz bir roman tavsiye ederim..
DamağasıKemal Tahir · İthaki Yayınları · 2013207 okunma
7/10
·390 syf.··
Beğendi
·
2023 110. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2023 12:14
Öncelikle hepimiz için hayırlı olmasını temenni ettiğim, SEN-BEN-O değil BİZ KAZANDIK diyebileceğimiz sonuçların olmasını beklediğim bir seçim olmasını diliyorum. Her zaman söylediğim gibi evvela Misak-ı Milli sınırlarımız ve bu sınırlar içindeki huzurumuz! İnşallah her şey gönlümüzce ve güzel olacak. Mutlu pazarlar dilerim. Geçelim kitabımıza... Çorum’da kırılan bir saatin bizleri getirdiği koca bir roman nasıl olurdu? Yazarın anlatımıyla birleştirdiğimiz bu sorunun cevabını kitapta bulacağız. Cezaevi anıları ne kadar eğlenceli, maceralı olabilir ki? Kemal Tahir devreye giriyor ve oluyor. Beni üzen ve düşündüren kısım ise bu insanlar kimseyi öldürmemiş, taciz ve tecavüzlere karışmamış, ülkenin bütünlüğüne karşı çıkmamış ama cezaevlerinde ömürlerini harcamışlar. Bu insanlar öldü bitti gitti buna tamam diyebiliriz ama ölmeyen fikirleri, yazdıkları oldu. Bu kadar ceza çekmeleri, hapiste yatmaları normal miydi? Bu benim daima aklımı çelen bir soru olmuştur. Diğer yandan cezaevi yıllarında tutulmaya başlanıp yazarın vefatına kadar tutulan notlardır bunlar. Yani bir insanın yaşam öyküsü yahut dünyaya bakış açısını öğrenmek adına bulunduğu şartları da gözlemleme imkanı sunarak bizlere aktardığı bir kitap olarak değerlendirmek mümkündür. Köy üzerine notları ve o insanlara yönelik düşünceleri yanında bir çözüm arayışına girmesi de dikkate değerdir. Çok kıymetli ve dikkatle okunması gereken bir eser olduğunu düşünüyor, okumak isteyenlerden yıllardır olduğu gibi mail adreslerini bekliyor, hepimize iyi okumalar diliyorum..
DamağasıKemal Tahir · İthaki Yayınları · 2013207 okunma
Puan vermedi·390 syf.··
2025 31. kitabı
Kemal Tahir'in yarım kalan romanı "Damağası", yazarın notlarından, müsveddelerinden ve taslaklarından oluşmaktadır. Roman, Çorum Cezaevi'nde gardiyan olan Hasan Kırat'ın başından geçen olayları ve cezaevi atmosferini anlatmaktadır. Hasan Kırat'ın saat tutkusu, diğer gardiyanlarla olan ilişkileri ve cezaevindeki günlük yaşam detaylı bir şekilde betimlenmektedir. Ayrıca, cezaevindeki mahkumların durumları, müdür ve gardiyanların yönetim anlayışı ve cezaevinde yaşanan çeşitli olaylar da romanın önemli unsurlarıdır.
DamağasıKemal Tahir · İthaki Yayınları · 2013207 okunma
8/10
·390 syf.··
Beğendi
·
2016 31. kitabı
Gerçekçi tavrıyla, yöreye özgü anlatımıyla kendine bağlayan bir eser olmuş. Bel altı anlatımıyla da kimi zaman güldüren kimi zaman da şaşkınlıkla çevreleyen bir mizahi anlatıma sahiptir. Dönemin koşullarının ne derece ağır ve meşakkatli olduğunu ilk elden öğreniyoruz. Yazarın üslubu da öyle içten öyle hoş bir anlatıma sahip ki okurken kendinizi dönemin bir kahramanıymış gibi hissediyorsunuz ve orada bulunan biri edasıyla kulak kabartıyorsunuz. Dolayısıyla eserin gerçekçi anlatımı da bir açıdan Kemal tahir'in çorum `mahpusane`sinde geçirdiği günlerden kaynaklanmaktadır ve eserde kendini `kitaplı casus` olarak tanıtmaktadır ve kitap birçok müsveddenin bir araya getirilmesiyle oluşturulmuştur ve yazar tamamlayamadan vefat etmiştir. Kitapta yazdığı kadarıyla; s. 87 "not: dam'a Anadolu'da hem Mahpusane, hem de ahır; bazan 'mahpus damı' da denir. Damağası 'mahpushaneyi soyan azılı haydut' demektir. Ek: "`panait istrati`, bir romanını -boydan boya bir veremliden dinlediği için-, 'iyi veya kötü bütün veremlilere' ithaf etmiş. Ben bu romanda yazılanları mahpuslarla beraber yaşadım. Fakat hamdolsun hiçbir zaman Panait İstrati kadar yufka yürekli değilim. İyi veya kötü diyemem! ben kitabımı, sadece, bütün dünyadaki namuslu mahpuslara, -bilhassa Bayat nahiyesinin Pınar köyünden Tablabaş oğlu Mustafa Yıldız'a- ithaf ediyorum." Kemal Tahir
DamağasıKemal Tahir · İthaki Yayınları · 2013207 okunma

Yazar Hakkında

Kemal TahirYazar · 68 kitap
F. M. İkinci, Körduman, Bedri Eser, Samim Aşkın, Nurettin Demir, Ali Gıcırlı müstear isimleriyle kitapları bulunmaktadır. 13 Mart 1910'da İstanbul'da dünyaya geldi. Gerçek adı İsmail Kemalettin Demir'dir. Babası, II. Abdülhamit'in yaverlerinden Yüzbaşı Tahir Bey; annesi, Osmanlı sarayında Abdülhamit'in kızı Naile Sultan'ın hizmetinde bulunan Nuriye Hanım'dır (Saraydaki adı "Hubser" idi). Ailenin en büyük çocuğu idi. Babasının görevleri nedeniyle ilk öğrenimini imparatorluğun değişik yerlerinde sürdürdü. Ailenin 1923'te İstanbul'a yerleşmesinden sonra eğitimine Galatasaray Lisesi'nde devam etti. Annesinin 1926 yılında veremden ölümü ve babasının ikinci bir evlilik yapması üzerine öğrenimini 10. sınıfta iken bıraktı; önce İstanbul'da avukat kâtipliği, sonra Zonguldak'taki kömür işletmelerinde ambar memurluğu yaptı. Sol düşünceyi benimsemesi 1932'de İstanbul'a döndü, Vakit, Haber, Son Posta gazetelerinde röportaj yazarı, çevirmen, düzeltmen olarak çalıştı. 1933'de Kenan Şahabettin, İdris Ahmet, Ziya İlhan, Yakup Kadri, Nuri Tahir, Ertuğrul Şevket, Fakih Özden ve Arif Nihat Asya gibi yazar ve şairlerle "Geçit" adlı bir edebiyat dergisi çıkardı. Geçit Dergisi kadrosundan Ertuğrul Şevket (Avaroğlu), Babıali'de tanıştığı Kerim Sadi Türkiye Komünist Partisi üyesi olan komşusu "Sarı" Mustafa Börklüce ve onun aracılığı ile tanıştığı şair Nazım Hikmet gibi sosyalist aydınlarla arkadaşlığı sonucu sosyalist fikirleri benimsedi. 1934-1936 arasında Yedigün ve Karikatür dergilerinde sekreterlik yaptı. Varlık ve Ses dergilerinde takma adlarla şiirler yayımladı, Karagöz gazetesinde başyazarlık, Tan'da yazı işleri müdürlüğü yaptı. İlk kitapları İlk kitabı, 1936'da yayımladığı "Namık Kemal için Diyorlar ki" adlı kitapçık oldu. Kitapçık, Namık Kemal hakkında yaptığı yedi soruluk ankete çeşitli şair ve yazarlar tarafından verilen yanıtlardan oluşmaktaydı. Falih Rıfkı Atay, Vâlâ Nureddin, Hüseyin Cahit Yalçın, Peyami Safa, Ercüment Ekrem Talu, Sadettin Nüzhet Ergun, Kerim Sadi Cerrahoğlu, Dr. Fuad Sabit, Nâzım Hikmet, Hüseyin Avni Şanda ve Suat Derviş'in yanıtlarını ve Kemal Tahir'in onlar hakkındaki saptamalarını içeren kitapçık, edebiyat dünyasında geniş yankı buldu. 1937'de ikinci kitabı olan "Bir Çalgıcının Seyahati" adlı romanı yayınlandı. İstanbul'un tanınmış gazeteciler arasına giren Kemal Tahir, 1937'de İzmir'de öğretmenlik yapan Fatma İrfan Akersin ile ilk evliliğini yaptı; bu evlilik Kemal Tahir'in 1938'de hapse girmesi nedeniyle devam etmedi ve 1940 yılında boşanma ile sonlandı. Donanma Davası Kemal Tahir, bahriyede görevli kardeşi Nuri Tahir, Nâzım Hikmet, Hamdi Alev, Emine Alev, Hikmet Kıvılcımlı, Fatma Nudiye Yalçı, Kerim Korcan, Mehmet Ali Kantan, Seyfi Tekbilek ve Hüseyin Durugün'le beraber "askeri isyana tahrik ve teşvik" suçlaması ile 13 Haziran 1938'de tutuklandı. Suçlanmasının nedeni astsubay olan kardeşi Nuri Tahir'e Sabahattin Ali'nin bir kitabını vermek idi. "Donanma Davası" veya "Bahriye Olayı" diye adlandırılan bu dava nedeniyle Donanma Komutanlığı Mahkemesi'nde yargılandı, 15 yıl ağır hapis cezasına çarptırıldı. Cezaevi yılları Çankırı, Çorum, Kırşehir, Malatya cezaevlerinde 12 yıl hapis yattı. Hapishanedeki yıllarını okuyarak ve "sarı defterine" yazarak geçirdi. Takma isimle mizah öyküleri ve polisiye romanlar kaleme alan yazar, 1954 yılına kadar "Kemal Tahir" adını eserlerinde kullanamadı "Göl İnsanları"'na alacağı iki öyküsünü hapisteyken Cemalettin "Mahir" takma adıyla Tan'da yayımladı. Hapishane yıllarında Fatma İrfan Hanım'a yazdığı mektuplar "Kemal Tahir'den Fatma İrfan'a Mektuplar" adıyla; Nazım Hikmet'in kendisine yazdığı mektuplar "Kemal Tahir'e Mapushaneden Mektuplar" adıyla basıldı. Cezaevinden çıktıktan sonraki yaşamı Yazar, 1950'de çıkan aftan yararlanıp serbest kaldı. Cezaevinden çıkar çıkmaz ikinci eşi Semiha Sıdıka Hanım ile evlendi. Çiftin evliliği Kemal Tahir'in 1973'teki vefatına kadar sürdü; çocukları olmadı 1950'li yıllarda Körduman, Bedri Eser, Samim Aşkın, F. M. İkinci, Nurettin Demir, Ali Gıcırlı gibi takma isimle kitaplar yayımlamayı sürdüren Kemal Tahir'in Amerikalı yazar Mickey Spillane'den çevirdiği "Mayk Hammer" dizisi büyük ilgi gördü. Orijinal kitapların tamamını çevirdikten sonra "Mayk Hammer'in Yeni Maceraları"'nı yazmaya devam etti; böylece Kemal Tahir'in kaleminden dört yeni Mayk Hammer romanı ortaya çıktı. 6-7 Eylül olayları sırasında bir kez daha tutuklandı, Harbiye Cezaevi'nde 6 ay yattı. 14 ay kadar Aziz Nesin ile birlikte kurdukları Düşün Yayınevi'ni yönetti. Metin Erksan, Halit Refiğ, Atıf Yılmaz ile senaryo çalışmaları yaptı. Kemal Tahir'in ilk önemli eseri olan 4 bölümlük Göl İnsanları uzun öyküsü Tan gazetesinde tefrika olarak yayınlandı, eser 1955'te kitap olarak basıldı. Bu eserde yıllar sonra ilk defa kendi adını kullandı. Romancılık dönemi Göl İnsanları'nı yayımladığı 1955 yılında bir köy romanı olan Sağırdere romanı da yayımlandı. Sağırdere (1955) ve onun devamı olan Körduman'da (1957) Çankırı'nın Yamören köyünden Mustafa'nın serüvenini merkez alarak köylünün sorunlarını, etik değerlerini, köyün ekonomik yapısını, tarih içindeki bağlarından koparmadan sergiledi. Mütareke dönemi İstanbul'unu konu alan Esir Şehrin İnsanları'ndan (1956) sonra yayımlanmış olan Körduman'ı; eşkıyalık olgusuna eğildiği Rahmet Yolları Kesti (1957), Çorum bölgesi insanlarını anlatan roman üçlemesinin ilk iki kitabı Yediçınar Yaylası (1958) ve Köyün Kamburu (1959) izledi (Üçlemenin son kitabı, 1970'de yayınlanan Büyük Mal adlı romandır ). 1960'tan sonra tüm dikkatini Osmanlı tarihi ve toplum yapısına yönelterek, devlet, Doğu-Batı çatışması, Batılılaşma ve mülkiyet gibi sorunları derinden kavramaya uğraştı; araştırmaları sonucu resmi tarih söyleminin karşısında, Osmanlı Devleti'nin kültürel ve siyasi mirasını sahiplenen bir romancı haline geldi. Kemal Tahir'in kendisiyle, Osmanlı Devleti, Cumhuriyet ve Batılılaşma ile hesaplaşmasının sonucu olarak 1965 yılında Yorgun Savaşçı adlı romanı ortaya çıktı. Resmi tarih söylemine aykırı görüşler içeren bu eser, tarihi çarpıtmakla eleştirildi. 1980 yılında romanın TRT tarafından filme çekilmesi ile yeniden gündeme gelen eleştiriler, 1983'te filmin başbakan Bülent Ulusu'nun emri ile yakılmasına yol açtı. 1965 yılının Nisan ayında Cumhuriyet Gazetesi'nde tefrika edilen Bozkırdaki Çekirdek romanı, Kemal Tahir'in çok tartışılan eserlerinden birisi oldu. Bu eserde Köy Enstitülerinin tepeden inmeci bir yaklaşımla kuruluşunu eleştirerek iktidarla ters düştü. 1967'de en önemli eserlerinden birisi olan Devlet Ana yayımlandı. Osmanlı Devleti'nin kuruluşunu ele aldığı bu romanda "kerim devlet" kavramını ortaya attı. Batılılaşmayı eleştirdi. Yerli bir sosyalizm oluşturmaya çalışarak Marksistlerin tepkisini çekti. 1968'de Yorgun Savaşçı ile Yunus Nadi Armağanı'nı, Devlet Ana ile Türk Dil Kurumu Roman Ödülü'nü kazandı. Kemal Tahir, 1968'de aldığı davet üzerine SSCB'ye gitti. 1970'de akciğer ameliyatı geçiren Tahir, 21 Nisan 1973'te geçirdiği bir kalp krizi sonucu İstanbul'da yaşamını yitirdi. Cenazesi, Sahrayıcedit Mezarlığı'na defnedildi. Ölümünden sonra Yazarın "Namuscular", "Karılar Koğuşu", "Esir Şehrin İnsanları", "Dam Ağası", "Bir Mülkiyet Kalesi" romanları ölümünden sonra yayımlandı. Kemal Tahir kitaplarının yayının devam etmesi için ölümünden sonra eşi tarafından "Kemal Tahir Vakfı" kurulmuş; Kadıköy'deki hayatının son yıllarını geçirdiği ev, ziyarete açılmıştır. Yazarın kitapları Halit Refiğ, Metin Erksan, Atıf Yılmaz gibi yönetmenler tarafından sinemaya aktarılmıştır. Düşünceleri Düşüncelerindeki çıkış noktası Marksizm ile Türkiye gerçeği arasındaki bağlantı sorunuydu. Siyasi eylemlere de katılmış bir yazar olarak, Türkiye'de kendi algıladığı siyasal, sosyal, kültürel yapı ile Marksizmin sunduğu çözüm arasında bir çelişki görüyordu. Türk toplum yaşamına uymadığına inandığı batılılaşmaya ilişkin yargısı da Marksizmi yetersiz bulmasına bağlıydı. Çünkü Marksizm, "Türkiye'de 2. Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemlerinin siyasal ve kültürel uygulamalarını bir ticaret burjuvazisi devriminin sonucu" olarak değerlendiriyordu. Kemal Tahir ise böyle bir sınıfın varlığından kuşkuluydu. Böylece hem Marksizmin, hem de batılılaşmanın ürünü olan cumhuriyet dönemi resmi tarih görüşünün aşılması düşüncelerinin temel noktası oldu. Marx ve Engels'in doğu toplumlarıyla ilgili görüşlerini araştırdı. Cumhuriyet dönemi resmi ideolojilerinin dışında kalan Ömer Lütfi Barkan, Mustafa Akdağ, Halil İnalcık, Niyazi Berkes, Şerif Mardin gibi bilim adamlarının eserlerinden vardığı sonuca göre, Osmanlı-Türk toplumu, Marksizmin toplumların sosyo-ekonomik süreçte birbirini izleyen zorunlu aşamalar olarak gördüğü ilkel topluluk / kölecilik / feodalite / kapitalizm sürecinde yer almaz. Kendi kültürel ve sosyal yapısından kaynaklanan çok daha özel bir gelişme süreci, dinamikleri ile yapısal farklılıkları vardır. Bu nedenle batılılaşma, gerekli altyapısı olmayan bir topluma, soyut ve biçimsel bir üstyapı getirme çabasından başka bir şey değildir. Köklü bir ekonomik ve toplumsal devrim yapılmadan başlatılan tepeden inme uygulamalar taklitçiliktir. Bu ana fikir çerçevesinde eserlerinde Osmanlı toplumunun kölecilik ve feodalizmden çok farklı ve insancıl bir temel üzerine kurulduğunu anlatmayı amaçladı. Romanlarında da "Türk insanı ve Türkiye özeli" olgusunu ortaya çıkarmaya çalışmadı. Roman tamamen içinden çıktığı toplumun yapılanmasına bağımlıdır. Romanı diyalektik bir tür olarak anlamak ve insan muhayyilesine katkısını kavramak, romanın dünyayı belirlemek için sarfettiği çabaların biçimsel gerçekçilik tekniklerinin kullanımına bağlı olduğunu da anlamaktır. Don Kişot' un şövalye romanlarının kahramanlarına benzeme teşebbüsünün gülünçlüğü sadece model imkânsızlığı ışığı altında kavranabilir. Tam bu noktada Kemal Tahir'in önemi belirir. Zira Türk romanında bu meselenin taşını kaldıran ilk romancıdır. Romanları, Osmanlı Devleti'nin XIV. yüzyılda kuruluşundan XX. yüzyıla kadar Türk toplumunda bir Osmanlı sürekliliği arayışıdır. Toplumsal gerçekçi çizgide sürdürdüğü yazarlık yaşamında eserlerinde yalın bir dil kullandı. Bilhassa Orta Anadolu Türkçesini dilinin odak noktasına koydu. Diyaloglarla zenginleştirdi, karizmatik karakterler yarattı. Roman Esir Şehrin İnsanları (1956) -1 Esir Şehrin Mahpusu (1962) -2 Yol Ayrımı (1971)-3 Yediçınar Yaylası (1958) -1 Köyün kamburu (1959) -2 Büyük Mal (1970) -3 Hür Şehrin İnsanları (1974) Sağırdere (1955) - 1 Körduman (1957) -2 Rahmet Yolları Kesti (1957) Kelleci Memet (1962) Yorgun Savaşçı (1965) Bozkırdaki Çekirdek (1967) Devlet Ana (1967) Kurt Kanunu (1969) Namusçular (1974) Karılar Koğuşu (1974) Damağası (1977) Hikaye Göl İnsanları (1955) Senaryo Haremde Dört Kadın (1965, Halit Refiğ ile birlikte) Mektup Kemal Tahir'e Mapusaneden Mektuplar (Nazım Hikmet'le yazışmaları)