Define - Kan Damlası

·
Okunma
·
Beğeni
·
1211
Gösterim
Adı:
Define - Kan Damlası
Baskı tarihi:
Mayıs 2013
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786058616615
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Labirent Yayınları
Baskılar:
Define - Kan Damlası
Define ve Kan Damlası
Define - Kan Damlası
Define - Kan Damlası
Dışarıda bir ayak sesi işittim. Merdivenden yukarı birisi çıkıyordu. İri ayaklı, kalın ökçeli birisi... 

Sesi kapıma kadar geldi, bir anahtar gıcırdadı, kapı aralıklandı, iri bir kaya parçası şeklinde biçimsiz bir kafa, içeri sokuldu. İki yılan gözü bana doğru zehrini akıttı. Sonra yavaşça kapıyı kapadı, kilitledi, yine o ağır yürüyüşüyle merdivenden indi.

"Üç gayretli araştırmacı akademisyen Seval Şahin, Didem Ardalı Büyükarman ve Banu Öztürk, Tübitak'a sundukları ve onaylattıkları bir proje ile erken dönem Osmanlı-Türk polisiye eserlerini konu edinen bir çalışmayı sürdürmektedirler.
Bu çalışmanın meyvalarını çok heyecanla beklerken üzerinde çalışılan eserlerden bugünkü okurlarca hiç bilinmeyen bazı yapıtların Latin harfleriyle ilk defa yayınlanıp okuyuculara sunulması olanağının çıkmasını da sevinçle karşıladık."
-Erol Üyepazarcı-
(Tanıtım Bülteninden)
231 syf.
·Beğendi·10/10
Yine efsane klasiklerden biri daha.. bundan 2 3 sene önceye kadar klasiklere hep ön yargılı yaklaşmaktaydım, fakat onların dünyasına girince bu ön yargının gereksiz ve boş olduğunu farkettim. Mehmet Rauf Türk edebiyatının güçlü yazarlarından biri, biz onu Eylül romanıyla tanırız belki de bir ilki temsil ettiği için fakat bu birbirini tamamlayan iki roman klasiklerin varabileceği sınırı kafamda uçsuz bir boyuta getirdi. Birinci roman Doktor Şakir Feyzi beyin içinde olduğu bir macera ve az da olsa dedektiflik ruhu taşıyan bir eser. İkincisi ise daha zevkle okuduğum Kan Damlası yine Doktorun ve ailesinin başından geçen bir olay fakat bu sefer kahramanımız Müfettiş Hayret.. Özellikle ikinci romanda polisiye ve dedektiflik motiflerine daha sık rastlayacaksınız Müfettiş Hayret beyin önderliğinde. Nefes kesen bir macera içinde aklınızdan geçen bin bir ukde ile merak ile bitirmeye çalışacağınız iki şaheser.. Çağın süslü, yapmacık ve alelacele yazılmış romanlarının okunacağına bu ve bunun gibi klasiklerin okunması daha fevkalâde olacaktır..
208 syf.
·Beğendi·9/10
Doktor Şakir Fevzi’nin (bu arada Merhaba) Şehriyar Kalfa’nın anlattığı hikayeyle başlayan ve inanılmaz ama Türk Klasikleri içinde okuduğum (ve öyle sandığım) polisiye kitabını okuma şerefine eriştim. Öyle bir heyecan dalgası sardı ki içimi, bir an olsun bırakmakta zorlandım. Bir hazine peşine düşüyoruz ve kitabın ismi de buna oldukça uygun.
Tabi bir de objektiflik açısından sizlere kitaptan bir bölüm aktaracağım. Gerçekte böyle bir şey yok. Tabi Osmanlıca çeviri de var ama normal olarak Sultanın böyle bir işkence şekli yok. Olsaydı bir yerde mutlaka görürdüm. Özellikle Atsız ve Ortaylı yazılarında bu konuda bir bilgiyle karşılaşmadığım için savunamasam da o yazıyı buraya ekliyorum.
“Bitli fındık! Bu müthiş işkence ismi beni birden uzak bir maziye çekmiş sürüklemişti. Babamın kütüphanesinde birçok siyasi kitaplar, tarihler arasında elime geçen Fransızca ‘ermeni ihtilalleri’ ismindeki kitapta bu tabire rast geldiğimi tahattur ediyordum(hatırlıyordum). Kitapta, şark vilayetlerinde Abdülhamid’in memurları tarafından ermeni ihtilalcilerine tatbik edilen bu işkence ariz ve amik (tafsilatlı şekilde) nakil ve tarif olunuyordu. Fındık, bir noktasından delinerek içi ayıklanıyor ve bu delikten birçok bit ithal olunuyor, işkence edilecek adamın tepesinde bir ustura ile bir yara açılarak bitli fındık delik noktası iç tarafta kalmak üzere bu yaraya sokuluyor, bitler delikten dışarı çıkmak isteyerek kanla ve kesilmiş etle temas edince o kadar müthiş bir eza hâsıl oluyor ki en metin şakiler (haydutlar) bile gizlemek istedikleri esrarı faş edip (ortaya döküp) kurtulmaktan başka bir şey düşünemiyorlar." Kalanı sizin düşünceniz.
Şimdi asıl heyecanlı kısma gelelim mi? Gelelim. KAN DAMLASI adını taşıyan ve bu kitabın devamı olan eserde yayınevi de para hırsı içini bürümediğinden iki baskıyı da tek seferde elimize ulaştırıyor. Elinde olsa her kelimeyi ayrı ayrı basacak Parıltı Yayıncılık görevlilerine duyurulur.
Köşkte işlenen cinayetin ardından başladığımız hikayemizde sizi Hayret’e uğratacak bir Hayret var ki, çok kaliteli bir adam. Ayrıca Rauf öyle bir yazıyor ki, ana karakterden bile şüphelendim bir ara gerçekten.
Burada acayip bir durum var. Sıkı durun: Mektupta imza yerine koyu bir kan damlası ve yazı olarak da "-Davet ve teklifimizi kabul etmedin, kendi menfaatini kendin çiğnedin... İhtarlarımızı biliyorsun ya... Bu aynı zamanda haber verdiğimiz tehlikeye teslim olmaktı. Hakkında verilen hüküm yerine getirilecektir, haberin olsun!" şeklinde yazıyla karşılaşıyoruz ve buradan sonrası zaten tahmin edebileceğiniz gibi aşırı heyecanlı.
Şimdi bir de konuyla alakasız gözüken ama çok ilgimi çeken ( yok canım ne arabaları sevmesi ) bir konudan bahsedeceğiz. Fiat 509. Döneminin en iyi arabası olan bu arabada kitabımızda kendisine yer buluyor. Tam kitabın yazıldığı dönemde (1927-28) üretilen bu araba (1926) o dönem tam tamına 90000 adet satılmış! Bende dayanamadım dedim siz güzel kardeşlerim için bir de görselini yüklerdim.
https://i.hizliresim.com/oVMjX7.jpg
Tabi benim favorilerim biraz daha değişik. Mesela bende böyle değişik bir model vereyim sizlere. Hoşunuza giderse bakınız derim. Lancia Stratos, Delta S4 (buna hayranlığım ayrı, çakıllı yolda 2.5 saniye ve 100 km hız. Bu fenadır), Flamina ve son olarak da Lambda.
Keyifli akşamlar, keyifli okumalar. Akşam temsilcilerimizin maçı olduğundan sanırım bugünlük yeter diyeceğim. Afiyette kalın, bol keyifli okumalar..
Fakat paranın ve kadının olduğu her yer gibi, burada da yine bela, yine tehlike çıktı karşıma demek?..
"O an kapıda genç bir hanım belirdi. Sanki bu tam anlamıyla bir doğuş, bir parlayış gibi oldu. Kapıda beliren, annesinin yüz çizgilerini daha ince, daha asil bir renk değişikliği ile aynen almış, son derece güzel bir genç kızdı. İnce ve narin görünen ufak tefek vücudunun umulmadık zenginliği, bakışlarının ve gülüşünün bin bir şiir ve anlam dolu uyumu ile parıldıyordu."
Hayat; bu çetin, karışık kudret ve bütün heybetine rağmen tesadüf denilen oyuncakların elinde ne aciz, ne güçsüz vaziyettedir.
Hayatlarını sükun, huzur, selamet ve emniyet içinde geçirmeye alışmış bizim gibi insanların kaderin bir cilvesiyle, birdenbire böyle çarpıntılı maceralar arasında yuvarlanınca ne kadar sersem, ne derece tecrübesiz oldukları hayrete değerdir!

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Define - Kan Damlası
Baskı tarihi:
Mayıs 2013
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786058616615
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Labirent Yayınları
Baskılar:
Define - Kan Damlası
Define ve Kan Damlası
Define - Kan Damlası
Define - Kan Damlası
Dışarıda bir ayak sesi işittim. Merdivenden yukarı birisi çıkıyordu. İri ayaklı, kalın ökçeli birisi... 

Sesi kapıma kadar geldi, bir anahtar gıcırdadı, kapı aralıklandı, iri bir kaya parçası şeklinde biçimsiz bir kafa, içeri sokuldu. İki yılan gözü bana doğru zehrini akıttı. Sonra yavaşça kapıyı kapadı, kilitledi, yine o ağır yürüyüşüyle merdivenden indi.

"Üç gayretli araştırmacı akademisyen Seval Şahin, Didem Ardalı Büyükarman ve Banu Öztürk, Tübitak'a sundukları ve onaylattıkları bir proje ile erken dönem Osmanlı-Türk polisiye eserlerini konu edinen bir çalışmayı sürdürmektedirler.
Bu çalışmanın meyvalarını çok heyecanla beklerken üzerinde çalışılan eserlerden bugünkü okurlarca hiç bilinmeyen bazı yapıtların Latin harfleriyle ilk defa yayınlanıp okuyuculara sunulması olanağının çıkmasını da sevinçle karşıladık."
-Erol Üyepazarcı-
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 47 okur

  • Neva nevaa
  • Tugba Gocmen
  • İpek
  • Şenay öngören
  • Hilal Fidan
  • Aysun Yıldırım
  • Ümmühan
  • Merve Yel
  • Bahadır Özel
  • Ebrar Nursima Görgülü

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%40 (4)
9
%0
8
%20 (2)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0