Der Fall

Albert Camus

Puan

7.910 üzerinden
4.852 kişi
"Kendim için fazla büyüğüm ben" Chardonne
10/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2023 28. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 16 Şubat 2023 12:40
Önce kısacık kendi gözümden yazarı anlatmak isterim. Hani bazı büyük yazarlar, eserlerinden ziyade karakterlerinden dolayı sevilirler ya, bu adam benim için öyle. Camus’nün 'saçma felsefesi'nde ve 'başkaldırma felsefesi'nde yoksulluk içinde geçen çocukluk yıllarının etkisini de hiçe sayamam. Varoluşçu olduğunu kabul etmese bile yaşamın yaşamaya değer olduğunu savunmaktan vazgeçmediği, hatta intiharın çözüm yöntemi olarak görülemeyeceğini söyleyerek, bir zamanlar yakın dostu olan Sartre ile fikir ayrılığına düştüğü de bir gerçek. (Dostluklarının son bulmasında aynı kadınla aşk yaşamalarının etkisini saymıyorum o başka bir günün konusu olsun) Gelelim bana her sayfasında “İnsan ne ise o mudur? Olması mümkün müdür? Ya da bir ideale varmaya çalışıyorsa, şu an nerededir?” diye sorduran bu şahane kitaba… Kitabı okumayanların bile ismine aşina olduğunu tahmin ettiğim ana karakter Jean Baptise Clamence, kendi yaşamını paylaşıyor bizimle. Varoluşuyla değil de rol yeteneğiyle zevk aldığından bahsediyor hayattan, iki yüzlülüğümüzü, bencilliğimizi, Proust’vari kıskançlığımızı yüzümüze vuruyor. Kendini hem ustalıkla suçluyor hem bu suçlardan aynı ustalıkta aklıyor benliğini. Hepimiz biraz böyle değil miyiz? Gerçeği aradığımızı söylerken koşar adım uzaklaştığımız tek şey salt gerçek değil mi? Uzatmak istemiyorum, henüz okumadıysanız lütfen bir an önce okuyun çünkü ben ne söylesem eksik kalır acı ve bilinçlenme bireyseldir.
Felsefe-Düşünce
DüşüşAlbert Camus · Can Yayınları · 202319,2bin okunma
《 D Ü Ş Ü Ş 》
10/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2025 87. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 19 Aralık 2025 17:57
Albert Camus’nün Nobel Edebiyat Ödüllü "Düşüş" adlı romanını daha sakin bir zamanda okumak isterdim. Hengâme içinde okumama rağmen dikkatimi kendine çeken, ahlaki sorgulamalarla insanı kendisiyle ve bulunduğu dünya ile yüzleştiren bu romanı kesinlikle bir daha okumak isterim. Bu güzel roman, monolog tarzında ilerlerken, okuru insan olmaya dair sorgulamalarla düşünmeye sevk eder. Bu kitabın ismi bireyin; vicdan ve masumiyetten, suçluluk ve ikiyüzlülüğe 'düşüş'ünün kısa bir özetidir. Kitap düşüş kelimesinin ardındaki derinliği, felsefî sorgulamalarla anlamaya davet eder. Baş karakterimiz avukat Jean-Baptiste Clamence, Paris’te yürürken köprüden atlayan bir kadının çığlığını duyması üzerine, ruhuna taktığı maskenin altındaki kendisiyle yüzleşir. Jean-Baptiste, kendisinin vicdanlı, yardımsever, kadınlar başta olmak üzere herkes tarafından sevilen biri olduğuna inanır. Böyle inanmasına rağmen o, kadının yardım çığlığına cevap vermez, hiçbir şey olmamış gibi dönüp gider.Yüzleştiği o âna eşlik eden bir kadın kahkahası, bu yüzleşmenin simgesi olur, onun sahte erdemini ifşa eder, vicdanıyla yüzleştirir. Başkalarına yardım etmekten zevk aldığını söyleyen bu adam, o an bunun gerçek bir erdemden kaynaklanmadığını fark eder. O övündüğü değerlerinin, ruhundan birer birer düşüşüne şahit olur. Jean-Baptiste kibrini ve ikiyüzlülüğünü bir erdem gibi anlatır. İkiyüzlülük, vitrini olan bir depo gibidir. Vitrinde en güzel erdemler sergilenirken, depoda kibir, hırs gibi kötü hasletler ocakta kaynar. İkiyüzlülük, erdemin kelimelerini çalmış bir hırsızdır. Erdemin dilini konuşur ama onun kalbini taşımaz. Böyle insanlar iyilik yapıyor görünerek toplumsal kârı amaçlar. Kitaptaki karakterimiz Jean-Baptiste de, kibrini sahte bir tevazu ile maskeler. Kendini tövbekar yargıç olarak tanıtması,
Edebiyat & Roman
DüşüşAlbert Camus · Can Yayınları · 202319,2bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Albert CamuSpotu :)
Puan vermedi·104 syf.·
2021 149. kitabı
Kitabı okumadan önce ilk ilgimi çeken kısım kahramanımızın Albert Camus'un kendisi olduğu yönünde olan yazılardır... "Size hizmetlerimi sunabilir miyim bayım, canınızı sıkmadan?" diyerek başlayan Düşüş, yalnızlığın, bencilliğin ve ikiyüzlülüğün tezahürü gibi bir eser. İnsanları ve düşünceleri çok iyi analiz eden Albert camus okurken adeta bir Camuspotu yayınlıyor gibi hissediyorsunuz. Düşüş'te sayfa sayısı az gibi gözükse de, Kitabı okurken monologların sizi yoracağını söyleyebilirim. Başlangıcından itibaren her parça da düşüşü hissedeceksiniz. Dinamik bir giriş yapan yazar sonrasında adeta kelimelerin yer çekimine maruz kalmış bir nesne gibi, düşüncelerin ve hikayenin düşüşüne cahitlik edeceksiniz. Kitabın bitişiyle bitirmek istiyorum düşüş'ü "Artık çok geç, her zaman hep geç olacak..." Siz değerli kitap severler geç olmadan okuyun, okutun.... Keyifli okumalar :)
Düşünce
DüşüşAlbert Camus · Can Yayınları · 201919,2bin okunma
Düşünceleri anlatma olanaksızlığı
10/10
·104 syf.·
2020 60. kitabı
Hepimiz her şeyde aşağı yukarıyız. Düş gücü fazlalığı ya da eksikliği ikisinden birine sahip olmanın verdiği kıvanç, yok kıvanç olmadı. İç rahatlığı? Haah bu biraz daha anlam bütünlüğüne yakıştı. Anlam bütünlüğü daima önemlidir. İnsanların dinlememek, dinlese de anlamamak gibi naçiz yetenekleri büyüdü, gelişti son zamanlarda ancak anlam bütünlüğüne olan bağları daima sıkı kaldı. Ne demiştik son zamanlarda gelişen bir anlamama, dinlememe sorunsalı. Hangi son zamanlarda şöyle Adem'den beridir diyebilir miyiz? Habil - Kabil düellosuna kadar uzanır hani bu anlamamazlık. Ne diyordum ben? Ya da ne dememeliyim? Kelimeleri özenle seçip, elekten, süzgeçten, fikir haznesinden geçirdiniz mi bayım? Evet, aslında hayır aklımın düzgün kelimeler seçebileceğine inanıyorum. Fazlasıyla güvenli, ama birtakım eksiklikler doğuran cinsten. Ama üzülme, ne demiştik iç rahatlığının verdiği kıvanç. Öyle dememiştik, ne demiştik biz. Ne dediğimizin biz de farkında değiliz albayım. Albayım'ı unut, tehlikeli oyunlardan çıkalı çok oldu. Gel şöyle Fransız kıyılarına. Hitler de ne zalim adammış doğrusu. Cehennem - ahiret döngüsünün sırf o adama has doğru olmasını dilerdim. Doğru olmadığını nereden biliyorsun, ben mi? Ben bir şey bilmem. Sokrates'in torunuyum, her cevaba bir neden ararım. İyi o halde Antik Yunan'dan Hesiodos'un ruhu şad olsun. İyi adam diyorlar. Ben şahsen Homeros'un sanatının kölesi olurum. Hesiodos'un ozanlığını ayaktakımı okur ancak. Antik Yunan'dan da çıkalım bayım. Ha bayım ha albayım, ne fark eder? Fark eder, çok fark eder. Burası Fransa, sanatın başkentidir. Eyfelden tüm dünyayı görürsün. Gerçekleri de görür müyüz bayım? Hangi gerçekler olduğuna bağlı tabii, rasyonel gerçekler mi? yoksa sürreal gerçekler mi? Şahsen ben gerçeğin ölçüsü olması gerektiğini düşünüyorum. Yalanın bir
DüşüşAlbert Camus · Can Yayınları · 201919,2bin okunma
9/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2026 73. kitabı
Hikayesi olan kitapları çok severim. Onlardan biri #k:2926.. Kitap, Albert Camus'un ünlü öykü derlemesi olan Sürgün ve Krallık (L'Exil et le royaume) içinde yer alacak kısa bir hikaye olarak yazılmaya başlandı. Ancak Jean-Baptiste Clamence karakteri konuştukça anlatı büyüdü, derinleşti ve Camus öyküyü kitaptan çıkarıp ayrı bir novella (kısa roman) olarak basmaya karar verdi... Camus, tam bir Fyodor Dostoyevski hayranıymış ve onun Ecinniler romanını bizzat sahneye uyarlamış. Düşüş'teki Clamence karakterinin kökeni, Dostoyevski'nin Ecinniler romanındaki Nikolai Stavrogin karakterine dayanır. Stavrogin de tıpkı Clamence gibi küçük bir kızın ölümüne ve istismarına sessiz kalmış ve bu sessizliğin yarattığı canavarca vicdan azabıyla yaşamıştır. Bir adam barda konuşuyor. Sürekli konuşuyor. Adı Jean-Baptiste Clamence. Eskiden Paris'te parlayan bir yıldızdı; kibardı, hayırseverdi, kusursuzdu. Ya da o öyle sanıyordu. Bir gece, köprüde bir kadın gördü. Kadın kendini nehre bıraktı. Jean-Baptiste hiçbir şey yapmadı. Sustu, yürüdü ve gitti. O gece nehirde boğulan sadece o kadın değildi; Jean-Baptiste'in bütün o sahte cenneti de sulara gömüldü. Düşüş, Camus’un yaşarken yayımlanan son kurgusal eseridir (1956) ve aynı zamanda hayatı boyunca ateist/absürdist bir çizgide olmasına rağmen Düşüş, onun en yoğun dini terminoloji kullandığı eserdir. Camus, Cezayir doğumludur ve eserlerinde genellikle Akdeniz'in yakıcı güneşini, parlak denizini ve yaşama sevincini anlatır (Yabancı ve Veba'da olduğu gibi). Ancak Düşüş'te kendi kuralını yıkarak hikayeyi kuzeyin soğuk, sisli ve boğucu şehri Amsterdam'a taşımıştır. Güneşin olmadığı bu atmosfer, karakterin ruhundaki karanlığı simgelemek için özel olarak seçilmiştir. Çünkü insan kendi karanlığıyla yüzleşirken güneşe katlanamaz. Sis, hakikatlerin üzerini örten o
DüşüşAlbert Camus · Can Yayınları · 201919,2bin okunma