Hans Schwab Felisch

Die Weber

Gerhart Hauptmann
Tahmini Okuma Süresi:
7 sa. 37 dk.
Sayfa Sayısı:
269
Basım Tarihi:
1994
Yayınevi:
Ullstein-Taschenbuch-Verlag
ISBN:
9783548229010
Dil:
Almanca
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

7/10
·124 syf.··
2018 295. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 10 Kasım 2018 12:29
Hauptmann bu eserinde 1849 Mart Devrimi öncesinde Silezya'da meydana gelen dokumacıların isyanını natüralist bakış açısıyla okurlarına aktarır. Yazar bu tarihi olay için Silezya'daki dokumacıların yaşam koşullarını, içinde bulundukları sefaleti kayda geçmeden önce belge ve dokümanları inceler, olayın meydana geldiği yöreye inceleme gezisine çıkar ve gerçek olaylara büyük ölçüde bağlı kalarak eserini yazar. Kitapta anlattığı üzere oradaki dokumacıları sefaleti çok büyüktür. Sabah akşam demeden, gece yarılarına kadar çalışan çoluk çocuk, hasta yaşlı pek çok insan bu sefaletten payına düşeni fazlasıyla almaktadır. Dur durak bilmeden üreten bu kesim yine de aç, sefil ve hastalıklıdır. 5-6 kişi aynı saman döşeğini paylaşır, hayvan leşleriyle açlıklarını bastırır, köpek etiyle ziyafet çeker, dışkı içinde yiyecek bir şey arar. Verem, çocuk ölümleri, geri zekalılık ve alkol tutkusu başlıca sefalet göstergesidir. Ve tüm bunların karşılığında işverenlerden sadaka miktarınca bir gelir elde ederler; bunu da binbir rica ve minnetle alırlar. Yazar eser boyunca sosyal zıtlıkları fazlasıyla gözler önüne serer. Çalışan kitleyle işveren kesim arasındaki uçurumu tasvirleriyle okuyucuya sömürünün ne boyutta olduğunu gösterir. Dokumacılar önce sabır gösterirler, sonra tepkisel davranışlar sergilerler ve en sonunda bu tepkisel davranışlar isyana dönüşür. Yazarın dokumacılar lehine taraf tuttuğu aşikârdır ancak olaylara fabrikatörlerin gözüyle de bakar. Onların yaşadığı sıkıntıları, makineleşme ile hız kazanan pazar ve rekabet sorununu da işin içine katar. Aslında burada yazar, insan hayatının sanayi öncesi ile sanayi sonrasının özetini sunar. Pek çok insan sanayi öncesi bağımsız işlerde çalışırken, nispeten barış içinde yaşam sürerken makineler ekonomik bağımsızlığa son verir. Ayaklanmada
Edebiyat
DokumacılarGerhart Hauptmann · İmge Kitabevi · 200187 okunma
Puan vermedi·158 syf.··
2021 36. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2021 19:59
Hanstein, Hauptmann için " Sosyal merhamet duygusu onun iliklerine işlemişti " diyor. Ama ben muhtemelen, emeğin sermaye karşısında emansipe olma sorununu bir oyun yazarak çağa haykıran bu kitabı okuduğum için anarşist ilan edileceğim. Bencillik olmayacaksa şayet, kitabın popüler kültür etkisinden uzakta olması beni oldukça mutlu etti. Bu seslenişi sadece duyanlar okumalıydı. Ne geçmişte ne gelecekte insanlar, Tanrı'yı anlamayı kendi menfaatlerine göre şekillendirmekten asla vazgeçmeyecekler. Tanrı şayet insana şu çağda bir ayet indirmiş olsaydı bu " Hepiniz beni yanlış anladınız " olurdu. Neden mi? Yoksula sürekli Tanrı'yı hatırlatıp, şükretmesi gerektiğini anlatıp, zengine ise Tanrı yokmuş gibi davranmasını söyleyen kim? Zenginin ve yoksulun Tanrı'sı aynı değil mi? Ya da Tanrı sadece yoksulu mu görüp cezalandırıyor? Kapitalizm sadece cebi ve emeği değil değerleride sömürür. Yok edici gücü ve vahşi yanı vardır. Kan emmeyi ve düşman etmeyi sever. İşte bu dünya çarkı tam da kapitalist sisteme göre dönmekte... Zulme ses çıkaranın ilk yanına din adamlarını sonra ise üniformalıları yollarlar. Neden mi? Çünkü insanın dini duyguları ile yumuşatamadığı duygularını, fiziksel şiddet ile müdahaleci olmaya zorlayacaklardır. Çünkü sistem bu... Kitabı hangi çağa uyarlarsanız uyarlayın uyacaktır, sırıtmayacaktır. Sınıfsal ayrımlar, kan, vahşet, göz yaşı bunlar insan var oldukça olacaktır. Son sözlerim olarak; insanlar merhameti unuttuğu günden beridir iyiler mağaraya saklanıp, kötüler gövde gösterisine çıktılar. Kapitalist sistemin kölesi olduğunu ne zaman anlarız biliyor musunuz? Bir çocuğun açlıktan ölmesinin, bir insanın leş yemesinin, patronun Tanrı ilan edilmesinin, paranın insan onurunun üstünden tutulmasının normalleştiği zaman biz köle olmuşuz...
DokumacılarGerhart Hauptmann · İmge Kitabevi · 200187 okunma
Puan vermedi·158 syf.·
2022 647. kitabı
Gerhart HauptmannGerhart Hauptmann Almanya 1848 Mart Devrimi öncesini yaşıyor. Vahşi kapitalizm. Liberalleşmeyle ve zanaatçılıktan sanayileşmeye geçişle işleri ellerinden alınan dokumacılar sefaletin kucağına itiliyor.. Bu önemli bir şey değil ki. Bir dokumacı bir saat beklemiş ya da bir gün beklemiş. Eninde sonunda dokumacı da bir eşyadır.. (Eserden S:14) Sırtına geçirecek bir gömleğe, ayağına geçirecek bir çarığa muhtaç garibanlar! At leşiyle açlıklarını bastıran yığınlar! Bulabilen için köpek etinin ziyafet yemeği olduğu, cezavenin özgürlüğe yeğlendiği çaresizlik ortamı. Çağdaş gerçekçiliğin öncüsü Hauptmann, "Schopenhaur merhameti sevgi olarak anlarken, sevgiyi merhamet olarak görür. Bu biçimdeki bir merhamet duygusu Dokumacılar'ı yazmanın nedeni olabilir.. Dokumacılar bir edebiyat eseri olmaktan öte, çağın büyük sorununun bizzat ramp ışıklarına çıkışıdır. Zengin yoksul karşıtlığının sarsıcı tabloları perde perde gözlerimizin önünde sergileniyor. İnsan yığınlarının açlığı, sefaleti ve çığlığı canlandırılıyor; yoksulluk ve çaresizlik, suskun ağzını açarak avazı çıktığı kadar bağırıyor! Sanat eyleme dönüşüyor! Okurken, olayların tanığı değil, bizzat yaşayanı oluyor insan... İnsan üxülsede bazen elinden bişey gelmiyor işte.. Bir yerde fukaralık olmaya görsün, felaketler üst üste gelmeye başlar. İşte o zaman ne tutunacağın bir dal, ne de kurtulmak var. (S:20) Eserden Pişman olmazsnz buyurun okuyun
Edebiyat Senaryo Oyun
DokumacılarGerhart Hauptmann · İmge Kitabevi · 200187 okunma
Dokumacılar
Puan vermedi·158 syf.··
2021 23. kitabı
Sanayi devriminin pek çok anlamda Avrupa’yı geliştirmesi olumlu sayılabilecek bir durumken bu olay sonucunda işsiz kalan binlerce insanın yaşam koşullarının kötüleşmesi olumsuz yönlerini gözler önüne sermektedir. Fabrikaların kurulmasıyla insan gücüne olan ihtiyacın azalması, insanların işsiz kalmasına sebep olmuştur. Eserin geçtiği dönemi, Charles Dickens “İki Şehrin Hikayesi” adlı eserinde şu sözlerle en iyi şekilde ortaya koymuştur. “Gelmiş geçmiş en iyi günlerdi, gelmiş geçmiş en kötü günlerdi; hem bilgelik çağıydı hem ahmaklık; hem inancın devriydi hem şüpheciliğin; hem aydınlık hem karanlık bir mevsimdi; umudun baharı, umutsuzluğun kışıydı; hem her şeyimiz vardı hem hiçbir şeyimiz yoktu. Beş perdelik bir tiyatro eseri olan bu kitabı, yazar gerçek hayat hikayelerini toplayarak oluşturmuş. Eserde sabahın erken saatlerinden gece yarılarına kadar çalışan dokumacı bir işçi kesimi vardır. Çocuğundan yaşlısına kadar dokuma yapan bu insanlar açlık, sefillik ve hastalıkla mücadele ederek hayatta kalmaya çalışırlar. Bunca saat çalıştıkları işte karşılığını alamaz üzerine bir de tehditlere maruz kalırlar. Böylelikle toplumun büyük bir kesimi bu olumsuz şartları yaşamaktadır. Fabrikaya karşılık el işi yaparak geçimini sağlamaya çalışan bu insanlar yiyecek kuru ekmek bile bulamaz. Sosyal sınıflar arası uçurum iyice artmasıyla bu duruma daha fazla dayanamaz isyan başlatırlar. İnsanların yaşadıkları sefaleti yakından hissedebilir onlarla birlikte olanlara isyan edebilirsiniz. Çok etkili bir eserdi. Herkese keyifli okumalar.
DokumacılarGerhart Hauptmann · İmge Kitabevi · 200187 okunma
8/10
·158 syf.··
Beğendi
·
2022 1. kitabı
Sanayinin gelişmesiyle beraber, işçilerin yaşam koşulları giderek kötüleşmiştir, çalışma saatleri uzamış ve aldıkları ücretler düşmüştür. Realizm akımından sonra sanayinin iyice hayatlarına girmesi Natüralizm akımının doğmasına sebep olmuştur. Akım Zola’nın bir kitabının önsözüyle başlamıştır. Natüralist oyun yazarının, insan davranışında gözlemlenebilen "kaçınılmaz kalıtım ve çevre yasalarını" ortaya çıkarmaya çalışması ve ardından bu davranışı, gerçeğin peşinde koşan bir bilim adamının aynı klinik tarafsızlığı ve nesnelliği ile kaydetmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Hauptmann’ın Die Weber oyunu Natüralizm’e eşsiz bir katkıdır. Doğu Almanya’da yaşanılan zorluklardan kaynaklı olarak 1844’te Silezyalı dokumacıların şiddetli bir protestosu patlak vermiştir. Hauptmann’ın bu oyunu nereydeyse bir belgesel niteliği taşımaktadır. Yazar oyun için birçok belgeden yararlanmış, bizzat o bölgelere giderek gözlemlerde bulunmuştur. Yediden yetmişe her yaş grubunu oluşturan bu Dokumacılar açlıkla ve sefaletle savaşmak için gece gündüz çalışırlar. Ancak aldıkları ücret geçinmelerine, hatta düzgün bir yemek almalarına bile yetmez. Kaybedecek hiçbir şeyleri olmadığını fark eden Dokumacılar, sonunda isyan ederler. Oyunda artık tek bir kahraman değil, kollektif kahraman vardır. Oyunda sıkı sıkıya bağlı bir kahraman bulunmamaktadır. Yazarın dokuma tezgahlarını insanların kaderlerinin tek düzeliğini, açlıklarını aktarım şekli, hatta kullandığı dil ile gerçeği aktarmaya çalışmış gibidir. Kitabın sonunda çevirmen bu konuda bir açıklama yapmak zorunda hissetmiştir hatta. Kullanılan dilin kötülüğünden dolayı çeviriyi de aynı seviyede tutmaya karar vermiştir çevirmen. Cümlelerin garip havalarını da okurken fark edeceksinizdir. O dönemde insanların neler yaşatıldığını bir nebze de olsa
Edebiyat
DokumacılarGerhart Hauptmann · İmge Kitabevi · 200187 okunma
9/10
·124 syf.··
2019 61. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 02 Temmuz 2019 20:27
Hauptmann'ın 'Dokumacılar' oyunu misali bu sosyalizm ideolojisi doğrultusunda yazılan tiyatro eserlerine Maksim Gorki'nin 'Küçük Burjuvar' ve 'Ayaktakımı Arasında' oyunları da örnek gösterilebilir. Ne var ki, bu oyunların içeriği kapitalizmin hayatın kıyısına attığı insanların, zorlu yaşam koşullarının tasvirleriyle sınırlıdır. 'Dokumacılar'da ise mağdur insanlarımız filizlenen sosyalist idea ile isyana başlarlar, isyanın vardığı yer ise doğru veya yanlış da olsa anarşizm ve bunun yanında yağmadır. Silezya dokumacılarının sefaletlerinin vardığı nokta insan haysiyetinin tahammül sınırlarını zorlayınca, takdir edersiniz ki burjuvaziye karşı yapılan bu ayaklanma ve bunun getirdiği anarşizm kaçınılmazdır. Sosyal adalet vurgulu bu oyunun içeriği Emile Zola'nın 'Germinal' romanıyla yakındır. Oyun ülkemizde sahneleniyor mu veya geçmişte sahnelenmiş mi kesin bir bilgiye ulaşamadım. Okumanızı tavsiye edeceğim. İyi okumalar...
DokumacılarGerhart Hauptmann · İmge Kitabevi · 200187 okunma
Puan vermedi·158 syf.··
2020 24. kitabı
19.yüzyılda Silezya'da geçimlerini sabahtan akşama kadar, yaşlı-genç, kadın-erkek, hasta-engelli, çoluk çocuk demeden dokuma tezgahlarından kazandıklarıyla sağlayan yoksul kesim ile onların tam zıttı olan fabrikatörler arasındaki uçurumdan doğan eşitsizliklere bir isyanı konu edinen oyun. Kapitalizmin insanları getirdiği iki ayrı uç noktanın sonuçlarından birini tiyatro eseri olarak görüyoruz burada. Yazar, gerçeklerden yola çıkarak, natüralist bir bakışla oluşturmuş eserini ve bu da ona ödülü kazandırmış.
DokumacılarGerhart Hauptmann · İmge Kitabevi · 200187 okunma

Yazar Hakkında

Gerhart HauptmannYazar · 12 kitap
Gerhart Johann Robert Hauptmann, Alman dramatist ve oyun yazarı olup, natüralizm akımının en önemli Alman temsilcisi olarak bilinir. Ancak çalışmalarında başka tarzlarla da bütünleşmiştir. 1912 yılında Nobel Edebiyat Ödülüne layık görülmüştür. Gerhart Hauptmann, 15 Kasım 1862'de Aşağı Silezya'nın Obersalzbrunn şehrinde doğdu. Ebeveynleri, yörede bir otel işleten Robert ve Marie (Straehler) Hauptmann çiftidir. Hauptmann'ın kendisinden büyük üç kardeşi vardı: Georg (1853–1899), Johanna (1856–1943) ve Carl (1858–1921). Genç Hauptmann, çevresinde masalcı olarak tanınıyordu. 1868'de köy okuluna başladı. 10 Nisan 1874'te Breslau'da, ön yeterlilik sınavını geçerek liseye kaydoldu. Hauptmann, büyükşehirde karşılaştığı yeni çevreye alışmakta zorluk çekti. Bir papazın yanında kalmadan önce, ağabeyi Carl ile birlikte oldukça kötü şartlara sahip bir öğrenci pansiyonunda yaşadı. Bunun yanı sıra okul da ona çeşitli zorluklar çıkardı. En çok rahatsız olduğu şey, öğretmenlerinin kendisine karşı sert, soylu ailelerin çocuklarına ise daha iyi davranmalarıydı. Bu durum nedeniyle derslere isteksiz katıldı ve sık sık hastalandı. Sonuç olarak ilk yılını tekrar etmek zorunda kaldı. Hauptmann, 1878 baharında amcası Gustav Schubert'in Udanin'deki çiftliğinde tarım eğitimi almak üzere okuldan ayrıldı. Ancak bir buçuk yıl sonra bu öğrenimini tamamlamak zorunda kaldı. Fiziksel olarak yetersizdi ve onu yaklaşık 20 yıl boyunca ölümle burun buruna getirecek bir akciğer hastalığına yakalanmıştı. 1880 yılında Breslau Sanat Enstitüsü’nde heykeltıraşlık eğitimi almaya başladı. 1883 yılında heykeltıraş olarak Roma’ya yerleşti. İki yıl sonra, zengin bir iş adamının kızı olan Marie Thielmann ile evlendi ve çiftin üç çocuğu oldu. Berlin yakınlarındaki Erkner semtine yerleştiler. Hauptmann burada, natüralist düşünceye sahip şairlerin derneği olan “Durch” ile iletişime geçti. 1889 yılında “Freie Bühne” (Serbest Sahne) adlı derneği kurdu ve birçok eseri burada sahnelendi. “Vor Sonnenaufgang” (Güneşin Doğuşu) adlı ilk yapıtının prömiyeri bu sahnede yapıldı. Böylece modern çağın dramasının önde gelen temsilcilerinden biri haline geldi. Gerhart Hauptmann, 1904 yılında eşinden boşandıktan sonra müzisyen öğrencisi Margarete Marschalke ile evlendi. Bu evlilikten bir oğlu dünyaya geldi. “Die Ratten” (Fareler) adlı yapıtının prömiyeri 1911 yılında Berlin’de bulunan Lessing Tiyatrosu'nda sahnelendi. Birçok ödüle layık görülen Hauptmann, 1918 yılında Almanya Cumhuriyeti'nin kuruluş sürecinde de aktif rol aldı. Nasyonal Sosyalizm'e (Nazizm) karşı açık bir beyanatta bulunmayan Hauptmann, 1933 yılında kamu hayatından çekildi. 6 Haziran 1946’da, 84 yaşında Agnetendorf’ta hayatını kaybetti. Yahudilere uygulanan zulmü anlatan “Die Finsternisse” (Karanlıklar) adlı öyküsü, ölümünden sonra yayımlandı. Türkçeye çevrilmiş en bilinen eseri Dokumacılar’dır