Digital Fortress

·
Okunma
·
Beğeni
·
20555
Gösterim
Adı:
Digital Fortress
Yazar:
Baskı tarihi:
22 Mart 2019
Sayfa sayısı:
512
Format:
Karton kapak
ISBN:
9780552159739
Kitabın türü:
Dil:
English
Ülke:
United Kingdom of Great Britain and Northern Ireland
Yayınevi:
Corgi Books
Baskılar:
Dijital Kale
Dijital Kale
Diabolus
Rəqəmsal Qala
Digital Fortress
When the National Security Agency's invincible code-breaking machine encounters a mysterious code it cannot break, the agency calls in its head cryptographer, Susan Fletcher, a brilliant, beautiful mathematician. What she uncovers sends shock waves through the corridors of power. The NSA is being held hostage - not by guns or bombs, but by a code so complex that if released would cripple U.S. intelligence.

Caught in an accelerating tempest of secrecy and lies, Fletcher battles to save the agency she believes in. Betrayed on all sides, she finds herself fighting not only for her country but for her life, and in the end, for the life of the man she loves...
400 syf.
·3 günde
Gerçekten sürükleyici elinizden bırakamayacağınız bir kitap.Çabuk bitirdiğim kitaplar arasında.Kayıp sembol,Da vinci şifresi kitapları ile aynı kategoride.Polisiye roman severlerine önerebilirim.Bilim kurgu tarzı yazılmış olay örgüsü betimlemesi güzel bir kitap.Kesinlikle okumanızı tavsiye ediyorum.
400 syf.
·4 günde·Beğendi·7/10
Çok ilginç bir kitap dı. Nasıl yorumlayabilirim diye düşündüm kendi içimde.. Daha önce böyle bir kitap okumadığım için gerilimli bir polisiye filmi izliyormuşum gibi hissettirdi. Şifreli olması hem çarpıcı, hemde biraz yorucuydu, ama aynı zamanda merakda uyandıran bir kitap.. Teknik bilgim olmadığı için bazı kısımları sıkıcı buldum ama tamamını göz önünde tutarak ilgimi çektiğini söyleyebilirim. SUSAN.. karakteri bayağı benimsemiştim. Kendimi sık sık onun yerine koydum buda beni kitabın içine çeken büyük bir etken. Sadede gelirsem okunmaya değer...
400 syf.
·8/10
okumayı sevmeyen ama kitap okumak isteyenler için çk güzel akıcı bir kitap. Kitap okumaya başladığım ilk zamanlarda ablamın tavsiyesiyle okudum kitap harika bir kaç günde bitiyor. Ayrıca yazarın bütün kitaplarını tavsiye ederim;)
400 syf.
·17 günde·Beğendi·9/10
Günlerden bir gün, kitap ihtiyaçlarımı karşılamak için benim sahafa doğru yola çıktım. Öyle bir yola çıktım yazıyorum ki, duyanda benim sahafın epey bir uzakta olduğunu düşünecek. Hâlbuki bulunduğumuz aynı caddenin başında kitabevi. Arkadaşımın kitabevinde, öyle böyle maymun iştahımla ne alsam diye bakınırken, uzun zamandır aradığım ama denk getiremediğim Dan Brown'un Dijital Kalesi ile karşılaştım ve hemen her zamanki gibi arka kapağı okudum. İşte tam olarak aradığım şey buydu: Bilim (matematik ve kriptografi), teknoloji (3 milyon işlemci süper bir bilgisayar) ve entrikası bol olan bir gerilim. Yaklaşık 495 sayfalık kitabı iki hafta gibi bir sürede okudum.

Kitaba Giriş:
İlk sayfalar, yazarın kalemini ve tarzını seven okurlarını içeri çekmek için gayet yeterli diye düşünüyorum. İspanya'nın güneybatı kesiminde, Endülüs özerk bölgesinin merkezi olan Sevilla’da bir Japon ölmek üzeredir ve son anda orada bulunan diğer turistlerle iletişim kurmaya çabalamaktadır. Tabi biz mahallenin muhtarları hemen merak ediyoruz ve bu adam ne demeye çalışıyor? Bu hadisenin kitabın girişi ve devamı ile nasıl bir bağlantısı var? Ah şu merak yok mu? Merak…

Sonraki sayfaları çevirdikten sonra, Atlantik Okyanusunu aşıyor, Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA) ve NSA'da görevli baş kriptograf olan güzel, akıllı Susan Fletcher ile tanışıyoruz. Kendisi David Becker adında bir üniversite profesörü ile birlikte çalışmaktadır. Bundan sonrasında Susan ve akademisyen Becker, kendilerini bir anda beklenmedik bir olayın içerisinde buluyorlar.

Kendisine gelen gizemli bir telefon görüşmesi ile David'i İspanya'ya hareket eder ve Susan, patronu, Komutan Strathmore ile yapmış olduğu bir telefon görüşmesi sonrasında NSA karargâhına geçer. Susan, karargâhta, NSA'nın kod çözücü süper bilgisayarı TRANSLTR’i yok etmek amaçlı kırılmaz bir şifreleme ile kodlanmış olan bir yazılımının var olduğunu ve bu süper bilgisayar için ölümcül bir tehdit olduğunu öğrenir. Strathmore Susan’a, bu bilgisayarın varlığını hoş karşılamayan, eski bir çalışanı olan Ensei Tankado'nun kodlamış olduğu bu şifreleme planını, kendisine en yüksek teklifi veren kişi ya da kişilere sunmakla tehdit ettiğini aktarır. Eğer Tankado bu düşünce ve planında başarı elde ederse, NSA’nın elinde bulunan TRANSLTR aracılığı ile normal kodlanmış bir mesajı çözmek için bile sadece birkaç dakika harcadığı, ancak Tankado'nun algoritmasını kırmak için yarım günden fazla bir zaman harcadığı ortaya çıkacaktır. Daha da vahimi ise, NSA’nın sanal ortamda dolaşan bireylerin kişisel verilerini izinsiz gözetlediği ve diğer bir felaket senaryosu da, bu cihazdan bihaber olan terör örgütlerinin artık bundan haberdar olacaklarıydı. Bu mesele hiçte hafife alınacak bir durum değildi ve NSA’nın çok ciddi darbe almasına sebep olacaktı.

Tankado o kadar da aptal değildir ve işini tüm detaylarını düşünerek, en ince ayrıntısına kadar planlamıştır. Strathmore Susan’a, Tankado'nun başına bir şey gelmesi durumunda, kodu tüm dünyaya yayacak bir suç ortağı olduğunu söyledi. Ve ne yazık ki, Tankado, Sevilla'da ölen Japon adamın ta kendisiydi ve NSA, kodu tüm dünyaya yayacak olan suç ortağı bunu yapmadan önce, Tankado'nun şifrelemesini kırabilmek ve geçiş anahtarını bulmak için elinden geleni yapmalıydı.

Bu arada, Strathmore'un, görevlendirdiği Becker hâlâ İspanya'da bulunmaktadır. Becker, Tankado'nun parmağındaki yüzüğünün gizemini ve bu yüzüğün gerekli "anahtar" olduğunu fark eder. Ve cani bir kiralık katilin, kriptoloji bölümündeki beklenmedik ziyaretçilerinin de dâhil olmasıyla, gelişen olayların seyrinin bir anda değiştiği romanımızda, sapı samandan ayırt etmekte bir hayli zorlanacağınız, kitapta ilerledikçe parçaları kendinizce birleştirmeye çabalayacağınız muhteşem bir aksiyon, bilim kurgu ile karşılaşacaksınız. İşin güzel olanı da, emektar Yeşilçam’ın Türk filmlerini aratmayan bir sona şahit olacaksınız.

Kitap Hakkındaki Olumlu Görüşüm:
Şunu ifade edebilirim ki, Dijital Kale’de aradığım (mesleğime yakın) tüm unsurlar var. Ana karakterler doğru ve olması gerektiği miktardaydı ve herkes, kitapta ve hikâyede uygun bir yerdeydi. Buradaki teknik bilginin, bana katmış olduğu bilgi birikimine de minnettarım ve PGP (Açık Anahtar Kriptografisi), NSA öyküsü ve diğer bu türden doneler iyi yerleştirilmişti.
Aynı zamanda, kitaplardaki subplot’ların (Piyes veya romanda ikinci derecedeki olaylar zinciri) hayranıyım. Dan Brown bu konuda övgüyü fazlasıyla hak ediyor: Başlangıçta varlığını sorguladığınız küçük karakterlere katlanmanıza imkan veriyor ve ilerleyen bölümlerde de bunları çok güzel bir şekilde amacına uygun yerlerde görmenize imkan sunuyor.

Kitapta, bir dizi küçük bulmacalar ve sorular elbette ortaya çıkmıyor değil. Okuyucuya, kitaptaki karakterleri olduğu gibi çözmesi için adeta meydan okunuyor. Heyecanlandınız değil mi? Evet, bu kitapta pek çok bulmaca var: Yüzüğün üzerindeki yazı ne anlama geliyor? Tankado kiminle ve nasıl çalışıyor? Şifreleme şemasına erişebilmek için gerekli şifre nedir? David Becker’ı, kim, neden avlamak istiyor? Kitabı okuduğumda şahsen bu soruların cevaplarını bulmaya çalışmaktan çok memnun oldum ve birçok açıdan yanıldığımı da görmek beni çok şaşırttı.

Kitap Hakkındaki Olumlu Görüşüm:
Herhangi gizem ya da gerilim türü bir kitapta, okuyucunun mümkün olduğu kadar uzun bir süre boyunca bir şeyleri tahmin etmesi, okuru biraz olsun sıkboğaz edebilir düşüncesindeyim. Dan Brown, burada her ne kadar iyi bir iş çıkarsa da, kitabının en zayıf noktasının olduğu yerde burası gibime geliyor. Örneğin, bu Tankado ve İspanya'da ölü Japon adamın aynı kişi olduğu biraz erken ortaya çıkıyor ve daha sonra yazar, kitapta, Tankado'nun suç ortağı olan ve Kripto'da bir cinayet işleyen kişi arasında ileri geri dönüyor.

Bu kitap her ne kadar 90'lı yılların sonlarına doğru yayınlanmış olsa da, teknolojik yönleri hala geçerliliğini korumakta, ancak kitapta bazı teknik bilgi ve gerçekler yanlış ya da en azından biraz üstü örtülü olarak ele alınıyor.

Son düşünceler
Dan Brown ile ilgili yüksek beklentileri olanların bu kitabı okuduklarında beğenmeyeceklerine eminin. Da Vinci Şifresi, Melekler ve Şeytanlar gibi kült kitaplarını okuyanların, bu kitabı okuduktan sonda karışık duygular ile bitirmeleri kaçınılmaz olacaktır. Okurun buradaki hatasının yazarın popüler eserlerini daha evvel okumasından kaynaklı olacağı görüşümü savunuyorum. Kronolojik olarak takip etmezseniz gerçekten bir hayal kırıklığı mutlak son olacaktır. Ama kendi adıma, oldukça iyi bir kitap olarak gördüğüm bu eseri okumuş olmamı da memnuniyetle karşıladığımı ifade ederim. Bu, türlere olan ilgimi arttırmaya ve ileride yazarın kendisinin buna benzer kitaplarını okumaya daha da hazır olmamı sağladığını ifade edebilirim.

Tabii ki, bu kitabı daha sonra Dan Brown'ın herhangi bir eseriyle karşılaştırmak adil olmaz. Bir yazar, daha fazla kitap yazdığı için olgunlaşır ve bu yüzden bende, okuduğum her yeni bir kitap ile daha da geliştiğime inanıyorum. Eğer kendimizi geliştiremiyor ve bu konuda ilerleyemiyorsak neden okuyoruz ki?

Bu romanı, genel olarak teknolojik gerilim, casusluk romanları ya da gerilim filmleriyle ilgilenen herkese yürekten tavsiye ediyorum.

Şimdiden keyifli okumalar dilerim arkadaşlar.

Bir sonraki kitap yorumu ve değerlendirmesin de görüşmek dileğiyle. Esen kalınız!

~ A.Y. ~
400 syf.
·Puan vermedi
Dan Brown'un en sevdigim kitaplarindan birisi. Bir solukta bir gün de okumustum. Dan Brown, kitaplarinda okuru sasirtmayi iyi biliyor. Hic bir sey aslinda göründüğü gibi degil sözü bu kitap icin soylenmis resmen. Gonul rahatligiyla okumayanlara tavsiye ederim.
448 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Her sayfada "İnanmıyorum, gerçekten gerçekler bunlar mıymış? " dediğim ama kitabın son sayfasına kadar, aslında ortaya çıkan gerçeklerin, gerçek gerçek olmadığını anlarken yaşadığım heyecan çok büyüktü ve bu heyecan her şeye değerdi.
Dan Brown'un kitaplarını merak ediyordum ama bu kitapları hangi sırayla okuyacağımı bilmiyordum. Herkes başlamam için farklı bir kitabı öneriyordu. En sonunda kitapları yazıldığı tarihlerin sırasına göre okumaya karar verdim. Böylelikle de okuduğum ilk Dan Brown kitabı "Dijital Kale" oldu.
Kitap gerçekten çok sürükleyiciydi. Son sayfasına kadar heyecanım doruktaydı. Kendimi bir gerçeğe inandırıyordum ama her yeni sayfada bu gerçek değişiyordu. Sanki kitabın içindeymiş gibi yaşıyordum tüm olayları. Tam her şey bitti diye üzülürken bir anda kendimi tekrar gülümserken buluyordum.
Severek okuduğum ve çok beğendiğim bir kitap oldu. Uzun süredir böyle bir kitap okumamıştım. Ruhumun aksiyona ve adrenaline ihtiyacı varmış :))
448 syf.
·8/10
Dan Brown'un bu kitabında bizi değişik bir macera bekliyor. Yazarın ilk kitabı olmasıyla birlikte yazın tarzının oluşmasında büyük etkisi olduğu su götürmez bir gerçek. Diğer kitaplarının nasıl oluştuğunu daha iyi anladım bu kitabı okuyunca.

SPOİLER İÇERİR !!!

Teknolojinin getirdiği güvenlik sorununu konu alan kitabımızda beni NSA'da olan olaylardan çok kahramanlarımızdan David Becker'in İspanya'daki yaşadıkları ve Ensei Tankado'nun zekası ile kaderi daha çok heyecanlandırdı. Keşke o kısımlar kitapta daha çok yer kaplasaydı diyorum. Güzel kitap. Tavsiye ederim
400 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Mükemmel derecede sürükleyici bir kitap. Okumaya ara verdiğimde meydana gelebilecek olayları tahmin etmeye çalışıyor, Okumaya devam ettiğimde ise kitap sağ gösterip sol vuruyor :) Sonunu görmek için 1 gece uykusuz bıraktı...
448 syf.
Spoiler sanilip yalnızca ufaklı atıflar vardır müsterih olunuz efendim buyrunuz..:
Anca bir inceleme yazacağım dedim kendime,neden dedim sonra,hayır neden yazmayacakmisim dedim cevaben,öyleyse yazmalıyım dedim neticede,kendime olan saygimi sevgimi ilgimi ozguvenimi cesaretimi ve de haysiyetimi onurumu gururumu kelimelerimde belirteceğim diyerekten,kitabım dijital kaleye atfederekten...
Kuzey Dakota yerlileri gibiyim,Tokyolu Numataka purosuna karşı yesilaycilik oynayan..
Koridora tüküren punkci benim işte...
Ve uçamayan hollandasiz dinar bandosundan..Zira neler oluyor hayatta bir de şu rüya dijital olsa..
Garip gözlükler takıp sabah güneşi gözümü kamastirmasin diye didinirken görüşüm normale döndü sandım...Çok temiz bir kalp krizi geçiren Bay Tankado nun başında altıncı ardinal ampulunu puselettikten sonra kardiyolojinin hala ekibe dahil olamayacak kadar ikinci resusitasyonda ikiz gebe basinda olması gibi,tek mottom : sizi artık yalnızca gerçek kurtarır dercesine ...out a top kacirmiscasina kafamı duvara gömmüş gibiyim...neden diye sordum kendime..niyekine...hisseli harikalar kumpanyası adeta...
400 syf.
·13 günde·Beğendi·9/10
Dan Browndan yine alışılmışın dışında bir kitap.Öncelikle kitabın ismi insanda bir merak uyandırıyor.Bir de Dan Brown olunca tabiki elinize alıp okumaya başlıyorsunuz.Kitabın anafikri teknolojinin iyi yanlarının olduğunu ama bunun en ufak bir etkiye mağruz kalarak nasıl bir tehlikeye dönüştüğünü vermiş.Dan Brown yine bildiğimiz gibi konuya hakimliği üst düzey seviyededir.Şuan bulunan teknolojiye uç bir örnek vererek anlatmamış.Anlatılan teknoloji ileride var olabilecek bir teknoloji.Kitaba değinecek olursak konusu her şifreyi çözen bir makina var ama birgün bu makina bir şifreyi çözemiyor.Olaylar bu konu üzerinde gelişmeye başlıyor.Tabiki gözlerim Robert Langdon'ı aradı ama bu kitapta baş karakterimiz başka biri.Dan Brown başkarakteri seçerken sağlam temellere oturtmuş zaten kitabın genel hakimiyetide böyle hiçbir soruyu açıkta bırakmayacak şekilde sağlam.Her zamanki gibi kitapta Dan Brown ilginç bilgilerini bizimle paylaşıyor.Bunlarıda olaya öyle bir dahil ediyor ki kitap bir esere dönüşüyor.Tarihi olaylar ve onların ilginç yanları karşımız bolca çıkıyor.Kitap çok hızlı ilerliyor.Bunun sebebide kitabın yazılış şekli.Her iki üç sayfada başka bir mekan başka hikayeler okuyucu sıkmıyor ve hızlı ilerlemesini sağlıyor.Bir sayfada Amerikadasınız bir sayfada Japonyada.Eğer şifre çözmeye ve bu tür kitapları okumayı seviyorsanız bulunmaz bir eser.Herkesin okumasını tavsiye ederim.
400 syf.
·Beğendi·10/10
Her zaman ki gibi yine terimsel ifadelerle dolu Dijital Kale de. Bu defa terimler bilgisayar donanımı ve şifre çözmeye ait. Büyük bir işletim sistemi düşünün NSA adı altında. Amerikan hükümetinin binlerce operasyonunun belkemiği gizli bu örgüt. Devamında NSA nin yasal olarak halka açıklanması gerektiğini düşünen bir düşman. NSA çalışanlarını karsilasacaklari büyük bir tehlike ile karşı karşı bırakır. Sonunda çözmeleri gereken bir sifre vardır yoksa batacaklar. Kitabı David ve Susan olarak iki bölüm şeklinde okudum doğrusu. İki bölüm de beni macera filmi izlercesine heyecanlandırdı.
Her zaman ayakta kalanım - ama onur olmadan ayakta kalmış olmanın hiçbir önemi yoktur. Gözden düşmenin gölgesinde yaşamaktansa ölmeyi tercih ederim.
Dan Brown
Sayfa 326 - Odtü Yayıncılık
Hiroşima, 6 Ağustos 1945, saat 08.15. Akıl almaz, yok edici bir darbe. Savaşı zaten kazanmış bir ülkenin anlamsız güç gösterisi.
Dan Brown
Sayfa 40 - Altın Kitaplar Yayınevi

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Digital Fortress
Yazar:
Baskı tarihi:
22 Mart 2019
Sayfa sayısı:
512
Format:
Karton kapak
ISBN:
9780552159739
Kitabın türü:
Dil:
English
Ülke:
United Kingdom of Great Britain and Northern Ireland
Yayınevi:
Corgi Books
Baskılar:
Dijital Kale
Dijital Kale
Diabolus
Rəqəmsal Qala
Digital Fortress
When the National Security Agency's invincible code-breaking machine encounters a mysterious code it cannot break, the agency calls in its head cryptographer, Susan Fletcher, a brilliant, beautiful mathematician. What she uncovers sends shock waves through the corridors of power. The NSA is being held hostage - not by guns or bombs, but by a code so complex that if released would cripple U.S. intelligence.

Caught in an accelerating tempest of secrecy and lies, Fletcher battles to save the agency she believes in. Betrayed on all sides, she finds herself fighting not only for her country but for her life, and in the end, for the life of the man she loves...

Kitabı okuyanlar 9.170 okur

  • Furkan Doğan

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları