Adı:
Don Hikayeleri
Baskı tarihi:
2000
Sayfa sayısı:
322
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754063073
Çeviri:
Mete Ergin
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Cem Yayınevi
""Don Hikâyeleri" 1965 Nobel Edebiyat Ödülünü alan büyük Sovyet Yazarı Mihail Şolohov'un ilk eseridir. Özellikle Don bölgesindeki iç savaşları ve Kazakların başkaldırmalarını anlatan eser, Sovyetler Birliğinde olduğu gibi, Birleşik Amerika ve İngiltere'de de en çok okunan kitaplar listesine girmiştir. Şolohov'un "Uyandırılmış Toprak", "Don Kıyısında Hasat", "Vatan İçin Dövüştüler" adlı ünlü eserlerini yayınlayan ve ikinci basımlarını yapan Cem Yayınevi, "Don Hikâyeleri"nin de ikinci basımını sunar. On altı hikâyeden oluşan kitap, Mete Ergin tarafından tam olarak çevrilmiştir.
İyi sayılabilecek bir günün ardından, kahvemi yudumlarken, karanlığın sokakları esir almaya başladığı bu zaman diliminde yavaştan başlıyorum incelememe...

Nobel ödüllü yazarın en ünlü eseri olan Don Hikayeleri 1920'li yıllarda Don Nehri (Sovyet topraklarından geçen bir nehir) etrafında geçen hikayeleri ele alır.

Nişan, Sığırtmaç, Şibalok'un Ölümü, İaşe Komiseri, Cumhuriyet Devrim Askeri Sovyet Başkanı, Bostan Bekçisi, Aile Babası, Yüzkarası, İnatçı, Yol ve Yön, Kulun, Mavi Bozkır, Yaban Kan, Can Düşmanı, Çiftlik İşçileri ve Çürük olmak üzere toplam 16 hikayeden oluşur.

Hemen hemen bütün hikayelerin ana teması, Bolşevik Devrimine gidilirken Don Nehri etrafındaki Kazakların Devrime olan yaklaşımlarını içerir.


Açıkçası hikayeleri okuduğunuzda yazarın Bolşevik Devrimi yanlısı olduğu ve Devrime destek vermeyen Kazaklara nefret gözüyle baktığını destek verenleri ise kucakladığını rahatlıkla görebilirsiniz.

Ülkemizdeki ağalık sistemine benzer toprak sahiplenmesi ve bunun etrafında şekillenen sefalet, cehalet ve sömürü durumlarını göz önüne seriyor. Aile içinde farklı tarafta yer alıp birbirini öldüren aile bireylerinin acıklı hikayeleri zaman zaman sizi sarsabilir. Bu durum Doğuda PKK ve Devlet arasında kalan kişilerin veya İslamiyetin ilk yıllarında Müslümanlığı kabul eden ve etmeyen aile bireylerinin birbirlerini öldürmesi gibi cereyan etmektedir.

Hikayelerin sonlarında hep acıklı durumlarla karşılaşıyoruz. Hikayelerde ise öldürmeler, köylülerin mahsullerinin askerler tarafından haksız bir şekilde alınması, iyi toprakları ellerinde bulunduran güçlülerin zulmü, çaresiz yaşlılar ve askerden dönemeyen gençlerin kadere dönüşmüş hayatlarını görürüz...

Bir şey beni düşündürdü, kitabı masamda gören ülkücü bir arkadaş sordu; nedir, neden bahseder bu kitap diye
ben de ona bir hikayede geçen şu olayı anlattım;

Birinin serzenişi; komün gelecekmiş, sahiplenme durumu ortadan kalkacakmış, topraklar ve hatta kadınlar bile ortak olacakmış
Diğeri; bu saçma sapan koca karı hikayelerine nasıl inanırsınız, komünlük öyle bir şey değil ezilen köylülerin hakkı olan topraklarını, onlar arasında eşit olarak dağıtır.
(diyaloglar hikayedekine benzer şekilde oluşturulmuştur)

Arkadaş kadın kısmını kastederek zamanında bunun ekmeğini çok yemiştik doğrusu dedi (gülümseyerek)...

Bir şeyleri doğru bilmek her zaman iyidir. Burada zaman zaman görüyorum karşıt görüşlülerin birbirine kin kusmalarını yalan yanlış bilgilerle birbirini suçlamalarını, hakaretlerini, hayret ederek izliyorum. Bir ideolojiye saplantılı bir şekilde bağlı olmadığım için de kendimle gurur duyuyorum. Bu sayede her görüşteki insanlarla anlaşabiliyor ve onları daha iyi anlayabiliyorum. Çünkü kapalı bir şekilde onlara yaklaşmıyorum ve olayları daha objektif değerlendirebiliyorum... Açıkçası beni ilgilendiren kişinin kişiliğidir, inancı, düşüncesi beni zerre kadar ilgilendirmez... ve bu konuda son olarak şunu söylüyorum saygı gösterilmeden saygı beklenilmez...

İnceleme bağlamında da son olarak Sığırtmaç hikayesinde geçen bir olayı anlatarak incelememi bitirmek istiyorum;

150 sığırı güden iki sığırtmaç hayvanların salgın bir hastalığa yakalanıp ölmesiyle zor durumda kalırlar köylülere haber verirler 10-20 arasında hayvan hastalıktan telef olunca köylüler gelip çözüm olarak havaya ateş açarlar tabii ki bu çözüm olmaz bulaşıcı hastalık diğer hayvanlara da bulaşır ve 150 hayvandan kala kala 50 hayvan kalır. Köylüler köpürür suçu sığırtmaçların inançlarına bağlarlar;
-Bu çadırın en kutsal köşesindeki fotoğraf kimin
+Lenin'in
-Bre zındıklar, bütün bu belalar hep bunların yüzünden başımıza geliyor
+Onunla ne alakası var baytar getirmeniz gerekirken siz havaya ateş açtınız, hayvanlarda tabii ki ölecek....
Kitabı anlamakta biraz zorluk çektim. Pek bana göre değildi. Tabiki bu kitapın kötü olduğu anlamına gelmez. Belki benim okuyuşumdan ya da kitap zevklerimden kaynaklanan bir şeydir.
Don nehri kıyısında yaşamış halkın iç savaş yıllarında çektiği sıkıntılar resmedilmiş. İç savaşta yoksulluk, fakir halkın ezilmesi, açlık ve soğuk şolohovun dilinden sanki bir hatıranızı okuyormuş gibi gözünüzün önünden geçiyor. Başarılı.
Harika ,eşsiz anlatımlardan biri daha.İçindeki hikayeler insanı alıp götürüyorlar;tekrar dönebilmek için çabalamanız gerekiyor.Daha ne diyeyim.
16 hikayeden oluşan kitap savaşın acı gerçeklerini yüzümüze vurur. İç savaşın nasıl birşey olduğunu anlatan bu kitap, muhakkak okutulmalıdır. Soğuk bir kış günü soğuğu hissederek okursanız daha da etkili olacağını düşündüğüm bir kitaptır. Hiç bilmeyen için Don hikayeleri Don kişot' u çağrıştırır ya da isminden ötürü alaya alınabilir. Ancak bunlar okunduğu zaman havada kalacaktır.
İç savaş nedir? İnsanlar iç savaş esnasında ne hisseder? Dalga geçmiyorum ,bu kitap insanın içine öyle oturuyor ki bazı bölümlerinde gün boyu etkisinden çıkamıyorsunuz. Kitabın en sevdiğim bölümü Yabani Kan bölümüydü. 1920'li yılların Rusya'sını,iç savaşını her açıdan mükemmel betimlemelerle size adeta yaşatır. Beyazlar ne hissetmiştir? Kızıllar ne hissetmiştir? Atlar,tepeler,ovalar... İç savaş neyi nasıl etkilediyse o açıdan anlatır. Zaten nobel ödüllü bir kitaptır. Kesinlikle okunmalıdır. "Köye, dayak yemiş it gibi boynu bükük bir sessizlik çökmüştü" İşte iç savaşın ağlattığı bir köyün sessizliği ancak böyle anlatılabilirdi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Don Hikayeleri
Baskı tarihi:
2000
Sayfa sayısı:
322
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754063073
Çeviri:
Mete Ergin
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Cem Yayınevi
""Don Hikâyeleri" 1965 Nobel Edebiyat Ödülünü alan büyük Sovyet Yazarı Mihail Şolohov'un ilk eseridir. Özellikle Don bölgesindeki iç savaşları ve Kazakların başkaldırmalarını anlatan eser, Sovyetler Birliğinde olduğu gibi, Birleşik Amerika ve İngiltere'de de en çok okunan kitaplar listesine girmiştir. Şolohov'un "Uyandırılmış Toprak", "Don Kıyısında Hasat", "Vatan İçin Dövüştüler" adlı ünlü eserlerini yayınlayan ve ikinci basımlarını yapan Cem Yayınevi, "Don Hikâyeleri"nin de ikinci basımını sunar. On altı hikâyeden oluşan kitap, Mete Ergin tarafından tam olarak çevrilmiştir.

Kitabı okuyanlar 62 okur

  • Taylan Oral
  • Serkan
  • RA
  • Yeliz Dikmen
  • Muallime
  • Hasan filiz
  • Can S.
  • Yener ÖZSOY
  • Not Found
  • BilgeSevgi

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%5.7
25-34 Yaş
%45.7
35-44 Yaş
%31.4
45-54 Yaş
%11.4
55-64 Yaş
%5.7
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%35.4
Erkek
%64.6

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%9.1 (2)
9
%13.6 (3)
8
%18.2 (4)
7
%27.3 (6)
6
%13.6 (3)
5
%13.6 (3)
4
%4.5 (1)
3
%0
2
%0
1
%0