Don Juan

Molière
Yazar:
Molière
Çevirmen:
Ayberk Erkay

Yorumlar ve İncelemeler

Don Juan
8/10
·78 syf.··
2025 119. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 11 Aralık 2025 00:00
Molière’in Don Juan’ı, aşkı, inancı, ahlakı ve toplumsal ikiyüzlülüğü sorgulayan; okurken hem güldüren hem de “bir dakika ya…” dedirten bir oyun. Hikâyenin merkezinde, hiçbir kurala boyun eğmeyen, bağlanmaktan nefret eden, kadınları sadece fethedilecek birer hedef olarak gören Don Juan var. Onun için hayat, sınırları zorlamak ve her şeyi alaya almak demek. Don Juan’ın karşısında ise en sevdiğim karakterlerden biri olan Sganarelle duruyor. Sganarelle efendisinin bütün yaptıklarına karşı ama bir o kadar da ondan korkan, vicdanlı ama cesaretsiz bu uşak karakteri, oyunun hem mizahını hem de eleştirel yönünü güçlendiriyor. Yani bir yandan Don Juan’ın yaptıklarını sorguluyor, bir yandan da ona karşı çıkamıyor. Bence Molière, toplumun susan tarafını en iyi Sganarelle üzerinden anlatmış. Oyun boyunca Don Juan’ın kadınlara, dine, ahlaka ve toplumsal değerlere karşı umursamaz tavrını izliyoruz. Ama mesele sadece bir “çapkınlık” hikâyesi değil; aslında ikiyüzlülük, sahte dindarlık ve çıkarcılık çok sert bir dille eleştiriliyor. Molière bunu öyle ustaca yapıyor ki, kahkaha attığım bir sahnenin hemen ardından rahatsız edici bir gerçek yüzüme çarptı... Kısa ama dolu dolu, hem düşündüren hem de eğlendiren bir klasik. Don Juan’ı okurken insan ister istemez şu soruyu soruyor: Asıl tehlikeli olan Don Juan mı, yoksa onun yaptıklarına sessiz kalanlar mı?
Alıntı
Don JuanMolière · Mitos Boyut Yayınları · 2011169 okunma
Güzelliğin ama daimi güzelliğin peşinde bir Don Juan
Puan vermedi·78 syf.··
2021 10. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 22 Mart 2021 20:39
Moliere'nin o dönem toplumunu eleştirmek gayesiyle yazdığını düşündüğüm komedyası. Eser toplumdaki yozlaşmayı Don Juan katakteri üzerinden anlatır. Daima itlik, köpeklik peşindeki Don juan abimiz de hikaye boyunca kadınlarla eğlenen ahaha diye kötü kahkahalar atan bir tiptir. Her ne kadar bu ne boş adam sadece arzuları için yaşıyor deseniz ve öyle gibi görünse de bunun altında daha derin anlamlar yatar zannımca. Özellikle bir yerde doktor kılığına girmiş uşağının insanları kandırması hakkında, doktorların da aynısını yaptığını onların da bir şeyler söyleyip insanları başından savdığını söyler. Burada asıl söylediği esasen toplumun genelinin bunu yaptığıdır. Yine Don Juan'ın uşağının onun bu pervasız halinden bıktıktan sonra "Tanrıya şükür sizin kadar okumuş yazmış değilim." dediğini görürüz. Bu kısımda cahil kısma da bir taşlama olduğu göz önündedir ki zaten hikaye boyunca bu uşağın durmadan ruhani varlıklardan bahsettiğini, çok okuryazar bir tip olmadığını göreceğiz. Uşağı daima dini bilgilerle Don Juan beyini yolundan döndürmeye çalışır, durur. Yapma bey, etme efendi etme! Dese de Don Juan durur mu? "Hem bilirsin, ben aşkta özgürlüğü severim, dört duvar arasına hapsedemem yüreğimi." der. "Yüreğim bütün güzellere aittir." der. Der der durur. Ama bu bitmek bilmez arzuları dur durak bilmez. Tam sona doğru duracak gibi olur, babacığına nasıl da uslu bir çocuk olacağını anlatır. Ama sonra bir de bakarız, o da yalan. Başka bir planı vardır. Bu kez de düşmanlarını onların silahlarıyla vurmaya çalışırken görürüz Don Juan'ı. İkiyüzlülüğü biat edinir, daha da hoyrat daha da kötü daha da vurdumduymaz olacaktır. Ancak bu arzusuna ulaşamaz. Sonunda da cezasını ilahi adalet verir. Her ne kadar yazıldığı dönemde din adamları tarafından din ile dalga geçiyor diye eleştirilse de
Don JuanMolière · Mitos Boyut Yayınları · 2011169 okunma
7/10
·77 syf.·
2020 85. kitabı
Don Juan Molière Öncelikle bir Moliére sever olarak bu oyunu bilmiyordum, kitabı burda gördüm ve burda görünce hemen aldım... Alışılmışın dışında bir Moliére oyunu, Moliére bu oyunda Fransız toplumunu, içinde bulunduğu zamanı ve insanları komedi ve hicviye tarzında bir oyun yazmamış. Çapkın ve hiçbir kutsala, değere saygısı olmayan bir kadın düşkünü bir İspanyol karakter olan Don Juan'ı, Fransız edebiyatına uyarlamış. Oyun 5 perdelik, kısa ve akıcı dili olan bir oyun ancak bazı bölümlerde bazı karakterlerin diyalogları çok uzun tutulmuş bu da bazen okurken okuyucuyu sıkabiliyor. Toplumsal veya bireysel hicviyeden çok etik ve ahlak dersi vermeyi hedefleyen bir oyun tarzındaydı. Moliére tarzının biraz dışında olduğu için okurken yer yer insanı sıkabiliyor. Ama tiyatro/senaryo metinleri sevenler için ve Moliére sevenler için okunabilir...
Edebiyat
Don JuanMolière · Mitos Boyut Yayınları · 2011169 okunma
9/10
·78 syf.··
Beğendi
·
2022 41. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2022 00:00
Molière her kitapta bir karakter( kişilik) anlatıyor sanki. Don Juan zampara anlamına geliyor. Bu kitapta da bir zamparanın, kibar anlamıyla bir çapkının yaşadıklarını okuyoruz. Ayrıca inançsız bir kişilik olan Don Juan’ın aşkları yanında inanmamakta ısrar etmesini de konu alan eser yine akıcı bir dille yazılmıştı ve güldürmeye yönelik bir içeriğe sahipti. Keyifli okumalar.
Edebiyat
Don JuanMolière · Mitos Boyut Yayınları · 2011169 okunma
8/10
·78 syf.··
Beğendi
·
2019 52. kitabı
Kitap bir kadın avcısı olan Don Juan karakterinden bahsediyor ve onun başından geçen olayları anlatıyor. Moliere’in genelde olduğu gibi bu karakteri de tuhaf, birazcık deli, dediğim dedik ve kadınlara düşkün bir karakter. Dünyadaki tüm güzelliklere ulaşmak için bir güzellin peşinde takılı kalmayı yanlış buluyor ve bu düşüncesinden dolayı başına gelen olaylar anlatılıyor. Çok sade ve akıcı bir dili olduğundan ayrıca cidden çok kısa olduğundan bir günde bitebilecek bir kitap. Bazı karakterlerin konuşmaları bazen 2 sayfa sürdüğü oluyor ve bu konuşma bu kadar sade bir dilde bile nasıl böyle güzel etkileyebiliyor anlayamıyorum. Kısacası yine okumanızı tavsiye edebileceğim bir kitap. Moliere ve Shekspeare ne yazsa seveceğim gibi duruyor bu gidişle Siz de tiyatro veya Moliere eserlerini okumaktan zevk alıyorsanız bu kitabı okumanızı öneririm. Okurken gerçekten keyifli anlar yaşatıyor. İyi okumalar dilerim... (modern.klasikler instagram hesabından daha fazla kitabın incelemesine ulaşabilirsiniz)
Don JuanMolière · Mitos Boyut Yayınları · 2011169 okunma
Puan vermedi·90 syf.··
2025 528. kitabı
DON JUAN (Tiyatro Oyunu) MOLIERE 1673’te vefat etmiş Fransız oyun yazarı ve oyuncu Molière tarafından kaleme alınmış güzel komedilerden biri. Don Juan, hikâyesi farklı yazarlar tarafından anlatılmış efsanevi ve kurgusal bir karakterdir. Don Juan ismi mecazi olarak "zampara" anlamında da kullanılmaktadır. Edebiyatta ve felsefede iki yönlü işlenen Don Juan'ın karakteri kimine göre kadınları kandırıp her istediği zaman cinsel ilişkiye giren doyumsuz bir kadın avcısıdır. Kimine göre ise baştan çıkardığı kadınları gerçekten seven, her kadının içindeki değeri ve güzelliği görebilen biridir. Don Giovanni’ye göre Don Juan 2065 kadınla beraber olan zamparanın biridir. Ayrıca literatürde kadın düşkünü; çapkın anlamında “Don juanlık” diye bir deyim de yerleşmiştir. Gerçekte ise Don Juan, baştan çıkarmaları ve sefahat dolu yaşamıyla ünlü efsanevi İspanyol soylusudur. Don Juan karakteri aynı zamanda insanın temel özelliklerinden olan doyumsuzluğu ve mutsuz mutluluk arayışını da temsil ettiği için felsefede çokça işlenmiş bir metafordur. Moliere bir komedi oyunu formatında bu karakteri canlandırarak insan doğasını daha yakın tanımamızı sağlamıştır. Çok güzel bir tiyatro.
Don JuanMolière · Millî Eğitim Basımevi · 1943169 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

MolièreYazar · 35 kitap
Molière, sarayın döşemelerini yapan bir mobilyacı olan Jean Poquelin ile bir zengin burjuva ailesinin kızı olan Marie Cresse'nin oğluydu. Moliere annesini 10 yaşındayken yitirdi ve babası ile bağlantıları hiç sıkı değildi. Annesinin ölümünden sonra babası ile Paris'de o zaman yukarı burjuva sınıfından kişilerin evlerinin bulunduğu Rue Saint-Honoré'de yaşadılar. İlk okul eğitimini Paris'te yaptı ve sonra Paris'in en iyi okullarından Cizvit'lerin idaresinde olan "Collège de Clermont"'da öğrenim gördü. 1641'de bu okuldan ayrıldı. Babası 1531'de bir imtiyaz satın almıştı ve Moliere babasının işini devam ettirmeye başladı ve bu arada hukukçu olmak için çalışmalara başladığı da bildirilir. Haziran 1643'te Moliere 23 yaşında iken birden babasının işini bırakmaya ve Paris'ten ayrılmaya karar verdi. Daha önce tanışmış olduğu tiyatrocu güzel aktrist Madelaine Bejart ile birleşip kendisi 630 livre sermaye katarak ile Bejart'la birlikte Illustre Théâtre adlı bir tiyatro topluluğu kurdu. Böylece bağlı oldugu sosyal sınıf ilişkilerini geride bıraktı. Sahne adı olarak Fransa'nin Midi bölgesinde Vigan şehri civarında bir köy olan Molière ismini kullanmaya başladı. Bundan hemen sonra bu topluğa Madelaine'nin erkek ve kız kardeşleri de katıldı. Moliere hem iyi aktörlük gücü hem de eğitimi dolayısıyla bu gezici tiyatro trupunun idarecisi oldu. 1645'te bu gezici tiyatro trupu, çoğu pansiyon masrafları olmak üzere, 2000 livre borçlanmıştı. Moliere bu borçlar dolayısıyla hapse atıldı ama ya babası ya da topluluk mensupları borcu ödeyerek 24 saat sonra hapisten kurtarıldı. Bundan sonra Moliere ve Madelaine Bejart 12 yıl sürecek bir gezici tiyatro hayatına başladılar. Önceleri "Charle Dufresne"'nin trupuna katıldılar ve sonra kendi truplarını kurdular. Bu topluluk biraz başarı kazanarak Orleans Dükü I. Filip'in koruması ve desteği altında çalışmaya başladı. Bu gezginci tiyatroculuk döneminden Moliere'in ancak iki eseri elimize geçmiştir: "L'Étourdi" ve "Le Docteur amoureux". Bu eserlerde Moliere'in gezginci tiyatroların alışılagelen İtalyan asıllı ve yarı tuluat şeklindeki Comedia del Arte konu ve stilinden ayrılıp kendine has bir oyun uslubu geliştirmeye başladığı gorülmektedir. Bu arada Moliere Languedoc Eyaleti valisi Conti Dükü ile iyi arkadaş olmuş ve onun mali desteğini almıştır. Fakat bu kişi bir zuhrevi hastalığa tutulunca dinsel baskılar dolayısıyla tiyatroculara mali desteğini kesmiş ve şahsi ilişkilerden bile uzaklaşmıştır. 1650 - 1953'te tiyatroyla Lyon'da kaldı ve Lyons'da iken Moliere'in trubuna Markiz sahne adlı Mademoiselle Duparc katıldı. Bu aktrist tanınmış oyun yazarları olan Pierre Corneille, sonra da Jean Racine ile ilişki kurdu ve hatta bir müddet Racine'in metresliğini yaptı. Racine hazırladığı ilk eserini Moliere'in sahnelemesini istemiştir ama Moliere bunu kabul etmemiştir. Paris'te "Rue de Richelieu" ve "Rue Molière" kavşağındaki Moliere anıtı 1658'de Moliere ve trupu en sonunda Paris'e geldiler. Kral XIV. Louis'nin kardeşinin koruması altında, 1658'de eski Louvre'da Kral'a Corneille'in "Nicomedes" adlı trajedisini ve "Le Docteur amoureux (Aşık doktor)" adlı fars oyunun oynadılar. Moliere'in trupu Kral'ın kardeşi Orleans Dükü I. Filip'in mali desteğini kazanarak "Mösyö'nun Trupu" olarak anılmaya başladılar. Yine Orleans Dükü desteği ile bu trup ve Fiorelli'nin (Scaramouche) rolünü benimsediği İtalyan Commedia dell'Arte trubu birleşip Paris'te tanınan yeni bir tiyatro topluluğu oluşturdular. Bu topluluk Louvre Sarayı yakınlarındaki "Petit Bourbon Tiyatrosu"'nda merkezlendi. Bu toplulukla 18 Kasım 1659da "Les Précieuses ridicules (Gülünç Kibarlar)" eserini sahnediler. Bu oyunla Moliere çok dikkat çekti ise de Paris'in tiyatro seyircileri bu oyundan özellikle hoşlanmadılar. Bu sefer Moliere toplulukta arkadaşı olan ve Scaramouche karekteri ile ün yapan Italyan Tiberio Fiorelli'den Commedia dell'Arte hakkında epey ders alıp bunları uygulamaya koyuldu. 1660'da temsile koyduğu "Sganarelle, ou Le Cocu imaginaire (Hayalde Aldatılmış Koca)" adlı oyunu cok tutuldu. Bu trup 1660'da Kral huzurunda birkaç kez oyunlar oynadı. 1661'de Kardinal Richelieu'nün bir tiyatro binası olarak yaptırdığı yeni "Theatre du Palais-Royal"de topluluğuyla oyunlar sahnelemeye başladı. Moliere'in bundan sonra bütün "Paris" oyunları burada sahnelendi. 1662'de trupunun kurucularından olan arkadaşı Madeleine Bejart'ın Comte de Modene'den olan kızı Armande Bejart'la evlendi. Üç çocukları oldu; ama bunlardan yalnızca tek biri yaşadı. Kral tarafından 1.000 livre yıllık maaş bağlandı. 1664'te Kral, Moliere'in oğlunun vaftiz babası oldu. Aynı yıl Kral'ın bağladığı yıllık maaş 7.000 livreye çıkartıldı. Bu dönemde Moliere drama kuramcısı Boileau, La Fontaine ve Racine ile dostluk kurdu. "Kadınlar Okulu" ve "Tartuffe" oyunları yüzünden Cizvit Jansenitlerle arası bozuldu ve onların ve diğer koyu dindarların öfkesi üzerine çekildi. Sağlığı bozuldu. Başrolünü oynadığı "Le malade imaginaire (Hastalık Hastası)" oyununun oynandığı 17 Şubat 1673'teki oyunun dördüncü sahnesinde, Molière sahnede fenalaşıp yere düştü. Verem hastası olan yazar kanlı öksürük krizini atlattıktan sonra, tüm ısrarlara rağmen rolünü tamamladı. Oyundan birkaç saat sonra evinde yeniden fenalaşan yazar, bu ikinci krizi atlatamayarak vefat etti. Zamanının Katolik kilisesi aktörlerden ve tiyatrodan hoşlanmamaktaydı ve kilisenin israrıyla çıkartılan devlet kanunlarına göre de aktörlerin kilise töreni ile kiliselerin takdis ettiği mezarlıklara gömülmeleri yasaktı. Moliere ölmekte iken Katolikler için geleneksel olan bir rahip tarafından son nefeste takdis edilmesi imkânı olmamıştı ve Katolik kilisesi ona dinsel cenaze töreni yapmaktan ve mezarlıkta bir kabir temin etmekten kaçındı. Fakat Moliere'in karısı Armand Krala'a başvurarak eğer kocasının cenazesi töreninin tamamiyle geleneklere uzak olarak geceleyin yapılması ve normal bir kilise cenaze törenine benzemesi için ondan özel izin aldı. Moliere'in ceseti takdis edilmiş bir kilise mezarlığının duvarla ayrılmış bir köşesinde bulunan ve vaftiz edilmeden, yani Katolik mezhebine kabul edilmeden, ölen bebeklerin mezarlığına gömüldü. 1792'de Fransız Devrimi idaresi sırasında Moliere'in ceseti bu mezarlıktan çıkartılarak o zaman kurulan "Fransız Anıtlar Müzesi"ne geçirildi; 1816'de ise Paris'te tanınmış kişiler için bir mezarlık olan Pere Laschaisee şair Lafontain mezarı yakınında bulunan bir mezara konuldu. Molière'in bilinen ilk yapıtları, Paris dışında gezgin tiyatroculuk yapmakta iken 1655'te Lyon'da sahnelenen "L'Etourdi ou contretemps" (Türkçe olarak ilk sahnelenme adı "Savruk", 1876; Dünya Edebiyatından Tercümeler serisinde yayımlanma adı "Şaşkın yahut Beklenmedik Engeller", 1944) ve "Le Docteur amoureux (Aşık Doktor)" idi. Bu eserlerle Moliere bu dönemde gezginci tiyatroların uydukları İtalyan ve yarı tuluat şeklindeki Comedia del Arte tiyatro konu ve stilinden ayrılıp kendine has bir oyun uslubu geliştirmeye başlamıştır. Moliere, 1656'da ilk önemli komedisi sayılan ve Paris'te sahnelenen ilk oyunu olan "Les Precieuses Ridicules"'ü (ilk Türkçe sahnelenme adı "Dudukuşları", 1876; yayımlama adı Gülünç Kibarlar , 1943) yazdı. Sosyetenin kibar davranışlarına özenen iki taşralı genç kızı konu alan bu oyun, Moliere'in bütün yapıtlarında öne çıkan bir temanın ilk işlenişiydi. Moliere burada, toplumsal kuralların gerektirdiği yüzeysel kibarlıkla altta yatan içgüdüsel davranış arasındaki uyumsuzluğun yarattığı gülünçlüğü ele alıyordu. Bu oyunla Moliere çok dikkat çekti ise de Paris'in tiyatro seyircileri bu oyundan özellikle hoşlanmadılar ve çok tenkide uğradı. Bu sefer Moliere toplulukta arkadaşı olan ve "Scaramouche" karekteri ile ün yapan İtalyan aktör Tiberio Fiorell'den Commedia dell'arte hakkında epey ders alıp bunları uygulamaya koyuldu. 1660'da temsile koyduğu "Sganarelle, ou Le Cocu imaginaire (Hayalde Aldatılmış Koca)" adlı oyunu çok tutuldu. Bu eserin aile içi ilişkiler teması Moliere'in insan ilişkilerinin yapmacıklığa dayandığı hakkındaki pesimist dünya görüşünü dramatik olarak ifade etmektedir. Moliere'in topluluğu 1661'de, Kardinal Richelieu'nün bir tiyatro binası olarak yaptırdığı Palais Royal'deki (Kraliyet Sarayı) bir salona taşındı. Moliere'in bütün "Paris" oyunları burada sahnelendi. 1662'de sahneye konan ünlü oyunu "L'Ecole des femmes" (Türkçe'de ilk sahnelenme adı "Kadınlar Mektebi, 1876; yayımlanma adı Kadınlar Mektebi", 1941) daha ilk gecesinde skandal yarattı. Seyirciler ve yetkililer, artık hiçbir değere saygısı kalmamış bir komedyenle karşı karşıya olduklarını düşünüyorlardı. Oyun, kadınlardan çekinen ve bu yüzden de saf, gözü açılmamış bir genç kızla evlenerek onu kendi ilkeleri doğrultusunda yönetmek isteyen bir erkeği konu alıyordu. Oyunun sonunda adam genç eşine aşık oluyor, ama aşkı dile getirmesini ve kadınlara bir sevgili gibi yaklaşmasını bilmediği için gülünç durumlara düşüyordu. Moliere oyuna gelen eleştirilere 1663'te La Critique de L'Ecole des femmes ("Kadınlar Mektebinin Tenkidi, 1944) ve L'Impromptu de Versailles (Versailles Tulûatı, 1944) adlı tek perdelik oyunlarıyla karşılık verdi. Bunlardan ilkinde komedi anlayışını yansıtıyor, ikincisinde ise oyuncuların dinlenme odasını ve prova sırasında sahne arkasındaki konuşmaları çok gerçekçi bir bakışla anlatıyordu.