Yazıldığı dönemin durumunu, günlük hayatı ve halkın sorunlarını kısa hikayelerle çok güzel anlatmış. Yine klasikler yine muazzamlıklar...
Rusya'nın sosyal, ekonomik yapısını anlatıyor, düşündürüyor, güldürüyor, üzüyor.
Okudum ama neden okudum kitap bitince sordum kendime sırf meraktan yada okumuş olmak için olabilir,sırf zaman kaybı...bir çocuk kitabı okusam sanırım bana çok şey kazandırırdı,kahve,çay molası olurdu en azından diye düşünüyorum...bir de dünya klasikleri arasında bunu kim koymuş çok merak ettim.bilen varsa aydınlatırsa sevinirim.klasikler arasına koyan F ve Q tablosunu özberletenler sanırım kısaca boş bir kitab...
Kitap kısa, sıkmayan öykülerden oluşmaktadır. Kitapta bazı öyküler çok güzel bazı öyküler de belli bir sonuca varmadan bitiyor. Bu da insanı merakta bırakıyor. Çehov öykücülüğü ülkemizde Sait Faik öykücülüğü olarak bilinmektedir. Sait Faik'in öykülerinde Çehov'dan etkilendiği çok apaçık ortada. Sait Faik'in öykülerinden birini okursaniz bunu çok çabuk farkedersiniz..
Zaten ikisi de durum (kesit) öykücülüğünün en büyük temsilcilerindendir. Çehov bir doktor olmakla birlikte bu öykülerinde insanların yaşam tarzından, giyimleri, düşünüş biçimlerine kadar her şeyi ustalıkla işlemiştir. Ülkemizde tiyatro oyunları da pek çok oynanmış ve insanlar tarafından çok beğenilmiştir. Bazı yönetmenlerimiz (Zeki Demirkubuz, Nuri Bilge Ceylan) de Çehov'dan etkilenmişlerdir.
Çehov hikayelerinde gözüme çarpan bir şey, karakterlerin vicdanıdır. Gayet ilginç gelir bu. Karakter her türlü haltı yedikten sonra vicdana gelir. Özellikle de Çehov'un aşk üzerine yazdığı hikayelerde ortaya çıkar bu. Karakterlerin duygusal bir tutarsızlıkla bocalamasını öyle güzel resmeder ki Çehov. Bir kenara masumu koyar, bir kenara güçlüyü, bir kenara aşığı... Sonunda vicdana gelip perişan olur aşık. şahane bir mekanizma yaratır Çehov. Bir hikayesinde kadın küçük gördüğü kocasını defalarca aldatır sonra kuş palazı olur bu yüce gönüllü adam ölür, kadın öyle vicdana gelir ki, kocasının ölüsüne sarılıp o da ölmek ister. Aslında adam kendine bilerek kuş palazı bulaştırıp intihar etmiştir.
Bu eserinde 7 puan vermemin sebebi bazı öyküleri çok güzel , bazıları da çok sıkıcı ve bir sonuca bağlanmayan öyküler olarak buldum. Yine de bütün eserleri çok güzel, diğer kitaplarını da bulup okumak isterim...
Birbirinden güzel Çehov tarzı kısa hikayeleri bulunan kitap mazarlık ta ölen birinin tas parasını arkadaslarının içkiye vermesi,yayın balığı yakalamaya çalışan cobanın koyunları koy bahcelerine saldırması ve en son yakalanan balığın kaçması,dişi arıyan birinin kefamet sahibi adamın soyadını hatırlamak istemesi atlı bişeyler deyip bir suru şeyler uudurması dişi cektikten sonra uşagın aklına gelmesi,avcı olan birinin ozgurluge olan aşkı ve başka hiçbirşey yapmaması ve bunu iş olarak görmesi gibi hikayelerin bulunduğu çok güzel bir klasik.
Klasik severlerin zevkle okuyacağı bi kitap
Kısa hikayelerleince detaylara dayanan anlatım...
Akıcı,sürükleyici ve sıkılmadan okuyacağınız bi kitap, tavsiye ederim...
Hikayeler güzeller bunlara bir sözüm yok keyifle de okudum. Yalnız hissettiğim bir şer var. Genel olarak sanki hikayeler daha devam edecekmişte bitivermiş gibi geldiler.
Toplam 26 kısa hikayeden oluşuyor.
Hikayeler çok akılda kalıcılar mı bilemiyorum. Yalnızca Atla İlgili soy isim hikayesi komik ve Rusların soy adlarının düştüğü durum komiğime gitti.
Kitabın içeriği birçok hikayeden oluşuyor. Hakkını vermek lazım güzel hikayeler var ama bir eli parmaklarını geçmez. Anlayacağınız çoğu hikaye gerçekten kötü. Beklenti oluşturup hiçbir sonuca bağlanmadan bitiyor çoğu hikaye. Bu kitaba en fazla 5 puan verilir.
Kitap tamamen kısa hikayelerle oluşmuş ve de hikayelerde gerçeklikle kaleme almış yazar. Anlaşılır bir dille yazılmış olan bu kitap her yaşta insanım okuyabileceği kitaptır Kitabın tek kötü yani uslubu ve içeriği cok zayıf
Hikayeler içinde en güzel hikaye bence ah şu insanlar başlıklı hikayedir.
Kitap bir çok hikayeden oluşmaktadır. Farklı yaş,cinsiyet,iş ve olaylar tarafından gelişen hikayelerdir.Çehov’un bu kitabı o zaman ki Rusya’yı anlamamızda ve sosyolojisini anlatıyor.
Kimisi eşinden,kimisi aşkına kavuşamamaktan,kimisi etik kuraldan v.b durumlardan bahsediliyor. Çehov bence çok iyi bir gözlemci Anton ÇehovDüşünür
Anton Pavloviç Çehov (29 Ocak 1860, Taganrog Rusya - 15 Temmuz 1904, Badenweiler, Almanya), Rus tiyatro yazarı ve modern kısa öykülerin kurucularındandır.
Rusya'nın güneyinde Azak Denizi kıyılarındaki Taganrog'da bakkal bir babanın oğlu olarak Dünya'ya geldi. Dört çocuklu bir ailenin ortanca çocuğudur. Babası, ticaretten çok dini konulara eğilimleri olan sert ve otoriter bir adamdı. Babasının baskısıyla kilise korosunda ilahi söyleyen Çehov, ticarette başarı sağlayamayan babasının yerine dükkân işleriyle de ilgilendiğinden lise eğitimi uzadıkça uzadı.
Çehov, bir süre Yunanlı çocukların devam ettiği yerel bir okulda okudu. Daha sonra on yıl boyunca lisede Yunan ve Latin klasikleriyle temel bir eğitim gördü. Düş gücüne fazlasıyla olanak tanıyan bu eğitim Çehov'un yaşamı boyunca klasiklerden hoşnut olamamasına yol açacaktı. "Edebiyat Öğretmeni" adlı hikâyesi üniversite yıllarına aittir.
1876'da babasının iflas etmesi üzerine ailesi Moskova'ya göçtüğünde, kendisi bir ağabeyi ile birlikte Tagangrog'da kalarak liseye devam etti. Üç yıl boyunca, henüz çok genç olmasına karşın kendi hayatını kendi kazandı. Zor koşullar altında geçen çocukluk yılları, hikâyelerinde çocuklara geniş yer vermesine ve hep hüzünlü, incinmiş çocukları anlatmasına neden oldu.
1879'da liseyi bitirdi ve Moskova'ya giderek tıp fakültesine girdi; 1884'te doktor oldu. Tıp öğrenimi sırasında ailenin geçimine katkıda bulunmak için çeşitli dergilerde yazılar yazdı. Bu dönemde yazdığı yazılarını "Melbourne'ün Masalları" adlı kitapta toplayarak üniversiteyi bitirdiği yıl ilk kitabını yayınladı.
Çehov, üniversiteyi bitirir bitirmez hekimliğe başladı. "Cerrahlık", "Cansız Ceset", "Kaçak" adlı hikâyelerini bu dönemde yazdı. Hekimlik çok vaktini aldığından yazmasına engel olmaya başlayınca hekimlikten vazgeçip yazarlığa yöneldi. Yazarlığına hekimliğinin izleri görülür. Pek çok kimse onun Çarlık Rusyası'nı anlatışını, bir doktorun hastalığı teşhis edişine benzetir.
1887'de "Alacakaranlıkta" adlı öykü kitabıyla Rus Akademisi tarafından verilen Puşkin ödülü nü kazandı. Aynı yıl ilk büyük tiyatro oyunu "İvanov", Moskova'daki Korsch Tiyatrosunda sergilendi.
Ünlü öyküsü "6. Koğuş" 1892'da yayınlandı. Aynı yıl kolera salgını olan bölgelerde doktor olarak aktif rol oynadı. Merkez Rusya'da bir Melikhov adını verdiği bir malikane satın alarak taşındı ve yaşamında "Melihova dönemi" denilen yeni bir dönem başladı. Bu dönemde yaratıcılığının zirvesine ulaştı. Sürekli kendisini ziyaret gelen dostlarını malikanede ağırladı.
1894 yılının bir bölümünü yurtdışında geçirdi. Bu arada vereme yakalandı, tedavi için Kırım'a geçti.
1895'te "Martı" oyununun ilk versiyonunu yazdı. "Sakhalin Adası"nı yayınladı. Tolstoy ile tanıştı. Oyunun St. Petersburg'daki ilk gösterimi başarısızlıkla sonuçlandı.
1897'de Köylüler adlı uzun öyküsünü yayınlattı. 1898'de Sanat tiyatrosunu Stanslavski ile birlikte kuran Nemiroviç-Dantçenko Martı'yı sahnelemek için Çehov'dan izin istedi, bu arada Çehov, ilerde evleneceği aktris Olga Knipper'le tanıştı. Martı oyunu büyük başarı elde etti. Çehov'un babası öldü.
1899'da Vanya Dayı'nın ilk gösterimi yapıldı, Toplu Yapıtlarının ilk cildi yayımlandı.
1901'de Üç Kızkardeş sahnelendi; Çehov, Kafkasya seyahatinden sonra bir ev yaptırdığı Yalta'ya döndü ve Olga Knipper ile evlendi.
1904'te "Vişne Bahçesi" Moskova'da sahnelendi. Sağlığı bozulan Çehov, eşi ile birlikte Almanya'ya gitti ve Badenwiller'da öldü.
Çehov'un bütün yapıtları ölümünden 40 yıl sonra 20 cilt halinde yayımlandı. Bu yayının 8. cildinde Çehov'un sayısı birkaç bine ulaşan mektupları yer alır.
Çehov'un tiyatro sevgisi çocukluk yaşlarında izleyici olarak başladı. Vodvil olarak adlandırdığı birer perdelik oyunlarıyla, dörder perdelik oyunlarından ilk ikisi olan İvanov ve Orman Cini'ni 1887-1890 yıllarında yazdı. En ünlü eseri [Çalıkuşu] idi.
Vodvilleri taşra tiyatrosunda büyük başarı kazandı. Bir Moskova tiyatrosunda sahnelenen İvanov da çok büyük başarı sağladı. Orman Cini'nin aynı başarıyı sağlamaması üzerine Çehov oyun yazmaya uzun süre ara verdi. Martı'yla yeniden oyun yazmaya başlaması ikinci başarısızlığı beraberinde getirdi. Bunun üzerine Çehov tiyatroyla ilgisini kesmeye karar verdi. Bir mektubunda şöyle diyordu: "700 yıl yaşasam bir piyes yazmam. Nesine isterseniz bahse girerim." Bunları yazarken tiyatro sevgisini hesaba katmamıştır. Bu sırada Vanya Dayı büyük övgülere layık görülüyordu. Martı'nın ikinci sahnelenişinde kazandığı büyük başarı da Üç Kız Kardeş ve Vişne Bahçesi'ni yazmasını sağladı