Fırtınanın Gözü

9,0/10  (1 Oy) · 
1 okunma  · 
1 beğeni  · 
43 gösterim
Yaşlı kadının başı yastığa değiyor mu, değmiyor mu, belli değildi. Dudaklarından bir inilti yükselir gibi oldu. Gölgelerden çıkıp ona doğru ilerleyen hemşire, "Yoksa rahat değil misiniz, Mrs. Hunter?" diye sordu. - "Elbette değilim. Altımdaki örtüler toplanmış. Canım acıyor." Hemşire battaniye ile muşambayı düzelterek, çarşafı çekti. Davranışında profesyonelce bir uzaklık da, insanca bir şefkat de yoktu. Daha çok dinsel bir törene katılıyormuş izlenimini uyandırıyordu. Lambayı yakmadı. Buna gerek de yoktu zaten. Açık pencereden "sızmağa başlayan beyaz ışık odayı aydınlatıyordu. Karanlık mobilya korusunda bir demet inci çiçeği açmıştı sanki. - "Aman Yarabbi, bana hiç sabah olmayacakmış gibi geliyor." Mrs. Hunter, bulut kümelerine benzeyen yastıklardan başını zorlukla kaldırdı. - "Oldu bile," dedi hemşire. "Siz - siz hissetmiyor musunuz?" Bakımından sorumlu olduğu, kozasında vatan bir kelebeği andıran hastasının etrafında dolaşıp, her sabahki görevlerini yerine getirirken, maskesi şeffaflaşmıştı. Kepin altından kurtulmuş birkaç tutam saçı ise, kapkaraydı. - "Evet. Hissediyorum. Sabah olmuş." Yaşlı kadın içini çekti. Sonra dudakları, dev bir bebeğin tebessümüyle aralandı, soluk diş etleri göründü. "Sen hangisisin?" diye sordu. - "De Santis. Beni tanıdığınızdan eminim. Gece hemşiresiyim." - "Tabii. Biliyorum." De Santis Hemşire, yastıkları almış, silkeliyordu. Biri hariç. Bu desteğe rağmen, Mrs. Hunter yatağa yapışmış gibi duruyordu. - "İnşallah iyi günlerimden biridir bu," dedi. "Zekice konuşmak istiyorum. Sonra - insan içine çıkacak bir görünüşüm de olmalı."
  • Baskı Tarihi:
    Şubat 1974
  • Sayfa Sayısı:
    528
  • ISBN:
    Yok
  • Çeviri:
    Neşe Olcaytu
  • Yayınevi:
    Hürriyet Yayınları
  • Kitabın Türü: