Bir döneme yazdıklarıyla damga vurmuş, eserlerinin 30’u aşkını senaryolaştırılarak sinemaya uyarlanmış Kerime Nadir’in başyapıtlarındandır #k:368050. Yazarın 40’ı aşkın eseri bulunuyor, genellikle kırık aşklar üzerine yazmış. Bazı romanları yabancı dillere de çevrilmiş, ki o zamanlar için bu büyük bir başarı. 1930’lu yıllarda bu romanlar yazılırken, dünya bir savaşa sürükleniyor, genç bir Türkiye Cumhuriyeti var oluyor. Yalnız kitabı okurken sanki sütliman ortalık. Romantizm işte böyle bir şey..
Öncelikle yazarın ilk kez bir kitabını okudum. Sahafta gezerken tesadüfen bulduğum 1. baskısıydı. Adımın kitabı olmasından dolayı merakım daha da arttı..
Yazarın dili o kadar usta ve içten ki, ‘keşke bunu ben yazsaydım’ diyebileceğiniz akla hayale gelmez cümleleri var. Yazarın dili böylece beni kendine hayran bıraktı; Türkçe daha iyi kullanılamazdı. Eski Türk filmleri zamanına götürdü beni kitap, buram buram nostalji. Ama o Yeşilçam dönemini öğrenmek için sadece filmler yetmiyormuş. Günlük yaşantıya dair birçok şeyin kitapta gösterildiğini fark ettim..
Kitapta Fehiman isimli küçük bir kızın kendinden yaşça büyük olan Vedat’a duyduğu aşkını ve sonrasında yaşanan acı olayları okuyoruz. Vedat Paris’te çalışan yakışıklı bir gençtir. Bir gün büyük bir kaza geçirir ve Türkiye’ye dönmek zorunda kalır. Artık dayısı ve kuzeniyle birlikte yaşayacaktır. Kuzeninin küçük kızı Fehiman’la aralarında sevgi başlar ve evlenirler. Ancak Vedat sakatlığından dolayı kendini bu evlilikte her zaman eksik hisseder ve kendini hor gördüğü için her şeye şüpheyle yaklaşır. Kuruntularından dolayı Fehiman’ın mutsuz olduğunu düşünür ve onu yurtdışına gezmeye gönderir. Her şey bu yolculuktan sonra başlar, acı günler onları bekler..
Funda ise, Fehiman ile Vedat’ın oğullarının adıdır bu romanda. Evet, bir erkek
Hani şey gibi bu; kadın son bir kez ardına bakar çaresizce, adama tam bi şey söyleyecekken gözyaşları engel olur ve ağlaya ağlaya kaçar ya, işte öyle...
Melodrama; "ağlatı ve dramın bozulmuş, karikatürleştirilmiş biçiminden ortaya çıkan tür" olarak tanımlanır. Temel özelliği ise dünyanın "iyiler" ve "kötüler" olarak ikiye ayrılmış olmasıdır. Bu ikiye ayırma öylesine bariz ve keskindir ki, iyiler saf birer melek kötüler ise şeytandır sanki. Aşırı kurgusal dolayısıyla gerçekliğini yitirmiş, irrasyonel bir dünya resmi çizen bu kitapta olduğu gibi...
Diğer birçok örneğe benzer şekilde, bunda da bol bol acı göreceksiniz. Çilecilik, fedakarlık, acıyı yüceltme, acı çekme, acındırma kitabın şekillendiği temel unsurlardır.
Geniş kitlelerin en çok sevdiği şeydir zaten 'ağlayan kadın" görmek. Bu açıdan bakıldığında edebî bir değerden ziyade ticari bir meta değerine sahiptir. Geniş kitlelere istediklerini vermiştir yazar.
Melodram örneklerde görülen acı, bitmek bilmeyen gözyaşı, sonsuz hüzün ve bütün bu duyguların oluşumuna sebebiyet veren tesadüfî olaylar dizisinde, aslında İsa ile Meryem'in kavramlaştırıldığı söylenir, Hıristiyan kültüründe.
Hani şey gibi bu; bütün umutların tükendiği anda, çaresizce gökyüzüne bakar ve "beni neden terkettin" diye son bir kez sorar ya, işte öyle...
Kerime Nadir
Türk filmi tadında bir kitap daha...
Kerime Nadir'in neredeyse bütün kitapları filmlere uyarlanmış. Gazeteler yazar sayesinde yüksek satışlar elde etmiş. Bu kitabının da filmi varmış ama ben izlemedim. Konusu aşka tövbe kitabı kadar içine çekmedi beni.
Yazarın neredeyse bütün kitapları filmlere uyarlanmış. Bu kitabın da filmi varmış ama ben izlemedim ve yazarın okuduğum ilk kitabı oldu.Konusu şöyle;Vedat’dan yaşça küçük olan Fahimenin ve Vedat’ın aşkını okuyoruz.Vedat geçirdiği bir kazadan dolayı kendini hep eksik hisseder. Fahime’yi yurtdışına tatile göndermesinden sonra hikaye başlıyor diyebiliriz.Akıcı bir eser,saatler içinde kolayca okudum.
Çok keyifliydi özellikle Türk sineması sevenleriniz için duygusal bir başyapıt diyebilirim. Okumayan varsa incecik bir novella. Arşivinizde olsun. Bir dönem edebiyata yön veren köşe taşlarından biridir Kerime Nadir.
Kerime Nadir'in kaleminden okuduğum ilk eser. Kitap boyunca Vedat 'dan yaşça küçük olan Fahime'nin ve Vedat'ın aşkını okuyoruz. Vedat geçirdiği bir kaza sonrasında ayaklarını kaybetmesi üzerine kendisini hep noksan görüp Fahime'nin onunla mutlu olmadığını düşünüyor. Fahime'yi yurtdışına tatile göndermesinden sonra asıl olay akışı başlıyor.
Vedat ve Fehiman'ın hazin aşk hikayesini anlatıyor. daha önce Kerime Nadir okumamıştım bir arkadaşımın kitaplığından ödünç aldım. Yeşilçam filmi tadında bir kitap. Yazarın üslubunu ve akıcı dilini beğendim. Türkçeyi çok güzel kullanıyor. Bir günde bitecek çerez bir kitap.
FundaKerime Nadir · İnkılap Kitabevi · 1987200 okunma
Sürükleyici harika bir eser
Tüm güzelliğiyle baş döndüren feriman ile kendini hep eksik vicdanen mutsuz gören Vedat' ın aşk hikayesini anlatan bir eser. Evlilikleri Çocukları Funda ile daha tutkulu olacağı anda Vedat' ın yersiz kuşkuları ile acı bir aşka dönüşmeye sebep olan Süha karakterin saadetlerini nasıl bozulduğunu feriman'ın hiç bir suçu olmadığı halde yıllarca ızdırap içinde yaşamasını anlatan Yeşilçam filmi havası veren harika bir kitap.
Kitap Yorumu;
Daha öncede bir kerime nadir kitabı okumuştum . Çok güzel ve çok akıcı bir dili var yeçilçam sinemaları tadında film seyeredercesine içine çekiyor kendini sıkmadan vedat kendinden yaşça küçük olan fehiman ile evlenirler ama bu evlenmeyi çok istesede başlarda geçirrdiği kazadan dolayı kendini hep eksik hisseden vedat hep kendini hor görme ve kendini suçlama ile fehimana yüklenir. Fehiman ise ona deli gibi aşıktır. Güzel giden evlilikleri taki fehimanı zorla yurtdışına tek başına yollayan vedat farkında olmadan yuvasına büyük zarar verir.
Güzel bir kitaptı keyifli okumalar...
Kitap 1930 lu yıllarda bir çiftlikte fehiman ve vedatın aşk hikayesini türk filmi tadında anlatıyor, akıcı bir dili var severek 1 günde okuyup bitirdim
İstanbul'da doğan Kerime Nadir, Saint Joseph Fransız Kız Lisesi'ni bitirdi. Şiir yazmaya başlamasının ardından ilk öyküleri Servet-i Fünun, Uyanış, Yarımay gibi dergilerde yayımlandı. Düz yazı türündeki çalışmaları Aydabir, Yedigün, Hayat dergilerinde çıktı. 40'tan fazla roman yazan Nadir'in konuları, genellikle kırık aşklar üzerine oldu. Hıçkırık adlı romanında Mustafa Tosun'u ve eşi Üftade hanım'ın yaşamöykülerini konu edindiği sanılmaktadır.
30 civarında eseri senaryolaştırılarak sinema filmi çevrildi. "Yazarlığını topluma ve gerçeklere sırt çevirerek kendi dünyasında sürdürmekle" eleştirilmesinin yanı sıra; okuma sevgisi aşıladığı yönünde olumlu yorumlara da hedef olan yazar; uzun yıllar Maçka Palas'ta kalmıştır. Bazı romanları yabancı dillere de çevrilen Nadir'in romanları 5 milyondan fazla satış yapmıştır.