Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Gençliğin durumu
Puan vermedi·250 syf.··
2025 43. kitabı
Bu kitap 19. Yüzyıl osmanlısında yazılmış lâkin bana bugünü anlatıyor gibi geldi zira o dönemin gençleri batının gösterişimi almış fenini reddetmişler aynı durum bu dönemdede söz konusu.Ayrıca aydın dediğimiz kesimide gerçekten güzel eleştiriyor kendilerini nasıl toplumdan soyutlayıp kibirlendikleri ve bunu nasıl düzeleceğimi örneklerle gösteriyor. Bana beyaz zambaklar ülkesinde kitabını hatırlattı bu kitabın farkı daha yalın Bence Yazım ve imladan dolayı özür dilerim.
Duygu ve Düşünce
GençlereFilibeli Ahmed Hilmi · Büyüyen Ay Yayınları · 201791 okunma
Puan vermedi·64 syf.··
Beğendi
·
2018 5. kitabı
bir sohbet, seminer, konferans havasında ilerleyen kitap.. Filibeli Ahmed Hilmi Darulfünûn (üniversite) gençlerine "Hangi Meslek-i Felsefeyi Kabul Etmeliyiz?" sorusuna cevap vermek için bu eseri yazmış olsa da, kitapta çoğunlukla o zamanın (1913) var olan sorunlarından bahsediyor olması ve hâlâ günümüzde bu sorunların devam edip çözümlenememiş olması beni üzdü. Değişen hiçbir şey yok nerdeyse, usülsüzlüğümüz, idealsizliğimiz, batı taklitçiliğimiz ve öz benliğimizi yitirişimiz. 1 saat gibi bir sürede bitirebileceğiniz bu kısa eseri okumadan geçmeyin derim.
Felsefe
GençlereFilibeli Ahmed Hilmi · Büyüyenay Yayınları · 201791 okunma
Puan vermedi·64 syf.··
Beğendi
·
2019 8. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Temmuz 2019 23:41
Kitabın teknik bir incelemesini yapmak faydalı olacak mıdır? Bence hayır. Yazar da bunu pek dikkate almamış zaten. İçerik olarak ise çok zengin, çok faydalı, baştan sona malumat içeriyor, kesinlikle okunmalı gibi tarifler yapmam da pek doğru olmaz. Didaktik, lirik, malumatfuruş veya bir fikrin/ideolojinin doğrudan aşılanması gibi bir durum da yok. Yazarın bir önkabulü, dayatması, veya sık sık tekrarlara düşüp okuyucuyu yıldırması gibi bir durum da yok. Peki ne var? Kitabı neden beğendim o zaman? Kitabı beğendim demek yeterli olmaz, bütün gençlerin okuması gerektiğini düşünüyorum. Neden? Çünkü yazar kimseyi dışlamamış, kimseyi abartmamış, her şeyi dışardan görüldüğü şekliyle ele alıp okurlarına sunuyor. Kusursuz bir türkiye sosyolojisi ve türk toplumu fotoğrafı çekiyor. Neleri yaparsak ne olacağını, neleri savsaklarsak ne kaybedeceğimizi tek tek söylüyor. Bu yüzdendir ki okuyalım ve kitabı kendimize bir motivasyon kaynağı yapalım. Size söylüyorum gençler!
GençlereFilibeli Ahmed Hilmi · Büyüyenay Yayınları · 201791 okunma
7/10
·64 syf.··
2019 1. kitabı
Osmanli'da felsefe dersleri vermis olan cok onemli bir dusunur Filibeli Ahmed Hilmi bu kisa ama vurgulu kitabinda kendi zamaninin musluman genclerinin dusunce yapisindan yola cikarak "hangi felsefi dusunceyi kabul etmeliyiz"in cevabini ariyor.gayet kisa bir kitap.dili cok agir degil ve anlasilir duzeyde.okunmasini her dusunen insana tavsiye ederim.
GençlereFilibeli Ahmed Hilmi · Büyüyenay Yayınları · 201791 okunma
10/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2022 26. kitabı
Şehbenderzade Filibeli Ahmed Hilmi / Gençlere. Hangi Meslek-i Felsefeyi Kabul etmeliyiz? Ya da Darülfünun Efendilerine. Yüz yılı aşkın bir süre önce kaleme alınan bu risale Semih Doğan tarafından 2017 yılında bugünkü kullandığımız Türkçe ile basılmıştır. Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde, içinde bulunduğu fikri çıkmazlar içerisinde, özellikle Darülfünun öğrencilerinin kendisinden böyle bir istekte bulunmaları üzerine, yazılı bir konferans şeklinde yazar bu eseri hazırlamıştır. Yazar, bu eserle Avrupa'daki hangi felsefe ekolünün bize uygun olabileceği ile ilgili değerlendirmeler yapmaktadır. Kitap okunduğu zaman 100 yıl sonra yani bugün acaba yazılanlardan bir sonuç çıkarmışmıyız? Fikri anlamda o günkü kafa karışıklıkları bugün de devam etmektemidir? sorusunu sormadan edemiyorsunuz. #Kitapşuuruinsanlıkşuurudur.
GençlereFilibeli Ahmed Hilmi · Büyüyenay Yayınları · 201791 okunma
Gençlere Altın Tavsiyeler
7/10
·61 syf.·
2020 27. kitabı
Filibeli Ahmed Hilmi Bey, bu küçük kitabında gençlerin fikir hayatına atılmasından önce nelere dikkat etmeleri gerektiğine dair özlü bilgiler vermiştir. Bunlardan bahsedecek olursak : 1- Fikirler ve
Din
GençlereFilibeli Ahmed Hilmi · Büyüyenay Yayınları · 201791 okunma
Puan vermedi·64 syf.··
Beğendi
·
2019 2. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2019 00:23
Hacim olarak küçük olan bu eser hem Ahmed Hilmi'nin şahsiyetini, yaşadığı dönemi, kullandığı üslup açısından edebi zevkini ve bir umman olan bilgisini görmek hem de günümüz gençlerinin içinde bulunduğu ruh ve fikir bunalımından kurtulmanın yollarını öğrenmek amacıyla mutlaka okunmalıdır. Özellikle Sosyoloji alanına ilgi duyanların, pratik bilgiler edinebileceği güzel bir eser.
GençlereFilibeli Ahmed Hilmi · Büyüyenay Yayınları · 201791 okunma
7/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2023 9. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Mart 2023 17:38
Gençlere
Gençlere
Filibeli Ahmed Hilmi
Filibeli Ahmed Hilmi
Filipelinin Meslek diye tabir ettiği kavram aslında yol , istikamet manası taşır . Gençlere , lafzı ise Darülfünun talebelerine yöneliktir , Dönemin felsefi akımları üzerine bilgi aktardığı eserde , geri kalmışlığımızın başlıca sebepleri olan cahilene sofuluk ve taasupça Avrupa taklitçiliği olduğunu düşünür, ve yol ( Meslek ) olarak kendisine en yakın olan fikrin, feraha , saadete erişimimizin takamül ile olacağını düşünür.
Felsefe-Düşünce
GençlereFilibeli Ahmed Hilmi · Büyüyenay Yayınları · 201791 okunma
Puan vermedi·64 syf.·
2025 28. kitabı
Filibeli Ahmed Hilmi, Darülfünun öğrencilerine; hangi felsefi akımı seçmeleri gerektiğine dair 1913 yılında bir konferans veriyor. Bu konferansın metni kikap olarak basılıyor. Kitapta önde gelen akımlar açıklanmış ve yazarın uygun bulduğu yol önerilmiş. Tabi yazar sadece felsefe akımlarını anlatmamış, aynı zamanda ülkenin fikirsel seviyesini de dile getirmiş. Kitabın günümüz Türkçesine çevrildiği iddia edilmiş olmasına rağmen birçok eski kelimenin kullanılmasını anlayamadım. Ancak konferans metni olması nedeniyle kolay anlaşılıyor. Felsefe akımlarının anlatımı için daha güncel metinler okunabilir ama toplumsal durumla ilgili dile getirilenler yönüyle okunmayı hak ediyor.
Felsefe
GençlereFilibeli Ahmed Hilmi · Büyüyenay Yayınları · 201791 okunma
Puan vermedi·64 syf.··
2020 138. kitabı
Vahdet-i vücud düşüncesini takip eden mutasavvıf ve düşünür Şehbenderzâde Filibeli Ahmet Hilmi’nin “Gençlere” isimli kitabı 1913 yılında konferans metni olarak hazırlandı. Başarılı olmak için, üzerinde düşünülen ve sürekli uygulanan bir çalışma usulünün elzem olduğunu söyleyen Ahmet Hilmi, bir usul üzerine çalışmanın batı dünyasında çok yaygınken ülkemizde maalesef pek yaygın olmadığını belirtir. Yüz on yıl önceki bu tespiti maatteessüf günümüzde de geçerli. Halen insanımızın büyük kısmı bir usul üzerine çalışmayıp plansız, doğaçlama ve içgüdüsel olarak çalışıyor, hayatına bu şekilde devam ediyor. Kitabın devamında Ahmet Hilmi, mevcut felsefi görüşlere genel perspektiften yaklaşarak gençlerin bir felsefi görüşü benimserken dikkat etmesi gereken noktaları, felsefi görüşleri karşılaştırma kıstaslarını belirtiyor. Özellikle: “bir felsefi görüş yıktığı bir fikir yerine ne koyuyor” sorusu benim çok hoşuma gitti. Yani attığımız taş ürküttüğümüz kurbağaya değiyor mu değmiyor mu buna iyi bakmak lazım. İyi okumalar.
GençlereFilibeli Ahmed Hilmi · Büyüyenay Yayınları · 201791 okunma

Yazar Hakkında

Filibeli Ahmed HilmiYazar · 28 kitap
Materyalizme karşı spiritüalizmi (tinselcilik) savunarak gelenekteki kelami düşünceden felsefeye geçişi temsil eden II. Meşrutiyet dönemi Osmanlı felsefecisi Filibeli Ahmet Hilmi, 1865'de Filibe'de doğdu, 1914'de İstanbul'da öldü. İlköğrenimini Filibe'de yaptıktan sonra, bir süre Filibe Müftüsü'nden Arapça ve temel İslâm bilimleri eğitimi aldı. Daha sonra İstanbul'a gelerek Galatasaray Mektebi'ni bitirdi. 1890 yılında Düyûn-ı Umûmiyye İdaresi'nde çalışmaya başladı. Bu idare tarafından memur olarak Beyrut'a gönderildi ancak siyasi nedenlerden Mısır'a geçti. Burada Terakki-i Osmani Cemiyeti'ne girmiş; bir de "Çaylak" adlı bir mizah gazetesi çıkarmıştır. 1901'de İstanbul'a dönse de bir jurnal üzerine Fizan'a sürüldü. Orada da araştırmalarını sürdürmüş, tasavvufla ilgilenmiştir. Meşrutiyet'in ilanından sonra İstanbul'a dönerek Darülfünun'da felsefe dersleri verdi. Aynı zamanda 1908'de "İttihâd-ı İslâm" adlı haftalık bir gazete çıkarmaya başladı ve buna 1910'da haftalık "Hikmet" gazetesi dergisini çıkarmayı da ekledi. Bir yıl sonra günlük olarak yayımlamaya başladığı Hikmet gazetesi İttihat ve Terakki hükümetini eleştiren yazıları üzerine defalarca kapatılsa da Mübahese, Coşkun Kalender, Münakaşa, Kanat ve Nimet adlarında kısa süreli gazete / dergiler çıkararak yayıncılığa devam etti. Ayrıca İkdam ve Yeni Tasvir-i Efkâr gazetelerinde, Sırât-ı Müstakim ve Şehbâl dergilerinde yazılar yayımladı. Ahmet Hilmi; Baha Tevfik, Abdullah Cevdet ve Celâl Nuri'nin hemen hiçbir eleştirel süzgeçten geçirmeden Batı'dan Osmanlı toplumuna aktardıkları materyalist görüşlere ortaçağ mantığıyla ve geleneksel bilgilerle cevap verilemeyeceğini, bu görüşlerin ancak Batı'da yeni ortaya çıkan bilimsel bilgilere dayanan bir felsefe ile çürütülebileceğini ileri sürer. Bu bakımdan Ahmet Hilmi'de gelenekteki felsefeye karşı tutumun değişerek, felsefi düşüncenin kültürel değerlere uygun hale getirilmesiyle haklılaştırılması gibi oldukça önemli bir gelişme görülür. Bu gelişmede artık felsefe, "niçin" sorusunu sorarak varlığın temel sebeplerini anlamaya yönelen insanlığın zorunlu bir düşünce faaliyeti, bir ihtiyaç olarak algılanmaktadır. Ahmet Hilmi'nin felsefeye karşı tutumu, bir yandan geleneksel felsefe karşıtı düşünceden ayrılırken, öte yandan bu tutum Tanrı'nın varlığı, ruhun maddeden ayrılığı gibi materyalist felsefenin karşı çıktığı İslam'ın temel inançlarının savunulmasında haklılaştırma aracı olarak kullanıldığı için gelenekteki "ilim" ve "hikmet" anlayışına dönülmüş olmaktadır. Gerçekten de onun amacı doğrudan doğruya felsefe yapmak değildir. O tipik bir İslamcı düşünür olarak, II. Meşrutiyet'te Baha Tevfik ve Celal Nuri gibi materyalistlerin İslam'ın temel inançlarıyla çatıştığını ileri sürdüğü görüşlerinin toplumda yaratacağı manevi çöküntüye karşı, onları Batı'daki bilimsel gelişmelere ve yeni felsefi yaklaşımlara dayanarak çürütüp bu tehlikeyi savuşturmak amacındadır. Bu amacını “Allah'ı İnkar Mümkün mü? Yahut Huzur-ı Fende Mesâik-i Küfür / Bilim Karşısında İnkarcı Doktrinler” adlı eserinin önsözünde açıkça belirtir. Kaldı ki yayınladığı haftalık Hikmet ve aynı adı taşıyan günlük gazetede, misyonu açısından, doğrudan felsefeye değil, İslâmcı akımın eğildiği sosyal-politik konulara ağırlık verilmiştir. Ayrıca bu ve diğer neşrettiği yayınların adlarındaki vurgunun da felsefeye değil "hikmet"e olması anlamlıdır. Bununla birlikte onun özellikle Celal Nuri'nin Tarih-i İstikbâl I / Mesâil-i Fikrîye (Geleceğin Tarihi I - Fikri Problemler, 1913) adlı eserinde Büchner'den aktarılan materyalist görüşleri eleştiren “Huzur-t Akl ü Fende Maddfîyyûn Meslek-i Dalâleti / Akıl ve Bilim Karşısında Sapkınlık Doktrini Olarak Materyalizm” adlı eseri, felsefi tartışmanın güzel bir örneğidir. Bu eserinde bilimsel olduğunu iddia eden Büchner'in biyolojik materyalizminin dayandığı "madde" ve "kuvvet" kavramları etrafındaki temel görüşlerin, Batı'da yeni gelişen fizik, kimya gibi pozitif bilimlerdeki yeni bilgilere aykırı olduğunu; materyalizmin, metafizik düşünceye tamamen karşı olduğu halde, bilimin sahasından çıkıp metafizik ve spekülasyon yaptığını ileri sürer. Ahmet Hilmi, batılılaşma süreciyle birlikte Osmanlı aydınında gittikçe daha baskın olarak ortaya çıkan bilimin kesinliğine ve değerine olan metafizik ve hatta bir tür dinsel inanma ve kabullenme olgusundan oldukça farklı yeni bir bilim anlayışını Türk düşüncesine ilk kez getirenlerden biri olmasıyla Türkiye'de "bilim felsefesinin öncüsü" durumundadır. Hatta Türk düşüncesinde bilim felsefesinin önemli bir boş saha olduğunu belirterek bundan yakınır. Celal Nuri'nin "Hakikate ulaşmak için bir tek aracımız vardır: Bilim" görüşünü, "Acaba hakikat nedir?", "Hakikatin ölçüsü nedir?" ve "Bilim ne demektir ve değeri nedir?" sorularıyla epistemolojik (bilgi kuramsal) planda sorgulayan Ahmet Hilmi; Henri Poincare ve Emile Boutroux'un eserlerine dayanarak bilimin aslında varsayımlara dayandığını, bu yüzden de değerinin göreli olduğunu, araştırma ve inceleme sonsuz olduğundan bilimin hiçbir zaman son sözü söylememiş bulunduğunu, o günlerde değişmez prensip olarak kabul edilen bazı fizik kanunlarının bile temellerinin sarsıldığını vurgular. Ahmet Hilmi, materyalizmin ruhu beynin fonksiyonları olarak ele alan görüşünü reddeder. Ona göre bedenden bağımsız ve mahiyetçe ondan ayrı bir ruh vardır, ayrıca ruhun bedenin ölümünden sonra dağılmayarak hayatına devam etmesi fikri akla aykırı ve çelişik değildir. Yine ona göre ebedilik, ezelilik, sonsuz alemler ve Tanrı hakkında, deneyin alanına girmedikleri için, bilimle değil, ancak metafizik yaparak hükümler verilebilir. Bu gibi deney dışı fikirlerin değeri, akıl kuralları ve ortak duyu ile ölçülebilir. Bu görüşleriyle spiritüalizmin temel görüşlerinin materyalizme karşı ancak metafizik yoluyla ortaya konulabileceğini ileri sürmektedir. O kendi felsefi mesleğini "Vahdet-i Vücûd" (A'mak-ı Hayâl -Hayalin Derinlikleri- adlı eseri, İslâm panteizmi olan bu tasavvuf felsefesini dile getiren bir romandır) olarak açıklamışsa da Darülfünun'da verdiği "Hangi Meslek-i Felsefeyi Kabul Etmeliyiz?" adlı konferansında öğrencilere, mevcut felsefi doktrinlerin hepsinin bazı yanlış varsayımlara dayandığından ve hiçbirisi mutlak olarak bütün hakikatleri tek başına bünyesinde toplayamadığından felsefe ve ahlâkta, her doktrinin taşıdığı doğru fikirleri seçici bir anlayışla alarak oluşturulacak eklektik bir yaklaşımı önerir. Özellikle bilimsel, teknolojik ve ekonomik alanlarda İslâm dünyasının Batı'ya karşı gerilemesiyle XIX. yüzyılın son çeyreğinden itibaren İslam'ın temel görüşlerini yeni bir sosyal-politik pratiğin oluşturulmasında referans kaynağı olarak yeniden yorumlayan İslâmcı aydınlardan biri olan Ahmet Hilmi, geleneği sorgulayan modernist bir düşünürdür. Bu açıdan İslâm medeniyetindeki kültür ve düşünce hareketleri ile sorunlarını ele aldığı Tarih-i İslâm (İslam Tarihi) adlı eseri dikkat çekicidir.