·
Okunma
·
Beğeni
·
3302
Gösterim
Adı:
Good Omens
Baskı tarihi:
2 Mayıs 2019
Sayfa sayısı:
415
Format:
Karton kapak
ISBN:
9780552176453
Kitabın türü:
Dil:
English
Ülke:
United Kingdom of Great Britain and Northern Ireland
Yayınevi:
Corgi Publishing
Baskılar:
Kıyamet Gösterisi
Good Omens
'Ridiculously inventive and gloriously funny' Guardian

What if, for once, the predictions are right, and the Apocalypse really is due to arrive next Saturday, just after tea?

It's a predicament that Aziraphale, a somewhat fussy angel, and Crowley, a fast-living demon, now find themselves in. They've been living amongst Earth's mortals since The Beginning and, truth be told, have grown rather fond of the lifestyle and, in all honesty, are not actually looking forward to the coming Apocalypse.

Now people have been predicting the end of the world almost from its very beginning, so it's only natural to be sceptical when a new date is set for Judgement Day.

You could spend the time left drowning your sorrows, giving away all your possessions in preparation for the rapture, or laughing it off as (hopefully) just another hoax. Or you could just try to do something about it.

And then there's the small matter that someone appears to have misplaced the Antichrist . . .
416 syf.
·13 günde·Beğendi·10/10
Her zaman önce kitap, sonra filmi/dizisi diyenlerdenim. Ancak bu kitap için tam tersini söyleyerek başlayacağım incelememe. Gaiman hayranları zaten biliyorlardır kitabın yakın zamanda mini dizisinin yapıldığını: Good Omens.

Ilk kez bir diziyi kitabindan önce izleyin, sonra da okuyun diyorum. Ben öyle yaptım ve okurken adeta film kareleri gözümde canlanarak kitaptan aldığım tadı ikiye katladı. Elbette senaryoya Gaiman'in katkısı ve çekimler sirasinda daima ekibin yaninda olmasi, bir de seçilen oyuncularin performansları buna en büyük sebep.

Terry Pratchett'in ruhu bir yerlerden bizi izliyordur eminim, onu çok özlediğimizi de biliyordur. Neil Gaiman ile birlikte yazdıkları bu harika, eğlenceli, absürd ve duygusal kitap umarım yeni okurların da onları tanıyıp sevmesine vesile olur.
416 syf.
·9/10
Neden daha önce okumadığımı sordum kendi kendime, konuya göre kurgusu enfes olmuş, kahkahalar atarak okudum. İki yazar da zaten kendi kulvarlarında dahiler, eğlenceli bir kitap okumak isteyenlere tavsiye ederim.
416 syf.
·7209 günde·Puan vermedi
Kıyamet Gösterisi romanının yazılış hikâyesi şöyle başlıyor: Neil Gaiman günün birinde sonunu nasıl getireceğini bilmediği bir hikâye yazıyor ve bunu daha önce röportaj yaptığı Terry Pratchett’e gönderiyor. Büyük umutlarla ve kocaman gözlerle sonunu beklerken Diskdünya’nın yazarı da öyküye bir son uyduramıyor. Gaiman gözlerini yavaşça devirip kafasını kaşımaya başlıyor ve öykü fiziksel olarak rafa kalkıyor. Ama sadece fiziksel olarak.

Gaiman’ın öyküsü bir sene boyunca Pratchett’in aklını kurcalıyor ve çıkış yolları arıyor. Düşünmeye ve öykünün zincirlerini kırmaya biraz daha fazla zaman harcadığında da banyodan çırılçıplak bir şekilde üstünden sular damlayarak fırlıyor ve, “Euraka! Euraka!” diye telefona koşuyor. Neil’ı arayıp, “Sonunu değil ama nasıl devam edeceğini buldum!” diyor ve Kıyamet Gösterisi kitabının yazım süreci başlıyor.

Asilkan Büke

İncelemenin tamamı: https://kayiprihtim.com/...onu-arthur-c-clarke/
415 syf.
·Beğendi·10/10
Bu kitabı İngilizce olarak okuduğum için İngilizce inceleme yazmayı düşündüm. Ama madem bu uygulama ve kullanıcıları Türkçe kullanıyor, ben de ayak uyduracağım.
Bu yaz hayatımın en sıkıcı yaz tatiliydi. Oturdum. Kelimenin tam anlamıyla, sadece oturdum. İnsanlar bunu diyince bana inanmıyorlar ama cidden, sadece oturdum. Ve bu sıkıcılığı biraz da olsa yıkacak tek bir şey vardı. Good omens. Hayır, kitabı değil dizisi.
13 yaşlarımda manyak bir Doctor Who hastası olduğum için adında David Tennant olan her şeyi izlemişimdir. Good omens çıkınca kendimi tutamadım tabii ki. Ve diziyi bir çırpıda bitirdim. Bir kere izlemedim ha, bir ayda 10 kere izlemişimdir. Artık dizinin obsesif bir fanı olmuştum, günlük hayatımda Crowley gibi sarkastiktim, Aziraphale gibi konuşuyordum ve kimse anlamamasına rağmen her cümlem diziye referanslardan oluşuyordu. Beni en derinden yaran ise baskısının Türkiyede olmamasıydı. Babam bu kadar çılgın fan olduğumu görünce benim için almıştı ve ah Tanrım, hayatımın en mutlu günü o gündü.
Kitap 400 küsür sayfaydı ve İngilizceydi. Tamam, beni yanlış anlamayın. İngilizceyi ana dilim gibi biliyorum ama bazen Türkçe kitaplar okurken bile bazı kelimeleri bilmeyiz değil mi? Ve ben de çok İngilizce kitap okumadığım için, çok pahalılar, bu benim suçum değil, bilmediğim kelime sayısı elbette daha çok olacaktı. Ama ben bunu umursamadım, sabah 9da kitabı elime aldım ve saat 4(öğleden sonra) civarlarında kitabı bitirmiştim. Ya da, yalayıp yutmuştum.
Kitaba 10 puan verdim, çünkü bu kitabın benim kalbimde apayrı bir yeri var. Ama bu demek değilki kitap mükemmel.
Öncelikle kitap iki kişi tarafından yazılmış, iki büyük yazar, ama bu kitabı hiçbir şekilde etkilemiyor.
Kitabı okurken tek aradığım şey, dizideki sahnelerdi. Keşke koysalardı, iyiki koymamışlar dediğim yüzlerce yer oldu. Tamam, belki onlarca.
Kitap Neil Gaiman’in stiline alışık olanlar için hiç de değişik değil, ama ben ilk defa onun kitabını(yarı kitabı)okuyordum ve büsbütün şoklanmıştım! Anlatışı daha önce okuduğum hiçbir yazarınkine benzemiyordu. Aşırı açıksözlüydü, aşırı sarkastikti, aşırı eleştireldi ve daha da önemlisi aşırı komikti. Okurken yerlere düşecek kadar güldüğümde oldu. Bu dönemde hala bu kadar orijinal yazarlar olduğunu görmek benim için gönül ferahlatıcıydı.
Kitap ile tek sorunum, çok fazla açıklaması olmasıydı. Yani bir olay, sadece lanet olası en ufak olmayan bir olay bile 2-3 sayfada anlatılıyordu ve ben de sayfa atlıyordum. Evet belki bir okurun asla yapmaması gereken bir şeydir sayfa atlamak ama; birincisi kitaptan çok ümitliydim ve güzel zaman geçiriyordum. Uzun ve sıkıcı betimlemelerin bunu bozmasına izin veremezdim! Hem, diziyi yüzlerce kez izlemiştim. Önemsiz karakter ve olayları tekrar dinlemek istemiyordum.
Değişik bir şey okumak istiyorsanız, alıngan değilseniz, keyiflenmek istiyorsanız, dinlerde bu kadar ciddiye alınan olaylarla nasıl dinlere ters, absürt karakterlerin, dünyanın sonunu nasıl düzeltmeye çalıştıklarına tanıklık etmek istiyorsanız, bu kitap tam size göre!
Tabii, baskısını bulabilirseniz.
416 syf.
·15 günde·Beğendi·10/10
Kıyametin kopması için tüm roller biçildi ve eğlenceli yollar çizildi. Kıyamet kopacak ama tüm kontrol kayboldu... Okumayı bitirdikten sonra hani ikincisi diyeceksiniz.
416 syf.
İki kişinin yazdığı kitaplara karşı nedense önyargılıyım. Sanki yazarken anlaşmazlık yaşadıklarını varsayıyor ve sonuçta ortaya çıkan kitaba bu durumun yansıyacağını düşünüyorum. Ben yazar olsam başka biriyle ortak kitap yazmazdım mesela. Aklıma gelen benim için dahiyane fikri birinin tartışmaya başlaması sinir bozucu olsa gerek. Neyse efendim, sonuçta beraber yazmaya karar vermişler ve yazma sürecinde pek de eğlendiklerini söylüyorlar. "Aslında kavga etmiş de olabilirler nerden bileceğiz ki, kavga ettik diyemezler ya" diye itiraz etse de iç sesim, yine de gerçekten eğlenmiş olabilirler diye geçiriyorum aklımdan (biliyorum ne düşündüğünüzü, ben de böyleyim işte). Okurken oldukça eğlendim ve nedense gözümün önüne sürekli, biri diğerine fikrini söylerken iki yazarımızın da kahkahalarla güldükleri geldi. Böyle eğlenceli bir kitap, birbiriyle geçinememiş iki kişinin elinden çıkmaz diyerek ikna ettim iç sesimi.

Kitabın içeriği adından da anlaşılıyor. Kıyamet zamanı yaklaşıyor, birileri kıyamete engel olmaya çalışırken, birileri dünyanın sonu için fazla sabırsız. Kim o birileri derseniz melekler, şeytanlar, kahinler, mahşerin dört atlısı, cadılar, cadı avcıları... Anlayacağınız herkes burada. Kıyameti bir de eğlenceli bir dille okuyoruz.

Evet, eğlenceliydi ama iyi miydi? Pek sayılmaz, güzel zaman geçiriyorsunuz okurken, ancak pek akıcı olduğu söylenemez. Üstelik biraz da karmaşık geldi bana. Karmaşık ve dağınık. İç sesim dürtüyor beni burda, "o kadar yoğun dönemde okunur mu, tabi karmaşık gelir" diye. Haklı olabilir. Zamana yayarak okumak zorunda kaldığım için kişiler ve olayları hatırlamak zorlaştı. O nedenle okuyacaksanız benim gibi yapmayın, daha müsait bir zamanda okuduğunuzdan emin olun.

Kitabı tavsiye eder miyim? Pek sayılmaz. Kötü olduğunu söylemiyorum ancak yazarın çok daha iyi kitapları varken bu kitapta çok oyalanmayın bence.
Kız arkadaşımın tavsiyesi üzerine dizisini izlemeden önce okumam gereken kitaptır. Internette okuduğum anlatımlara göre konusu cidden ilgi çekici. Kitap bittikten sonra tekrar yazarım.
416 syf.
·7/10
Anlatım tekniği olarak (bu tekniğin bir adı var mı bilmiyorum) tıpatıp Otostpçunun Galaksi Rehberi. Bu tekniği nasıl anlatsam, biraz alaycı, lakayıt, uçuk betimlemeler, tasvirler (aradığı kızla bu otobüste karşılaşma şansı, bir gökdelenin 38. katındaki lacivert hortumlu bir filin şekersiz kahve seviyor olabilme şansına eşitti), aslında olmaması gereken herşeyle dolu. Bu kadar savruk ve dağınık anlatım belli bir yerden sonra gerçekten yoruyor ve zaten kopuk kopuk kurulan kurguyu takip etmekte zorlanmaya başlıyorsunuz - ki bu nedenden ötürü Otostpçunun Galaksi Rehberi'ni daha sonra tamamlamak üzere yarım bırakmıştım.

Öte yandan bence bir sürü klişe barındıran, klişe bir konusu var. İçinde aslında özlerinde hiç olmaması gereken bir piçlik barındıran iki semai varlık, yaşamak ne güzel şey diyen başka bir varlık, her şeyi önceden tahmin edenler vs. vs. Gaiman'ın bir Yıldız Tozu, hele ki bir Mezarlık Kitabı gibi kesinlikle değil.

Eğer fantastik edebiyat tanrıları beni çarpmayacaksa ben okumasanız da olur diyorum.
416 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
"Benden sonra Tufan" kitabından sonra okuduğum en eğlenceli kitap.Kıyamete sayılı günler kalmış.Başroldeki bir melek ve şeytan da Deccali bulup kıyameti başlatmasını sağlayacaklar.Fakat onbir yıl önce dünyaya gelen deccal gerçek ailesine değil başka bir aileye veriliyor.Bu karışıklık ta işlerini zorlaştırıyor.Bir yandan da kıyametin gelmesi konusunda pek istekli değiller.Ardı ardına esprilerin geldiği,bol göndermeli,keyifli bir kitap.Ancak şu sıralarda yeni baskısı yok. Eski baskılarını da bulursanız okuyun derim.Ben çok eğlendim.
416 syf.
·Beğendi·10/10
Kıyamet kopmak üzere... Iyiyle kotu seytanla melek birbirine karışmış durumda. Yanlışlık ve aksaklık dizileri sonucu işler arap saçı... Kelimelerle anlatması biraz zor bir kitap. Iki muhtesem beyin bir araya gelmis bir kıyamet gösterisi sunuyor. Kendimize insanligimiza ayna tutulmus. Bağnaz, önyargılı ve eleştiriye kapalı biriyseniz çok da size gore değil. Başlarda karakterlerin çokluğu ve hikayenin karmaşıklığı nedeniyle biraz zorluyor bizi. Ancak bir noktadan sonra yuzunuzde bir gulumsemeyle son derece keyif alabileceğiniz içi dopdolu anlayana inceden dokundurmalar yapan bir kitap. Ayrica bu iki yazarla henuz tanismamis olanlar icin harika bir başlangıç. Onlerinde saygiyla egilmemek mumkun degil.
416 syf.
·33 günde·Beğendi·7/10
Kıyamet Gösterisi'ni okumaya yaklaşık bir yıl önce niyetlendim, kitabı şubat ayında aldım, kitabı nisan ayında okuyacağım dedim, mayıs ayında başladım ve bugün bitirdim. Bütün bu süreç boyunca da yaptığım tek şey kitaba karşı olan beklentimi arttırmak oldu ki bu durumdan pek de iyi bir sonuç almadım.

Kitap, Crowley adındaki bir iblisin ve Aziraphale adındaki bir meleğin, Agnes Çatlak'ın da belirtmiş olduğu üzere, cumartesi günü gerçekleşecek olan kıyameti durdurmaya çalışmalarını anlatıyor.

İki kitaptır Neil Gaiman cephesinde fena hayal kırıklığına uğruyorum ve bu yüzden de moralim bozuk. Biraz benim fazla beklentiye girmemden biraz dizinin harika olmasından -ama ne harika - biraz da kitabın anlatımından kitabı çok fazla sevemedim. Daha önce bir Terry Pratchett kitabı okumadım. Bu yüzden de kendisinden ne beklemem gerektiğinden pek emin değildim ama yazar hakkında duyduklarımdan yola çıkarak Neil Gaiman ve Terry Pratchett harika bir kombo olur diye düşünmüştüm. Bana pek de öyle gelmediler.
Kıyamet Gösterisi bir Neil Gaiman kitabından çok bir Terry Pratchett kitabı. Benim kitabı Gaiman için okuduğumu da göz önünde bulundurursak yaşadığım hayal kırıklığı gayet makul diye düşünüyorum. Kitap, Gaiman'ın ilk roman çalışması olduğundan Terry Pratchett kendisini hem sindirmiş hem de gölgelemiş. Bunu bilseydim kitaba başlamadan hemen önce bir Terry Pratchett kitabı okur ve kendimi hazırlardım.

Kitabın anlatımı beni hem yordu hem de gafil avladı. Her şey çok karışıktı ve olay örgüsünü pek beğenmedim. Kitabı okurken bazı sayfalar eksikmiş gibi hissettim. Kitapta yazmayan fakat karakterlerin hikaye içinde yaşadığı birçok olay varmış gibiydi. Bildiğiniz üzere hem diziyi izleyip hem kitabı okudum ve kitapta bahsedilmeyen bu olayların dizide anlatılması kitaptan daha çok uzaklaşmama sebep oldu. Ayrıca bu anlatım beni kitabın içine de çekemedi. Olayları karakterlerle birlikte yaşamak yerine yukarıdan onları izlemek ile yetindim ki bu da kitapta yaşanan bazı olaylara anlam veremememe sebep oldu.

Crowley ve Aziraphale'i cidden çok sevdim. Kitabın anlatımı bu kadar "yüzeysel" ve karışık olmasaydı favori kitap karakterimden bile olabilirlerdi. Kitabın başında karakter listesi var ve orada Crowley için "Düşmekten çok gezine gezine aşağı inmiş bir Melek." yazıyor. Sizi bilmem ama bu cümle bile karakteri bana sevdirmeye yetti.
Gaiman ve Pratchett kitabın ön sözünde "Bu hikayeye asla devam etmeyeceğiz." gibi bir şeyler söylemiş ama Neil Gaiman'ın bu iki karaktere yönelik bir yan kitap çıkarmasını çok isterim. Dizide bu ikilinin kitapta olmayan çeşitli maceralarının anlatıldığı bir bölüm var fakat benim aç ruhum tabii ki de o bölümle yetinemedi. Her ne kadar böyle bir kitap yazması küçük bir ihtimal olsa da bu konuda umut etmeyi bırakacağımı sanmıyorum.
Kitabımız bu iki karaktere olduğu kadar kıyameti getirecek olan Şeytan'ın oğlu Deccal'a da odaklanıyor fakat ben kendisinin olduğu kısımların gereksiz uzatıldığını düşünüyorum. Şimdi yine dizi karşılaştırması yapacağım kusura bakmayın lütfen ama dizinin bir bölümünde en fazla beş dakika süren bu sahneler, kitapta sayfalarca sürüyor ve bence bir yerden sonra muhabbet gayet de boş. Belki karakterle empati yapabilseydim bu kadar sıkılmazdım diyeceğim ama bunu asla bilemeyeceğiz.
Bunun dışında Kıyamet Gösterisi gayet eğlenceli ve eğlenceli olduğu kadar da düşündürücü bir kitap. Sizi; Tanrı, melekler, iblisler, Şeytan, iyilik ve kötülük gibi kavramları tekrar ve tekrar düşünmeye itiyor. Kitabın yazılış amacında böyle bir düşünce olduğundan değil de işte Crowley'nin halt yemelerinden hep. Sıkıldığım, kafamın karıştığı ve anlayamadığım bölümleri kenara koyarsak kitabı okurken eğlendim diyebilirim sanırım.

Kitapla ilgili düşüncelerim hikayenin sonuna gelene kadar baya bir karışıktı ama kitabı bitirdiğimde hikayeyi ve karakterleri sevdiğimi fark ettim. Crowley ve Aziraphale'in ilişkisini gibi ilişkiyi bir daha ne zaman görürüz bilmiyorum ve bu durum bende kocaman bir kalp kırıklığı yaratıyor. Ayrıca yazarların kitabın sonunu ikinci bir kitap daha yazmaya müsait hale getirip sonra da hikayede açık açık "İkinci kitap yazmayacağız haha" demeleri çok sinirimi bozdu. Kitabı bitirdiğimde neyseki dizi var düşüncesi içerisindeydim fakat Neil beyefendi diziyi de tek sezonda bitirmeye karar vermiş. Anlayacağınız büyük bir keder içerisindeyim.
Son olarak da "Önce diziyi mi izleyeyim yoksa kitabı mı okuyayım?" sorusunu yanıtlayayım. Ben dizi-kitap-dizi-kitap-dizi şeklinde gittim. İkisini aynı anda sürdürmenin hem avantajları hem de dezavantajları var. Mesela dizi sayesinde kitaptaki çoğu olayı daha iyi anladım ama aynı zamanda diziyi daha çok sevdiğim için kitaba karşı yaşadığım hayal kırıklığı da daha çok arttı. Kitabı diziyi izlemeden okusaydım daha çok sıkılırdım gibime de geliyor ama açıkçası gerçekten bilmiyorum. Sanırım bu sizin deneyip öğrenmeniz gereken olaylardan biri. İki türlü de diziye bayılacağınıza garanti veriyorum.
Aziraphale ve Tennyson’ın bildiği gibi..
" Yukarı derinliklerin gürlemelerinin altında
Derin denizin çok altında..
.... Kraken uyur. "
Ve şimdi uyanıyordu.
Tüm hayatını okula gidip bi şeyler öğrenerek geçiriyorsun, ama ne Bermuda Şeytanı Üçgeni, ne UFO’lar, ne de Dünya’nın içinde dolaşan kadim Üstatlar hakkında bi şey anlatıyorlar.
Öğrenecek bunca harika şey varken neden hep sıkıcı şeyler öğreniyoruz, ben onu merak ediyorum.
Neil Gaiman
Sayfa 172 - İthaki Yayınları. 2.Baskı. çeviri: Niran Elçi
Denizleri oldukları haliyle seviyorum ben.
Bunun olması gerekmiyor.
Sırf doğru işleyip işlemediklerini görmek için her şeyi yok ederek sınaman gerekmiyor.
Neil Gaiman
Sayfa 47 - İthaki Yayınları. 2.Baskı. çeviri: Niran Elçi
"Annem onların erkek egemen sosyal hiyerarşinin ezici adaletsizliklerine karşı mümkün olan tek yolla isyan eden zeki kadınlar olduklarını söyledi,”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Good Omens
Baskı tarihi:
2 Mayıs 2019
Sayfa sayısı:
415
Format:
Karton kapak
ISBN:
9780552176453
Kitabın türü:
Dil:
English
Ülke:
United Kingdom of Great Britain and Northern Ireland
Yayınevi:
Corgi Publishing
Baskılar:
Kıyamet Gösterisi
Good Omens
'Ridiculously inventive and gloriously funny' Guardian

What if, for once, the predictions are right, and the Apocalypse really is due to arrive next Saturday, just after tea?

It's a predicament that Aziraphale, a somewhat fussy angel, and Crowley, a fast-living demon, now find themselves in. They've been living amongst Earth's mortals since The Beginning and, truth be told, have grown rather fond of the lifestyle and, in all honesty, are not actually looking forward to the coming Apocalypse.

Now people have been predicting the end of the world almost from its very beginning, so it's only natural to be sceptical when a new date is set for Judgement Day.

You could spend the time left drowning your sorrows, giving away all your possessions in preparation for the rapture, or laughing it off as (hopefully) just another hoax. Or you could just try to do something about it.

And then there's the small matter that someone appears to have misplaced the Antichrist . . .

Kitabı okuyanlar 138 okur

  • Orkun
  • ismail biçer
  • A.S.S.

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%4.5 (3)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0