Halide Edib - Biyografisine Sığmayan Kadın

9,0/10  (11 Oy) · 
51 okunma  · 
16 beğeni  · 
1.535 gösterim
"Latife Hanım" kitabıyla yakın tarihimize farklı bir gözle bakmamızı sağlayan İpek Çalışlar'dan çarpıcı bir Halide Edip gerçeği!..

İşgale karşı isyanın hatibi...
1915 Ermeni tehcirinde sesini yükseltmiş; idam cezasına yüz yıl önce karşı durmuş birkaç aykırı isimden biri... Mahatma Gandhi'nin, Bertrand Russell'ın ve Yahya Kemal'in yakın dostu...

Ali Ayet ile Hasan Zeki'nin annesi... Yüzlerce makalenin, onlarca kitabın yazarı... Aşkın ve hürriyetin her gün yeniden kazanılması gerektiğine inanan, dünya çapında entelektüel bir kadın, Halide Edib...

"Onunla Bayan Isabel Fry'ın evinde tanıştım ve anlattıklarını saatlerce tek başıma dinledim. 'Haremin Işığı' ile birlikte bir odaya kapatılmış Byron gibi hissetmeme neden olan o büyüleyici güzelliği olmasaydı, belki de siyasi fikirleri daha çok aklımda kalırdı. Hatıra defterime, 'Bir ceylanı andıran yumuşacık süzgün bakışları, hafifçe yukarıya kıvrılmış minik üst dudağı, ince uzun burnu ve dalga dalga bakıra çalan esmer saç örgüleri, incecik ve alabildiğine zarif endamıyla, görüp görebileceğim en enfes yaratık' diye not düşmüşüm. İnsanı altüst eden bir kadındı; bizi baş başa bıraktıklarında hafif yüzüm kızarmıştı, belki her ikimiz de biraz utanmıştık. Ancak, hemen ciddi bir sohbete girişti ve ateşli ateşli bana Jön Türkleri anlatmaya koyuldu..."
Henry W. Nevinson

İpek Çalışlar'ın, roman akıcılığında kaleme aldığı bu kitap; sabırlı, ayrıntılı bir araştırmaya, tanıklıklara, bugüne kadar gün ışığına çıkmamış mektuplara, arşiv belgelerine dayanıyor. Çalışlar, edebiyat ve siyasetle geçmiş bir ömrün karanlıkta kalmış yanlarını da içeren çalışmasıyla, "Halide Edib gerçeği"ni anlatıyor.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Mart 2010
  • Sayfa Sayısı:
    544
  • ISBN:
    9789752897250
  • Yayınevi:
    Everest Yayınları
  • Kitabın Türü:
Başucumda Kitap 
04 Kas 2015 · Kitabı okudu · 17 günde · Beğendi · 9/10 puan

Öncelikle sözlerime, değinmeye gerek görmediğim ama gene de söyleme isteğini içimden atamadığım o bilindik bilgiden bahsetmeden geçmeyeceğim. Halide Edib tanımamız gereken insanlardan. Kitabın Halide Edib Adıvar'ın hayatını konu aldığını söylemeye lüzum olmadığını varsayıyorum. Derin, köklü bir araştırma, yaşama ve birikintiyle kaleme alınan bu şaheser Halide Edib'in çocukluğundan başlayarak ölümüne kadar olan değerli kısmını çok hayran bıraktırıcı şekilde anlatıyor. Bahsettiğimiz çocukluk çağıdan ölümüne kadar yaşanan zorluklar, ileri sürülen düşünceler, gerçekleştirilen eylemler roman şeklinde anlatılmış fakat kurgulaştırıldığına hiçbir şekilde inanmıyorum. Yazar, öylesine ulaşılması gayretli kaynaklardan yararlanmış ki ona inanmaktan başka bir çare göremiyorsunuz. Fakat maamafih, aklımda kalan, belki kitapta işlenilen ama benim cımbızlayamadığım bir çok olay, soru, konu da var. Tarih bilgimin, eski kelimelere olan hakimsizliğimin bana kaybettirdiği birkaç cümle de var elbet. Fakat tarih sevmek isteyen okurların da tercih edebileceği bir eser. İsterdim hep, tarih okumayı fakat ağırlardı. Tarihe adını önemli kişilik, siyasetçi, edebiyatçı, düşünür, cesur, akıllı olarak yazdıran ve yapılmak durumunda kalınan savaşlarda Mustafa Kemal Paşa ile birlikte savaşan bir kadının hayatıyla başlayabilirsiniz. Halide Edib ki benim kitaplarını okurken satırlarını sevdiğim bir değerdir. Onun savunduğu düşünceleri öğrenmek ona daha fazla hayran kalmama sebebiyet verdi. Ayrıca okuduğum kitapları hakkında yorumlarımlarım da bütünüyle değişmiş oldu. Her zaman söylediğim şu söz gene gelip anlamını bana hatırlattı: Bir yazarın hayatını ve o kitabı neden yazdığını bilmek o kitap hakkında edinilen izlenimlerin ve yorumların değişmesi mânâsına gelir. Resmen İpek Çalışlar bana bunu tekrar tekrar yaşattı. Halide Edib'in kitapları hakkında aklımda kalan birçok sorunun cevabını da çıkarabildim. Ortak savunduğumuz, ama onun 80 yıllık hayatı boyunca gerçekleştirdiği, benim daha buna muvaffak olamadığım bir husus daha var: Liberalizm. Kelimeyi de kitaptan öğrendim açıkcası. Düşünmeyi sanatlaştıran ve düşüncelerinle hakim olabilen, millet ve toprak hissinle dolu olan, aidiyet duygusunu doruklarda taşıyabilen bu yazarın hayatı kitapları okunmadan okunmalı, kitapları bittikten sonra tekrar okunmalı. Her ne kadar 17 gün gibi uzun bir sürede de okumuş olsam, her ne kadar 5 günden fazla süresini uzattığım kitapları sevmesem de elime her alışımda, her satırda, kendimden geçmeden edemedim. Üzüldüm, gurur duydum, şaşırdım, eğitildim, öğrendim... Biyografi okumayı seven insanlara okuması için şiddetle önerebileceğim, sevmeyenler için daha da şiddetli önerebileceğim, okumaz isek ileriki hayatımızda biraz eksik kalacağımız kitapladan biri. Kişisel gelişim seven okurlar da kişilik gelişimi için bu kitabı başucu olarak vasıflayabilirler. Kitabı elime almadan kalemi elime aldığım nadir eserlerden. Daha farklı nasıl övebilirim..

İpek Çalışlar'a buradan bol minnettarlı teşekürlerle... Beni en sevdiğim ve değer açısından zirvelerde mesken edindirdiğim bir yazarın hayatıyla buluşturan, düşünceleri ve savunduklarıyla münakaşa ettiren, tarih'e biraz olsun ilgili olmamı sağlayan o insana nasıl teşekür etsem azdır.

Ayrıca okurken beyninizde oluşan tasavvurları biraz daha kolaylaştırmak ve dönemine ait hissettirmek için şu videolara başvurmalıyım. Kitabı okurken mektuplaşmadan bahsediliyordu ama ben haberleşmek için hatırı sayılır derecedeki dokunmatik telefonumdan Chopin dinliyordum. Altımda gelişmiş bir yatak, üzerimde şuursuzca aldığım Los Angeles yazılı tişörtüm vardı. Hayal etmek böyle zamanlarda oldukça zorlaşıyor. O dönemin yapısını ve şartlarını anlamak biraz da görüntüyle alakalı galiba.

https://m.youtube.com/watch?v=6CrdIkFtH9A
https://m.youtube.com/watch?v=ja4ggJOqvqM