·
Okunma
·
Beğeni
·
17.401
Gösterim
Adı:
Hobbit
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
304
Format:
Karton kapak
ISBN:
9780007440849
Kitabın türü:
Dil:
English
Ülke:
United Kingdom of Great Britain and Northern Ireland
Yayınevi:
Harper Collins Publishers
To celebrate The Hobbit's 75th anniversary of publication, a pocket-sized hardback of J.R.R. Tolkien's timeless classic, perfect for little Hobbits everywhere. Bilbo Baggins enjoys a quiet and contented life, with no desire to travel far from the comforts of home; then one day the wizard Gandalf and a band of dwarves arrive unexpectedly and enlist his services -- as a burglar -- on a dangerous expedition to raid the treasure-hoard of Smaug the dragon. Bilbo's life is never to be the same again. The Hobbit became an instant success when it was first published in 1937, and 75 years later Tolkien's epic tale of elves, dwarves, trolls, goblins, myth, magic and adventure, with its reluctant hero Bilbo Baggins, has lost none of its appeal. Now, for the first time, the classic hardback edition is available in a one-off special pocket-sized edition. Featuring the distinctive cover illustration painted by Tolkien himself, plus his own drawings in the book, this edition will be the perfect gift for little Hobbits everywhere!
366 syf.
·Beğendi·9/10
İNSANl ALlR, KENDİ DÜNYASlNA ÖYLE ÇEKER Kİ, GERİ DÖNMEK İSTEMEZSİNİZ.
Anlatım dili, kurgu mükemmeliği ve içerik zenginliği ile en üst düzey kitaplardan biri daha. Kitapdaki zorluklar ve onların aşılması öyle canlı şekilde ve aşama-aşama verilmiş ki, kendinzi bir anda ya kahramanımızın yanında, ya da daha da ileri gidip kahramanın kendisi olursunuz. Ve sözünü etdiğim zorluklar, aşamalar bir-birile çok sıkı ve etkili şekilde bağlanmıştır.
Kitabın ilk 20-25 sayfası biraz karışık gelebilir (özellikle, filmini izlemediyseniz. Ben de bu kitabı daha filmini izlemeden okuduğum için biraz karışık gelmişti). Ama biraz sıkın dişinizi, emin olun sonraki okuyacağınız kısım buna fazlasıyla değecektir. Zaman-zaman komik, zaman-zaman da heyecanlı yerlerin olması size de o duyguyu fazlasıyla yaşatacaktır. Bu kitapda zeka, güç ve şans üçlüsünün bir kombinesini göreceksizin (ki bence başarının %90-dan fazlası bu 3 etkene bağlı).
Hikayeye gelicek olursan, fazla spoiler vermeden kısaca anlatmaya çalışayım. Bizim kahraman-Hobbit sakin ve monoton hayatını sürdürürken meşhur büyücümüz Handalf'la karşılaşır (daha doğrusu evinin bahçesinde otururken handalf onu bulur). Ve ona büyük bir görev için ihtiyacı olduğunu anlatır-üstü kapalı şekilde ve tabii ki, Hobbit'imiz bundan pek bir şey anlamıyor ta ki akşam 12 cüce sırayla evine gelene kadar. Bu arada bu kısım bence en komik yerlerden biri. Evet, akşam yemeğinden sonraki konuşmalarda her şey anlaşılır. Bizim 12 cüce ve tayfaları Smoug adlı bir ejder tarafından topraklarından kovulmuş ve hazineleri çalınmış (bu kısmı biras unuttum, hazinenin onların mı, yoksa ejderin mi olması). Ve onlar Handalfın yardımıyla kaybettiklerini geri almaya çalışırlar. Bu yolculukta onlara bir de hırsız lazım (hazine için). Evet, tahmin edebileceğiniz üzere bu hırsız bizim Hobbit. Çünki, Handalfa göre onun fiziği de bu iş için ideal. Hobbit il başta onaylamasa da, sonunda bir şekilde bu yolculuğa katılmaya ikna oluyor ve macera başlıyor...
Bu arada bu yolculukta, yanlız düşmanların olduğunu düşünmeyin, onların müttefikleri de, arkadaşları da, onlara kendi çıkarları için yardım edecekler de olucak.
Bundan fazlası spoilere girecek, bu yüzden bence artık kitabı kendiniz okumaya başlamalısınız. Yazdıklarımla ilk 20-25 sayfadakı karmaşıklığı aradan kaldırmaya çalıştım.
Bu zorlu ve heyecanlı yolculuğa çıkacak olan her kese BOL ŞANS
(P.S. Filmini yeni izledim, BENCE kitapdaki heyecenı ve akıcılığı yakalayamamış)
336 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10
"Topraktaki bir oyukta bir hobbit yaşardı." diye başlıyor yazarımız J. R. R. Tolkien ve böylece Shire'dan Yalnız Dağ'a uzanan macera başlıyor. Yüzüklerin Efendisi serisinde yüzük taşıyıcısı olarak tanıştığımız Frodo Baggins yerine bu kitapta onunla aynı hobbit kovuğunu paylaşan, akrabası Bilbo Baggins ana karakterlerimizden. Ve kitabımız Bilbo'nun o sıcacık, şirin mi şirin oyuğunda on üç cüce ve büyücü Gandalf'ın bir araya gelmesiyle başlıyor. Thorin Meşekalkan önderliğindeki bu cüce grubunun tek bir amacı var o da, Erebor'a yani atalarının krallığına ulaşarak yurtlarını ve zenginliklerini ele geçirmek ancak tabii bu öyle kolayca olacak bir şey değil, neden mi? Çünkü bunun için Yalnız Dağ'da yıllardır ikamet eden ve ağzı hala cüce kanı kokan bir düşmanı alt etmeleri gerekiyor, Ejderha Smaug'u.

Hobbit'in birkaç yıl önce resimli baskısını satın almış ve okuyup bitirmiştim, yani bu kitabı ikinci okuyuşum oldu. Serinin filmlerini birkaç hafta önce yeniden izlemişken kitabını da bir kez daha ve bu sefer daha özverili okumak istedim. Öncelikle şundan bahsetmek isterim, bence Hobbit'İ okumayı düşünüyorsanız kesinlikle İthaki'nin resimli baskısından okuyun çünkü bu kitabı daha dikkat çekici bir hale getiriyor, açıkçası Alan Lee elinden çıkan bu çizimleri çok beğendim. Genelde kitaplar sinemaya uyarlandığında herkes kitapların filmlerden çok daha iyi olduğu konusunu açar ve farkları, kesilen veya eklenen bölümleri tartışır. Tabii herkesin fikri kendine ancak benim şunu söylemem gerekir, tüm eleştirilere, yönetmen Peter Jackson'un bu kitabı iyi bir şekilde sinemaya aktaramadığı yönündeki tüm düşüncelere rağmen ben Hobbit filmlerini kitabından daha çok seviyorum. Neden mi? Yüzüklerin Efendisi serisindeki o yoğunluk, olağanüstü betimlemeler ve karmaşık olay kurgusu Hobbit'te yok, ki zaten çocuk kitabı da deniliyor Hobbit için. (Ben öyle olduğunu düşünmüyorum, dili basit olan, masalsı öğelere sahip her kitaba çocuk kitabı diyemeyiz) Kitaplarda yazarın kitabın herhangi bir bölümünde kendi düşüncesini araya katmasını sevmiyorum, bu bana okurla sohbet etmekmiş gibi geliyor ve romanlarda özellikle bu türdeki romanlarda bu durum gözüme, kulağıma hoş gelmiyor. Örnek verecek olursam, bir olay yaşanırken yazarın "Yine de Bay Baggins'in yerinde olmayı hiç istemezdim." veya kitabın sonunda olacak bir şey için kitabın ortasında "Ama buna öykünün sonunda sıra gelecek ve bu konuda henüz bir şey söylemeyeceğiz."demesi gibi.

Kitaplar sinemaya uyarlandığında kitap-film tartışmaları kaçınılmaz oluyor açıkçası ben bazı yerlerde keşke Thorin'in sonu filmdeki gibi olsaydı, keşke Legolas gerçekten de kitapta olsaydı diye düşünüp durdum. Yukarda da belirttiğim gibi birçok Tolkien severin aksine ben bu serinin filmlerini kitabından daha çok seviyorum, filmler daha fazla keyif veriyor bana. Filmleri bir kenara bırakacak olursam Hobbit kitabını genel itibariyle seviyorum, hikayesini ve karakterlerini gerçekten çok seviyorum ancak Yüzüklerin Efendisi'ni ortaya koymuş bir yazarın kitabı gözüyle bakıldığında bazı yerler gerçekten yavan gelebiliyor okura, en azından bana öyle geldi, bazı kısımlarda sıkıldım tabii bu genel olarak alınan hazzın ötesine geçmese de olumsuz bir düşünce oluşturabiliyor kitapla ilgili. Yüzüklerin Efendisi'nde tüm yüzüklere hükmedecek Tek Yüzük'ün Bilbo Baggins'in eline nasıl geçtiğini de Hobbit ile öğrenmiş oluyoruz.

Hobbit mükemmel miydi, hayır bana göre mükemmel değildi; güzel miydi, evet güzeldi, sıkıldım mı, evet bazı kısımlarda sıkıldım; eğlendim mi genel itibariyle evet, tavsiye eder miyim, tabii ki ederim yahu neticede Tolkien! Okuyun, izleyin ve Orta Dünya ile mutlaka bir bağ kurun...
432 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
Tolkien evrenine Hobbit ile girmekten büyük keyif aldım. Tolkien ile tanışmam kitapları ile değil, Peter Jackson’ın Yüzüklerin Efendisi serisi ile olmuştu. Tüm seriyi sinemada izlemenin keyfi ise apayrı bir şölendi. Tabi ki filmi izlerken kitapta olup da filmde neler olmadığını ya da fazladan eklendiğini bilmiyordum. Sonraki yıllarda bu konuda fazlasıyla bilgilenmek bir kenara dursun, defalarca izlediğim için filmi ezbere biliyorum diyebilirim…

Yüzüklerin Efendisi öyle büyük bir patlama yaptı ki, yıllar geçtikte artan baskılar ile Peter Jackson Orta Dünyaya geri döndü. Kitap severler ve sinema severler öyle büyük bir beklenti içine girdiler ki, Hobbit kitabın dışına çıkmış halde, zorlama olarak üç bölümle karşımıza çıktı. Yüzüklerin Efendisini defalarca izlememe karşın, Hobbit ben de bu etkiyi yaratamamıştı.

Bu bölümden sonra fazlasıyla SPOILER vardır. Hem kitap hem de film karşılaştırması yapıp, Hobbit hakkında genel görüşlerimi sizlere aktaracağım.

Tolkien’in hayal dünyası o kadar geniş ki, her satırda bunu hissediyorsunuz. Tolkien’in geçmişine baktığımızda çocuk edebiyatı konusunda etkili bir isim olduğunu görüyoruz. Yaratmış olduğu bu evrenin asıl kaynağı da buradan geliyor. Oğlu için yazdığı masallar, büyük bir edebiyat şölenine dönüşüyor. Unutmamakta fayda var ki, Tolkien eserleri yıllarca edebiyat dışı olarak görülmüş, daha sonralarda ise fantastik edebiyat olarak kabul görmüştür. Keza çizgiromanlarda bu konulardan fazlasıyla muzdarip bir alan olmasına karşın günümüzde ki yeri başlı başına milyarlarca dolarlık bir sektördür. Sinema evreni ise yıllardır ekmeğini yemekte ve yemeye de devam edecektir. Bu vesile ile Stan Lee’yi de anıyorum.

Kitabın incelemesini film ile yapmak istedim. Film ile kitap arasında ne gibi farklar var, Jackson Tolkien’e ne kadar bağlı kalmış, ticari beklentiler yüzünden fazla kalın olamayan bir kitaptan nasıl 9 saatlik film çıktı, bu film talepleri karşıladı mı, kitaba ne kadar sadık kalındı.

Öncelikle filmde olup, kitapta hiç olmayan ve sırf filmi uzatmak, ilginçleştirmek için neler eklenmiş buna bir bakalım. Tekrar edeyim bu bir incelemedir. =)

İlk bilinmesi gereken konulardan biri Hobbit bir masaldır. Kitap ne kadar naif bir anlatım ve hafiflikle serüvenine devam ediyorsa, film de tersi olarak karamsar ve sert bir havada geçiyor. Filmde olan çarpışmalarında çoğunluğu kitapta yok, kitapta olanlarda filmde ki gibi değil. Bunun nedeni tamamen Jackson ve yapımcıların Yüzüklerin Efendisi filminin kaymağını yemek istemesidir. Ekrana çocuk filmi gibi bir Hobbit koyma şansları elbette yoktu.


Öncelikle kitapta hiç kadın karakter yokken, filmde ise cücelerin gönlünü fetheden bir karakter çıkıyor karşımıza. Legolas’la birlikte, cücelerin kitapta öldürdüğünden daha fazla ölüm saçıyorlar.

Galadriel kitapta yokken filmde var, tabi ki Yüzüklerin Efendisi seven bizler, bu sürprizi de sevmiştik.

Yüzüklerin Efendisin de gönlümüzde taht kuran Legolas, ben Hobbit’te de oynarım, alın beni de kadroya demiş olmalı ki, Legolas Hobbit kitabında hiç yokken, filmde yine karşımıza çıkıyor. Tabi ki seviyoruz sevgili Legolas’ı… Elf gözleri çok iyi görmesine karşın, kitapta ise Bilbo’nun yani Hobbitimizin gözleri çok çok iyi görüyor. Kitapla film arasında ki farklardan biri.

Kitapta yolculuk esnasında Orglarla bir çatışma, kapışma, dalaşma yokken, filmde fazlasıyla var. Dediğim gibi, kitap bir masalken, film karanlığın dağlarında geziyor…

Filmde Azog üzerinden bir bolca org’lu savaş var. Halbu ki Azog yıllar yıllar önce kellesi uçmuş bir karakter ama filmde ise azılı düşman karakterimiz oluyor. Tamamen duygusal açıdan, senaristler tarafından filme entegre ediliyor.

Bilbo Baggins’in taşıdığı güç yüzüğü filmde fazlasıyla giz içinceyken, kitapta ise ana karakterler tarafından bilinen bir obje.

Bilbo, Cüceleri Orman Elflerinin elinden kaçırırken, cüceleri koyduğu fıçılar var. Bu fıçıların içinde ki cüceler, varacakları yere kitapta sessiz sedasız giderken, filmde ise keyifle izlenecek bir şölen ve karmaşa ile yolculuklarına devam ediyorlar.

Bunun gibi birçok konu kitapla film arasında değişkenlik gösteriyor. BBir kitabın aslına sadık kalınması gerekir mi sorusuna net bir cevap vermek zor iştir. Özellikle Tolkien’in yazdığı bir kitabı, olduğu gibi beyazperdeye aktarmak kolay iş değildir. Keza Yüzüklerin Efendisi filminde, kitaba göre çok eksik sahne vardır ve bunların çekilmesi zaten kolay iş değildir. O yüzden de filme eklenmemiştir.

Kitabın masalsı havası, film ile birlikte yok oluyor. Daha ciddi ve savaşın kol gezdiği bir hikayeye dönüşüyor. Kin ve nefret filmde haliyle daha fazla iken, kitapta bu durum çokça az. Kitapta fazlasıyla bahsedilen karakterlerin bazıları yokken, hiç olmayan karakterler filmde var.

Bu ayrımı bir kenera bırakıp, kitap hakkında konuşacak olursam;

Kitabın okuru sıkmadan, masal havasında ilerlediğini ve her bir karakteri kafanızda canlandırabilecek bir anlatıma sahip olduğunu belirtmek isterim. Zora kaçmayan, çokta kolaycı olmayan bir anlatıma sahip. Okurken kesinlikle sıkılmıyorsunuz ve merak ederek bir sonraki sayfaya geçiyorsunuz. Filmi izleyenler kitabı okuduğunda hem farkları görüyor hem de daha iyi bir analiz etme şansını yakalıyor. Bir kitabın önce filmini izlemek çoğu zaman kitabın okunmamasına vesile olsa da, kitaplara şans verilmesi taraftarıyım. Çünkü ekrana yansıyan kısım sınırlı olurken, kitapta ki kısım okuru hayal gücünün sınırlarını zorlayacak şekilde yolculuğa çıkarmaktadır.

Game Of Thrones’u izledim, finalini de hiç yeterli bulmamama rağmen, yeni çıkmış olan kitabın ciltli resimli baskısını aldım. Her bir kitap 800 küsür sayfadan oluşmasına karşın, 30 sayfa okuduğumda anladım ki, okumam dediğim kitap, okumadığım için pişmanlık yaratacakmış ben de. Kesinlikle okunmalı ve o dünyaya okuyarak tekrar gidilmeli.

İncelemeyi toplayacak olursam; Hobbit benim okuduğum ilk Tolkien eseri. Tolkien’in hayal gücü beni mest etti diyebilirim. Daha sonra yolculuğuma Yüzüklerin Efendisi serisi kitapları ile devam edeceğim için, Orta Dünya’yı filmlerle değil de kitaplarla daha fazla keşfedeceğimi, hissedeceğimi ve hayal gücümde yaşayacağımı düşünüyorum.

Çoğu edebiyat okurunun fantezi edebiyattan kaçtığını söylemek abartı olmaz sanırım. Herkesin sevdiği bir tür vardır, buna diyecek lafım elbet yok ama kitap dediğimiz şey, sadece klasik veyahut modern edebiyattan ibaret değildir, hem de hiç değildir. Türü edebiyat olan veya olmayan her türle kitap okuyucusunun tanışması gerekmektedir diye düşünüyorum.

Son olarak;

Hobbit filmi kesip biçilerek, MAPLE FILMS tarafından 4 saatlik özel bir edisyona kavuşturuldu. Filmin uzaması için kullanılan sahnelerin kesildiği ve kitaba daha uygun hale getirildiği için, bu versiyonunu kesinlikle izleyiniz. Buraya bilerek link koymuyorum, sizler Google üzerinden söylediğim içeriğe rahatlıkla ulaşabilirsiniz.

Tolkien okumadan bu dünyadan göçüp gitmeyin, benim Tolkien serüvenim yeni başlıyor. Film ve kitap karşılaştırmalı bu incelemeyi elimden geldiğinde sizlere ulaştırdım.

*

İncelemenin başlığı sizler için bir soruydu aslında. Kitap uyarlaması fazlasıyla film var. Bazı filmler kitapların üzerine çıkarken, bazı filmler ise kitapların altında eziliyor. Özellikle Fantastik veya Bilimkurgu filmleri yazarın hayal gücünün çok altında kalabiliyorken, bazen de gelişmiş CGI Teknolojisi sayesinde senaryolar kötü de olsa görsel efekt olarak çok iyi olabiliyor. Fahrenheit 451 kitabına yapılan uyarlamalar hiçbir zaman iyi olmadı mesela. Kitabın altında ezilen filmler oldular.

Sizce kitap okuyanlar mı, yoksa film izleyenler mi daha keyif alırlar bu işten.

İkinci sorum ise, kitaplardan uyarlanan filmleri izleyip aynı zamanda uyarlandığı kitapları da okuma isteğiniz oluyor mu? Yoksa ikisinden biri yeterli mi diyorsunuz?

Yorumlarınızı bekliyor olacağım...

Minik Hobbitimiz ile birlikte Orta Dünyada sizlere Keyifli Yolculuklar, keyifli okumalar!
336 syf.
·Beğendi·10/10
Oradaydık ve şimdi buradayız. Kim bilebilirdi ki halıda gördüğü ufak bir sökük görülünce ya da tembel bir öğrencinin boş bir sınav kağıdının köşesine "Topraktaki bir kovukta Hobbit yaşardı," diye yazıp ve fantastik edebiyatın babası tarafından bu cümle geliştirilip, büyütülüp çocuklarına masal niteliğinde yazılıp bu romanın buralara geleceğini, bir çocuk romanından çıkıp bir yetişkin romanına, epik bir fantastik serüvene dönüşeceğini? Bu kovuk ne çamurlu topraktan içinde solucan, börtü böceklerin yaşadığı kovuktur ne de kirli ve pis, ıslak bir kovuktur. İçinde obur, tüttürmeyi seven ve keyiflerine de son derece düşkün olan, görünüşte de çocuk gibi görülen birçok efsanelerde, masallarda ve türkülerde de “buçukluk” diye geçen sevimli Hobbit halkının kovuğuydu. Bu kovuğun lumboz gibi düzenli yuvarlak ve yeşile boyanmış kapısından içeri girince artık yaşadığımız dünya maalesef birçok konuda Orta Dünya kadar zevk vermez oluyor.

Yazıldığı yıla ve döneme bakar isek, yazarın da mesleğine, mesleğine yaptığı birçok katkıya bakar isek, o zamanlardaki doğaüstü hikâyelere de bakış açısını düşünür isek Tolkien şüphesiz büyük bir cesaret göstermiştir. Hobbit çocuk kitabı olarak yazılmıştır, ama içindeki birçok unsur sayesinde kitap çocuklardan ziyade büyüklerin de dikkatini çekmiştir ve devamındaki dünyaya damgasını vurmuş Yüzüklerin Efendisi gibi bir eserin gelmesini sağlamıştır. Birçok kişi Hobbit’i okuduktan sonra günümüzde başka fantastik eserleri okuduğu ve bildiği için maalesef Hobbit’i çocuk kitabı olarak eleştirmektedir, Hobbit çocuk kitabıdır evet buna kimsenin bir itirazı olmayabilir ama Hobbit’i çocuk kitabı olarak eleştirmek son derece yanlıştır. Şunu da bilmek lazım ki Tolkien bu kitabı basılsın, satsın yazar olayım diye değil kendi çocuklarına bir nevi hediye olarak yazmıştır.

Kitap kronolojik olarak Yüzüklerin Efendisi’nden önce geliyor hatta önceliğinden ziyade Tek Yüzük’ün Bilbo tarafından bulunuşunu belki de çalınışını anlatıyor, benim Hobbit’i okuyacak olanlara tavsiyem Yüzüklerin Efendisi’nden sonra okumalarıdır; çünkü önemli birçok bilgi zaten Yüzüklerin Efendisi içinde verilmektedir, verilmeyenler de Hobbit için ve kusursuz olan Orta Dünya için çok güzel soru işaretleri ve merak bırakmaktadır. Hem kitabın çocuksu olması bakımından hem de Yüzüklerin Efendisi gibi bir kitap bittikten sonra hemen Mithrandir’e, Bilbo’ya ve birçok cüceye kavuşmak daha güzel olacaktır.
432 syf.
·12 günde·Beğendi·10/10
“Tatilde sınav kağıdı okumak... Çok büyük, zahmetli ve sıkıcı bir işti... O zaman bir kağıdı elime aldığımda fazladan puan verdiğimi hatırlıyorum. Hem de beş puan. Kağıt bomboştu, okuyacak hiçbir şey yoktu ve ben de nedendir bilmem üzerini karaladım ve ‘Toprağın içindeki bir kovukta bir hobbit yaşardı.’ yazdım.”

— J. R. R. Tolkien



Yine Tolkien; yine ben ancak apayrı, bir kitap Hobbit. Hobbit nedir ve kimlere denir? Hobbit bir ırk ismi. Orta Dünya’nın bazı kesimlerinde ‘Buçukluk’ da denilebiliyor kendilerine. Buçukluktan anlayacağınız gibi boy olarak biraz buçuklar yani şöyle söyleyeyim cüceler bile yanlarında hallice kalıyor boy yönünden. Kısa boylu olmalarının yanında tüylü ayaklarıyla da ünlüler. Ben mesela ayakkabı giyen bir tane bile hobbit görmedim hep yalınayak dolaşırlar. Bir diğer nitelikleri ise hepsi kıvırcık saçlıdır, — benim gibi — çok neşelidirler. — tıpkı benim yanlarında yaşamak istediğim tipler gibi — Ve öyle güzel bir yerde, Hobbitköy’de , yaşarlar ki insan onların hayatlarına imrenmeden edemez. Bu kadar neşeli olmalarını borçlu oldukları hayatlarında sayılı şeyler onların keyiflerini bozar. Bunlardan ilki ise macera kelimesinin geçtiği herhangi bir olay, olgu, cümle, durum herhangi bir şey. Macerayı hiç sevmezler, konforlarına ve rahatlarına öylesine düşkünlerdir ki macera peşinde bir hobbit görüversinler sanki adabı muaşeret kurallarını çiğnemiş gibi ayıplarlar. İşte bu denli bireylerin içinden çıkan biri olan büyük büyük büyük Took, hobbitlere macera kavramını getiren ilk kişidir. Bu büyük büyük Took, bir gün Shire’ı istila altına alan goblin sürüsünün liderinin kafasını koparmış ve adı ünlenmiş. Bir keresinde de bir boğayı hiç kuşanmadan alt edince adı Boğakükreten’e çıkmış ki bu ismi çoğu sefer duymuşsunuzdur hepiniz. Sonuçta bu büyük büyük büyük Took’un soyundan gelen Güzeller güzeli Took’tan doğma, yine diğer macera antisi hobbitlerden pek farkı olmayan Bungo Baggins’ten olma Bilbo Baggins, bu rahat ve konfor sever yanının, macera ve aksiyon sever yanıyla sürekli çatışma içerisinde olduğu karakterimiz. Kendisi elf dostu, yüzük taşıyıcısının amcası yüzük koruyucusu, Gandalf’ın dostu, Hobbitköy’ün saygın kişiliği, sevecen, neşeli hobbit Bilbo Baggins.

Anlayacağız üzere Hobbit, oyukta yaşayan Bilbo Baggins’in gençliğini, yüzüğü buluş hikayesini, on üç cüce ile birlikte maceraya Çıkın Çıkmazından Yalnız Dağ - Erebor’a olan yolculuğunu, bu yolculukta yaşanan acı tatlı olayları anlatıyor. Thorin’in liderliğindeki kafilesiyle hayatındaki çoğu ilke adım atmasını anlatıyor. En önemlisi dünyayı tanıyor, bir ejderha görüyor, altınlarla dolu mahzenler, tabur tabur askerler ve feci bir savaş... Bazen insanı olgunlaştıran şeyler yaşadığı olaylardan geçiyor. İşte tüm olayların geçtiği Hobbit, Yüzüklerin Efendisi’nin başlangıcı. Orta Dünya denilen kıta ilk bu kitap ile ortaya çıktı, Tolkien ilk defa — belki ilk defa değildir ama — bu kitabın yazarı olduğundan deli varsayıldı, — özellikle rakipleri tarafından neden acaba? — zekiliğinin ve işinin ehli bir insan olmasının sonucunda, dil profesörlüğü ve muazzam hayal gücünün de işin içine girmesiyle başlayan Yüzüklerin Efendisi, Silmarillion, Hurin’in Çocukları vs. gibi kitapların ilk tohumu Hobbit ile atıldı. Bu yüzden çok değerli bir kitaptır kendisi her Orta Dünya aşığı için.
İncelememin başında yazdığım cümle aynı zamanda kitabımızında ilk cümlesi. Ve bu cümlenin de bir hikayesi var: “Tatilde sınav kağıdı okumak... Çok büyük, zahmetli ve sıkıcı bir işti... O zaman bir kağıdı elime aldığımda fazladan puan verdiğimi hatırlıyorum. Hem de beş puan. Kağıt bomboştu, okuyacak hiçbir şey yoktu ve ben de nedendir bilmem üzerini karaladım ve ‘Toprağın içindeki bir kovukta bir hobbit yaşardı.’ yazdım.” Gerçekten de çok etkileyici değil mi? Bizim Tolkien yazdı diye nefesimizi tutup okuduğumuz tüm bu satırları yazarın ciddi bir ciddiyetsizlikle, umarsızlıkla yazması... Bir röportajında her şeyi öylesine yazdığını belirtmek gibisinden bir şeyler söyler Tolkien. Bizim öylesine yaptığımız şeyler ile onun öylesine yaptığı şeyler kıyaslanınca saygınlığından şüphe duyulmuyor.

Şimdi kitabımız olan Hobbit’e gelelim. Konumuza. Hobbit... Masal denilebilir mi tartışılır ama herkesçe masal olarak bilinen 1937 yılında Tolkien’in çocuklar için yazdığı güzel kitap. Çocuklar için yazılmışsa masaldır diyecek olabilirsiniz ama ben Tolkien’in masal olarak adlandırabilecek başka kitaplarını sayabilirim. Mesela; Roverandom, Ham’li Çiftçi Giles, Büyük Wootton Demircisi ... Evet dili daha basit, Yüzüklerin Efendisi veya Silmarillion’daki gibi olay gidişatı pek tam değil, karakterlerden özlü sözler pek duyulmuyor, daha hafif doyumluk bir kitap ama kesinlikle masal değil.

Kitap ile film kıyaslamasına gelecek olursak filmlerin bu kadar yerilmesine kesinlikle katılmıyorum. Yüzüklerin Efendisi’ni her fırsatta izlerim ama Hobbit’i ilk vizyona girdiği zamanlarda izlemiştim bir daha da izlemedim ufak tefek video kesitleri dışında. Geçenlerde madem kitabını okuyorum filmini de izleyeyim dedim ve Beklenmeyen Yolculuk ile başladım, bir önyargı ile başladım zira yapılan yorumları biliyordum fakat bu film bende hiç denilebilecek kadar az etki bıraktı o yönde. Çok hoş bir Orta Dünya filmiydi, Yüzüklerin Efendisi serisine layık derecede güzeldi yani. Smaug’un Çorak Toprakları’nda ve Beş Ordunun Savaşı’nda uygulanan efektlerde tekniksel eksiklikler, gerçeklik payı düşük sahneler vardı evet, bazı çok elzem olmayan yönleri de vardı kabul ama kesinlikle çekilen bu seri için felaket, skandal gibi kelimeler yakışık kalmıyordu. Ki Peter Jackson ve ekibinin elinden nice büyük işler çıkabileceğini biz Yüzüklerin Efendisi ile görmüş, tanıklık etmiştik zira Tolkien’in de zamanında “Kitaplarımı filme uyarlamak mı? Odessa’yı uyarlamak bile daha kolay olur!” gibisinden sözüne rağmen. Büyük bir başarı ve emek var bu filmlerde. Ben kesinlikle başarılı buluyorum. Kitapta herhangi bir aşk, savaşa dair ayrıntılı betimlemeler — betimleme ustası Tolkien’den bekliyordum açıkçası daha yoğun anlatımlar — veya kral Thorin’in karakteristik özellikleri, kararları kendi iç çatışmaları vs. ile ilgili pek ayrıntı bulamıyorduk ama filmde Tauriel ve Kili aşkına şahit olduk, Legolas’ı bir daha gördük, Elf kralı diye tabir edilen Thranduil’i daha yakından tanıdık, Azog olmamasına rağmen Thorin ile aralarındaki o çetin savaşı gördük, Bolg’un kitaba göre daha fazla andık, Saruman, Galadriel, Elrond, Gandalf’ın divan toplantılarını gördük. Evet bunlar fazlaydı ama çoğu ayrıntı filmlerin izlenebilirliği açısından elzem şeylerdi.

Kesinlikle okuyun, izleyin. Orta Dünya’nın temelini hazırlayan bu kitabın sizde okuyucusu olun. Filmlerinin de izleyicisi.
Sağlıcakla.
426 syf.
·21 günde·Beğendi·10/10
İlk baskısı 1937 yılında çıkan Hobbit fantastik edebiyat türünde olduğu kadar sinema uyarlamasıyla film dünyasında da çığır açmıştır zira ilk defa orklardan, goblinlerden ve trollerden bahseden kitaptır. Hobbitte yüzüklerin efendisi üçlemesinin öncesi anlatılır. O kadar çok aksiyon vardır ki yönetmen kitaptan üç film çıkarabilmiştir...

Bilbo Baggins küçük, huzurlu kendi dünyasında yaşarken beklenmedik bir yolculuğa çıkar. 11 cüce, kral soyundan gelen liderleri Thorin, büyücü Gandalf ve Bilbo Yalnız Dağda, Ejederha Smaug'un elinden kendi atlarına ait olan hazineyi kurtarmak için çok uzun bir yolculuğa çıkarlar. Yolda başlarına neler gelmezki. Trollerin ellerinden kurtulurlar, dağ devlerinden kaçarlar, tam goblinlerden kurtulduk derken elflere tutsak olurlar ama nihayet yalnız dağın dibindeki göl şehrine ulaşırlar. Peki hazineyi korkunç ejderha Smaug'dan kurtarabilecekler midir? Bu arada Sauron da eski gücüne yavaş yavaş kavuşmaktadır ve devasa büyüklükte bir ordu kurmaktadır... Ve güç yüzüğünün Gollumdan Bilbo'ya geçişi anlatılmakta.

İster önce filmini izleyin ister önce kitabını okuyun ama mutlaka hem filmi izleyin hem de kitabı okuyun derim.
336 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10
The Hobbit.... J.R.R. Tolkien.... Üstadım seni övmek ya da senin kitabını anlatmak haddime değil belki ama bir Tolkien sever olarak seni anlatmalı ve tanımayanlar varsa mutlaka tanışmalı diye düşündüğüm için düşüncelerimi paylaşmak isterim.
J. R. R. Tolkien... yazısına, hayal gücüne,bizimle kurduğu iletişime, kelime seçimine, benzetmelerine, sade ama çok zengin olan diline, doğayı resmedişine, diyaloglarına, bazen bir o kadar duygusal bazen de bir o kadar komik duyguları okuyucuya aktarmasına şapka çıkardığım ve hayran olduğum kişi....Canım Tolkien’im... Benim için fantastik edebiyatın öncüsü ve babasıdır kendisi...

Bu muhteşem seriye Yüzüklerin Efendisi; Yüzük Kardeşliği, İki Kule ve Kralın Dönüşü’nü okuyarak başladım, ilk önce Türkçelerini okudum, sonra da Hobbit ile devam ettim ancak Hobbit ile başlayıp Yüzüklerin Efendisi ile de devam edilebilir sürekli flashback yaptığı için daha takip edilmesi kolay olur diye düşünüyorum. Sıradaki hedefim Yüzüklerin Efendisi serisi İngilizce versiyonu olacaktır. Yine okuyup detayları bulup o dünyaya dalmaktan daha keyifli ne olabilir ki...E tabiki ondan sonra da Silmarillion, Beren ve Luthien, Hurin’in Çocukları, Bitmemiş Öyküler okunacaklar arasında...

Gelelim The Hobbit’e.... Shire sınırlarında toprakta bir kovukta yaşayan, evine ve keyfine düşkün ama bir o kadar da maceraperest tatlı bir Hobbit’in, büyücü Gandalf’ın isteği ile cücelerle beraber, cücelerin eski vatanı olan çorak topraklar içerisinde yer alan Yalnız Dağ’a yapmış oldukları seyahati ve cücelerin ganimetlerine el koymuş Smaug isimli ejderhaya karşı verilen mücadeleyi ve daha sonra da Beş Ordu’nun Savaşı’nı anlatan muhteşem kitap...


Kimi zaman kendimi Shire tabiatında kimi zaman örümceklerden kaçarken, kimi zaman goblinlere esir düşerken kimi zaman Elf’lerin ziyafetine katılırken kimi zaman Smaug ile konuşurken kimi zaman Gollum’a bilmece sorarken kimi zaman da Tolkien’in okuyucusuna sorduğu sorulara cevap verirken buldum....

Evet... Çok uzattım farkındayım... Fantastik Edebiyat seviyorsanız, Tolkien gibi içinizdeki çocuk hep yaşıyorsa, yaşadığınız çevrenin kalabalığından, koşuşturmasından yorulduysanız ve Orta Dünya macerasına dahil olup, farklı bir maceraya dahil olayım derseniz Tolkien Baba’yı mutlaka okuyun.

Yine söylüyorum iyiki bu dünyadan geçtin içindeki çocuğu hiç öldürmeyen güzel insan... Sana ve senin gibilere ihtiyacımız var doğallık ve samimiyet için...

Son olarak,

“Bir daha asla canlı ejderhalara gülme, seni aptal Bilbo” :))
336 syf.
·8 günde
O kadar uzun zamandır uzak durup okumuyordum ki, çok geç kaldım bu zengin Orta Dünya’ya. Başladığıma da çok mutlu oldum. Kitabı okurken bir yandan da filmlerini izledim. Tadına doyulmaz bir yolculuk oldu. Tekrar tekrar izleyebileceğim tek film olabilir.
Kurgunun alt metninde zengin bir sosyolojik yapı var. Bunları daha detaylı araştıracağım. Tolkien’in çocuğu için yazdığı bir kitapmış, bunu öğrendiğimde yeri daha da ayrı oldu bende.
Bilbo Baggins, Çıkın Çıkmazı’nda kitaplarıyla düzenli hayatıyla, maceradan uzak yaşarken cüceler ve Gandalf’a 14.olarak dahil edilir ve cücelerin kaybettiği hazinelerini almaya çıkarlar yola. Dili sade ve çok güzel ilerliyor. Yüzüklerin Efendisi serisine başlamadan önce mutlaka Hobbit ile başlayın. Karakterleri ve Orta Dünya’yı tanımak için güzel bir başlangıç.
Çıkın Çıkmazı’na saat 4’te çaya gitsek mi?

Youtube kitap kanalım:
https://www.youtube.com/user/ayseum
432 syf.
·12 günde·Beğendi·9/10
Orta-Dünya'ya ilginiz varsa ve bir yerden başlamak istiyorsanız gerçekten güzel bir başlangıç olabilir. Daha az karakter ve daha az mekanda geçen bir Tolkien kitabı. Böyle olunca okuması da daha kolay tabi ki. Mini mini bir hobbitin atıldığı büyük macera, şans, kader ve tabi ki üstün zekası ile bulduğu müthiş çözümler... Hem masalsı bir anlatım hem de Orta-Dünya ile ilgili bir çok boşluğu dolduran bir kitap. Filmlerini izlemiş olmama rağmen büyük bir merakla okudum ki çoğu yeri farklı zaten okuduğunuzda farkedeceksiniz. Keyifli okumalar.
336 syf.
·39 günde·6/10
Yüzüklerin efendisine başlamadan önce kesinlikle okunması gerekir. Karakterlerin hepsini ayrı ayrı sevdim. En çok da yüzüğün bulunduğu sahne okunmaya değer.. Filmin senaryosundaki yüzüğün bulunması ve Gollumla Bilbonun arasında geçenlerin kitaba uygun yazılmadığını bilmelisiniz. En çok da bunu gördüğümde sinirlenmiştim. Tabi bu ne ki.. Pek çok yanlış uyarlama var malesef. Özellikle bunun gibi büyük yapımlarda daha dikkatli olunması gerektiğini düşünüyorum. Siz en iyisimi filmini boşverip gidip kitabını alın.
336 syf.
·8 günde·Beğendi·9/10
KEŞKE HEP BURADA KALSAYDIK...

Hiç bitmeseydi Bilbo'nun marecası,hem o da sevmişti(took yanını)...
Neydi bu ne okudum ben, daha önce hiç fantastik türü bir kitap okumamaştım sevmiyordum da açıkcası bu türler izlenir,okunmaz diyenlerdendim ama okumayı çook sevdim,belki de Tolkien amca, iyi yazdı onlandır...
Nasıl bir hayalgücüdür bu Tolkien amca,elfler,troller,golbinler,gollum,hobbit,cüceler,insana rastlamak zor bu kitapda hepsi başka başka türden.En kısa sürede Yüzüklerin efendisi ile görüşmek üzere...
Ayrıca yazarın sanki okurla konuşuyor gibi,araya yorumlar katması çoğu kişinin hoşuna gitmemiş ama ben tam tersi çok hoşuma gitti...
Filmini de en kısa zamanda izleyeceğim bakalım film mi/kitap mı??

Tolkien etkinliğini düşünen Ebru Ince'ye ve düzenleyen NigRa 'ya bizi orta dünyaya çıkardıkları için çok çok TEŞEKKÜRLER...
"On dakikan kaldı. Koşman gerekecek," dedi Gandalf.
"Ama-" dedi Bilbo.
"Ona zaman yok," dedi büyücü,
"Ama-" dedi Bilbo yine.
"Ona da zaman yok! Koş bakalım!"
Bildiğiniz gibi, troller güneş doğmadan yeraltına inmek zorundadır, aksi halde dağlardan yaratılmış olan troller yine dağların maddesine döner ve bir daha asla yerlerinden kıpırdayamazlar.
Cüceler kahraman değil, paranın değerini çok önemseyen, hesapçı bir halktır, bazıları ise değildir ve onlardan çok şey beklemediğiniz sürece Thorin ile Kafilesi gibi yeterince düzgün kişilerdir.
J. R. R. Tolkien
Sayfa 297 - İthaki
Yüzüğü istiyordu çünkü o bir güç yüzüğüydü ve parmağına taktığında seni görünmez yapardı; ancak güneşin parlak aydınlığında, o zaman da sadece gölgen sayesinde görülebilirdin, üstelik gölgen de titrek ve soluk olurdu.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Hobbit
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
304
Format:
Karton kapak
ISBN:
9780007440849
Kitabın türü:
Dil:
English
Ülke:
United Kingdom of Great Britain and Northern Ireland
Yayınevi:
Harper Collins Publishers
To celebrate The Hobbit's 75th anniversary of publication, a pocket-sized hardback of J.R.R. Tolkien's timeless classic, perfect for little Hobbits everywhere. Bilbo Baggins enjoys a quiet and contented life, with no desire to travel far from the comforts of home; then one day the wizard Gandalf and a band of dwarves arrive unexpectedly and enlist his services -- as a burglar -- on a dangerous expedition to raid the treasure-hoard of Smaug the dragon. Bilbo's life is never to be the same again. The Hobbit became an instant success when it was first published in 1937, and 75 years later Tolkien's epic tale of elves, dwarves, trolls, goblins, myth, magic and adventure, with its reluctant hero Bilbo Baggins, has lost none of its appeal. Now, for the first time, the classic hardback edition is available in a one-off special pocket-sized edition. Featuring the distinctive cover illustration painted by Tolkien himself, plus his own drawings in the book, this edition will be the perfect gift for little Hobbits everywhere!

Kitabı okuyanlar 3.289 okur

  • Gul
  • Melih Uçan
  • Bayan Meursault
  • Ayça Aydın
  • Ofelia
  • Kadir Kılıç
  • Bossa
  • Halit İzzet GÖKDEMİR
  • Berkan Coşkun
  • Samet Alkış

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%1.2 (16)
9
%0.6 (8)
8
%0.2 (3)
7
%0.2 (2)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0.1 (1)

Kitabın sıralamaları