Çevirmen:
Soje
Tahmini Okuma Süresi:
4 sa. 5 dk.
Sayfa Sayısı:
144
Basım Tarihi:
26 Haziran 2025
İlk Yayın Tarihi:
30 Mart 2015
Yayınevi:
Brazen Publishing
Orijinal Adı:
구의 증명 [Guui Jeungmyeong]
Orijinal Dil:
Korece
Orijinal Ülke:
Güney Kore
ISBN:
9781846016257
Ülke:
Amerika Birleşik Devletleri
Dil:
İngilizce
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Spoiler içerir!!
9/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
Bu kitap o kadar ilginç bir deneyimdi ki benim için, okuduğum sırada hem okuduğum en kötü kitaplardan biri olduğunu hemde okuduğum en iyi kitaplardan biri olduğunu düşündürdü bana. Başlangıçtaki konu
Edebiyat
AçlıkChoi Jin-young · İthaki Yayınları · 2026327 okunma
9/10
·136 syf.··
2026 66. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2026 12:13
Bu kitap... beni bayağı bir sarstı, hala üzerine düşünüyorum ama yazmadan da duramadım. (İncelemem ucundan azıcık spoiler içeriyor, uyarıyorum…) Hikaye aslında tek cümleyle özetlenebilir: Yoksul bir
AçlıkChoi Jin-young · İthaki Yayınları · 2026327 okunma
İnsan ne karşında bu kadar açtır?
9/10
·136 syf.··
2026 70. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 12:42
Yemek? Sevgi? Şefkat? Merhamet? İçinde ne eksikse ona karşı belki de… Peki açlığını gideremediğin bir şeye nasıl yaklaşırsın? Ona sahip olarak mı? Yoksa onu koruyarak mı? Okurken iliklerimize kadar donduracak bir kurgu, karanlık bir kitap gibi ama aslında derinden yaralı iki insanın hikayesi… Hikayemiz Gu ve Dam’ın ağzından ayrı ayrı anlatılıyor. İkisinin de farklı yönden yaşadığı zorluklar var. Kitabın başında Gu’nun ölmesiyle yalnız kalmak istemeyen Dam onu içinde kendisiyle bütünleştirmek için yiyor. Burada bir bakıma ölümle vedalaşamamak da var. Hayatı boyunca aile üyeleriyle bile vedalaşamayan Dam, Gu ölünce kimsesi kalmıyor. Gerçekten sıradışı bir kitaptı. Genel olarak beğendim. Fakat herkese hitap etmeyebilir. Karakterlerin iç dünyasının verdiği mesajı anlaması da zor gelebilir. Keyifli okumalar diliyorum. Kitapla kalın… “Dünyanın ölçütlerine göre ben deli bir kadınım. Bir psikopatım. Insan değilim. Gu beni nasıl görürdü? Ben Gu'yu yiyorum. Beni suçlayabilir, hapsedebilir, öldürebilirsiniz. Hepsi olabilir. Ama ancak Gu'yu tamamen yedikten sonra. Bu cenazeyi kaldırdıktan sonra.” “Bugünün insanı ilkel değil mi? Hayatların parayla alınıp satıldığı, sınıfların kurulduğu bugün. Para güç müdür? Güçlünün zayıfı yediği yasaya mı karşılık gelir? O hâlde insanın hayvandan daha iyi olduğunu söyleyebilir miyiz?” “Ben her ne kadar hoşçakal desem de yine de... pek gitme sen. Ağır ağır git. Sık sık dönüp bak. Buralar çok hoyrat, biliyorsun. Sen de biliyorsun. Beni önce sen unutmamalısın. Giden sensin ya, unutan ben olayım. O kadarı olur, değil mi?”
AçlıkChoi Jin-young · İthaki Yayınları · 2026327 okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2026 4. kitabı
Açlık herkesin seveceği bir kitap değil. Hatta bazı okurlar için fazlasıyla rahatsız edici olabilir. Ama edebiyatın bazen konfor alanımızı bozmak için var olduğunu düşünüyorsanız, bu kitap tam da o işi yapıyor. Kısa bir roman ama zihinde uzun süre kalanlardan. Bittiğinde insanın aklında şu soru dolaşıyor: İnsan gerçekten neye aç?
AçlıkChoi Jin-young · İthaki Yayınları · 2026327 okunma
5/10
·136 syf.··
2026 31. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2026 13:27
Choi Jin-Young kaleminden çıkan Açlık. Uzak Doğu edebiyatıyla frekanslarımız öylesine tutmuyor ki, aramızdaki o mesafeli ilişki bu kitapta da sıcaklığa dönüşmedi maalesef. Temelde bir büyüme hikâyesi anlatıyor bize yazar. Dam ve Gu, çocukluktan itibaren yan yana olan, zorlu hayatlarını omuz omuza aşmaya çalışan iki genç. Roman, bir ölüm sahnesiyle açılıyor; kadının, adamın cesedini yemeye başlamasıyla sarsıcı bir başlangıç yapıyor. İlk sayfalarda neredeyse bir bilimkurgu evrenine adım atacakmış hissi yaratıyor metin. Ancak bu sisli atmosfer zamanla dağılırken, yerini daha tanıdık, duygularla örülü bir büyüme anlatısına bırakıyor. Karakterlerin içsel dönüşümünü izlerken, açlığın yalnızca fiziksel değil, derin bir varoluş boşluğu olarak kurgunun merkezine yerleştiğini görüyoruz. Fakat yine de benim için olmayan bir kitap Açlık. Dağınık başlangıcıyla içine girmekte zorlandığım, ikinci yarıda toparlansa da yeterince derinleşmeyen bir anlatı. Olmuyor efenim işte, belki ben önyargılıyım bilemiyorum ama kültürüne aşina olmadığım bir edebiyatı bağrıma basmakta hâlâ zorlanıyorum.
İnceleme
AçlıkChoi Jin-young · İthaki Yayınları · 2026327 okunma
10/10
·136 syf.·
2026 48. kitabı
Bu kitapta herkes aç. Birine, bir şeye, başka bir hayata, başka bir bedene, biraz merhamete, sevgiye… Çok etkilendim, çok. İnsan sevdiği bir şeyi ne zamana kadar sevebilir, hangi noktadan sonra onu tüketmeye başlar? Choi Jin-young bu soruyu öyle tekinsiz, öyle rahatsız edici bir yerden kuruyor ki kitap ilerledikçe aşk, yas, yoksulluk ve beden birbirine karışıyor sanki. Romanın çıkış noktası zaten başlı başına sarsıcı. Bir kadın, âşık olduğu adamın cansız bedeniyle karşılaşıyor ve onu eve taşıyor. Buradan sonra olanları okurken sürekli insanlığın sınırlarında dolaşıyorsunuz. Sevgi nerede bitiyor? Sahip olmak nerede başlıyor? Bir insan başka bir insanı ne kadar içine alabilir? Choi Jin-young metni kanla değil, yalnızlıkla kirletiyor. O yüzden bazı sayfalar midemi bulandırmaktan çok kalbimi sıktı. Çünkü anlatılan şeyin merkezinde vahşi bir “aşk” var ama bu aşk romantik değil; çürüyen, tüketen, yiyip bitiren bir şey. Sanki kapitalizmin, yoksulluğun, tükenmişliğin ve sevgisizliğin iç içe geçtiği bir mezbahada büyümüş bir duygu. Karakterlerin yaşadığı yoksunluk öyle büyük ki, sevgi bile burada bir hayatta kalma biçimine dönüşüyor. Ve bir noktadan sonra insan sevdiği şeyi korumak yerine tüketmeye başlıyor. Rahatsız edici kitapları seviyorsanız ama o rahatsızlığın altında gerçek bir edebi derinlik de arıyorsanız, Açlık kolay kolay unutulacak bir roman değil. Benim içimde çok kötü bir yere dokundu. Belki bu yüzden bu kadar sevdim.
1000Kitap
AçlıkChoi Jin-young · İthaki Yayınları · 2026327 okunma
8/10
·136 syf.··
2026 31. kitabı
"Bu hikayeyi bitirdikten sonra ne yapmam gerek?" diyor kitaptaki karakter bir ara. Tam olarak böyle hissediyorum. Bu kitabı okumaya başlamamın en büyük sebebi kitabın arkasında da bahsedilen "malum olay"dı. Bundan daha fazlasını bulmayı beklemiyordum zira bir insanın başka bir insana bunu yapıyor olması fikri yeterince ilginç diye düşünüyordum ama evet, daha fazlasını buldum. Kitabı iki karakterin ağzından okuyoruz: ölen ve kalan. Peki ama ölen niye ölüyor? Kalan neden böyle yapıyor? Buradaki "açlık" bizim anladığımız halinden çok daha fazlası, yaşadığımız birçok duygunun temsili bu hikayede. Sevmenin, özlemenin, kaybetmenin, nefret etmenin, yoksulluğun, çaresizliğin, kimsesizliğin karşılığı. Öyle ki, hikayedeki herkes bir şeylere aç. Belki şefkate, belki aşka, belki de ölüme. Kitabı okuduktan sonra arkasında yazan şeyleri tekrar okudum ve bazı cümleler, özellikle de şu cümle çok daha büyük bir anlam kazandı kafamda: "Kadın, kapitalizmi kendi vahşi oyununda alt edecek ve ruh eşini, yeniden can bulabileceği tek yere -kendi bedenine- defnedecektir." Bunu okuduktan sonra karakterin sonlara doğru düşündüğü “Ben insan olmak istiyor muyum ki?” fikri çok daha büyük bir anlam kazanıyor içinizde. Okurken bu kadar iğrendiğim bir kitabın bana uzunca bir süre duvarı izlettirmesini hiç beklemiyordum. Kitabı birkaç saat içerisinde bitirdim ve nasıl bittiğini anlamadım. Kelimeleri o kadar iyi kullanıyor ki, okurken sanki etrafınız sislenmiş de karanlıkta yürüyormuşsunuz gibi hissediyorsunuz...
Açlık
Açlık
AçlıkChoi Jin-young · İthaki Yayınları · 2026327 okunma
Puan vermedi·136 syf.·
2026 35. kitabı
"Eğer benden önce ölürsen, seni yerim. Sensiz yaşayabilmemin tek yolu bu." Kitap bir aşk hikayesi ve çok ilginçti. İnsan üzerinde büyük bir etki bırakıyor. Çok sevdiğiniz aşkınız ölmüş bir cenaze. Cinayate kurban gitmiş ve siz o çok sevdiğiniz aşkınızı yemeye karar veriyorsunuz. Onunla saatler geçirip her an ve yaşadıklarınız aklına birer anı olarak geliyor ve onu yiyorsunuz. Çünkü bu verilmiş bir söz... Çünkü sevdiğini içinde yaşatıp bin yıl yaşamayı istemek... Her yalnız hissettiğinizde sizi bekleyen ve düşünen biri olduğunu bilmek... Öldüğünüz an yanınızda sadece o kişiyi istemek... Yalnızlıkta bile... Sevdiğini ne yakmak ne de gömmek... Bütün mesele bir bedende bütün olabilmek... Kitap, benim için çok başka bir kitaptı. Yeri geldi şaşırdım, yeri geldi sevmek güzelmiş, böyleymiş dedirtti. (ama kitaptaki biraz vahşice de olsa ortaya çıkış sebebi güzel ve vermiş olduğu his güzel). Okumanızı tavsiye ederim, çünkü tahmin ettiğimden çok daha sürükleyici. Bu kitaptan bir ders çıkar mı bilmem ama bana göre sevmek güzel şey. Sadece seni gerçekten seven ve her daim hissetmek isteyen biriyle. Sadece onunla her koşulda yaşarım dediğin kişi ile güzel...
1000Kitap
AçlıkChoi Jin-young · İthaki Yayınları · 2026327 okunma
9/10
·136 syf.··
2026 36. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 14:06
Başta itiraf etmeliyim ki kitap bana biraz fazla sadistçe geldi. Hatta bazı sahnelerde “Bu kadarına gerek var mıydı?” diye düşündüm. Ama sayfalar ilerledikçe hikaye beni öyle bir içine çekti ki kendimi karakterlerin duygularını anlamaya çalışırken buldum.Özellikle sevgilisi için yaptığı o akıl almaz fedakârlığın arkasındaki sevgi, takıntı ve açlık arasındaki çizgi beni çok düşündürdü. İşin garip tarafı, kitabın sonunda onun sevgilisini yemesini tamamen doğru bulmasam da mantığını anlayabildiğimi fark ettim. Sanırım kitabın en güçlü yanı da bu; size asla normal karşılamayacağınızı düşündüğünüz şeyleri sorgulatması. Rahatsız edici, sıra dışı ve bir o kadar da sürükleyici bir kitaptı. Benim puanım 9/10.
AçlıkChoi Jin-young · İthaki Yayınları · 2026327 okunma
7/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2026 03:28
Açlık, Gu ve Dam isimli bir çiftin çocukluktan yetişkinliğe olan aşkını anlatıyor hatta bunun bir adım ötesi tutkularını. Tutku diyorum çünkü Gu’nun cansız bedeni sokak ortasında bulunduğunda, Dam onu eve götürüyor ve ne yakmak ne de gömmek istiyor. Onun tek isteği, Gu’yu yemeye devam ederek onunla bir bütün olabilmek. Bu açıdan bakınca kulağa mide bulandırıcı gelse de bu kısımlar birkaç yerde geçip çok göze sokmadan çok olağan bir şeymiş gibi bahsedilmiş. Birbirlerinde hayat bulan bu çift, aslında başka hiçbir şey istemezken, Gu’nun ailesinden kalan borçlar onu köşeye sıkıştırıyor. Böylece daha hayattayken, birlikte hayatın yasını tutmaya başlıyorlar. Hüzünlü bir atmosferi olan bu hikâyede, iki sevgilinin durağan ama samimi ilişkisi oldukça güçlü bir şekilde kaleme alınmış. Benim severek okuduğum bir kitap oldu. 🫟 “Bazı şeyler geçmiyor, birikiyor. Kendilerine özgü biçimde orada, içimde birikip kalıyorlar.”
Edebiyat
AçlıkChoi Jin-young · İthaki Yayınları · 2026327 okunma

Yazar Hakkında

Choi Jin-youngYazar · 1 kitap
Choi Jin-young, 1981'de Seul'de karlı bir günde doğdu ve çocukluğu boyunca sık sık dolaştı. Edebi olarak ilk çıkışını 2006 yılında yaptı ve 15. Hankyoreh Edebiyat Ödülü de dahil olmak üzere çeşitli ödüller kazandı.