İz'ler

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.662
Gösterim
Adı:
İz'ler
Yazar:
Baskı tarihi:
Mart 2001
Sayfa sayısı:
215
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756910306
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yöneliş Yayınları
Baskılar:
İz
İz
Her kitabın bir serüveni var. Bu serüven, önce bizzat yazarın yaşadığı, sonra okuruyla paylaştığı bir kaderder aslında. 'İz'ler ne bir roman ne de bir sinema senaryosu. Ama fotoğraf karelerinin peş peşe akışına benzeyen formatı, geçmişi ve yaşanılan anı iç içe buluşturması; gerçekte kurgu ya da biçim kaygısından çok yazarının hayata karşı duruşunu yansıtıyor oluşu kitaplaşmasını meşrulaştıran bir gerekçe sayılabilir. Estetik kaygı bir yana, gazete üslubu içinde güncelle kalıcı olanın, evrensel mekan duygusunun yerelle kesiştiği, geçmişin bugünle hatta gelecekle buluştuğu bir süreci yakalama bilincinin bir ürünü olarak 'İz'ler ortaya çıktı. Kayda geçilmemiş anılarla henüz not edilmemiş yaşanan 'an' ı buluşturmayı denedi. 'İz'ler. 'İz' ler, geçmişten bugüne çeğrılmış bir cevap olarak anılar yığını olmaktan çok yaşayanları ve yaşanan anı önemseyen / gözeten, hayatı yeniden kurgulamaya, yeni bir dünya inşa etmeye yönelik bir duyarlılığın günübürlük telaşlarımızdan bir an için olsun sıyrılma çabası olarak da okunabilir
208 syf.
·12 günde·Puan vermedi
Kitabın yazarı kendisi olmakla birlikte gazetecidir. Yaşadığı hissettiği gezip gördüğü ülkeleri, şehirleri kalemine almış. Kitaba ön yargıyla bakabilirsiniz ama her sayfasında acaba sonraki sayfasında yazar ne anlatacak merakı ile okuyacaksınız. Her sayfasında yeni bilgiler her sayfasında yeni yerleri göreceksiniz. Göreceksiniz diyorum çünkü okurken yaşayacaksınız.
Dili aşırı güzel ve anlatımı tamamen gazeteci edasında. Bu durum bence biraz daha fazla ilgi odağı olmasına sebep oluyor. Konu geçişleri sürekli farklılık gösterse de kitaptan kopmuyorsunuz. Ve inanın ki okurken hiçbir şey bilmediğinizi fark edip ikinci bir kez okuyacaksınız. İkinci okumanız not alarak ve araştırma yaparak olacaktır eminim.
Keyifli okumalar.
208 syf.
·9 günde
1957, Kayseri.. Anne tarafımdan hemşehriymişiz Âkif ağabeyle. Sevdiğin, saygı duyduğun bi insanla aynı topraktan olduğunu öğrenmek gibisi yok.. Halbuki 80 milyonla aynı topraktanız, aynı şehir olmasını özel kılan nedir? Sebebi, aynı yerleri görüp, aynı sokaklardan geçmiş olmak, belki aynı şeyleri hissetmek ihtimalinin daha yüksek olması; kısacası 'İz'ler olsa gerek...

Kitabı okumadan önce Âkif Emre'yle ilgili hiçbi bilgim yoktu, bence ayıp.. Sadece kitabı biraz araştırmış ve okumaktan zevk alacağım kanısına varmıştım. Kitapta biraz ilerleyince 'kim bu adam' demeye başladım, 'kim bu adam ki hem kendisine abi deme ihtiyacı hissediyorum, hem de hiç tanımıyorum?!'.. Araştırdım.. Bulduğum sonuçlar beni hem sevindirdi hem üzdü. Sevindirdi; çünkü kendisinin de dediği gibi 'zarif adamların zarifliğini özlediğimiz günlerde', böyle bi adamın kitabını okumak nasip oldu bana. Üzdü; çünkü o adam artık hayatta değildi...

Yaşımın getirdiği talihsizlik ve tecrübesizliğin de etkisiyle, güzel insanları vefatından sonra tanıma gibi kötü bi huyum var sanırım. Âkif abi de onlardan biri. Çok olmamış, 2017'de ayrılmış aramızdan, haddi aşmadan.
Çoğu şeyden o kadar habersizim ki, çok utanıyorum..
'İz'ler'i okurken de yaşadım bu hissi...

Kudüs'ten Lahor'a, Edinburg'dan Londra'ya..
80'lerde, 90'larda, 2000'lerde; kalemini her hareket ettirdiğinde farklı bi ânı kaydetmiş. Kâh siyasal kâh toplumsal olaylardan bahsedişinde refleks olarak kendi dönemimle kıyas ediyorum. Dikkatimi çeken şey sadece karakterlerin farklı olup, yaşananların aynı oluşu. Bi kez daha tefekkür ediyorum ki 'dünyaya gelmişiz gitmeye'.
Bi döngü var. Herkes alacağını alacak, vereceğini verecekken, döngü ise rutin dönüşünü tamamlayacak.. Nasipse sağ salim...

Çok fazla özel isim var. Özel isim dediysem harbiden özel: Barış Manço, Mehmet Âkif İnan, Aliya İzzetbegoviç, Necip Fazıl Kısakürek ve daha hatırıma getiremediklerim belki de getirmeye gerek duymadıklarım... Hepsini Âkif Emre'nin gözüyle tanık olup, hissedişiyle yanımda buluyorum...

Kitabı çok da şiddetle tavsiye etmiyorum ama Âkif Emre hakkında yazılanları okumanızı kesinlikle tavsiye ediyorum. Sonrasında zaten kitaplarını okumak isteyeceğinizi düşünüyorum. Bazen kitaplar değil de yazarlar okunur, o vakit yazılanlar farklı tesir eder..
Bi iki linki de buraya bırakıyorum ki aynı iz'leri takip edelim, yollarımız şaşmasın. Hayırlı yolculuklar...

***

"Işık gibi, şimşek gibi çak; geç dünya denen şu yerden.
Bakan da desin ki; ne geldi gitti be, ne geldi gitti..."

| Muhsin Yazıcıoğlu (rahmetullahi aleyh)

***

https://www.trthaber.com/...kif-emre-416715.html

http://www.gercekhayat.com.tr/...yer-eden-mutefekkir/
208 syf.
·13 günde
aslında çok söylenecek bir şey yok izler bazen herşeyi anlatır derler ya işte aynen öyle bir durum bazı izlerimizin silinmeye çalışıldığı gönül coğrafyamızın efsanevi şehirleri sehayat yazıları ile bizlere gösteren yazara teşekkürler...
208 syf.
·16 günde·Beğendi·9/10 puan
İncelemesini yapmayı kendimde borç hissettiğim bir kitap olarak başlamak istiyorum:)
İz'ler kitabı yazarın(kendisi aynı zamanda bir gazeteci) yaşadığı, hissettiği yazılardı. Kitaba ilk önyargılı bir şekilde baksam da okumaya başlayınca sürekli her sayfada bir şeyler öğrendiğim bir kitap oldu benim için.
Yazar, gezip gördüğü ülkeleri, şehirleri hem bir gazetecilik üslubuyla hemde kendi görüşleriyle bir araya getirdiği bir kitap. Gezip gördüğü yerleri hem geçmiş hemde gelecek ( şu anda ki) haliyle harmanlayıp bize sunmuş. Sürekli birbirinden farklı konulara atlayan;
Kudüs'ten İngiltere'ye, Amerika'dan Türkiye'nin AB 'e geçiş sürecine, Necip Fazıl ' dan Aliya İzzetbegoviç'e, Barış Manço'dan Ayasofya 'ya kadar birbirinden bağımsız ama ana teması aynı olan sıkmayan bir süreklilikte devam ediyor. Her bölüm en fazla 3 sayfa içeren bir kitap ve aynı zamanda akıcı bir üslup kullanmış..
Okuduğumda ne kadar da çok şey bilmediğimi bir kez daha farkettim ve bir elimde telefon kitapta geçen şeyleri araştırırken buluyordum kendimi.. Bu bana büyük bir mutluluk verdi tabiki.. Meraklı, araştırmacı ve kendine bir şeyler katmasını isteyen arkadaşlarımın bu kitabı okumasını şiddetle tavsiye ederim...
Sevgiler...
208 syf.
İz'ler Rahmetli Akif Emre'nin hayatının iz'lerini taşıyor bizlere. "İz'ler geçmişten bugüne verilmiş bir cevap", "yeni bir dünya inşa etmeye yönelik bir duyarlılığın günübirlik telaşlarımızdan bir an için olsun sıyırılma çabası". İz'ler içinde Balkanları, Kudüs'ü, Londra'yı, New York'u, Endonezya'yı ve tabi ki Türkiye'yi barındırıyor. İz'ler Cahit Zarifoğlu'nu, Aliya İzzetbegoviç'i, Thomas Korovinis'i, Yusuf İslam'ı, Puşkin'i, Muhammed İkbal'i, Akif İnan'ı, 28 Şubat'ı, 17 Ağustos'u ve daha nicelerini okuyucusuna hatırlatıyor. Akif Emre yaşamak ağrısını yüreğinde taşırken bizleri ortak ediyor acısına... İz'ler hayatınızdaki iz'leri düşünmeniz gerektiğini de hatırlatarak noktalıyor satırlarını.... hayatınızdaki iz'leri unutmayın...
208 syf.
Öncelikle kitabın kapağına biraz değinmek istiyorum. Kitabın kapağı bizi, bir insanın parmak iziyle karşılıyor. İnsanın parmak izi kendisine özeldir. Önceden insanlar parmak izlerini mürekkebe batırıp oy verirlerdi. Hatta şimdi de yeni kimlik kartlarında parmak izimiz bizden isteniyor. Parmak izimiz bu denli mühim bizler için. Her insan ayrı bir parmak izine sahiptir. Her insanın hayatı biricik, her insan farklı bir hayat, her insan ayrı bir muâmma. (İnsan Denilen Muâmma isminde bir kitabı var hatta Osman Nuri Topbaş hocamızın.) Ve her insan ayrı bir değere sahip çünkü insan eşrefi mahlukâttır. Tüm kâinat insanın emrine sunulmuştur. İmparator olacak kadar büyüyen Osmanlı İmparatorluğu'nun kurucusu Osman Gâzi'ye Şeyh Edebali'nin öğüdü "Ey oğul, insanı yaşat ki devlet yaşasın." olmuştur bu sebeble. Çünkü onlar, bir insanın dâhi gönlünü incitmenin ne denli mühim olduğunun farkında olan kimselerdi.

Bu kapak incelemesi/tefekküründen sonra, spoiler vermemek adına genel olarak Akif Emre'nin kitaptaki duruşundan, "İz"ler'inden bahsetmek istiyorum. Akif Emre edebiyatımızda çok değerli bir şahsiyet. Ve birçok değerli isimle de bir arada bulunmuş. Zarifoğlu, Aliya İzzetbegoviç (bunlar aklımda kalanlar) ve nice isim. Çünkü Allah güzel insanları, bir şekilde başka güzel insanlarla buluşturuyor. Allah bizleri de o güzel insanlardan eylesin. Kitapta bu yer çok dikkatimi çekmişti, İngiltere'de karşılaştığı Uygur bir kardeşimizle Türkiye'de bir seminerde yine tevâfuk ediyordu Akif Emre.

Akif Emre, gönlü ile yaşamaya ve bakmaya çalışan birisi. Yaşadığı olaylara, gördüğü eserlere olsun hep gönlünü de katıyor. Bu da elbette her gittiği yerde bize kalan Akif Emre'nin iz'i oluyor. Ve tuhaf olan da şu ki Akif Emre nerede bulunursa bulunsun, ister İngiltere'de ister Azerbaycan'da isterse Türkiye'de, Akif Emre'nin duruşu ve olaylara bakışı değişmiyor. Beni kitapta en çok etkileyen bu olmuştu. Mekanlara, olaylara değil daha çok iz'lerine odaklanarak gittim, Akif Emre'den kendime birçok örnek edindim. Allah ondan ve onun gibi olan birçok yazarımızdan razı olsun.
Nerede bulunursak bulunalım, Allah kalplerimizi dini üzere sabit kılsın.
208 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10 puan
En son küçükken Şeker Portakalı'nı okuduğumda ağlamıştım. Belki çoğu kimseyi ağlatmamıştır, ağlatacak bir kitap da değildir belki ama kalbinizi acıtacağına eminim.
Akif Emre kimseyi galeyana getirmeden sade ve nazik bir üslupla fikirlerini ifade ediyor.
Muhakkak hepimizin canını en çok yakacak olan Kudüs'tü. Bizi bekleyen davamız... Bizi bekleyen taksi şoförü... Bizse avare. Belki çoğumuzun haberi bile yok, derdi bile değil.
Okurken "yeniden birlik ve dirlik nasip et Allah'ım" diye dua ettiriyor.
208 syf.
·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
Rahmetli Âkif Emre'den okuduğum ilk kitap. Vefatı ile daha çok haberdar olup köşelerinden okuduğum bir isimdi. Tabiki bu da benim ayıbım ancak kitabı okurken gerçekten çok etkilendim ağır olmayan, sert olmayan dili ne kadar da anlamlı ve yerinde mesajlar veriyor. Bahsettiği coğrafyalar, ne de çok eksik yanımız. Kendi izlerini bizimle paylaşmış ki biraz daha geniş bakabilmemiz için. Allah ömür verirse 5-10 yıl içerisinde tekrar okumak istediğim bir kitap.
208 syf.
·8/10 puan
Akif Emre ile ilk defa tanıştım . Bu kadar değerli bir yazardan niye haberim yoktu bilmiyorum . Kitabın üslubu alışılmışın dışında ülke ülke şehir şehir dolaşıyor daldan dala atlıyorsunuz. Okurun dolduruması beklenen yarım bırakılmış onlarca cümle ... Bir gazetecinin gezdiği gördüğü yerleri kağıda dökmesi ile okurlarına sunulmuş üzerinde düşünülmesi gereken değerli bir eser ...
208 syf.
Gidilen yerlerden birikmeden dönmek nasıl bir duygu?
Olmasa da olurmuş gibi hissettiğimiz vakitlerden kayda değer tek bir anı kalmamış.
Güneşin doğuşundan habersiz, günü nasıl tamamlamışız bunca zaman?
Kaç bahar görmüşüm, hakikâtte kaç baharı görmüşüm, hiç bahar görmüş müyüm?
Hangi cevabı verirsen ver içinde kendini savunan bir taraf her zaman çıkacak.
Ömür neymiş, bu yol nereye gidiyormuş, istikâmetin neresiymiş?
Kale duvarlarını bahanelerden ören senin için tüm bunların ne önemi var?
...
Kitabı okuması kolay. Zor olan kitap hakkında bir şeyler yazmak. Yukarıdaki satırları yeni yazmadım. Ama bu kitap hakkında bir şey yazmış olsam buna benzerdi. Neden? Çünkü hayatımı artık eve sığdırmak istemediğim bir zamanda yazarın balkanlardan, ortadoğudan getirdiği haberler rikkatime dokundu. Yaşıyoruz. Yaşamak denilen her neyse.
208 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Merhum Akif Emre'nin yazılarının toplanmış hali. Yazıların ağırlık noktasını gezi gözlem yazıları oluşturuyor. Özellikle Kudüs, Bosna ve Kırım üzerine yazdığı yazılar buralarda yaptığı analizler ve paylaştığı hatıratlar oldukça ilgin. hele balabay tekkesi ile ilgili yaptığı açılım ve sarı saltuğa bağlanması ve oradan osmanlı nın suyun başını tuttuğunu ifade etmesi o kadar güzel olmuş ki bir bu kitaptan bana kalan en önemli bilgi 1924 java adasına mübadelede kullanılmak üzere yardım toplamak amacıyla gönderilen istihbaratçıların ingilizler tarafından yakalanıp geri gönderilmesi ve makbuzun ingiliz arşivinden çıkmasının anlatılması olmuş. Türkiye Türkiye'den ibaret degildir sözüne bir kez daha iman ettim.
208 syf.
·Puan vermedi
Geçmişten günümüze yaşanan birçok olaya cevap niteliginde bir eser.. Rabbim rahmetiyle muamele etsin kendisine..Kitap parça parça ama görebilene bir bütün aslında..Olaylar kesik kesik ama anlayana bir süreklilik arz ediyor adeta.. İlk defa bir eserin Dizinini bile okudum.. Sizlere de okumanızı kesinlikle tavsiye ederim..
"Çok acı çektik. Türkler buradan gittiğinden beri Filistin huzur görmedi. Aslında bizim çektiklerimiz Şerif Hüseyin'in halifeye isyanının bedelinden başka bir şey değildir.
.
.
.
Türkler tekrar buralara gelmeden bizim ağız tadını bulmamız zor."
Artık İngilizce düşünüp, kendi tarihimizle ve tarihsel coğrafyamızla bile İngilizce aracılığıyla temas kurabildiğimiz için, Kanuni'nin yaptırdığı Kudüs surlarının kapılarını bile yabancılara göre isimlendiriyoruz. Jafa Gate, Zion Gate bunun tipik örnekleri. "Bab-ı Davud Aleyhisselam'ı hatırlayan bile yok artık, çünkü haritalarda Zion Gate (Sion kapısı) yazıyor.
Akif Emre
Sayfa 37 - Türkleri Beklerken/Kudüs: Geçen yüzyılın son günleri
Müslümanlıkla Türklük, Balkanlar'da eş anlamlı kullanılıyor. Etnik olarak hangi gruba ait olursanız olun siz aynı zamanda bir Türk'sünüz, çünkü Müslüman'sınız.
Akif Emre
Sayfa 115
Mehdi Abdül Hadi'nin akıcı bir İngilizce ile söyledikleri düşündürücüydü. "Hiç kimsenin Kudüs'ü, Filistin'i gerçekten kendi meselesi gibi dert edindiğine inanmıyorum. Ama ben, Kudüs'ü savunmak için yapabileceğim her şeyi yapmak için buradayım ve sonuna kadar da burada kalacağım. Şimdi sen ülkene dönecek, günlük hayata dalacaksın. Huzur içinde ibadetini yapıp Mescid-i Aksa'yı çoktan unutmuş olacaksın. Ama ben buradayım."
Ne kadar da dünyaya sarıldık. Ne kadar da hayatı anlamsızlaştırdık.
Hayatı anlamaktan, anlamlandırmaktan ne kadar uzak düştük.
Sen daha yol geçidindesin, mekana bağlılıktan geç...
"Vücudum Keşmir bahçesinde bir güldür,
Gönlüm Hicazlı, yani Müslüman'dır Şiirim de Şirazlı'dır."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İz'ler
Yazar:
Baskı tarihi:
Mart 2001
Sayfa sayısı:
215
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756910306
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yöneliş Yayınları
Baskılar:
İz
İz
Her kitabın bir serüveni var. Bu serüven, önce bizzat yazarın yaşadığı, sonra okuruyla paylaştığı bir kaderder aslında. 'İz'ler ne bir roman ne de bir sinema senaryosu. Ama fotoğraf karelerinin peş peşe akışına benzeyen formatı, geçmişi ve yaşanılan anı iç içe buluşturması; gerçekte kurgu ya da biçim kaygısından çok yazarının hayata karşı duruşunu yansıtıyor oluşu kitaplaşmasını meşrulaştıran bir gerekçe sayılabilir. Estetik kaygı bir yana, gazete üslubu içinde güncelle kalıcı olanın, evrensel mekan duygusunun yerelle kesiştiği, geçmişin bugünle hatta gelecekle buluştuğu bir süreci yakalama bilincinin bir ürünü olarak 'İz'ler ortaya çıktı. Kayda geçilmemiş anılarla henüz not edilmemiş yaşanan 'an' ı buluşturmayı denedi. 'İz'ler. 'İz' ler, geçmişten bugüne çeğrılmış bir cevap olarak anılar yığını olmaktan çok yaşayanları ve yaşanan anı önemseyen / gözeten, hayatı yeniden kurgulamaya, yeni bir dünya inşa etmeye yönelik bir duyarlılığın günübürlük telaşlarımızdan bir an için olsun sıyrılma çabası olarak da okunabilir

Kitabı okuyanlar 209 okur

  • Muhammed Özdil

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0