Jacob’s Room

Virginia Woolf
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

#1001kitap~~~
8/10
·160 syf.··
2021 184. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2021 15:21
Virginia Woolf'un ilk özgün eseri sayılan Jacob'un Odası , Jacob Flanders adında hassas 1genç adamın hikayesidir. Jacob'ın hayat hikayesi, karakteri ve arkadaşları, çocukluğundan ayrı sahneler ve anlar kesitler halinde anlatılır, Jacob'ın hayat hikayesi, karakteri ve arkadaşları, çocukluğundan Cambridge'deki üniversiteye, Londra'daki aşk ilişkilerine ve Yunanistan'daki seyahatlerinden savaşta ölümüne kadar ayrı sahneler ve anlar için daldan dala atlar gibi yazarken, Jacob'un Odası, Virginia Woolf'un olay örgüsü veya eyleme değil, karakterlerinin bulunduğu psikolojik olaylara vurgu yaparak ününü sağladığı romandır...  Jacob'un Odası, genç yaşta kaybettiği kardeşine ve savaşta ölen tüm gençler için yazdığı bu kitap Virginia Woolf'un umutsuzluğunun her sayfada hissedildiği, nehir, köprü, dalga kısımlarını okurken hep bu intihar planı kafasında miydi sorusu aklıma sürekli takıldı ki insanlara, hayata ve berbatlığına bol atıfta bulunarak... Jacob'un Odası; sabit 1konuya sıkışmadan, mesela paragraf içinde tek cümleyle hayata dair görüşünü belirtip, olayi anlatmaya devam ediyor, olayla bağlantı kurmaya çalışıp okumaya devam ediyorken bu defa da zaman ve mekanlar arasında keskin geçişler oluyor, şimdi bu nerden çıktı da demeden cümlelerin tadına vararak okumaya çalışmak gerek, yoksa kitabın içinden çıkılmaz 1hal alır ki o da okumayı felaket tadsızlaştırıp epeyce zorlar... Hayatı her halinden gerçekliği ile anlatan 1eser olup, Jacob'un 1.Dünya Savaşı'nda ölmesiyle ardında bıraktığı boşluk, ani ve derin acının hikayesi olup, Jacob'un hayatı, çocukluktan başlayarak, belirli sınırlara bağlı kalınmaksızın gözler önüne serilerek, Cambridge yılları, Londra'da, Paris'te ve Yunanistan'da geçen günleri ile edebiyata dair, yaşadığı döneme atiflarda bulunarak ve dönemi sevmediğini
1000Kitap
Jacob'un OdasıVirginia Woolf · Oda Yayınları · 2017577 okunma
Bir Gölgenin Portresi
7/10
·208 syf.··
2025 7. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 16 Şubat 2025 21:25
Virginia Woolf'un 1922 yılında yayımlanan Jacob'ın Odası, modernist edebiyata yeni bir soluk getiren önemli bir eserdir. Woolf, bu eserde geleneksel olay örgüsü anlayışından uzaklaşmış, parçalı, şiirsel ve çağrışımsal bir dil kullanarak bilinç akışı tekniğiyle yeni bir biçim yaratmayı hedeflemiştir. Kitabın parçalı ve katmanlı yapısı, zaman ve mekân unsurlarıyla okuru bağlantılar kurmaya, düşünmeye itiyor. Romanın merkezinde Jacob Flanders karakteri yer alıyor. Romanı ilginç kılan nokta ise tam olarak burada. Jacob karakteri adeta bir gölge gibi. Onu kendi iç dünyasından değil, etrafındaki insanların gözlem ve söylemlerinden tanımaya çalışıyoruz. Yaşamı; çocukluğundan başlayarak, üniversite hayatı, seyahatleri ve arkadaşlıkları çerçevesinde anlatılmış. Ancak karaktere dair derin psikolojik ve içsel gözlemler bulunmuyor. Sadece onun çevresindeki insanların düşündükleri ve Jacob hakkındaki gözlemleri var. Ana karakter Jacob, ama Jacob tam olarak kim? Karakteri nasıl biri? Ne sever, ne sevmez? Annesinin, arkadaşlarının, sevgilisinin düşündüğü gibi biri mi? gibi sorular üzerine oldukça düşündüm. Woolf, ana karakterle birlikte diğer insanların onu nasıl şekillendirdiğini de sorgulamamızı sağlıyor. Ancak Jacob’u tam olarak tanıyamıyoruz. Peki, Jacob’un gölgede bırakılmasının sebebi ne olabilir? Yazıldığı döneme bakarsak, I. Dünya Savaşı ve sonrasındaki toplum atmosferinin etkisi eserde oldukça belirgin. Dönemin atmosferini düşündüğümüzde Jacob’un gölgede bırakılması, aslında insanların yalnızca birer toplumsal figür olarak kalmasını, savaşın getirdiği psikolojik ve toplumsal sorunlar nedeniyle bireyin yalnızlığını ve önemsizliğini vurgulamak istemesinden kaynaklanıyor olabilir. Aynı zamanda insan varoluşunun geçiciliğini de… Doğrudan savaşın içinde geçen bir roman değil
Jacob'ın OdasıVirginia Woolf · İş Bankası Kültür Yayınları · 2024577 okunma
Çok dağınık.
Puan vermedi
Betimleme yapmktan konuya girememiş yazar. Tam konuyu yakaladim diyorum hoop betinleme, gereksiz detaylar ve konuyla alakasız aciklamalar. Hiçbir şey anlamadan atlayarak okudum resmen. Hic begenmedim .
1K
Jacob'un OdasıVirginia Woolf · İletişim Yayınları · 2018577 okunma
10/10
·268 syf.··
Beğendi
·
2025 10. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 01 Nisan 2025 06:55
Hem yazarın derdini anlamak hem de kitabı anlamak zor. O sebeple olacak ki kitabın sevmeyeni de çok. Fakat ben bu tarz kitaplara bayılıyorum. Bu Woolf olduğu için değil, tamamen teknik meselesi. Ki Woolf bu kitabı için çok da içine sinmediğini belirtmiş. Herkesin bildiği gibi deneysel roman, kardeşinden esinleniyor karakteri yaratırken..gibi gibi. Ama bence daha önemli şeyler de var yapmaya çalıştığı ve yaptığı. Öncelikle bildungsroman özellikleri taşıyor ama tam bildungsroman da denilemez bence. Teknik anlamda oluşum romanı değil. Sinematografik anlatım, yazarın omzundaki kamerayla romana bakıyor olmak ve daha da mühimi nesnel bağlantılılık. Romanı zor kılan şey de tam da bu. Nesnelerle ilişkilendirip karakteri tanımaya çalışmak. Mesela romanda Jacob’ın heyecanlı olduğunu okuyarak öğrenemeyiz direkt yazmaz “Jacob heyecanlandı” diye. Nesnelerle olan ilişkisinden anlarız ki heyacanlanmış, üzülmüş.. vs. Bilinç akışı tekniğini ilk kez bu romanda kullanmış. Okur olarak kitaptaki Jacob karakterini çevresindeki karakterlerden öğreniyoruz, nesnelere yüklenilen anlamlardan seçebiliyoruz. Başta da belirttiğim gibi deneysel roman eksikleri var ama ben bayıldım!! Olay örgüsü yok deniliyor ama var. Fakat okurun beklediği gibi şimdi ne olacak, arka sayfaya geçeyim hemen gibi bir magazinsel olay örgüsü yok. Jacob’un çocukluğu, Cambridge’a gitmesi, Londra’ya taşınması gibi ayırabiliriz. Zaman ve mekan karışık net değil. Olay bulmaya çalışmak kitabın asıl meselesini kaçırmak olabilir. Ana temalarından biri ölüm ve yas. Jacob’ın annesinin önce eşinin ölmesi sonra kardeşinin ve tabi Jacob’ın ölmesi. Boşluk ve yalnızlık hissi de yine temalardan biri. Ben bu tadı veren metinleri seviyorum, okuması zor ama akıcı.
Jacob'ın OdasıVirginia Woolf · İletişim Yayınları · 2023577 okunma
8/10
·236 syf.··
2020 2. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2020 23:18
(Hiçbir spoiler yoktur; gönül rahatlığı ile okuyabilirsiniz) Edebiyat ile ezelden beri bir savaş halindeydim ben. Yalan yok ya okumayı da pek sevdiğim söylenemezdi. Kitaplara karşı olan tavrımdaki değişimi de üniversite yıllarında eserlerini okuyarak kalemini tanıma fırsatı bulduğum Woolf’a borçluyum. Bana sorarsanız yaşadığı dönemdeki kadın yazarların sesi aslında Virginia Woolf. Benim için sadece bir yazar değil aynı zamanda verdiği savaş açısından örnek alınabilecek bir rol model kendisi. O dönemlerde kadın yazarlar kalemlerini oynatmaya korkarlarken ve çoğu eserlerini anonim olarak yayınlarlarken, Woolf olağanüstü bir cesaret gösterip dönemin dogmatik kadınlık anlayışının yıkım sürecini başlatan ilk adımı atabilmiş (Cesaret kelimesini özellikle seçtim çünkü o dönemlerde kadınlar sadece ev işleri ile ilgilenen ve çocuklara bakıp erkeklerin cinsel ihtiyaçlarını karşılayan birer araç muamelesi görürlermiş ve öyle bir ortamda bu geleneksel rolleri reddetmek de imkansız bir durum olarak görülürmüş). Bunun ardından da altında 'Virginia Woolf' imzası bulunan her eser bir farklılığı beraberinde getirmiş ve dönemin okurlarını kendi güvenli bölgelerinden alıp bambaşka diyarlara bırakmış (Bahsettiğim bu adım ve kadınların o zamanlarda toplumda nasıl yer aldığı hakkında daha fazla kaynak incelemek isteyen arkadaşlarım bana ulaşabilirler). Jacob’ın odası da her satırında Woolf’un cesur kaleminin açıkça hissedildiği ve var olan edebi geleneklerin birer birer yıkıldığı bir eser. En basit hali ile bu kitabın ardındaki amaçlardan birisi de düz yazı ile şiir arasındaki farkı kapatmak olmuş ki 1900'lü yıllarda böylesi bir hamle uçurumdan atlamaktan farksızdı. Bu odanın detaylarında kaybolmak isteyen arkadaşlarıma şimdiden minik mi minik bir uyarıda bulunayım: bu kitap pek de kolay
Edebiyat
Jacob'ın OdasıVirginia Woolf · İthaki Yayınları · 2020577 okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2020 72. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 27 Mart 2020 15:34
Virginia Woolf’un üçüncü romanı olan Jacob’un Odası geleneksel roman kalıplarından uzaklaşıp, kendine özgü tarzı ilk denediği romanıdır.1922 yılında yayımlanan romanı, Yunanistan’da tifoya yakalanıp ölen kardeşi Thoby’nin kişiliğinden yola çıkarak yazmış Virginia Woolf. Olay örgüsü bulunmayan, zaman ve mekânın kesin olarak belirtilmediği, kahramanların kişilik ya da fiziki görünüşlerinin betimlenmediği, doğa tasvirlerinin bulunmadığı kitabı okurken zorlandım.Çok dağınık, kopuk buldum.Gerçi Woolf bilinçli olarak yapmış bunu. Eleştirmenlerce de başarısız bulunmuş kitap.
Edebiyat
Jacob'un OdasıVirginia Woolf · İletişim Yayınları · 2018577 okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2023 51. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Kasım 2023 00:00
#okudumbitti ... Merhaba canlar... Okuyan kadinlar kulubu nün #birharfbirkitap etkinliğinde 'J' harfi ile başlayan kitaplarımızı okuyoruz. İlk seçimim #virginiawoolf kaleminden #jacobınodası kitabı oldu. Jacob'ın Odası Woolf'un ilk deneysel romanı. Kalıpların dışında kaldığı kesin. Belirli bir anlatımı olmasına rağmen herhangi bir olay örgüsü mevcut değil. Belirsizliği ve bilinmezliği konu aldığı için olsa gerek, umduğum bağlantıları kuramadım... Evet özünde Jacob'ın hayatını okuyorsunuz ama, an geliyor 'Jacob gerçekten var mı?' diye sorgulamadan da edemiyorsunuz.  Doğru seçim yapıp yapmadığımdan emin değilim. Kısacası biz pek anlaşamadık bu sefer... Keyifli okumalarınız daim olsun... Kitapla kalın...
Jacob'ın OdasıVirginia Woolf · İş Bankası Kültür Yayınları · 2024577 okunma
7/10
·216 syf.··
2016 55. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 01 Aralık 2016 22:16
Kitap hakkında ilk söylenmesi gereken şey kolay lokma olmadığı. Sebebi de kitabın bir olay, konu, zaman ve mekan örgüsü içermeden bağımsız ilerlemesi. Yazar yani Virginia Wolf kitabi yazarken aklindan geçen düsünceleri de eklemeyi ihmal etmemiş. Akıcı bir kitap değil. Özellikle xe bu tarz kitaplara alışkın degilseniz hep olaylar ve cümleler arasinda baglanti kurmaya calsiiyorsunuz ve kuramiyorsunuz. Yani demem o ki derin bir kitap ve yorucu... Güzel mi? Bu tarz kitaplara cok alisik olmadigim icin benim acimdan orta derecede. Ama okunmali mı derseniz elbette ki okunmali...Cünku degisik ve ozgun bir tarzi var en onemlisi de Virginia Wolf gibi bi yazarin kaleminden cikmis olmasi...Mutlaka baska kitaplarini da okuyacagim ve bu tarza alistigimda buraya cok daha farkli bir inceleme kaydedebilirim.
Jacob'ın OdasıVirginia Woolf · İthaki Yayınları · 2020577 okunma
Puan vermedi·212 syf.··
2024 38. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Temmuz 2024 07:06
Kitap cok karisik.kim kimdi ? ne yapiyordu diye dikkatinizi verdiginiz halde bile anlasilmayacak kadar karmasik yazilmis.bir suru karakter ismi , olaylar arasindaki kopukluklar.beyin yakan kitaplardan.basladigimi bitirmeden birakma huyum olmamis olsaydi kesinlikle yarida birakirdim.her seye ragmen okumak guzel,icerik ne olursa olsun
Duygu ve Düşünce
Jacob'ın OdasıVirginia Woolf · İthaki Yayınları · 2016577 okunma
1/10
·208 syf.··
2025 69. kitabı
Hayatımda okuduğum tek konusuz kitap. 85. sayfada kendi kendime ne okuyorum dedim. Kitabın amacı yok içeriği yok. O kadar sıkıcı ki ilk defa bir kitabı 2 kere okumaya ara vererek bıraktım
Jacob'un OdasıVirginia Woolf · Gece Kitaplığı · 2020577 okunma

Yazar Hakkında

Virginia WoolfYazar · 55 kitap
Virginia Woolf, İngiliz feminist, yazar, romancı ve eleştirmendir. 1882'de Londra'da dünyaya gelen Virginia Woolf, Victoria devri'nin tanınmış yazarlarından Sir Leslie Stephen'ın kızıydı. Annesi ve babası daha önce başkalarıyla evlenmişler, dul kaldıktan sonra ise bir araya gelmişlerdi. Her ikisinin de ilk eşlerinden çocukları vardı. Sir Leslie Stephen'ın ilk eşi, ünlü romancı William Makepeace Thackeray'nın kızıydı. Thackeray'nın eşi akıl hastası olduğundan, Leslie Stephen'ın bu kadından olan kızı Laura, anneannesine çekmiş, yirmi yaşında bir akıl hastahanesine kapatılmıştı. Virginia'nın annesi Julia Duckworth ile Leslie Stephen'ın beş çocukları oldu. Yaş sırasıyla Vanessa, Julian, Thoby, Virginia ve Adrian. Virginia on üç yaşındayken annesi ansızın ölmüştür. Woolf, o yıllarda kadınların ikinci planda kalması nedeni ile okula gönderilememiş fakat babası yardımı ile kendini geliştirmiştir. Kızkardeşi Vanessa Bell daha küçük bir yaşta iken bir ressam olmaya, Virginia Woolf ise bir yazar olmaya karar verir. Kendisini babasının kütüphanesinde geliştiren Virginia Woolf, 1895'de bir gazetede kısa hikâyelerini yayınlatır. Özellikle, Viktorya tarzı yaşamaya karşı olan Virginia Woolf, yazılarında da bundan bahseder. Bloomsbury Grubu 1904'te babasının ölümünden sonra kardeşleriyle Bloomsbury'ye taşınması ise hayatında ciddi bir dönüm noktası olmuştur. Bloomsbury grubu içinde birçok ünlü edebiyatçıyı barındıran ve cinsel konulardaki özgürlükçü tavırlarıyla tanınan bir grup entelektüelden oluşuyordu. Grupta bulunan birçok kişi eşcinsel ya da biseksüeldi. İnsanlar onları etik bir grup olarak görüyorlardı. Grupta John Maynard Keynes, E. M. Forster, Roger Fry, Duncan Grant ve Lytton Strachey gibi ünlü kişiler vardı. Woolf, 1909'da bir süreliğine Lytton Strachey ile nişanlanmıştır. Evliliği Virginia Woolf 1912 yılında Leonard Woolf ile evlenmiştir. Evlilikleri cinsel açıdan yeterli olmasa da, Virginia Woolf için çok önemli olmuştur. Leonard Woolf eşi için bir basımevi kurmuştu ve bu da Virginia Woolf'un yazdığı kitapları yayımlatması için bir fırsat olmuştu. Ölümü Perde Arası romanını yazdığı sıralarda artık kendini yeterince yetenekli hissetmiyor, yeteneğini kaybettiğini düşünüyordu. Her gün savaş korkusu ve yeteneğini kaybetmenin vermiş olduğu stres, dehşet ve korku sonucu ruhsal bunalıma girmiş, 28 Mart 1941'de içinde bulunduğu duruma daha fazla dayanamayıp evlerinin yakınlarında bulunan Ouse nehrine ceplerine taşlar doldurarak atlayıp intihar etmiştir. Virginia Woolf, geride iki intihar mektubu bırakmıştır. Birisi kardeşi Vanessa Bell'e diğeri ise kocası Leonard Woolf'a. "Sevgilim, yine çıldırmak üzere olduğumu hissediyorum. O korkunç yeniden yaşayamayacağımı hissediyorum. Ve ben bu kez iyileşemeyeceğim. Sesler duymaya başladım. Odaklanamıyorum. Bu yüzden yapılacak en iyi şey olarak gördüğüm şeyi yapıyorum. Sen bana olabilecek en büyük mutluluğu verdin. Benim için her şey oldun. Bu korkunç hastalık beni bulmadan önce birlikte bizim kadar mutlu olabilecek iki insan daha düşünemezdim. Artık savaşacak gücüm kalmadı. Hayatını mahvettiğimin farkındayım ve ben olmazsam, rahatça çalışabileceğini de biliyorum. Bunu sen de göreceksin. Görüyorsun ya, bunu düzgün yazmayı bile beceremiyorum. Söylemek istediğim şey şu ki, yaşadığım tüm mutluluğu sana borçluyum. Bana karşı daima sabırlı ve çok iyiydin. Demek istediğim, bunları herkes biliyor. Eğer biri beni kurtarabilseydi, o kişi sen olurdun. Artık benim için her şey bitti. Sadece sana bir iyilik yapabilirim. Hayatını daha fazla mahvedemem. Bizim kadar mutlu olabilecek iki insan daha düşünemiyorum."