Adı:
Kalenderiye
Baskı tarihi:
Nisan 2018
Sayfa sayısı:
188
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750838880
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Kalenderiye
Kalenderiye
“zamanı bildirir ama bildiren zamandır”

“İnsan eski zamana düş kapısından geçip giriyor. O gece, düşüm bana bir kapı açtı, geçmişte kalan ve bilmediğim bir zamana işte ben oradan girdim.”

“Zaman Yeli" ve "Güvercine Ağıt” kitaplarından sonra "Kalenderiye" Gürsel Korat’ın Kapadokya konulu romanlarının üçüncüsü. 14. ve 16. yüzyıllarda geçen kitapta, İtalya’da Taranto limanında ve Matera manastırlarında, Kayseri’de kale burçlarında dolaşırken üç adamı; Mazzone’yi, Yusuf Pîr’i ve Bahri Paşa’yı tanırız. Sonra Kapadokya yollarında hanlarda konaklarız. Martana, Sâre ve Perizad gibi etkileyici kadın kahramanlarla tanışırız. Hele Perizad, belleklerden silinmeyecek bir iz bırakır. “…çünkü aşkta başkalarının hayatını çalmaktan başka bir şey yoktur.”

2009’da Notre Dame de Sion Edebiyat Ödülü’nü alan bu roman zamanı, ölümü, aşkı ve aidiyeti, insanın zaaflarını, arayışlarını anlatırken hayat ve inanç üzerine katmer katmer açılan bir sorgulamanın eşiğine bırakır bizi… Gerisi mi? Ya zamandır, ya yalan…
231 syf.
·4 günde·7/10
-Az miktarda spoiler içerebilir-

Ve bir seriyi daha tamamladım.

Bu kitabı diğerlerine oranla daha birçok sevdim, altı çizilesi o kadar çok cümle vardı ki, bazı cümlelerin derin anlamı üzerinde uzun süre düşündüm.

Italya esintileriyle başlayıp Kayseri'ye oradan da başlangıç noktamız olan Kapadokya'ya yolculuk yapmak, olaylar arası nasıl bi bağlantı olabilir diyerek düşünmek ve bu geçişler arasında birçok kişinin yüreğinize dokunacak hayatlarına tanıklık etmek gerçekten de hoştu.

Keşke kitaplar arası ara vermeseydim diye düşünmeden edemedim, bazı karakterleri hatırlamakta zorlandım ve acaba bir bağlantı var mıydı, bu kişiyi okudum mu diye düşündüm durdum çoğu zaman.

Yazarın, kitap içerisinde yer alan tekerleme, şiir ve deyişleri de kendisinin yazması, bu yaratıcılığı da hoşuma gitti, sonuçta konuyla bağlantılı özgünlükte yazmak kolay olmasa gerek.

Kitap için olumsuz söyleyebileceğim bir husus - ki bu sadece bana olmuş olabilir- son bölümdeki şiveleri okumak beni çok yordu, belki ara ara olsa rahat olurdu ama aralıksız yaklaşık elli sayfa kadar okumak zor geldi. Bazı yerlerde de farklı dillerdeki ifadelerin türkçe karşılıgı ne olabilirdi diye merak etmeden de duramadım.
231 syf.
·1 günde·Beğendi·7/10
Kitapyorum
Bir yazar kendi kitabı anca bu kadar heba edebilir bence ,230 sayfalık kitabın 150. Sayfasından sonra yazarın o dönem Kapadokya'sına da kullanılan bir lehçe ile Osmanlıcayı da karıştırıp yazması ,güzelim kitabın son bölümünü anlaşılmaz ,zor okunur hale sokmuş ,insan ne sen böyle bir şey yapar anlamış değilim.
Üç Ada'm ( hristiyan bir tacir ,Kayseri'ye atanan bir osmanlı memuru ve bir kalenderiye dervişinin )iç içe geçmiş kendini hayatı sorgulaması aşkı yorumlaması da işte son bölümün yazılış biçimi bir çuval inciri heba etti .
231 syf.
·Puan vermedi
Kavganın tam ortasında İç Anadolu'da yaşayan eski halklar var. Kapadokya yöresinde insanların başından geçen ve gerçek olaylara dayanan hikayeler, bizleri eski dönemlere götürüyor. Hatta götürmekle kalmıyor, o dönemleri bizlere yaşatıyor. İlgi çekici, bağlayıcı ve mistik havasıyla okunmaya değer. Afiyetle...
Kadınlar, kadınları erkek yerine en ağır cezalara çarptıracak bir cinsiyet düşmanlığı içine girdi mi, düşmanlıklarına, korkunçluklarına ve acımasızlıklarına diyecek söz olmuyordu.
Anladım ki ihanet saydamdır; gösterir ama görünmez. Sadece Tanrı'nın gözünden kaçamayız.
Ne tuhaf bir şey şu zaman, dedi, çok şey yapıyorsun azıcık zaman geçiyor, hiçbir şey yapmıyorsun, çok zaman geçmiş olabiliyor.
“... yarab beni sevmeyeni sevmekten ar etmem ama hiç değilse onun yüreğine de benim için biraz şefkat koysaydın.”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kalenderiye
Baskı tarihi:
Nisan 2018
Sayfa sayısı:
188
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750838880
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Kalenderiye
Kalenderiye
“zamanı bildirir ama bildiren zamandır”

“İnsan eski zamana düş kapısından geçip giriyor. O gece, düşüm bana bir kapı açtı, geçmişte kalan ve bilmediğim bir zamana işte ben oradan girdim.”

“Zaman Yeli" ve "Güvercine Ağıt” kitaplarından sonra "Kalenderiye" Gürsel Korat’ın Kapadokya konulu romanlarının üçüncüsü. 14. ve 16. yüzyıllarda geçen kitapta, İtalya’da Taranto limanında ve Matera manastırlarında, Kayseri’de kale burçlarında dolaşırken üç adamı; Mazzone’yi, Yusuf Pîr’i ve Bahri Paşa’yı tanırız. Sonra Kapadokya yollarında hanlarda konaklarız. Martana, Sâre ve Perizad gibi etkileyici kadın kahramanlarla tanışırız. Hele Perizad, belleklerden silinmeyecek bir iz bırakır. “…çünkü aşkta başkalarının hayatını çalmaktan başka bir şey yoktur.”

2009’da Notre Dame de Sion Edebiyat Ödülü’nü alan bu roman zamanı, ölümü, aşkı ve aidiyeti, insanın zaaflarını, arayışlarını anlatırken hayat ve inanç üzerine katmer katmer açılan bir sorgulamanın eşiğine bırakır bizi… Gerisi mi? Ya zamandır, ya yalan…

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0